confessions

miyesmikcih

2. nesil Yazar - Yorulmak bilmez

  1. toplam entry 876
  2. takipçi 5
  3. puan 9068

dilek doğan

turuncu gemi
hakkında hiç bir terör soruşturması olmayan masum gencecik kadındır. aynı günlerde cemevi'ne cenazeye gelmiş ve hiç bir terör iltisakı bulunmayan 30 yaşındaki bir insanımız da katledilmişti.
fakat nasıl bir algıysa bu iki masum insan da çok kimsenin zihninde terörist olarak barındırılmış medya tarafından.

yazık ki alevilerimiz kerbela'dan beri sırf alevi oldukları için bazen kitlesel bazen de bireysel yasallaştırılan ölümlerin hedefi oluyor. gezi olaylarında yasal ölüme maruz bırakılan bütün masum çocuklar aleviydi. tarihle baya iç içe olan bir insan olarak bunu hazmedemiyorum. bunun yanında bütün zorlamalara rağmen hiç bir terör bağı bulunamayan insanların iftiralarla karalanmasına alışmayacağım.

kötülüğe alışmamak ve şaşırmak insan kalma adına sarılabileceğimiz son sığınağımız olabilir. bu muhteşem eylemselliği buradan büyütebiliriz de.

657

turuncu gemi
tarihte en yoğun ve niyetini gizlemeden emekçi düşmanlığı yapan hükümetimizin insanların kuşa dönen kazanılmış haklarını da elinden almak için her şeyi yaptığı kanundur.

fakat seçim sonrası malum kişi bir konuşmasında şöyle dedi;
''chp'ye geçen geçen belediyelerde mevcut sendikalarından istifa etmezlerse çalışanlar işten atılmakla tehdit ediliyorlarmış. arkanızda kapı gibi 657 var hiç bir şey yapamazlar''

bu örnek üzerinden sayın malum kişiye ve tüm akapeli'lere demek istiyorum ki hukuk bir gün hepinize lazım olacak.

bugün 657 sayılı kanun gereğince nispeten iyi sosyal haklara sahip olan memurlarımız bu hakları kolay kazanmadı. 90'lı yıllarda sokakta bedel ödeyerek emek ve sendikal mücadelelerinin bir sonucudur memurların bu kazanılmış hakları.

rica ederim fikir belirttiğiniz konularda bir miktar bilginiz olsun da konuşun.

levent üzümcü'nün atatürk'ü sevmeyenlere hain demesi

turuncu gemi
fatih tezcan'ın sıçmık söylemleriyle kardeş bir söylemdir. mustafa kemal her ne kadar cumhuriyetimizin kurucusu ve gelmiş geçmiş cumhurbaşkanları arasında en iyisi olsa da son tahlilde bir siyasetçidir. kimse mustafa kemal'i, abdulhamt'i, erdoğan'ı sevmeye zorlanamayacağı gibi sevmiyor diye de hainlikle suçlanamaz. zira aklı selim düşünüldüğünde ikisi de faşizmdir.

ben bir komünist olarak, genç cumhuriyeti milli burjuva değerler üzerinde yükseltmeye çalışan gazi paşayı korkmadan eleştirebilmeliyim. bunun adı demokrasidir. hatta ilerlemedir. ama tabii ki bu eleştiriler ideolojik temelli olmalıdır. ülkemizin çok büyük bir kısmının saygı, sevgi, minnet duyduğu bir insana asla saygısız bir üslup geliştirilmemelidir. demokrasi kültürünün en önemli temeli olan bir arada yaşamanın gereğidir bu.

fakat kim olursa olsun sevmemenin bedeli hainlikle itham etmenin hiç bir demokraside yeri yoktur.

mehmet akan

turuncu gemi
ülkemizde genel olarak 15 sene büyük başarıyla canlandırdığı bizimkiler dizisindeki ''sabri bey'' rolüyle tanınır. bir çok başarılı ve tiyatro camiasında saygınlığı olan tiyatro eserleri yazmıştır.

fakat benim için en önemli rolü müjde ar'ın baş rolünde oynadığı ''teyzem'' filmindeki tacizci üvey baba rolüdür. kanaatimce bu performansı bir abd filminde sergileseydi aynı yıl hem altın küre hem de oscar'ı kucaklardı.

ışıklar içinde yatsın.

ameliyat olmak

turuncu gemi
pazartesi günü olduğum çük kadar bir çük ameliyatını anlatmak istiyorum. aslında hastaneye geçen hafta çarşamba günü yatmıştım. dünyanın en yoğun düzeyde iğne fobisi yaşayan müptezellerinden biriyim. üzerine bir de sıkı bir sinema izleyicisi olarak holywood tarafından beynimin karanlık dehlizlerine zerk edilen ameliyat fobisini de koy. 30'larıma kadar iyi idare etmiştim aslında. ama işte 30'lardan sonra bünyede hiç bir şey olmuyorsa bile kesin bişeyler oluyor.

rahatsızlığım varikosel diye türkiye erkeklerinde sıkça rastlanan skindirik bir durumdu. testislerde damarların aşırı büzüşüp büyümesi sonucu spremlerin yanması durumu. bu da geçici bir kısırlığa yol açmakta. doktorlar normalde bekar erkeklere ameliyat önermezler. azıcık bir ağrısı olur çek aq onu da derler. benim de son 5 aydır manastırda yaşayan rahiplerden daha bereketsiz bir cinsel yaşamım olmasına rağmen ağrım dayanılmaz boyutlardaydı. son evre varikosel hastalarında bu ağrı sıkça rastlanan bir durummuş. bir gece ağrıdan artık kendi daşşaklarımı kendim kesmeyi bile düşünmüştüm. bu hal ve şeraitte geçen salı aynı zamanda çok da sevdiğim bir manevi abim olan üroloğumun kapısını çaldım.

