confessions

olacak o kadar

1. nesil Yazar - arkadaş canlısı

  1. toplam entry 738
  2. takipçi 19
  3. puan 11385

halil inalcık

olacak o kadar
bugün gerek sözlükte bir eserinin paylaşılması gerekse yazılı basında hakkında çıkan anıt mezar haberiyle kendisini akıllara düşüren, hocaların hocası olarak anılan, türk tarihinin en büyük tarihçisi olarak kabul edilen "geçmişe dairin" duayeni.

dünyanın çoğu önemli üniversitesinde en az bir eserine rastlamak mümkündür. birkaç ay önce, hakkında trt tarafından çekilen belgeseli izlediğimde esasında ne kadar kıymet bilmez olduğumuz tekrar hatırıma düştü. özellikle osmanlı devletinin, saray, kültürel, siyasi ve ekonomik hayatlarının cozumlenmesinde çilingir görevi görmüştür. tabiki kuruluş ve yakın dönem türkiyesi ile ilgili çokça kitap ve makalesi mevcut.

25 temmuz 2016'da 100 yaşında vefat eden inalcik hocanın yarın ölümünün ilk yılı olması sebebiyle, kendi kendime bu girininde zamanlamasını manidar buldum.

ruhu şad mekanı cennet olsundur.

robin hood paradoksu

olacak o kadar
sürekliliği tartışılabilecek lakin tutarlılığı sabit olAN PARADOKS.

1-eşitsizliğin olduğu toplumlarda sivil örgütler ortaya çıkar.
2-robin hood zenginden çalar, çaldıklarını fakire verir.
3-fakirler, robin'in verdikleri ile zenginleşir; robin sayesinde alt sınıf, üst sınıfa yükselir.
4-zenginler ise, robin'in aldıklarıyla fakirleşir alt sınıfa düşerler.
5-kahraman unutulur ve hayat normalleşir.
6-zaman geçer, toplumda yine eşitsizlik olur ve her şey en baştan başlar.

sözlükteki hafif kıskanç tip

olacak o kadar
evet evet tam olarak burada yer alan yazar bir kardeşimiz, arkadaşımız, canımız, cigerimiz, yoldasimiz...

son birkaç gündür pek bi' şey yazamıyorum, biraz yoğunluk söz konusu lakin çoğu zaman ne var ne yok diye bakıp yeni yazar arkadaşlara hoş geldiniz diyorum ammma bu arkadaş sürekli basıyor eksiyi basıyor eksiyi. buradan kendisine sesleniyorum. biz ne yangınlar gördük. yapma böyle şeyler. gel barisalim bak. dünya fani.

gargamel'in çok düzgün bir karakter olması

olacak o kadar
objektif bir yaklaşımdır.

şirinler dediğimiz, insan mı cisim mi ruh mu? her ne olduğu belli olmayan bir grup serseriye karşı, gargamelin verdiği sadece bir iktidar mücadelesidir. çünkü onlara güvenmiyordur. karşı taraf öyle uyumsuz bir ekip ki esasında, her karakterin sadece tek bir özelliği var ve yaklaşık 100 şirin toplanınca ancak bir gargamel edebiliyorlar. fakat gargamel'in ormanında nereden geldiği belli olmayan bu güruha verdiği mücadele insanın zaten tabiatında vardır. bilinmeze karşı olan korku gibi.

hem bu çizgi dizinin yazarı demiyor muydu eğer iyi bir çocuk olursanız şirinleri görebilirsiniz diye? iddia edilen fizik kuralları içerisinde bu teze göre gargamel iyi bir insandır.

bizim göremediğimiz bir şeyleri biliyor fakat senaryo gereği söyleyemiyor gargamel. ben şahsen severim kendisini.

1 temmuz 2017 iett toplu taşıma zammı

olacak o kadar
güçlü ekonominin bir gereği olarak vuku bulmuş olaydır. abdullah avcı bunu beğendi.

böylelikle;
"tam 2,30 tl'den 2,60 tl'ye,
öğrenci 1,15tl'den 1,25 tl'ye,
indirimli 1,65 tl' den 1,85 tl'ye;
aktarmalı biniş ücretleri;
tam: 1,65 tl'den 1,85 tl'ye,
öğrenci: 0,50 tl'den 0,55 tl'ye,
sosyal kart: 0,95 tl'den 1,10 tl'ye yükseltildi."

bir kadının tecavüzü savunabilmesi

olacak o kadar
bir kadın yerine bir insan diye başlık açılsa daha isabetli olurmuş dediğim. zira söz konusu paylasimda 719 kişi daha bu kişiyle hem fikir ve muhtemelen yarısı da kadındır. hiç şüphem yok.

toplumca cinnet geçirilen son yıllarda böyle vakalarla karşılaşmak artık hiç ama hiç şaşırtmıyor. asıl şaşırtıcı olan adalet sağlayıcı olması gereken mercilerin bu kadar ketumlasmasi. bu tır sevdalısı kadının, cinsel bir terapi gördükten sonra direkt mapushane yollarına düşmesi olması gerekendir.

az evvel dediğim gibi bunu minimal münferit bir olay olarak görmemek gerekiyor. 30'una 40'ına gelmiş insanlar bile her 5 cümlesinin bir kenarına bir şekilde cinselliği bağlayabiliyor ve bu kadında olduğu gibi kimi disavurumlarda da maalesef böyle sarsıcı şeyler duyuyor ve görüyoruz. allah ıslah etsin hepimizi ne diyeyim. yoksa bu kadını linç etsen n olur etmesen n olur...

okinoşima adası

olacak o kadar
kadınların girmesinin yasak olduğu sadece tapınak olarak kullanılan, 0.7 kilometrekarelik bir garip japon adası.

