confessions

mızrabımda ızdırap

1. nesil Düzeltmen - Adanmış

  1. toplam entry 378
  2. takipçi 15
  3. puan 7950

13 mayıs 2014 soma faciası

mızrabımda ızdırap
Üzerinden tam 5 yılın geçtiği facia. 301 işçinin can verdiği, birçok çocuğun yetim, birçok kadının hayat arkadaşını kaybettiği, kurumun birçok yönetim görevlisi ve falan filan sorumlusunun içeri alınıp bazılarının serbest bırakıldığı, Türkiye tarihinin en büyük kayıp verdiği maden faciasının yıldönümü bugün...

(bkz:çizmelerimi çıkarayım mı sedye kirlenmesin)

Toplam 5 bin maden işçisinin çalıştığı ocakta saat 15.00 sıralarında başlayan yangın nedeniyle 420 metre derinlikteki ve 3,5 kilometre uzunluğundaki galerileri duman doldurdu, bu sırada madende bulunan işçiler mahsur kaldı.


Rahmetle anıyorum...

fake hesap avcıları

mızrabımda ızdırap
Profil fotoğrafında "arasındaki tek farkı bulunuz" sözüne bile gerek kalmayacak kadar benzer resimler yüklü olan sahte sosyal medya hesapları, gün geçtikçe artıyor. Bunun üzerinden prim yapan hesapları görmek de mümkün. Hesaba baktığın zaman kendisine ait bir düşünce içeren paylaşımı yoktur; şöyle düzgün iki kelimenin yanyana geldiği. Ama sahte hesap bulacağım da alay ederek ya da maskaralık yapacağım diye şekilden şekile girenler var. Böyle parazit zihniyetli insanlara sempati duyamıyorum asla...

Sevgilinin notre dame katedrali'ne bağış yapması

mızrabımda ızdırap
Henüz birkaç gün önce notre dame katedrali'nde çıkan yangın üzerine gerek whatsapp durum paylaşımları, gerek diğer sosyal medyalar, sözlükler ve haberlerde okuduklarımdan sonra anladım ki; hoşgörü merkezli İslam, bu vasfını yitirmeye başlamış. Bir Müslüman olarak bu yangına sevinenlerden değilim. Sevinenleri de anlamış değilim. Hangi din olursa olsun, yaratıcı kavramına ibadet edilen bir mabedin felaketine sevinmek, etik ve insancıl değildir. Bu yüzden böyle bir felakette katedrale bağışta bulunan sevgiliye ben saygı duyarım...

35 yaş sendromu

mızrabımda ızdırap
nefesini hissedecek kadar kendisine yakın olduğum kısır döngü. neden kısır döngü ki? şu yaş otuz beş şiiri var ya hani, cahit sıtkı tarancı'nın yazdığı. ona yaklaşmış olmak içten içe bir düğüm oluyor boğazımda. yaş otuz beş olacak, ne yaptın kayda değer mızrap diyorum kendi kendime. hayaller var bir de, yapılmayı bekleyen. hepsi bu dönemde elini ayağını bağlıyor insanın.

"yaş otuz beş! yolun yarısı eder. dante gibi ortasındayız ömrün. delikanlı çağımızdaki cevher, yalvarmak, yakarmak nafile bugün, gözünün yaşına bakmadan gider."

bağışlanmadık insan kalmaması için beni affet

mızrabımda ızdırap
Necip Fazıl Kısakürek'in en sevdiğim eserlerinden bi olan reis bey'de, ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz ifadesinden sonra en vurgulu olduğunu düşündüğüm söz. reis bey ki; katı kararlar vermiş, adını hep duyurmuştur bir şekilde. fakat bir gence verdiği idam kararından sonra değişmeye başlamış, merhamet ağızların iğrenç sakızıdır dedikten sonra vicdanını içten içe kemirmiştir hep. ve dadısıyla helalleşme kısmında "beni affet!" dediği dadısı ona "eğer seni affedersem yer yüzünde, suçu bağışlanmadık insan kalmaz!" cevabının üzerine kendisi de bu cevabı vermiştir;

"-yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaması için beni affet..."

boyutlar arası yolculukta kendinle karşılaşmak

mızrabımda ızdırap
Böyle bir imkan olsaydı ne olurdu diye düşünmeye başlasa insan, şüphesiz alınan birçok kararları fesh etme ya da sırtını çevirdiklerine sımsıkı sarılma öğüdü verirdi. İnterstellar'da Cooper kısmen bu işi görse de kendiyle konuşabilecek fırsatı olmadı. Mesaj verdi, değiştirdi yalnızca. Ben kendimle karşılaşmış olsam, derdim ki; "mızrap, sana ne dersem diyeyim bu gömleksiz deliliğinle zaten adam olmazsın. Bari arada akıllı rolü yap..."