bir hastane çalışanıysanız hasta olmak bazen muhteşem bir his. herkes sizin için seferber oluyor. doktordan temizlik görevlisi dostlarınıza kadar ayrı bir ilgi ve muamele görüyorsunuz. sözlükteki bütün dostlarıma geçirecekleri operasyonları kamu hastanelerinde gönül rahatlığıyla yaptırmalarını salık veririm. sömürücü özel hastanelere vereceğiniz on binler ziyandır.

geçen çarşamba sevgili doktorum ilgili tetkikler için hastaneye yatışımı verdi. perşembe günü de ameliyata götürdüler. ama allahım nasıl korkuyorum yolda. ameliyat sıra bekleme salonunda potsop mu ne deniyor oraya ateşime bakan hemşirem yüksek olduğunu söyledi. ciğerlerimi dinleyen hekim abim de az üst solunum yolu enfeksyonu var dedi. tekrar pazartesiye kadar yatış sağlandı ve antibiyotik tedavisine geçildi.
sevinçten havalara uçtum. pazartesi hiç olmayacak sandım ama oldu. tetkik için yönlendirildiğim kbb hekimi de ameliyat için uygundur onayı verdi. nedense o kbb hekimine uzun bir süre düşmanlık hissetim ama geçti.

bilen bilir, ameliyat masaları abd filmlerinde milleti zehirli iğneyle idam ettikleri masaların tıpkının aynıdır. bir aklım dedi ki kaç. fakat ameliyat önlüğü harici çırıl çıplaktım. ve çalıştığım hastanedeydim. bir seçim yaptım ve hastane korüdorlarında o halde koşmak daha beter bir rezillik geldi. ama yani bir kaç gramla öyle geldi. önce mantıklı geldiği de olmuştu. damar yolundan ilacı verdiler. ilk saniyeler ''ben buradayım haa hala sizinleyim, abiler ablalar ne olur daha kesmeye başlamayın'' dediğimi hatırlıyorum bir kaç defa. sonrada ''bakın şimdi kas gevşeticiyi verdiniz , narkozu itelemeyi unutmayın sakın'' dedikten sonrası flu. işte bunlar hep holywood'un beyin amcıklamasının tezehürüdür.

ez cümle, ameliyattan korkmayın. bir sağlık sorununuz olduğunda gönül rahatlığıyla hekime gidin. bir ameliyat kararında en önemli unsur hekiminize güvendir. türkiye hekimlerine ve bütün sağlık çalışanlarına güvenin.

şengül hablemitoğlu

turuncu gemi
2002 yılında katledilen bilim insanı necip hablemitoğlu'nun kendisi de bilin insanı olan eşidir. tıp alanında çok değerli çalışmaları ve kitapları vardır. şengül hoca son dönemde iyi partiden izmir milletvekili adayı olmuş fakat yazık ki seçilememiştir. siyasi görüşlerimiz 180 derece zıt olsa da sağda bu kadar kaliteli insanlar yer aldığı için ülkemizin geleceği adına içim umutla dolmaktadır.

bugün itibariyle kaz dağları direnişiyle ilgili, merhum hablemitoğlu üzerinden cahilce saptamada bulunan profumsu burhan kuzu'ya muhteşem bir şekilde had bildirmiştir. şengül hocamızın saygıyla ellerinden ve kaleminden öperim.

''burhancım, #neciphablemitoğlu 18 aralık 2002 yılında ankara'da ödürüldü. senin partinin ilk iktidar döneminde. ne ahlaksızsınız ki katilleri 17 yılda bulmak için zerre uğraşmadınız. şimdi ağzına alırsan adını senin o ağzını burnunu dağıtmak da bana düşer. edepsiz çirkef...''

ahmet erhan

turuncu gemi
ben yenildim, öyleyken de saçlarım uzarmış
anladım
hayatım ve tırnaklarım
bir cenin umuduna aldandım
yalnızım sapına kadar. ya erenler
hüznümün alnımda münhal bir arsası var
ölüm iki parsel, hayata kandım

ben yenildim, böyleyim, tüyübitmedik ölüm
ardımdan konuşur ve bankadaki hesabıma
göz diker
ben yenildim, 60 x 1,72 olarak yere serildim
ipim yok, ilacım eski. intiharı erteledim

muhteşem dizelerinin yazardırır.

tramvayda kitap okuduğu için linç edilen genç

esdemirei

Fatih Tezcan'ın attığı tweet'le buna maruz kalan gençtir. Marmaray'da yolculuk esnasında oturan ve kitap okuyan bir kişinin bir çocuklu kadına yer vermediği için tweet'inde “Müsaadeniz olursa ben bu kitap yüklü eşeklerle dibine kadar kutuplaşmak istiyorum. Bunların ne bu ülkeye ne medeniyetimize ne de insanlığa faydaları var. Bunların kalbi kurumuş kalbi. Bu iğrençlerin işi gücü anca laf kalabalığı. Gerisi ve gerçeği bu” ifadelerini kullanmış.

tweet silinirse diye tweet eki için: video

deniz kızı

turuncu gemi
muhteşem bir orhan veli şiiridir;

denizden yeni mi çıkmıştı, neydi;
saçları, dudakları
deniz koktu sabaha kadar;
yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi.

yoksuldu, biliyorum
-ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya-
kulağımın dibinde, yavaş yavaş,
aşk türküleri söyledi.

neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir.
denizle boğaz boğaza geçen hayatında!
ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak,
olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek...
dikenli balıkları hatırlatmak için
elleri ellerime değdi.

o gece gördüm, onun gözlerinde gördüm;
gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!
onun saçları öğretti bana dalgayı;
çalkalandım durdum rüyalar içinde.