Ada her yıl sadece bir gün, 27 Mayıs'ta ziyaretçi kabul ediyor ve ziyaretçi sayısı 200 ile sınırlı. Adaya girmesine izin verilen erkekler önce soyunup arınma ayinine katılmak zorunda. Ziyaretçilerin adadan herhangi bir şey götürmeleri ve bu adada neler yaptıklarını anlatmaları yasak.

Dünya Kültür Mirası listesine girmelerine rağmen adaya kadınlara yasağın kaldırılmayacağını açıklayan tapınak yetkilileri, gelecekte Şinto rahipleri dışında kimsenin alınmayabileceğini söylüyor.


Kadınların girmesi yasak olan ada dünya kültür mirası oldu
Neler yapıldığı gizli...
Japonya'da kadınların girmesine izin verilmeyen “Okinoşima Adası” Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) Dünya Kültür Mirası listesine alındı.

Japonya'nın kuzeybatısındaki Kyuişi açıklarındaki 4 adadan biri olan Okinoşima'ya dini ziyaret amaçlı olarak sadece erkekler alınıyor.

BBC Türkçe'nin haberine göre; deniz tanrıçasına adanan Munaka Taişa Okitsumiya Tapınağının bulunduğu 0.7 kilometrekarelik adaya kadınların neden alınmadığı tam olarak bilinmiyor.

Bazı uzmanlara göre bunun nedeni "kadınların adet gördüğü için adayı kirleteceğine" inanılması. Yüzyıllardır adanın sahibi olan Şinto tapınağı kanı "pis" olarak kabul ediyor.

Fakat tapınak yetkilileri bu iddiayı reddediyor ve "eski zamanlarda deniz yolculukları tehlikeli olduğu için insan soyunu devam ettiren kadınların korunması amacıyla, adaya gitmelerine izin verilmediğini" söylüyor.

sol frame

olacak o kadar
cidden müthiş gidiyor.

3-5 entry girip fırsat bulduğum kadarıyla çoğu emeğin karşılığını vermek mahiyetinde okuyup her duyarlı vatandaş gibi oyumu verdim.

ben burayı doğru buluyorum efendim.

mustafa kemal atatürk

olacak o kadar
Atamızın boyu 1.74, kilosu ise 75 civarıydı. 42 numara ayakkabı giyiyordu. Ayakkabıları genelde siyah rugan dı. Atatürk'ün de TC kimlik numası: 10000000146. Aslında bu, birinci sıradaki TC kimlik numarası. Sondaki 46, güvenlik amacıyla, sistem tarafından otomatik konulmuş. Atatürk'ün en sevdiği yemek, etsiz kuru fasulye ile pilavdı. Kahveyi de çok seviyordu. Günde 10-15 fincan Türk kahvesi içiyordu. Atatürk'ün tüm gömlekleri beyazdı. Takım elbiselerinin modelini kendisi çiziyordu. Lacivert rengi sevmezdi. Bu nedenle gardırobunda laciverte yer yoktu. Atatürk'ün “Foks” adında bir köpeği vardı. Atamız Foks'u Yalova kaplıcalarına gittiği bir gün, seyyar bir fotoğrafçıdan 50 liraya satın almış. Foks öldükten sonra doldurulup mumyalanmış. Halen de "Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi"nde sergileniyor. Atatürk spor yapmayı çok severdi. Düzenli ata binerdi, yüzerdi ve bilardo oynardı. Mustafa Kemal, çok kitap okuyan biriydi. Yüzlerce kitabı vardı. Ancak en sevdiği kitap, Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu adlı romanıydı. Öyle ki, kitabı sürekli yanında taşırdı ve zaman zaman rastgele bir sayfa açıp okurdu. Atamız 44 sayfalık bir geometri kitabı yazdı. Bugün kullandığımız üçgen, dörtgen, çap, artı, eksi, bölü, oran gibi Türkçe kelimeleri Atatürk buldu. Atatürk'ün bu kitap dışında 13 kitabı daha var. Mustafa Kemal; Medeni Bilgiler, Karlsbad Hatıraları, Bölüğün Muharebe Eğitimi gibi hem askeri hem de toplumsal konularda kitaplar yazdı. Atatürk isminde bir çiçek vardı. Rivayete göre, Atamız çok seviyor diye bu ismi koymuşlar. Bir başka iddiaya göre ise Meksika kökenli çiçeği Türkiye'de yetiştiren bitkibilimciler çiçeğe Atatürk ismini verdi. Mustafa Kemal Atatürk, son söz olarak, “Aleykümselam” dedi. Anlatılanlara göre, Atatürk, doktoruna dikkatle baktı ve “Aleykümselam” dedi. Ardından girdiği komada 30 saat kaldı. 10 Kasım günü ise maalesef hayatını kaybetti. ..
cümlenin sonuna gelen üç nokta...

barcelona forması giyene 15 yıl hapis

olacak o kadar
malumunuz 5 haziran 217 katar krizi sonrası birçok arap ve körfez ülkesi katar'a yaptırımda bulunma kararı almıştı.

bu yaptırım uygulayan ülkelerden bir tanesi de birleşik arap emirlikleri'ydi. bu ülkede, Katar Havayolları'nın ana sponsoru olduğu Barcelona kulübünün formasının giyilmesini, taşınmasını ve bununla fotoğraf çekilip paylaşılmasını yasakladı.

bunları yapanlar 15 yıla kadar hapis veya 135 bin Euro'ya (yaklaşık 536 bin Türk Lirası) denk gelen para cezasıyla karşı karşıya kalacak.

