confessions

magic mushroom

2. nesil Yazar - Alışmaya çalışıyor

  1. toplam entry 152
  2. takipçi 6
  3. puan 1747

blue velvet

magic mushroom
david lynch'in en yalın aynı zamanda beni en ürküten filmlerinden. beyin yakmaz bu kez lynch ama ruhunuzu yorar. yine bilinçaltının uçsuz bucaksız dehlizlerinde, yine seksüel bir dürtüyle irdeler insan psikolojisini. bazı sahnelerinde anne-çocuk ilişkisine çok rahatsız edici bir ayna ile bakar.

filme ismini veren şahane şarkı ise filme mavi ve kadifemsi bir yumuşaklık katar gerçekten de.

awakenings

magic mushroom
hem robert de niro'nun hem de favori oyuncularımdan robin williams'ın döktürdüğü muhteşem bir drama/biyografidir.

robin williams'a ve hayat verdiği karaktere aşık olmamak için sebep yoktur bu filmde. hala güzel insanların olduğunu ve umut etmekten vazgeçmemeyi öğreten bir dünyanın kapılarını aralar film ama gerçekler de hep yanıbaşımızdadır bazen hiç istemediğimiz şekilde.

R.i.p. Robin.

la pianiste

magic mushroom
sıkıntılı bir eser. sıkıntılı çünkü izlerken kendinizi acı çekerken buluyorsunuz. film boyunca içinizdeki huzursuzluk geçmiyor. bittiğinde ise iki saat boyunca acıdan kıvranmış olan bedeniniz yorgun, ruhunuz sarsılmış olarak devam ediyor yaşamaya.

isabelle huppert yine döktürüyor, haneke ise her zamanki gibi hayran bırakıyor bu en iyilerinden olan eseriyle. özetle, bir haneke başyapıtı.

konformizm

magic mushroom
türkçe'ye "uymacılık" olarak çevrilen sözcük. toplumla ve sistemle uyumlu olma, genel kabul gören kalıplara girme, muhalif ve sivri tavırlar sergilemekten çekinme olarak açıklayabiliriz konformizmi.

çoğu insanın yanlış kullanımının aksine "konforuna, rahatına düşkün" demek değildir.

ben oldum olası sevmem konformist insanları ve de korkarım bu tiplerden.
her şeye "tamam" diyen, herkesle iyi geçinen, her ortama uyum sağlayan bukalemun gibi insanlar tehlikelidir. sistem insanıdırlar. çıkarlarına göre bugün burada yarın diğer tarafta olabilirler. genelde güçlünün yanında yer alırlar. makyavelistlerle aynı soydan gelirler. o yüzden tehlikelidirler.

insanın bi çizgisi, bi tarzı, bi duruşu olur yahu, her kalıba girmek de neyin nesi.

paylaşılmış psikotik bozukluk

magic mushroom
(folie à deux) genellikle iki, nadiren de daha fazla kişiyi etkileyen psikotik bir bozukluktur.

en önemli özelliği sanrıları paylaşan birden fazla hastanın olmasıdır. asıl hasta diğer sağlıklı birey/bireyleri de etkisi altına alarak onların da hastalanmalarına sebep olur. çoğunlukla aynı ailede ya da birbirleriyle duygusal ve fiziksel bağlılıkları olan bireyler arasında görülür. asıl psikotik bozukluğu olan hasta için "aktif", etkilenen birey için ise "pasif" ya da "yalancı hasta" tanımları kullanılır.

hastalık 1860 yılında baillarger tarafından "bulaştırılan delilik", daha sonra da maret tarafından "çift taraflı sanrı" olarak tanımlanmıştır.

bu bozuklukta; psikoz ve hezeyanlar yaşayan hasta gerçeklik algısını yitirir. kendisiyle yakın ilişki içinde olan diğer kişi ya da kişiler eğer yatkınlıkları da varsa zamanla aktif hastanın sanrılarını paylaşmaya ve gerçeklikten kopmaya başlarlar. sonrasında olmayan ve yaşanmamış bir takım olaylara birlikte inanmaya ve olmayan bir yaşamı paylaşmaya başlarlar. bazen hem hastalar hem de çevrelerindeki insanlar için çok tehlikeli sonuçları olabilmektedir.

tedavi sürecinde pasif hasta, baskın hastadan ayrıldığında genellikle kısa süre içinde iyileşme görülmeye başlanır. ancak etkileri geniş bir alana yayıldığından tedavisi özen isteyen bir bozukluktur.

siyasetçilerde sıklıkla yaşandığını düşünüyorum. sanrılar, paranoyalar, mitomani halleri falan çok zor, bir de bulaşıyor işin kötüsü. sonra körler sağırlar birbirlerini ağırlıyorlar.

