confessions

number eleven

1. nesil Yazar - Enerjik

  1. toplam entry 559
  2. takipçi 14
  3. puan 7071

acun ılıcalı

number eleven
Malum, bu adam geçmişte muhabirdi ve ünlülerin peşinden röportaj için koşuyordu. Artık o yıllardan kalma bir kin mi ya da her neyse, parayı bulunca o peşinde koştuğu ünlüleri her sene onar onar adalarda toplayıp aç bırakmalar, boks müsabakası düzenleyip birbiriyle dövüştürmeler gibi organizasyonlar yapıyor. Kurnaz adam.

zengin sözlük yazarlarının karalama defteri

number eleven
bazen çok şey birikiyor. yazmayı çok sevsem de, toparlamakta zorluk çekiyor ve ifade edemiyorum kendimi. ortaya da bölük pörçük ve beni tatmin etmekten uzak şeyler çıkıyor. şiir, müzik, edebiyat iyi ki var. zira, onlar yapıyor tercümanlığımı bu gibi durumlarda. şimdi, şu an hissettiklerimi de toparlamakta zorluk çekiyorum. o nedenle şu alıntıyı bırakıyorum sadece. fazlasıyla anlatıyor beni...

"Kaç kalem eskittim sayfalara! Kaç tükenmez kalem tükendi... Hangi aydayız, hangi gün, ya saat? Ne önemi var ki gerçi! Ben adını bilmediğim bir mevsimin, isimsiz bir gününde kitliyim uzun zamandır! Odanın dört yanındaki mumlara takılıyor gözüm, neredeyse çoğu erimiş... Her mum bir umut olup yansa da odamda, nihayeti erimek! Anlıyorum ki bir dilek tutmak yetmiyor aydınlıkta, ertesi gün karanlığa yüz tutmaya başladı bile..."

tolga tabu

insanlarla tartışmak yerine çekip gitmek

number eleven
Karışımdaki kişiye bağlı olan durum. Normalde de sohbete bodoslama dalan biri değilim. İlk önce pasif dururum ve dinlerin ortamdakileri. Kendimce profil çıkarır, analiz yaparım. Sonra ise aktif hale geçerim. Ama Birine bir şey söyleyeceksem, anlayacağını düşündüğüm biriyse söylerim. Anlayacağına dair şüphem varsa, zahmet etmem, zira değmez. Hele hele siyaset konusunda asla. Fakat karşımdaki anlasa da anlamasa da, eğer sınırı aşarsa gerekli tepkiyi verir ve boktan alır boka sokarım acımam. Cahil cesaretine asla tahammülüm yok. Onun dışında ise sadece dinler ve haline acır geçerim.

harun kolçak

number eleven
Vefatına ağladığım ikinci ünlü. Az önce dolmuşta, bendeniz ile yaptığı "elimde değil" adlı düeti çalmaya başladı, yutkunmakta zorlandım o an. 90'ları 90'lar yapan insanlardan biriydi. O kıvır kıvır saçlarıyla, gözlüğüyle, kendine has dansıyla ve elbette o kalbe ok gibi saplanan slow şarkılarıyla kazıdım onu kalbime ben. 90'larda çocukluk yaşayan biri olarak yeri çok ama çok özel ve öyle kalacak.

Allah gani gani rahmet etsin ve mekanı cennet olsun...

ansızın

number eleven
Bilal sonses'in şarkısı. Bugün dışarıda çalarken kulağıma geldi. Bakayım kime aitmiş dedim ve arka arkaya kaç kez dinledim bilmiyorum.

sözleri

Hem kadersin, hem kedersin
Artık herşey değersiz..

Belki bir gün seversin,
Sen hayatımı mahvedensin

Aldırma geçer be elbet, alışıksın kalbim sabret..
Çoktan unuttum ki ben seni..

Yangınlar söner be elbet, gülüşün küçük bir cennet..
Çoktan unuttum ben seni..

Bir gün gelirsen ansızın, geçer mi dersin kalp sızım
Başarmıştık imkansızı, ya da öyle sandım..