16 haziran 2017 abd'nin istanbul'da terör uyarısı

olacak o kadar
neredeyse açık adres verilerek yapılmış uyarıdır. yer, şişli/mecidiyeköy olarak açıklanmış. dikkate alınmalıdır. hatırlarsınız, yaklaşık 2 sene önce alman dışişleri yine aynı şekilde türkiye'yi uyarmış ve istiklal caddesindeki alman lisesi o hafta tatil edilmişti. o dönem, iş yerim o civardaydı ve maalesef bir terör saldırısı sonucu onlarca insan hayatını kaybetmişti.

https://www.haberler.com/abd-sokak-ismi-verip-turkiye-de-teror-saldirisi-9739203-haberi/

nubialılar

olacak o kadar
mısır'ı firavun olarak yönetmiş, günümüz afrika ülkeleri mısır ve sudan topraklarında yaşamış olan antik halk.

nubialılar, mısır işgalinden sonra mısır'ın kitaplarını, dilini, yazılarını benimsemiş ve piramitlerin yapımında büyük rol oynamışlardır.

İbranice İncilde'de bahsedilen bu halk, günümüz tarihçileri ve antrepologları tarafından -kayıp bir medeniyet- olarak olarak görülürler. nubialılar'ın sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte günümüzde hala var oldukları düşünülmektedir.

doctor who

olacak o kadar
13. doktorunu, seride ilk kez bir kadın canlandıracak.

Peter Capaldi, 2013 yılından bu yana 12. doktor olarak başrolü üstleniyordu ve yerini Jodie Whittaker'a bırakıyor. Whittaker'in rolü devralacağı, Wimbledon Tenis Turnuvası tek erkekler finalinden hemen sonra yayınlanan bir fragmanla duyuruldu.

sıkı bir feminist olarak bilinen whittaker, Açlık Oyunları, Yıldız Savaşları, Wonder Woman ve Game of Thrones gibi iddialı yapımlarda güçlü rolleri ile hafızalarımızda yer edinmişti.

hollanda

olacak o kadar
bu aralar büyük bir problem ile boğuşan batı avrupa ülkesi.

"Hollanda devleti, hapse atacak suçlu bulamıyor. Ülkede son 10 yılda suç oranı yüzde 20 düştü.

Boş kalan hapishanelerinden biri de Breda şehrinde bulunan cezaevi. Bomboş bir halde kalan cezaevine yönelik yaratıcı bir çözüm bulundu.

Yapımcılar, cezaevini, cezaevinden kaçış oyunları için kullanmaya karar verdi. Öte yandan Shawshank Redemption ve Escape of Alcatraz gibi dünyaca ünlü filmlerin yeniden canlandırılması için de bu cezaevinin kullanılmasına karar verildi."

allah başka dert vermesin ne diyelim.

beyoğlu

olacak o kadar
son iki yıldır fani olan bu bedenim gerek iş gerekse barınma için sokaklarında pek bir fink atmış idi.

evveliyatini bilmem pek mümkün değil lakin mevcudiyeti 45 yıllık eşi tarafından sebepsiz yere terk edilen, görmüş, geçirmiş, kültürlü bir kadın gibi.

şu an hala biraz adı ve çekiciliği varsa o asırlık binaları, dik yokuslari, arnavut kaldırımları sayesindedir. evveliyatinda ise bir müze kivaminda değer görmüş bu istanbul ilçesi, şu an araplara bi' şeyler ittirmeye çalışan esnaflar, 12. sınıf diskolar, inşaat ya resulullahci yerel yönetimler ve sadece bağıran sokak şarkıcıları yüzünden adeta yozlaşmanın dibine vurmuş bir ergene dönmüş durumda. fatihlestirme projesi son sürat devam ediyor. nostaljik tramvayin en son kökü kazanmış durumdaydı. umarım tıp buna bir çare bulur ve hasta önceden olduğu gibi koşup gülmeye başlayabilir.

ışınlanma

olacak o kadar
diğer adıyla teleportasyon yani en kaba tabiriyle gelecekte bulunma hali ve uzay yolu adlı filmde bundan yıllar önce dile getirilen bu hayalin gerçekleştiği açıklanmış.

" Çinli bilim insanları, Dünya'nın yörüngesine bir fotonu ışınlamayı başardıklarını açıkladı.