Edit: son cümle mübalağa içermekte olup, gerçekçi bir tespit değildir.

ladri di biciclette

magic mushroom

vittorio de sica şaheseri.

bir canım kardeşim kadar olmasa da insanı alt üst eden, hüngür hüngür ağlatan filmlerden. ama gerçek bir sanat eseri aynı zamanda. de sica'nın her biri kartpostal karesi güzelliğindeki çekimleriyle, ahlak, din, inanç, iyilik - kötülük göndermeleriyle 1940'lar italyası'nda geçen olağanüstü bir dram.

yeni gerçekçilik akımının da simgesidir film ve salt acımasız gerçeği iliklerinize kadar hissettirir. filmde bir restoran sahnesi vardır ki hem gülümser hem de hıçkıra hıçkıra ağlarsınız izlerken. duygudan duyguya sürüklenirken film boyunca hem umutlanır hem de dümdüz küfredersiniz hayata(!)

sapyoseksüel

magic mushroom
eğer stephen hawking'i çekici buluyorsanız gerçek bir sapyoseksüelsiniz, tebrikler.

hem güzel/yakışıklı hem de zeki değil, yalnızca zeki olmalı, başka bir nitelik gerektirmeyecek, konuştukça ağzınızın suyunu akıtacak kadar zeki.

(bkz:smart is the new sexy)

Son zamanlarda sapyoseksüellik bir moda akımı gibi herkesin üzerinde. Oysa ki gerçek bir sapyoseksüel ben sapyoseksüelim demek yerine Eğilir nitelikli zekanın karşısında, diz çöker ve bırakır kendisini onun karşı konulamaz cazibesine.



patlamış mısır

magic mushroom
Her sağlıksız şey gibi, özellikle de kışın dış mekan ısıtıcılarının altında popoyu ısıtmaya çalışırken içilen birayı daha keyifli hale getiren beyaz.

Diğer sağlıksız ama şukela bira yancıları için
(bkz:Patates kızartması)
(bkz:Midye tava )
(bkz:Kalamar tava)

Ayrıca sinemada mısır, cips yeme saçmalığı bittt. Sinemada film izlenir, karnınızı doyurup öyle girin sinemaya, o çıtırtılarınız sinirimi bozuyor.

stop motion

magic mushroom
hareketsiz objelere hareket vermek için kullanılan film tekniği.

bu etkiyi yaratmak için objenin her anı kare kare görüntülenir ve kareler bir araya geldiğinde obje hareket ediyormuş gibi görünür.

cinema du look

magic mushroom
20. yüzyılın sonlarında hayatımıza giren müzik videoları, bilgisayar oyunları, moda gibi popüler kültür akımlarının dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte, fransız bir grup yönetmenin ortaya çıkardığı bir tür sinema akımıdır.

öncüleri;
jean-jacques beineix
luc besson
leos carax'dır.

akımı yansıtan başlıca filmler;
betty blue (1986 - jean-jacques beineix)

les amants du pont-neuf ( 1991 - leos carax)

leon: the professional (1994 - luc besson)

claude monet

magic mushroom
çizmeye önce karikatürle başlayıp daha sonra kendisini resme adamış empresyonist ressam.

açık havada resim yapmak ve günün farklı zamanlarındaki ışığı yakalamak tutkusuydu monet'nin.

paris yakınlarındaki argenteuil'de bir tekneyi yüzen bir stüdyoya çevirip, seine nehri boyunca gördüklerini resmedecek kadar da doğa aşığı bir ressamdı kendisi.

van gogh'un yoğun sarı kullanımı gibi monet de gözlerinde ileri derecede görme bozukluğuna sebep olan katarakt yüzünden bir dönem resimlerinde kırmızıyı yoğun olarak kullanmıştır.

eserleri bana hep umut ve mutluluk vermiş, tablolarındaki güneş ve ışık, hislerime de yansımıştır. iyi ki yaşamış ve üretmişlerden.
5 /