eski sevgiliyle arkadaş kalabilmek

mızrabımda ızdırap
Güzel yaşanmışlıklar adına sessiz kalınmalı bence. Arkadaşlık babında olsa dahi iletişimin devam etmesi, küllenen duyguların yeniden alevlenmesine sebep olabilir. Eski sevgili ifadesini güzel anılar dahilinde değerlendirdiğim için bu şekilde düşünüyorum, zira kötü anılar varsa o sevgili olamamıştır zaten. Dilim bu şekilde söylüyor, kalbim ise "konuşmasam da olur, onu göreyim yeter" çırpınışlarında. Bu yüzden bu süreçte kalbin sesini duymamak gerekir, çünkü o hassasiyetten ötürü zayıftır. İlişkilerde konuşmak kadar sükunet içinde kalmak da hatırata bir saygıdır.

survivor

mızrabımda ızdırap
TV izlerken zaplama sırasında rastladığım zaman merakımı celbetse de hepi topu 5 dk dayanabildiğim; açlık, susuzluk ve kısıtlı giyim kuşamla verilen yaşam mücadelesi programı. Bir de adadan kim gitsin oylamaları yapılır. Bence adanın kendisi gitsin, bir bağ evinde kendini doğal yaşama adasın.

ankara'da hayvan katliamı

mızrabımda ızdırap
İlgili haberlere baktığımda Bursa'da da buna benzer bir katliam yapılmış. Üstelik zehirlenerek öldürülen 3 köpeğin yanında bir tanesinin yavruları anasının başında bekleşiyormuş. (Bunu okuyunca çokça üzüldüm)
Anlaşılan o ki, hayvan barınaklarının sayısının artmasından evvel insanlardaki vicdan erdeminin var olması gerekiyor. Bir insan merhametsiz ve vicdan yoksunu olursa hayvan koruma alanlarının da önemi kalmıyor. Çünkü öyle insanlar var ki, hiçbir maddi geliri olmamasına rağmen bulduğu hayvanlara her türlü bakımı yapıyor. Ailemin bağ evinde köpeği var, ismi haylaz. Tavuklar ve bir de tanrı misafiri bir kedi. Bu kedicağız bağ evi yakınlarına geldiğinde oldukça hastaymış. Annemle babam, hayvanla ilgilenmişler ve şu anda sağlıklı hatta kilo dahi almış. Bazen şehir merkezindeki evlerine geçtikleri zaman babam iki günde bir 1,5 saatlik yolu onlara yemek vermek için kat ediyor. Bazı sorunlar nedeniyle köye geçemedikleri zaman huzursuz oluyorlar, böyle anlarda kaide hiç bozulmaksızın onlara köydeki komşuları hasan amcadan telefon gelir; "komşu, sanırım bir iki gündür yoksun. Merak etmeyesin hayvanların hepsinin karnını doyurduk." Annemle babam aynı anda; "haylaz'ın keyfi yerine gelmiştir."

benim için tip önemli değil

mızrabımda ızdırap
fiziksel değil de ruhsal mercek sahibi olduğunu söyleyen kişi sözü. âmâ olan insanları bu sözün dışında tutuyorum, sözüm meclisten içeri; şahsi fikrim, sevdiğinizi düşündüğünüz kişiyi gördüğünüz anda tipleme grafiği güzel ise yukarı doğru, değil ise aşağı doğru gidiyor. hiç mi etkilenmiyorum diyorsunuz? "-gelin alnınızdan öpeyim, şu hayatta sayınız az sizin..."

saksı gibi durmak

mızrabımda ızdırap
Öylece durma'nın bir başka bitkisel formu. müdahale etmesi gereken bir duruma dahil olmayan ya da kendi halinde olan insanlara denir. Bir keresinde istanbul'a gittiğim misafirlikte, akşam balkonda otururken baktım karşı balkonda biri oturmuş sabit bir şekilde öylece duruyor. gözümü kırpmadan izliyorum, bir insan hiç mi yerinden kıpraşmaz. bakar da ayıp olur diye çiçeğe böceğe bakayım dedim, gayri ihtiyari oraya bakınca adam yine aynı şekil. nasıl oluyor yahu bu, saksı mı bu adam dedim kendi kendime. nihayet gündüz gözüyle bakınca gördüm ki saksı gibi duran adam, aslında adam gibi duran saksı imiş. velhasıl, saksıya da ayıp ettik...
0 /