"Yapılan duyuruda, 500 kilometre uzaklıktaki bir kuantum uydusuna fotonun başarıyla ışınlandığı belirtildi. Başarıyla sonuçlanan deney ile dünya ve uzay arasındaki ilk kuantum veri ağı da kurulmuş oldu. Kuantum ışınlamasında foton çiftleri kullanılıyor. Foton çiftleri arasındaki mesafe ne olursa olsun, bir tanesinin gösterdiği tepki diğerini de etkiliyor. Çinli bilim insanlarının gerçekleştirdiği son ışınlama ise bugüne kadarki en uzun mesafeli kuantum ışınlaması olarak kayda geçmiş durumda."

bu sayede; "Partiküllerin fiziksel temas olmaksızın veri aktarımı gerçekleştirebildiği kuantum internetinin, hayata geçtiğinde veri aktarım hızında da devrim niteliğinde bir gelişme olacağı düşünülüyor. Gelecekte, organları oluşturan partiküllerin ışınlama yoluyla kopyalanarak veri halinde depolanması ve ihtiyaç duyulduğunda bu veri depolarındaki organ parçacıklarıyla tedavilerin yapılabileceği üzerinde duruluyor."

atm

olacak o kadar
İngilizce "Automated Teller Machine" kelimelerinin kısaltması. para cektirici.

ilk kez para çekilişinin 50'nci yılı ve hoş bir ortaya çıkış hikayesi var.

"27 Haziran 1967 günü Londra'daki Barclays bankasının Enfield şubesinde hizmete giren ilk ATM'den madeni birlikler halinde 5 sterlin çekilmişti.
2010 yılında 84 yaşında hayatını kaybeden John Shepherd Barron tarafından icat edilen para çekme makinesinin fikri ise mucidine banyo yaptığı sırada gelmişti.
Kendisi de Barclays bankası çalışanı olan Barron, o Cumartesi günü bankaya bir dakika geç kalarak para çekmeyi başaramamış ve bu olay kafasında "her daim hizmet verecek bir para çekme aygıtı" fikrinin oluşmasına neden olmuştu.
BBC'ye 2007 yılında bir röportaj veren Barron, fikrin çikolata makinesinden doğduğunu açıklamış, "Yalnızca çikolatayı nakitle değiştirmek gerekiyordu" demişti.
Sonraki aylarda bankanın genel müdürüne bir öğle yemeğinde cin içerken fikrini sunmuş ve ATM'yi kabul ettirmeyi başarmıştı.
O öğle yemeğinin, bugün dünyada kullanımda olan 1.7 milyon ATM'nin fikir babası olan Shepherd Barron'ın bu icattan tek maddi kazanımı olarak kabul edilir.
Dahası, bankacılık sisteminin en önemli unsurlarından birinin icadından maddi bir karşılık almayan Shepherd Barron, 4 haneli şifreyi de bu icadı ile birlikte hayata geçirdi."

*Dünyada ATM'lerin en yoğun bulunduğu ülke, bir milyon kişiye düşen bin 516 ATM ile Portekiz.
Nakit para taşıma alışkanlığının az olduğu İsveç'te ise bir milyon kişiye 333 makine düşüyor.

zengin sözlük

olacak o kadar
hakkında naçizane iki kelam etmek istediğim platform.

kelamlarim, yazar alımları ile alakalı olacak. birkaç gün evvel mahlasini hatirlamiyorum lakin bir arkadaş haklı olarak, giri sayısının düşmesinden dem vurmuştu. şahsen, yeni bir işe başladım ve ister istemez hafiften bir yogunlugum var lakin fırsat buldukça karaliyorum bi' şeyler. yalnız herkes yazmak zorunda değil, kimsenin ağzına silah dayayamazsiniz ve başta çokça giri sahibi olanlarda biraz duruldu. çok aşikâr. tespitim yahut önerim ise mütemadiyen, online yazar kısmında çaylak yazarlar görüyorum ama neyle alakalıdır bilemiyorum, 2 gün sonra esameleri okunmuyor, görülmüyorlar. acaba bu konuda belli bir süre esneklik mi gelse? ilk bir hafta donerciler bile ya bedava ya indirimli döner dağıtıyor( gülücük) bana hava hoş ama çoğunluk biraz kalabalık ve farklılık seviyor olabilir. alınan yazar zaten üç-beş giriden sonra belli ediyor kendini. begenmezseniz, alın kellesini gitsin.

kadir mısıroğlu

olacak o kadar
Herkes bilsin diye burada da bulunsun.

kimmiş bu deli? 5 dakika okuyup bir bakalım;

"yıl 1963!

bugün "dindar gençliğine" rol model olarak sunulan ve kendini "belli ölçüde deliyim" şeklinde tanımlayan kadir mısıroğlu'nun henüz bu denli tanınmadığı yıllardır.

bugün olduğu gibi, o günlerde de kadir mısıroğlu çevresine dindar bir profil çizmekte, tertemiz müslüman profiliyle güven telkin etmektedir. ticarete heveslidir. dönemin tanınmış ilahiyatçılarından olan ve türkiye'nin ilk hac ve umre organizasyon şirketinin kurucularından prof. dr. mehmet müftüoğlu; ağzı iyi laf yapan bu genç adama güvenir. kadir mısıroğlu ve ihsan toksarı'yla birlikte "ortaşark" isimli hac ve umre organizasyon şirketi'ni kurarlar. hacı bayram mevkiinde kıskaç sok numara 4'te kurulan bu şirket güney matbaasının hemen yanındadır.