24 temmuz 2019 yeni akit gazetesi'nin netflix haberi

esdemirei
Yeni Akit Gazetesi'nden Hakkı Bilir'in kaleme aldığı ve 24 Temmuz 2019 tarihinde Netflix İslamofobiyi körüklüyor başlığıyla yayınlanan haberidir. Yazıda online dizi ve film platformu Netflix için LGBTİ'li ahlaksızların gönüllü propagandasını yaptığı, Müslümanları aşağılayarak İslamofobinin körüklediği, bünyesindeki Homeland, Elite, Bodyguard, Collateral, Black Mirror dizileriyle The Dictator, Brid Box, The Promise filmleri gibi niceleri sayesinde bunu gerçekleştirdiği ifadeleri geçmektedir.

Yazının tam hâli şu şekildedir: LGBTİ'li ahlaksızların gönüllü propagandasını yapan Netflix'in, İslam'ı ve Müslümanları kötüleyen bir yayın politikası benimsediği ortaya çıktı. İnternet üzerinden yayın yapan ve hiçbir sansüre uğramayan Netflix'in Müslümanları aşağılayan ve kötü gösteren dizi ve filmleri milyonlarca kullanıcısına ulaştırarak İslamofobinin körüklenmesinde büyük pay sahibi olduğu belirlendi. Hiçbir denetime tabi tutulmamanın verdiği rahatlıkla Müslümanlara saldıran Netflix'in, Homeland, Elite, Bodyguard, Collateral, Black Mirror dizileri ile The Dictator, Brid Box, The Promise filmlerinde kutsal değerlerimize hakaret içeren sahnelere yer verildiği saptandı. Şehvetperest eşcinsellerin hamiliğine soyunan yeni nesil TV ekranı Netflix, yeryüzünde 2 milyara yakın inananı bulunan mukaddes dinimiz İslam'a en ağır ithamlarla saldırmaktan geri durmuyor. Sahne geçişleri başta olmak üzere alakalı alakasız birçok yerde İslamofobiyi körükleyen doneler kullanan Netflix'in birçok dizi ve filmi ise aleni şekilde İslam düşmanlığı içeriyor. Geçtiğimiz aylarda Netflix bünyesinde gösterime giren Elite dizisi anti İslam sahneleriyle dikkat çekiyor. İspanya'daki bir lisede geçen dizide başörtülü bir karaktere önce örtüsü çıkarttırılıyor ve Müslüman kimliğiyle dalga geçiliyor. Gayri ahlaki sahnelerin sıklıkla gösterildiği dizide Müslümanlar ikinci sınıf vatandaşlar olarak lanse ediliyor. Black Mirror dizisinin birçok bölümünde de Müslümanları kötü gösteren sahnelere yer veriliyor. Netflix'te yayınlanan Homeland dizisi de baştan sona İslamofobik öğeler içeriyor. Dizinin tanıtım afişinde bile tesettürlü kadınlar arasında kalan bir kadının yüzündeki dehşet ifadesi seçilebiliyor. ABD'nin işgal ettiği ülkelerde akıttığı kanı görmeyen Netflix, toprakları emperyalistlerin eline geçmiş Müslümanları vahşi ve kan dökücü insanlar olarak tasvir ediyor. ABD'nin katliamlarını adeta meşrulaştıran dizi sanat adı altına aleni ırkçılık yapıyor. Yine bir Netflix yapımı olan Bodyguard isimli dizide de Amerikan kumpasları legalize edilirken, Müslümanlar vahşi olarak ekrana yansıtılıyor. Netflix'in mini dizisi Collateral'de de cennet vatanımız üzerinden İslamofobi düşmanlığı körükleniyor. Dizi karakterlerinden biri çocukluğunun Kırıkkale'de geçtiğini söyleyerek, “dünyanın en berbat şehri' olduğu iddiasına bulunuyor. Netflix'te yayınlanan filmlerde de durum pek farklı değil. The Dictator isimli komedi filminde, baskıcı bir Arap yönetici karakteri üzerinden İslam'a saldıran Netflix, Müslüman ahaliyle de dalga geçiyor. Brid Box filminin sahne geçişlerinden birinde ise ülkemizde gerçekleşen bir kaza görüntüsü ekrana aktarılarak subliminal mesaj veriliyor. The Promise isimli rezil filmde ise sözde Ermeni soykırımı işlenerek ülkemiz hedef alınıyor.”

Yazının silinmesine karşı: Wayback Machine

çocuğum lan ben napıcam başka

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
Bir Twitter kullanıcısının bir tweet'inde zillere basıp kaçan bir çocuğa birisinin “niye zillere basıp kaçıyorsun” sorusuna verdiği cevap. Tweet'in tam hâli şu şekildedir: Karşı binanın ziline basıp kaçan çocuğu balkondan bir adam görüp 'Niye zillere basıp kaçıyorsun, terbiyesiz?' diye bağırdı. Çocuk koşarken bir an durup dedi ki: 'Çocuğum ben napıcam başka?' Ben ikna oldum. Bizim zile de bekleriz, geçmişten gelen çocuk.”

onların 29 ekim'i varsa bizim 15 temmuz'umuz var

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
Mülga Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şenel'in Twitter hesabı üzerinden 16 Temmuz 2019 tarihinde attığı tweet'te geçen ifade.


zenginsozluk.com/foto

zenginsozluk.com/foto
Bahsi geçen ifadeyi atan hesapla ilgili Ticaret Bakanlığı resmi Twitter hesabı üzerinden 16 Temmuz 2019 tarihinde attığı tweet'lerde bahsi geçen ifadeyi atan hesabın sahte hesap olduğu, bu hesapla ilgili hukuki sürecin başlatılacağı söylenmiş.

