confessions

number eleven

1. nesil Yazar - Seviyor ve seviliyor

  1. toplam entry 265
  2. takipçi 13
  3. puan 3800

melihat gülses

number eleven
Hayatımın birçok anında arka planda bana eşlik eden (dinlenirken, uykuya dalarken, uyandıktan sonra kendime gelmeye çalışırken ve güne başlarken, yolculuk ederken, aşıkken, aşk acısı çekerken vs) sesi huzur veren kadın.

Yeşil deniz adlı diziye ait şu şarkıyı da harikulade bir şekilde söylemiştir:

yılmaz özdil

number eleven
atatürk aşığı gazeteci. hem de katıksız bir atatürk aşığı. söz ustası. dünyada asla tartışılmaması gereken insanlardan birisi. onun gibi daha onlarcasına ihtiyaç duyduğumuz gazetecilerden biri.

şu videolarda adeta yarmıştır:





şu videoda da diyecek bir söz bırakmamıştır:

kenar etkisi

number eleven
eğer yanlış bilmiyorsam biyolojik bir terim. örneğin, doğada ormanlık bir alan ile çalılık bir alan arasındaki bölgede, her ikisinde de olmayan bitki türleri oluşur ve doğa için çok önemlidir. bunu insan ilişkilerine göre değerlendirirsek, farklı fikirlere sahip olan iki insan birbirini ötekileştirmeden ve düşmanlığa bürünmeden iletişim kurup tartışır, fikir alışverişinde bulunursa, bu farklılığı birer gelişim fırsatı olarak değerlendirebilirler. sanırım bugün ülke olarak en büyük ihtiyaçlarımızdan bir tanesi.

mutsuzluğa da var mısın

number eleven
bukowski "hayata mutlu olmak için gelmediğini kabul ettiğinde mutlu olmaya başlıyorsun" demiş. mutluluk, bir hedef değil, bir süreçtir, bir andır. öyle kovalayarak, hedefleyerek ulaşılabilecek bir şey değildir. dolayısıyla benim için anlamsız bir sorudur.

bir gün anlarsın

number eleven
ümit yaşar oğuzcan şiiri

Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

gece boş sokaklarda yürümek

number eleven
aklıma necip fazıl'ın "kaldırımlar" şiirini getiren başlık.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

ayrıca aykut kuşkaya tarafından söylenen şarkısı da muazzamdır.

öğretmen

number eleven
toplumun mimarı olan meslek grubu. bu açıdan bakınca gerçekten de kutsal bir meslek ve adeta askeri okullara öğrenci alımı yapılırken uygulanan onca zorlu sınav aşamaları gibi, öğretmenlik eğitimi alacak olan kişilere de ciddi anlamda birçok zorlu aşaması olan testler yapılmalı. yani her öğretmenlik bölümü kazananlar gidip bu eğitimi almamalı. bu işi yapacak olan insanlar seçilmiş ve özel insanlar olmalı.
0 /