mehmet müftüoğlu çok iyi düzeyde arapça bilmesi nedeniyle türkiye'den hacca giden kafilelerin başında yer alır. müftüoğlu, hacılarla birlikte suudi arabistan'a giderken; şirketin türkiye'deki işlerini de kadir mısıroğlu ve ihsan toksarı'ya bırakır…

1960'ların türkiye'sinde oldukça uzun süren bir hac seyahatine çıkan mehmet müftüoğlu bu defa geri döndüğünde her şeyin buhar olup gittiğini fark eder.. dünyası yıkılmıştır. her şeyini emanet ettiği kadir mısıroğlu ve ihsan toksarı toplanan hac paralarını adeta buharlaştırmıştır. bir türlü hesabı tutturamazlar. rivayet göre ihsan toksarı hacıların parasıyla bebekte apartman yaptırmış, kadir mısıroğlu da paraların bir kısmını buharlaştırmıştır.

olay adliyelik olur. Bütün birikimini bir anda kaybeden ilahiyat profesörü mehmet müftüoğlu derhal mahkemeye koşar. kadir mısıroğlu ve ihsan toksarı aleyhine alacak davası açar. açar ve kazanır da! ama parasını tahsil etmesi mümkün olmaz. ahını bırakıp geride, rahmet-i rahman'a intikal eder. çok meraklısına buna ilişkin mahkeme kararını da gönderebiliriz.

neyse kadir mısıroğlu, sonrasında yayıncılık gibi işlerle uğraşır. ama asıl işi atatürk'e ve cumhuriyeti kuran kadroya küfretmek ve şeriat düzeni istemektir.

hayatını küfür ve hakaretlerle geçiren ve güya allah'tan başkasından korkmayan kadir mısıroğlu; hakir gördüğü "allahsız devrimciler"in ya da kafatasçı ülkücülerin hücrelerde tutulduğu ihtilal günlerinde; cuntacıların hışmından korkmuş ve soluğu yurtdışında almıştır.

bütün hayatı boyunca, memlekete batı tipi bir düzen getirmekle suçladığı mustafa kemal'e küfreden ve şeriat düzeni isteyen kadir mısıroğlu'nun, hayalindeki gibi şeriatla yönetilen bir islam ülkesine kaçtığına kesin gözüyle bakılmıştır. oysa şeytanın şerrinden allah'a sığınırım diyen dili bir anda "lal" olmuş, cuntacıların şerrinden kaçıp şeytan dediği batı'ya sığınıvermiştir. gençlere şeriatın hikmetlerini, batı'nın melanetini anlatan kadir mısıroğlu soluğu almanya'da almıştır. frankfurt'a yerleşen mısıroğlu, buradan da ingiltere'ye geçmiştir…

bakmayın şeriat istediğine, 7 eylül 1983 tarih ve 18158 numaralı kararla birlikte türk vatandaşlığından çıkarıldığında, bu defa da ingiltere'den siyasi iltica talep etmiştir.

sonrası mı?

ingiltere'de geçirdiği günleri sonrasında beş parasız kalmıştır. mehmet müftüoğlu'nu hiç hatırladı mı bilinmez ama rotayı yine şeriata değil "kişisel rahatına" kırmıştır. tekrar almanya'nın yolunu tutmuş, yurtdışında kaldığı 11 yıl boyunca dilinden düşürmediği "şeriatla yönetilen islam ülkelerine" bir kez bile uğramamıştır..

almanya'da camileri dolaşıp, kurduğu sucuk fabrikası için müslümanlardan para toplamıştır. tabi aklına kim geldiyse söverek…

bugün tayyip bey'in mirasçısı olmakla övünüp durduğu demokrat parti'nin kurucusu celal bayar'ı "inönü'den bile dinsiz ilan ederek…"

çok merak edenler arşivlerden, sucuk fabrikası için para toplayan kadir mısıroğlu'nun celal bayar'a ithamlarını da okuyabilirler.

uzatmayalım...

1991 yılından sonra türkiye'ye tekrar dönmüştür. kaldığı yerden atatürk'e, inönü'ye ve bayar'a; cumhuriyeti kuranların neredeyse tamamına küfretmeye devam etmiştir.

sadece o kadar mı?

elbette hayır…

akif'e de küfretmiştir akif'e…

yandaşların dilinden düşürmediği mehmet akif'e…

kaldırıp milli şairimize "serserinin teki" deyip geçmiştir…

dedik ya...

müslüman mı, yoksa koca bir şarlatan mı bilemeyiz…

bu adama alkış tutmaya devam edenlere de sadece allah'tan akıl ve fikir ihsan etmesini dileyebiliriz…"

hiçbir yere ait olmayan insan

olacak o kadar
kesinlikle ve kesinlikle sayın nihat dogan'dır. kendisi, hiçbir yere ait olmadığını delilleriyle göstermiştir. öyle ıssız öyle bohem öyle bir bilinmezdir ki septizim konusunda yürek burkup, 27 yaşında intihar eden ecnebi sarkicilara selam çakar.

kah ülkücü kah apocu olmuştur;

zenginsozluk.com/foto

kimi zaman iflah olma bir çapkın;

zenginsozluk.com/foto

bazen ise sağolsun namusumuzun yegane koruyucusu;

zenginsozluk.com/foto

kimi zaman manevi dünyaların taçsız kralı;

zenginsozluk.com/foto

kimi zaman ise cihangir sokaklarının basın danışmanı;

zenginsozluk.com/foto

kimi an'lar geldi ve karl amca'ya selam çaktı.

zenginsozluk.com/foto

kimi an'lar geldi ve bizden biri oldu;

zenginsozluk.com/foto

özetle;

zenginsozluk.com/foto


30 mayıs 2018 habertürk muharrem ince canlı yayını

olacak o kadar
yıllar sonra baştan sona izlediğim bir siyaset programı oldu. mübalağa edeceksek, şiir gibiydi diyebilirim.