Yanar mı kalbin ben gibi, bulunduğum yer en dibi..
Kaybettim inan kendimi, seni eller aldı.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

number eleven
İnsanın en büyük ihtiyacı anlaşılmak. Eğer hayatımızda, aranızdaki ilişki durumu ne olursa olsun sizi anlayan biri varsa, özellikle de birbirinizi anlamanız için ille de konuşmaya gerek yoksa ve susarak da anlaşabiliyorsanız şanslısınız. Yapmanız gereken şey, birbirinizin değerini bilmek. İncir çekirdeğini doldurmayan şeyler yüzünden birbirimizi bir çırpıda silip atmayın ve o mesele her neyse, üstesinden beraberce gelinmesi gereken bir şey olarak görün. Zaten hayat, iki kişiyken daha kolay yaşanmaz mı ve sorunlar iki kişiyken daha kolay çözülmez mi? Dolayısıyla dediğim gibi, eğer susarak da anlaşabildiğiniz biri varsa, değerini bilin.

Tam buldum zannederken, kaybetmiş biri olarak sadece bir tavsiye... Benim durumumu anlatan en güzel şey şu replik:

"Hani radyoda çok sevdiğin bir şarkıya denk gelir sevinirsin de, tam sesini açtığında şarkı biter ya, öyle bir şeydi işte..." (sen hiç ateşböceği gördün mü?)

gecenin şiiri

number eleven
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutanadüşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yenidendöküp ortaya varını yoğunu
bir yazı-turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tekherkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakkasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir...

Rudyard kipling

charles bukowski

number eleven
1920 - 1974 arası yaşamış abd'li yazar, şair. Yaşadığı hayat şekli sebebiyle Nejat işler'e benzettiğimi söyleyebilirim. Hayatı fazla takmayan, kasmayan, kadınlara ve alkole düşkün, asi biri. Ha, ikisini de severim onu da söyleyeyim. Ayrıca bukowski de tıpkı Nejat işler gibi alkol yüzünden ölümün eşiğinden dönmüş biri. Böyle marjinal adamlara hep hayranlık beslemişimdir.

geceye bir söz bırak

number eleven
“Hangi çiçek, diğerini “sarı açtı” diye ayıplar?
Hangi kuş, “farklı ötünce” diğerine yasak koyar?
Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar.
Ah insanlar!
Her şeyi bulup kendini bulamayanlar…”

Charles Bukowski

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

number eleven
İnsanlar olarak güya en akıllı canlılarız diye böbürleniyoruz ama aslında bir o kadar da aptalız. Zira, akıllı değiller diye aşağıladığımız diğer canlılar kendileri olarak var olup, hayatlarını kendileri olarak noktalayacaklar. Bizse sözde en akıllılar olarak "o ne der" , "bu ne der" diye diye kendimizi hapsediyor ve bastırıyoruz. Devamlı maskeler takıp, rol yapıyoruz. "Aman rezil olmayayayım" , "aman dışlanmayayım" , "aman sevilip kabul edileyim" diye. EE akıl neresinde bunun? Aklın var da kullanamıyorsun ki.

Diğer bir husus da şu ki, insanın tedbiri kazadan önce almak yerine, sonra alması. Trafik lambası gereken yere, kaza yapıldıktan ve birilerinin canı yandıktan sonra lamba konur, kapağı olmayan rögara, biri düştükten sonra kapak konur mesela en basit örnekler. Devleti yönetenler bile, canlı bomba eylem yapmadan müdahale edemeyiz diyor şaka gibi. Kişisel olarak da bakın hayatlarımıza. Muhakkak başımıza bir iş geldikten sonra önlem almışızdır bazı durumlarda.

Eee ???

tek başına tatile çıkmak

number eleven
Doğu ekspresi turuna çıkarak yakın zamanda yapacağımdır. Derin düşünmeyi, kendisini, başkalarını ve hayatı keşfetmeyi seven biriyseniz, tek başınıza tatile çıktığınızda bilirsiniz ki, attığınız her adımda yollar katettikçe, aslında kendi içinize doğru ilerlemiş olacaksınız.
2 /