7 temmuz 2019 30 suriyelinin köpek gezdiren kadına saldırması

esdemirei

7 Temmuz 2019 30 Suriyelinin Köpek Gezdiren Kadına Saldırması
YektaTrn takma adlı bir Twitter kullanıcısı tarafından 7 Temmuz 2019 tarihli tweet flood'unda bahsedilen olaydır. Tweet flood'una göre kadın olayı şu şekilde anlatmaktadır: “İki köpeğimizle parktaydık. Parkta köpeğiyle bir başka kadın daha vardı. Suriyeliler özellikleri yazları kadın, erkek, çocuklarla birlikte kalabalık bir şekilde parktalar. Bu arada sanırım yeni gelenler olmuş. Bayağı kalabalıklar. Suriyeli gençlerden genelde herkes rahatsız. Parkta bağıra bağıra küfrediyorlar. Kimse bugüne kadar ağzını açmadı. Bu gece parktayken Suriyeli bir genç kadın arkadaşa elini kolunu sallayarak 'Köpek kaka yaptı, al' vs. diye bağırıyor. Kadın da 'Biz aldık. Başkasınındır' demesiyle Suriyeli genç daha da bağırıyor. 'Bundan sonra bu parka köpek gelemez' diyor. Diğer gençler koşarak geliyor. Bağırmalar vs. derken başka bir Suriyeli diğer kadını itiyor. Bağırarak 'Kadın olmasaydın seni döverdim' diyor. Parkın karşısındaki pencereden gören birisi 'Ne yapıyorsunuz lan kadına?' diyerek bağırıyor. Bu defa ona 'Ananı sikerim. Erkeksen in aşağı lan' deyip apartmanı basmaya kalkıyorlar. Parktaki diğer Suriyeliler ve aynı yerde oturan akrabaları da koşup geliyorlar. Mahallenin gençleri doluşuyor. Bu Suriyeliler tadilat yapılan binanın önündeki tahtaları alıyorlar ve mahalleliyle kavgaya tutuşuyorlar.”

binali yıldırım'ın çankaya köşkü'nden taşınması

esdemirei
19 Şubat 2019 tarihinde TBMM Başkanlığı görevinden seçim çalışmaları yüzünden istifa eden Binali Yıldırım'ın geçen yaklaşık 6 ay sonrasında Çankaya Köşkü'nden Dikmen'deki evine 2019 Temmuz ayı içinde taşınması olayıdır. Bu olaydan önce muhalefet tarafından eleştirilmiş, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da TBMM'ye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın cevaplaması talebiyle Binali Yıldırım'ın köşkü neden henüz boşaltmadığına dair bir yazılı soru önergesi vermişti. [K]

8 temmuz 2019 ali babacan'ın akp'den istifa etmesi

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın kurucusu olduğu AKP'den 8 Temmuz 2019 tarihinde yayınlattığı kamuoyuna yazılı açıklamada öğrenilen istifa etme olayıdır. Yazılı açıklamanın tam hâli şu şekildedir: "14 Ağustos 2001 tarihinde kurucu üyesi olduğum AKP'de 14 yıl MKYK üyeliği yaptım. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra 13 yıl Bakanlar Kurulu Üyesi oldum. Bu süre içerisinde ülkemizin elde ettiği büyük başarılara katkı vermekten onur duydum. Görevde olduğum dönemlerde partinin kuruluş ilke ve değerlerini hem ülkemizde hem de dünyada inanarak savundum. Türkiye'nin tarihi dönüm noktalarında, doğruları için verilen büyük mücadelelerin bizzat içinde olmak benim için şeref oldu. Son yıllarda ise pek çok alanda yapılan uygulamalar ile inandığım ilke, değer ve fikirler arasında derin farklılıklar oluştu. Aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım. Aynı süreçte Türkiye yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı. Dünya hızla değişti. Ülkemizde ise parlak bir gelecek vaat eden, bambaşka beklentileri olan, dinamik, yeni nesillerimiz var artık. İçinde bulunduğumuz şartlarda, Türkiye için yepyeni bir gelecek vizyonuna ihtiyaç vardır. Ülkemiz için her alanda doğru analizler, yeniden düşünülmüş stratejiler, planlar, programlar gerekmektedir. Çok çeşitli kesimlerle yaptığımız istişareler de bunu teyit etmektedir. Türkiye'nin bugünü ve geleceği için yeni bir çalışma başlatmak kaçınılmaz hâle gelmiştir. Ben ve pek çok arkadaşım, böyle bir çalışma için büyük ve tarihi bir sorumluluk hissetmekteyiz. Bu süreçte aynı ahlaki ve toplumsal sorumluluğu hisseden çok sayıda insanla tanışmış olmak da bizim için çok sevindirici olmuştur. İnanıyorum ki, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözümü, ancak, temsil gücü yüksek ve geniş bir kadro çalışmasıyla mümkün olacaktır. Beraberce çalışmak ve ortak aklı hedeflemek zorundayız. Çalışmalarımızın bağımsız ve özgür bir şekilde yapılması büyük önem taşımaktadır. Her konuda beyaz sayfalarla işe başmak gerekmektedir. Bu gerçekler dikkate alındığında AKP kurucu üyeliğimin devam etmesi maalesef mümkün görünmemektedir. Bugün itibariyle istifa dilekçemi parti genel merkezine ulaştırdım. Hepimizin amacı ülkemizin itibarını yükseltmek, halkımızın refah ve mutluluğunu artırmak, Türkiye'yi hak ettiği güzel bir geleceğe ulaştırmaktır. İnsan hakları, özgürlükler, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü vazgeçilmez ilkelerimizdir. Siyasete ilk girdiğim günden bu yana bunlar için canla başla çalıştım. Allah sağlık ve ömür verdiği sürece bundan sonra da çalışmaya devam edeceğim.”