- başkan ince, dersine çok iyi çalışmış.
- didem hanım malum medyaya rağmen çok iyi bir moderatorluk örneği gösterdi.
- yukarıda bir arkadaşın dediği gibi, alçı'nın solunda oturan zat feci şekilde kötü niyetliydi lakin façası ve zekası yarı yolda kaldı.
- program tekrarı an itibariyle veriliyor.
- tv'de ilk defa bir siyasinin ağzından kuantum ve fizik sözcüklerini yıllar sonra duyduk.
- "bana, erdoğan'a sorabileceginiz sorulari sorun" mottosu ibretlikti.
- sayın ince, özellikle fetö'nün siyasi ayaklarının cezalandırılacağını dillendirdigi an tam bir "hannibal"modundaydi ki bu güven verdi.
- ve gecenin gizli kahramanı kameraman arkadaş, laf zekeriya öz'e ve ergenekon'a gelince, alçı'ya öyle bir zoom yaptı ki Alfred Joseph Hitchcock halt yemiş.

zengin sözlük

olacak o kadar
Fena değil bir şekilde gidiyor. Bir dönem paranormal bir olaydan dolayı yazmayı kesmiştim sonra devam dedik.

Lakinnnnn 2 giri üstteki düşünceye katılıyorum zira bilmem kaç giri önce buna değinmiştim. Misal, beşiktaş'ın forma renkleri siyah-beyaz diyen bir yazar 10-15 artı oy alırken, baba hakkı ile girilen biri giri yok hükmünde sayılıyor. Gerçek zenginlik pek bu olmasa gerek. Umarım zamanla kalite artar ve deyimler sözlüğü olmaktan çıkıp görece bir niteliğe bürünür.

36. chp olağan kurultayı

olacak o kadar
7 göbek halk partili ve akabinde halkçı ecevitci bir ahalinin ferdi olarak ne ben ne biricik eşimin oy vermemesine sebebiyet verecek kurultay.

Biz karabağ türküyüz. Bizden akp'ye oy çıkmaz. 80 milyonda 800 kişiyiz. Biz vatanperver atatürkçü bir aileyiz lakin bizden artık halk partiye de oy çıkmaz.

Yine gel samsundan sarı saçlı mavi gözlüm.

90. oscar ödül töreni

olacak o kadar
sabaha karşı açıklanmıştır;

En İyi Film: The Shape of Water
En İyi Kadın Oyuncu: Frances McDormand - Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En İyi Erkek Oyuncu: Gary Oldman - Darkest Hour
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Allison Janney - I, Tonya
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sam Rockwell - Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En İyi Yönetmen: The Shape of Water - Guillermo Del Toro
En İyi Özgün Senaryo: Get Out - Yazan: Jordan Peele
En İyi Uyarlama Senaryo: Call Me By Your Name - Senaryo: James Ivory
En İyi Film Müziği: The Shape of Water - Alexandre Desplat
En İyi Yabancı Film: A Fantastic Woman (Şili)
En İyi Belgesel: Icarus
En İyi Kısa Belgesel: Heaven Is a Traffic Jam on the 405
En İyi Animasyon Filmi: Coco

en uzun sözcük yarışması

olacak o kadar
Euronews'in farklı ülke gazetecileri arasında düzenlediği, gazetecilerin kendi dillerinde yer alan en uzun sözcüğü bulma yarışı. Bu ilginç yarışmanın kazananı ise 75 harfle Türkçe oldu. Türetilen kelime; Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesinesiniz.

oxford İngilizce Sözlük'te en uzun İngilizce kelime bir akciğer hastalığını tanımlamak için kullanılan 'pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis.' Ancak uydurulan sözcükler ve teknik ifadeler dışarıda bırakılırsa, en uzun kelime 28 harflik 'antidisestablishmentarianism.' Bu sözcük İngiliz Kilisesi'nin devletten ayrılmasına karşı olma pozisyonunu tanımlıyor.

Fransızca, İspanyolca ve İtalyancadaki en uzun sözcükler 30 kelimenin altında. İspanyolcadaki 23 harfli 'electroencefalografista' sözcüğü, elektroenselogram (beyin dalgaları çizelgesi) yapan sağlık çalışanlarını tanımlıyor. Fransızcadaki 25 harfli 'anticonstitutionnellement' kelimesi anayasa ya da usulle ilgili kurallarla uyumlu olmayan bir şeye atıf yapıyor. İtalyancadaki 26 harfli 'precipitevolissimevolmente' ise bir zarf ve mümkün olduğunca hızlı anlamına geliyor.

jön türkler

olacak o kadar
fransızcası jeune turc olup bu isim kendilerine avrupalılar tarafından verilmiş ve halen memlekete faydaları konusunda tartışmalar devam eden, osmanlının son dönemlerinde ortaya çıkmış yapılanma. padişaha yekten karşı olmamakla beraber bir meclis ve anayasaya ihtiyaç duyulduğunu beyan etmişlerdir. nitekim, kanun-i esasi bu yapının eseridir diyebiliriz.

yalnız ismi ile müsemma değildir yani çoğunluğu genç türklerden oluşsa da aralarında türk olmayan, yaşlı ve kadın üyelerde yer alıyordu. özellikle yurt dışında yaşayan türklerin, ülke topraklarına gelip oradaki gibi bir yapılanma çabası içerisinde oldukları bilinir. en bilinen kişilik enver paşadır. gazi m.kemal atatürk ise hiçbir zaman buraya üye olmamış ve tüm ısrarlara rağmen mesafesli yaklaşmıştır.

bir dönemler, ünlü yönetmen steven spielberg'in lakabı da yine "jeune turc"idi.

elmanın meyvelerin baronu olduğu gerçeği

olacak o kadar
karşı çıkılamaz bir gerçektir.

elma diğer meyveler gibi pasif ve içine dönük bir meyve olmamış aksine sürekli bir şeyler kovalamıştır. ne mandalina ne armut ne de kiraz...elma kadar karakter sahibi olamamislardir.

bir meyve düşünün ki tarih boyunca hep insanoğlunun kaderini çizsin yahut her alanda bir şekilde görevler üstlensin.

bu elma varya bu elma tek bir ısırıkla sadece bir olan dünya nüfusunu 0'a indirdi. tek bir hareketi ile insanoğlu'na yerçekimi var ulan sığırlar deyip, newton adlı bir adamı dünya sahnesinde efsane haline getirmiştir. demografi ve bilim dışında görsel dünyaya da el atmış ve karaktersiz bir prensesi tek bir lokmasıyla uyutmuşta uyutmuş ve sonra o prensesi de ünlü bir hikayenin kahramanı yapmıştır.durur mu elma? yetmemiş ve şu modern dünya'nın teknoloji alanında bir numarası olan şirketin logosu ne? tabiki de yine bir elma sahnede. ve daha niceleri...

şimdi sorarım bu elma kadar gizemli, mistik ve bir o kadar da spesifik bir meyve var mı?kesinlikle yoktur. o yüzden herkes bu gerçekleri düşünerek elma yerken çok iyi düşünmelidir.

dünyaya iki kez gelen teksaslı bebek

olacak o kadar
abd'nin teksas eyaletinde yaşayan margaret hawking boemer'in hamileliğinin 16. haftasında karnındaki çocuğun omuriliğinde tümör tespit edilir.
bunun üzerine doktorlar hamileliği sonlandirmayi dusunse de aile bunu reddeder ve bu mucizevi olaya start verilir.

"doktorlar, bebeği anne karnından alarak, tümörü temizledikten sonra yeniden rahme yerleştirmeyi içeren bu riskli ameliyatı yapmaya karar verdi. ameliyat sırasında lynlee adlı bebek sadece 500 gram ağırlığındaydı. tümörün ağırlığı da aşağı yukarı aynıydı.
ameliyat sırasına lynlee'nin kalbi durdu ancak bir kalp uzmanı bebeği hayatta tutmayı başardı ve böylece tümörün büyük kısmı alınabildi.
yaklaşık 20 dakika süren bu müdahalenin tamamlanmasının ardından bebek yeniden ana rahmine yerleştirildi.
boemer, doğuma kadar geçen 12 haftayı yatakta geçirdi ve lynlee 6 haziran'da sezaryenle yeniden dünyaya getirildi.
lynlee, sekiz günlükken ikinci bir ameliyat yapılarak tümörün kalan kısmı da temizlendi. bugün, lynlee sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor."

tarihte ilk biyolojik savaş

olacak o kadar
avrupa'da, diğer adı '' kara ölüm '' olan veba hastalığı korkusu başlamıştı. i̇nsanların korkularından faydalanmakta usta olan cengiz han; kendine teslim olmayan doğu avrupa'daki bazı kalelere, o güne kadar görülmemiş askeri bir strateji, acımasız ve bir o kadar da kolay olan bir saldırı başlattı.

cengiz han; teslim olmayan kalelere mancınıkla vebadan ölmüş kişilerin cesetlerini attırdı. bu şekilde veba önce kaledeki askerlere ve çevredeki diğer kalelere, daha sonra ise bütün avrupa'ya hızla yayıldı.

avrupa nüfusunun 1/3'ü bu hastalıktan öldü. ölenler arasında avrupa'nın bir ucunda olup, cengiz'in ordusu'ndan hiç bir asker dahi görmeden ölen krallar vardı.

hayatta kalanlar ise şehirleri terkedip dağlık alanlarda yalnız yaşamaya başladı.
bu olay, günümüzde dahi insanlık için büyük bir tehlike olan kitle imha silahlarının başlangıcı yani atasıydı.

osmanlı döneminde idam edilen yüzlerce maymun

olacak o kadar
istanbul'da maymun nüfusunun artması ve halkın maymunları günlük hayatta aktif olarak kullanması iii. murat devrine denk gelir.