karşı cinsle tokalaşmayan insan

turuncu gemi
insan diyebilir miyiz bilmiyorum fakat primat olduğu konusunda uzlaşabiliriz. ömrü hayatımda bir kaç defa başıma gelmişliği vardır. insan onuru taşıyan herkes gibi kendimi yerin dibinde hisettim. düşünsenize insanlığın binlerce yıldır birbirlerinin dostu olduklarına dair geliştirilen masum bir ritüel karşısında uzattığınız elin karşılığını bulamıyoruz. yani biz düşman mıyız? şayet bu masum ritüelden o kişinin bana erotik duygular besleyeceğine dair bir endişesi varsa doktora gitsin. benim ona karşı bir el sıkışmasından günah şeyler düşüneceğim hissi varsa yine doktora gitsin.

bu davranışın iyi bir dindar davranışı olduğu kanaatinde de değilim. islam her şeyden önce sosyal bir dindir. son yıllardaki her şeyi abartıp, biçimsel hale getiren, özden alabildiğine koparan maymun davranışıdır.

metrobüsten inenleri beklemeden binmeye çalışmak

esdemirei
otobüsten inenleri beklemeden binmeye çalışmakla aynı olup saygısızlıktan öte bir şeydir. bunu geçtim. ilk binince ne elde edilebilir? Anca oturma kası büyütmeye yarayan koltuğa oturma kasını yolculuk boyunca yaymak, sosyal medyada zamanını boşa harcamak, candy crush'ta şeker kırmak ya da pubg'de el atmak olacaktır. İlk binmeye çalışarak fazla kasmamak gerekir.

5 temmuz 2019 cuma hutbesi

esdemirei
2019 LGBTİ Onur Haftası kapsamında ülkemizde gerçekleştirilen faaliyetlere atıfta bulunulan “Neslin Korunması: Erdemli Bir Nesil, Huzurlu Bir Gelecek” başlıklı cuma hutbesidir.

Hutbenin tamamı şu şekildedir: “'Muhterem Müslümanlar. Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: 'Ey insanlar. Şüphesiz sizi bir erkek ile bir kadından yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız O'na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.' Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: 'Ey insanlar. Bu Zilhicce ayınızda, bu Mekke şehrinizde, bu Kurban Bayramı gününüz nasıl mukaddes ise kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız da aynı şekilde mukaddestir.' Aziz Müminler. İnsan, Yüce Allah'ın takdir ettiği zamanda, O'nun nasip ettiği anne babadan ve yine O'nun tayin ettiği cinsiyet ile dünyaya gelir. İnsanın kadın ve erkek olmak üzere farklı cinsiyetlerde yaratılması, Allah'ın varlığının ve kudretinin belgelerinden biridir. Zira Hz. Adem ve Hz. Havva'dan beri kadın ve erkeği farklı yetenek ve üstünlüklerle donatan, onları birbirine eş kılan ve nesillerini çoğaltan Cenâb-ı Hak'tır. İnsanın kadın ve erkek olarak yaratılması Rabbimizin takdiri ve sünnetullahın bir gereği olup bünyesinde nice hikmetler barındırır. Kul olarak bize düşen, bu takdire hürmet etmek; her iki cinsiyete de saygı göstermek, aralarında adaleti ve merhameti tesis etmektir. Kıymetli Müslümanlar. Rabbimiz bizden yaratılış hikmetimize, insan olmanın haysiyet ve şerefine uygun bir hayat sürmemizi ister. Evlenerek bir yuva kurmamızı, imanlı ve sağlıklı nesiller yetiştirmemizi emreder. Neslimizi muhafaza etmek ve geleceğimize sahip çıkmak, mümin bir kul olarak hepimizin vazifesidir. Nesil güvenliği, en az can ve mal güvenliğimiz kadar değerlidir ve dokunulmazdır. İffet ve haysiyetimiz, helal dairesinde yaşama gayretimiz mukaddestir. Değerli Müminler. Hem kadının hem de erkeğin iffetini, saygınlığını ve haklarını korumaya yardım eden en değerli kurum ailedir. Aile hayatı, aramızda güven ve huzur bağları örer. Aileyi yok sayan ve aile yapısını bozan her türlü düşünce ve davranış, aslında toplumsal bağları hedef almaktadır. Bir toplumun geleceğine umutla bakabilmesi için, öncelikle evlenme çağına gelmiş genç kuşaklar, bir yuva kurarak meşru birlikteliklere özendirilmelidir. Zira aile, dünden bugüne insanoğlunun neslini sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmesi ve medenî bir hayat sürdürebilmesi için bahşedilmiş en eski ve en köklü ocak, en muhkem kaledir. Aziz Müslümanlar. Nikâh, Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle yapılan en kutlu sözleşmedir. Nikâh, kadın ve erkek için hem mutluluk hem de sorumluluk demektir. Evlilik dışı birliktelikler ve “cinsel özgürlük” adı altında gündemde tutulmaya çalışılan “serbest yaklaşımlar” ise kadının da erkeğin de saygınlığını ve haklarını korumaktan uzaktır. Meşru ve muteber bir nikâh olmadan yaşanan birliktelik, Allah tarafından haram kılınmıştır. Haramla yürünen yoldan hayır gelmez. Zira haram daima aldatıcıdır, yıkıcıdır; insan için zarar, toplum için ziyandır. Kıymetli Müslümanlar. Irkımızı, rengimizi ve ömrümüzü olduğu gibi cinsiyetimizi de Yüce Yaratan belirlemiştir. Fıtratın kodlarıyla oynamak, yaratılıştan gelen özellikleri değiştirmeye çalışmak sünnetullaha aykırıdır. Cinsiyete müdahale eden ve cinsiyetsizliğe davet eden çabalar sadece bireyin değil bütün bir neslin felaketini hazırlar. Cinsiyet seçimini kişisel bir özgürlük alanı gibi göstererek ilahi iradeyi yok saymak, haddi aşma ve kulluktan sapmadır. Tarih boyunca bütün inançlar bu tür anlayışları şiddetle reddetmiş ve lanetlemiştir. Muhterem Müminler. Milletleri ayakta tutan, dini ve ahlaki değerleridir. Bu değerler örselendiğinde toplumda çözülmeler başlar, geleceğimiz tehlikeye girer. Rabbimiz tarihte birçok kavmin vahye kulaklarını kapatmaları, ahlaki bozulmaları ve sapkınlıkları yüzünden helak olduğunu bizlere haber vermektedir. Kur'an-ı Kerim'de tertemiz fıtratlarını bozan kavmine Hz. Lut'un haykırışı şöyle anlatılır: 'Lut'u da peygamber gönderdik. Kavmine dedi ki: Sizden önce insanlardan hiçbirinin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz yoldan çıkmış bir topluluksunuz.' Aziz Müminler. Azgınlıkları ve haddi aşmaları sebebiyle helak edilen kavimlerden ibret alalım. Fıtratımıza uygun, nezih bir hayat yaşamaya gayret edelim. İnsanlık şeref ve haysiyetini canımız gibi aziz bilip koruyalım. Kadının ve erkeğin izzetini zedeleyebilecek aşırılıklardan ve çirkinliklerden uzak kalalım. Kız ve erkek çocuklarımıza hak ettikleri değeri ve özeni gösterelim. Sağlıklı bir nesil yetiştirmenin çocuklarımızı, gençlerimizi sapkın anlayışlara karşı eğitmek, bilinçlendirmek ve korumaktan geçtiğini, bu noktada hepimize sorumluluk düştüğünü unutmayalım.”

Hutbenin silinmesine karşı: Alternatif 1 (Archive.org)

suriyeli öğrencilere ücretsiz taşıma desteği verilmesi

esdemirei
MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüyle Türkiye'nin çeşitli illerinde 25 binden fazla öğrenciye okula ulaşım desteği veren İOM arasında imzalanan protokolle geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin okullara erişimini kolaylaştırmak amacıyla iş birliğine gidilmesi olayıdır. Suriyeli öğrencilerin yoğun bulunduğu Adana, Sakarya, Yalova, Batman, Antalya ve Siirt'te ücretsiz ulaşım hizmeti verilecek. Projeyle 2 yıl süresince ihtiyaç sahibi 8 bin öğrenci, hem devlet okullarına hem de geçici eğitim merkezlerine ücretsiz taşınacak. Proje kapasitesinin yüzde 25'i bu durumdaki Türk öğrencilerine ayrılacak. [K]

lokmacı çılgınlığı

hak yeme hell yeah
tamamen sosyal medya modası.

bir aralar çiğ köfte sevenlere kıro diyenler moda olunca 'çiq qöfte qalp' diye dolanmaya başladı.

çay içenlere fakir diyen instagram pelinsuları da moda olunca çaykolik kesildi başımıza. 'her şeyi boşver çay demle', 'bir bardak çayın sıcaklığında buluşalım sevgilim' diye dolanıyorlar hâlâ.

bu lokma modasının çıkışı da tamamen aynı işte.

yarımburgaz mağaraları

esdemirei
İlk defa Abdullah Bey tarafından 19. yüzyılın ortalarında bilim dünyasına tanıtılmış, ilk dönem kazıları Şevket Aziz Kansu'nun önderliği ve Kılıç Kökten'in yönetiminde 1963 yılında aşağı mağaranın giriş kısmında yapılmış. Daha sonra 1964-1965 yılları arasında bu ikilinin yönetiminde mağara karelere bölünerek daha sistemli bir kazı yapılmış. BÜMAK tarafından 1984-1985 yılları arasında yapılan araştırmayla BCRA 5D standartlarında haritası çıkarılmış, Eurasian Bridge 99 Projesi kapsamında biospaleolojik yönden de araştırılan mağaraları 2001 yılında 1. Derece Arkeolojik-Doğal Sit Alanı ilan edilmiş. (1)

yarımburgaz mağaraları

princess
küçükçekmece gölü yakınlarında, başakşehir'e bağlı altınşehir'de bulunan, içinde 400.000 yıllık olduğu söylenen yani paleolitik çağdan kalma buluntular olan mağara topluluğu (iki oyuktan oluştuğu için çoğul kullanıyormuşuz).

internette bulduğum kısıtlı kaynaklara göre, mağaralarda yapılan dar kapsamlı çalışmalar bir yana; mağaraların içleri ve etrafı muhteşem yüzyıl, leyla ile mecnun gibi dizilerin çekimleri için kullanılmış ve hatta tahribata uğramış. ziyaret olanaklarından bahsetmek bile istemiyorum. işin ilginç yanı, mağaralar 2001 yılında 1. derece arkeolojik-doğal sit alanı statüsüne alınmış. okuduğum lise eski ermeni yatakhanesiydi ve okul müdürü duvara çivi çakmak için bile birçok izinle uğraştığını sürekli dile getiriyordu. mağaralar ve dinamit patlatma muhabbetinin aynı cümlede geçmesi bile dehşet verici. dünyanın en eski yerleşim yerlerinden olan bir yerin, bu kadar içler acısı halde olması yenilir yutulur değil ancak elden ne gelir hiçbir fikrim yok.

not: mağaralardan elde edilen buluntular istanbul arkeoloji müzesi'nde sergilenmekteymiş.

not: konuyla ilgili bilgi sahibi olan yazarlar princess kardeşleriyle paylaşırlarsa dünya daha güzel bir yer olur.

not: abartmamak ve saçmalamamak koşuluyla çevre, kültür ve toplum bilinci duyarı kasan yazarlar kucaklanır.

ekrem imamoğlu’nun mal varlığı beyannamesi

turuncu gemi
bankada maaşı hep ekside bir kulturuncu olarak ohaa dediğim servettir. fakat yıllarca karı koca devlet memuru olarak çalışıp da, atadan dededen kalan malı iyi değerlendirip, sıkı da bir birikimle yakın serveti olan insanlar tanıyorum.

elbette kanaatimce ideal olan bu serveti ihtiyaç sahiplerine cebren bölüştürülmesidir. fakat yazık ki henüz benim idealimdeki güzel dünyada yaşamıyoruz. omuz verin de yaşayalım derim.

şu anda yaşadığımız bu zalım dünyada dikkat çekilmesi husus şudur. bir akp'li çıksın desin ki imamoğlu bu servetin bir kuruşunu kamu malından çalarak yaptı, eko başkanın boynuna ilk ilmiği ben atayım. fakat dostu düşmanı böyle bir iddiada bulunamıyorsa kimseyi ilgilendirmeyen servettir. kimse de ağzını yormasın derum. (şive komiği yaptım gülün)

denize girmek

bonnie
güneşin bırakın başınıza geçmesini tüm vücudunuzu kızdırması sonucu önce dakikalarca size buz gibi gelen suyun içinde en fazla dizlere kadar bekleyip, denizin içinde oynayanlardan sıçrayan sulardan korunmaya ve içinizden terbiyesizler, düşüncesizler şeklinde sonradan sizin için de kurulabilecek cümleleri geçirmenizden bir müddet sonra kendinizi denize bırakmak.

sonrası özgürlük gibi bir şey.

edit: bu da böyle bir tanımdır.

kadın ağzı

bonnie
kafasını çalıştıramayan insanların sadece birilerini dinleyerek ani çıkışlarda bulunmasına neden olan bir durumdur.

aynı zamanda cinsiyetçi bir kavramdır. kadını kötü, kusurlu, kendini bilmez şekilde gösterip genelleyerek gizli ve sinsi bir şekilde aşağılar.

kol düğmeleri

bonnie
çocukken bordo ve mavi taşlı iki çift vardı evde. uzunca bir zaman ne olduklarını anlayamadım.hatta küpe gibi kulaklarıma bile takmaya çalışmıştım. benim çocukken kurcaladığım bu tür çok eşya vardı. ne zaman ki lisede barış manço'nun kol düğmeleri'ni bol bol dinler olduk işte o zaman anladım onların kol düğmeleri olduğunu.

günümüzde prestij, stil veya aksesuar olarak erkekler tarafından kullanılmaktadır. ancak yalan yok ben çevremde kol düğmesi kullanan erkekleri pek görmüyorum.

kürt olduğumuzdan dolayı hep dışlandık

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
İstanbul Havalimanı'nda yüklenici firma İGA'da güvenlik görevlisi olarak çalışan İbrahim Layık adlı kişinin 17 Haziran 2019 tarihinde akşam saatlerinde terminal içerisinde yüksekten atlayarak intihar etmeden önce Instagram hesabı üzerinden attığı ancak kaldırılan bir gönderide kullandığı ifade. İfadenin tam hâli şu şekildedir: “Kürt olduğumuzdan dolayı hep dışlandık. Belki bu yaptığım şeyle (bir şeyler) değişir. Ne mutlu Kürt ve Türk'üm diyebilene. Hakkınızı helal edin.”

surname

turuncu gemi
sadece bir dalda edebi eserlerle anılmak genelde edebiyatçıların kaderidir. haldun taner, şiir, düz yazı, öykü gibi bir çok dalda iyi eserler vermiş bir yazar olmasına rağmen edebiyatımızda oyun yazarı olarak bilinir. nazım da keza aynı dallarda muhteşem eserler vermişken şairdir. e tabii, örnekleri çoğaltabileceğimiz büyük yazarlarımızın genelde en iyi türde yazdıkları eserlerle anılmaları normaldir. sanırım dünya edebiyatında bu ezberi bozan tek yazar sabahattin ali'dir. öyküleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleri aynı lezzet ve kalitede olduğu için belki de ismi anıldığında hangi kefeye konulacağı bilinemez.

aziz nesin de genelde öykücü olarak bilinir. neredeyse her öyküsünü en az 2 defa okumuş bir hayranı olarak belki de dünyanın yaşamış en iyi on öykücüsünden biridir diyebiliyorum. fakat romanları da bir o kadar iyidir. okuyucuları tarafından yeterince bilinmemesi beni hep örselemiştir. surname adlı eseri de bunlardan biridir. ilk defa okuduğumda 16 yaşındaydım surname eserini. ırz düşmanı idam mahkumu berber hayri'nin öyküsüdür. daha o yaşımda kirli toplumun bak dediğine bakmamayı, olayları derini ve bütününden düşünüp ele almayı bana öğretmiştir. her yaşta okunmasını ivedilikle tavsiye ederim.

16 haziran 2019 ekrem imamoğlu ve binali yıldırım canlı yayını

turuncu gemi
imamooğlu'nun gayet yerinde bir performansla önde olduğu tartışmadır. binali gergindi, binali yalan söylüyordu, eko gençliğinin ve dürüstlüğünün verdiği güçle binali'nin temsili ciğerini söküyordu. eko'ya helal olsundu.
esas itibariyle bu başlığa yazmaktan bile haya ediyorum. ortada akp'nin bütün devlet ve medya gücüne rağmen kazanamadığı bir 31 mart seçimi vardır. seçimi chp-ip değil halk kazanmıştır. sonrasında halka kazık atılmıştır. bu ve benzeri yayınlarla halka atılan kazık meşrulaştırılmak isteniyor. halkın 23 haziran'daki zaferi her şeye rağmen daha kutlu olacaktır.

sayın binali, dindar bir partiden geliyorsun. öncelikle hatırlatmak isterim ki islam dininde bir kere yalancı şahitlik eden insanın şahadet hakkı hayatı boyunca elinden alınır. pişmiş ismail soramadı bu soruyu sana ben tekrar ediyorum. fetö ele başıyla hiç görüştün mü? veya kaç kere görüştün bugüne kadar diye de soruyu düzeltebilirim.

bir de, selahattin demirtaş'ı serbest bırakın. meydanlar entelektüel derinlik ve zekaya sahip bir lider nasıl olurmuş tekrar görsün.

dilek dündar

turuncu gemi
sevdiği insan için merminin önüne çekinmeden atlayan güzel kadındır. kendisini salt ''can dündar'ın eşi'' olarak tanımlamak zoruma gitti de böyle başladım söze. hakim değilim savcı değilim. can dündar suçlu mudur bilemiyorum. hüküm veremem. fakat dilek dündar hanımefendiye hiç bir suç isnat olunmadığı halde uzun süredir pasaportuna el konulmuş durumdaydı. sizin de tüyleriniz diken diken olmuyor mu bundan? zimbawe'de bile uygulanan ''suçun şahsiliği ilkesi'' kapsamı nerede diye uykularınız kaçmıyor mu? dilek hanım 2 yıldır pasaportunu almak için hukuki bütün yolları tüketti. bugün öğrendim ki pasaportsuz bir şekilde çok sevdiği eşine kavuşmuş. ahmed arif bir şiirinde der ki ''bilmezlikten değil fukaralıktan, pasaporta ısınmamış içimiz'' ahh, keşke bu ülkede insanlar sevgilerini mermilerin önüne atlayarak bir daha hiç ispatlamasa keşke.
şimdi dilek hanıma kocaman bir helal olsun abla sana desem belki de suçu ve suçluyu övmekten dava açılır. fakat mahkemeye sorduğunuzda bu suçlu hanımefendinin suçu nedir? cevap gelmez.
neyse işte, anladınız siz onu.

mustafa özcan

icgqhs
FETÖ'nün veliahdı Mustafa Özcan'ın biyografisi!
Ülkemizin geleceğine kast eden nitekim de başarısız olan 15 Temmuz Darbe Girişimi ve ardından yaşanan gelişmeler FETÖ terör örgütüne dair yeni bulgular ortaya çıkarıyor. Bu doğrultuda Fetullah Gülen'in 2 numaralı ismi olduğu iddia edilen Mustafa Özcan.


MUSTAFA ÖZCAN FETÖ'NÜN 2 NUMARASI ÇIKTI

Halk tarafından başarısılığa uğratılan darbe girişimi sonrasında başlatılan operasyonlar kapsamında, darbe girişimini düzenleyen FETÖ'nün veliahdı olarak Mustafa Özcan'ın belirlendiği ortaya çıktı.

Önceki gün Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli tarafından yapılan açıklamada-“Bu örgütün elebaşı bildiğiniz gibi Pensilvanya'da. Pensilvanya'dakinin yerine Türkiye'deki 1 numaranın bir sivil olduğunu tahmin ediyoruz” dedi.

HÜSEYİN GÜLERCE AÇIKLADI

Bir dönem cemaate ve Fethullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Hüseyin Gülerce yayımladığı köşe yazısında bir isim açıkladı. Bu ismin cemaat içinde iki numara olarak görüldüğünü açıklayan Gülerce “Benim görebildiğim kadarıyla, Gülen 1 numara ise M. Özcan 2 numaradır” açıklamasını yaptı.Kim Tosladıysa Gitmiştir

Ayrıca Hüseyin Gülerce yaptığı başka bir açıklamasında “Camianın içinde bu arkadaşa kim toslamışsa hepsi gitmiştir. Mustafa Özcan'a toslayıp da ayakta kalan kimse olmamıştır!” dedi.

Hüseyin Gülerce ve Nurettin Canikli tarafından yapılan açıklamalar göz önünde tutulduğunda örgütün Fethullah Gülen'den sonra gelen ismi olan Mustafa Özcan 1951 yılında Gediz'de doğdu. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda bünyesinde çalışmaya 1975 senesinde başladı.

977 yılında İzmir'de müftü yardımcılığı görevini yürütürken Fethullah Gülen ve cemaatle tanıştı. Diyanetteki görevinden emekli olana kadar klasik bir 'vaiz' profili sergiledi. FETÖ'nün Türkiye'deki sivil 1 numarası olarak görülen Mustafa Özcan, örgütün para kasası olan Kaynak Holding'in de beyniydi. Örgütte Fethullah Gülen'den sonra en etkili isim olarak niteleniyor.

HKK İmamı

Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda bulunan FETÖ'cü askerlerinden imamı olan Mustafa Özcan 20 yıldır da cemaatin Balkanlar'dan sorumlu imamı. Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Karadağ, Kosova, Makedonya ve Yunanistan'daki tüm cemaat faaliyetleri onun elinin altından geçtiği iddia ediliyor.

emre belözoğlu

turuncu gemi
çocukluğumuzun yerli kahramanlarındandı. gerçi beraber büyüdük sayılır. o 17 yaşında bir dünya yıldızı olma yolunda fileleri havalandırırken, ben de 15 yaşımda müptezel bir lise 1 öğrencisiydim.

bir buçuk nesil öncesi sergen'di emre'nin. bir söz vardır, urfa'dan iki ibrahim çıktı. allah birinin ahlakını diğerinin sesine vermiş. ama ahlak ise hiç vermemiş. iddia ediyorum ki, sergen azıcık disiplinli bir çocuk olsaydı bugün ronaldo, messi ile değil, pele ve maradona ile anılıyor olurdu. sergen disiplinsizdi ama terbiyesiz değildi. emre ise gençliğinden bu yaşına kadar hep terbiyesiz bir çocuktu.

ne kendisinin savunulacak yanı var, ne de izlanda'da uğradığı terbiyesizliğin tabii ki. umarım bundan sonra azıcık empati yapar.