öyle ki maymunlar, gemilerde gözcülük yapmaktan tutun da evcil beslenmesine kadar istanbulluların yaşamında bir çok noktaya sirayet eder. üstelik bugünkü azapkapı ve galata, o dönemlerde maymun alım-satımını gerçekleştirilen ünlü pazarların başını oluşturur.

tabi hikaye, istanbul'un bugünkü durumunu da göz önünde bulundurduğunuz da pek de iyi sonuçlanmıyor. o zamanlarda iii. murat'ın itibar gösterdiği, molla abdülkerim efendi ismiyle bir zat anılır. rivayete göre molla abdülkerim efendi yahudi mezarlığına cami inşa edecek kadar haz etmiyor gayrimüslimlerden. sultanın kendisini rumeli kazaskeri yaptığı dönemdeyse o zamanlarda aşağılayıcı olarak nitelendiren kırmızı ve siyah renk elbiselerin gayrimüslimlerce giyilmesi şartını koşuyor.

istanbul'daki maymunların kaderi, molla efendi'nin fatih camii'nde verdiği bir vaazla değişiyor. nitekim molla efendi, bu maymunların “kadınlar tarafınca fena işlerde kullanıldığı” yönünde bir iddiayı ortaya atıyor.

bu vaazla provoke olan halk, azapkapı ve galata'daki maymun satıcılarını basıyorlar ve idam etmek üzere maymunları topluyorlar. tarihçiler o günün vehametini “istanbul'da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı” diyerek aktarıyor.
katliama tanık olan halk o günden sonra molla'ya “maymunkeş” lakabı takıyor. molla'nın ölümüyle de şehirde yaşayan birçok hayvansever kendi arasında kutlamalar düzenliyor.

*konuyla ilgili reşad ekrem koçu'nun “tarihimizden garip vakalar” isimli kitabı önerilir.

cicero

olacak o kadar
Elyesa Bazna kod adıyla bilinen ki muhtemelen doğru değil, arnavut asıllı türk casus lâkin alman istihbaratı adına çalışmıştır.

Adım adım tanım yapmak gerekirse, opera tutkunu, büyük bir ingiliz düşmanı, oldukça sakar, şanssız ve bir o kadar da yetenekli ve sanslidir cicero. Karmasikliklarla dolu bir hayata sahip olan cicero gibi karakteri hollywood tabiki affetmez ve filmini çeker. Her ne kadar cicero bizzat başrolde oynamak istese de rol James Mason'ına gider ve hatri sayılır bir gişe başarısı yakalanır.

Tüm hayatı merak edenler için çarşaf çarşaf yazılmıştır, bana düşen varlığını hatirlatmakti. Umarım bizim sinemamıza da ilham kaynağı olur kendisi.

hürmüz boğazı

olacak o kadar
Dünya petrolünün yüzde 20'sinin, ortadoğu petrolünün yaklaşık yüzde 40'ının geçtiği stratejik bölge.

Abd tehditlerine karşılık iran'ın elindeki en büyük kozdur hürmüz zira her abd ile yaşanan gerilimde, iran hürmüz boğazını uluslararası ticarete kapatmak tehdit eder lakin fikrimce bu imkansızdır. Böyle bir durumda hem uluslararası desteğini kaybeder hem de zaten buhranda olan ekonomisine bir kurşun sıkmış olur.

iran'ın toprak bütünlüğünü koruyabilmesi bu boğazin güvenliğinden geçer zira en az abd kadar iran düşmanı olan bae ve suudlar alternatif kanallar inşa edip iran'ı bu noktada zayıflatmak istiyor. Bae'nin fuceyra'ya uzanan boru hattını açmasının altında yatan sebep de tam olarak budur.

jesse owens

olacak o kadar
Hitler rejimine ilk yenilgiyi tattıran abd'li siyahi atlet.

Ailesi çiftçi, ataları köle olan owens, 1936 berlin olimpiyatlarında 100 metrede, uzun atlamada, 200 metrede (hem de 4 m farkla) ve 4x100 metre bayrak yarışında altınları toplayarak kırılması çok güç rekor ve başarılara imza atmıştır.

Her ne kadar bu duruma hitler'in çok sinirlendiği söylense de owens verdiği bir demeçte;
"hitler in beni hor gördüğü doğru değildir ben koşumu yaparken kendisi ayağa kalkıp beni alkışlamış bana el sallamıştır, sanırım o zaman ki durumdan dolayı böyle propoganda vari haberler yapılmıştır." Demiştir.



kırılgan beşli

olacak o kadar
fragile five.
para birimleri açısından dünyanın en kötü performansını sergileyen ekonomileri tanımlamak için kullanılan tabir.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenen 2018 listesinde, Türk LİRA'sı, Brezilya REAL'i Güney Afrika RAND'ı, Hindistan RUPİ' si ve Endonezya RUPİAH'i yer aldı.
Arjantin, macaristan, polonya, şili, rusya para birimleri ise ilk beşi zorlayan! Ülkeler oldu.

iznik konsili

olacak o kadar
iskenderiyeli iki tanrıbilimcinin temeldeki büyük fikir ayrılıkları nedeniyle imparator konstantin tarafından toplanmıştır.

Atanasyus'a göre İsâ yaratılmamıştı ve baştan beri Tanrıyla birlikte idi. Kelamı tanrı kelamiydi.
Aryus'a göre İsâ'da ezeli, yaratılmamış Kelâm değil, sonradan beden almıştı. Tanrı Kelâmı ezeli değildi.

M.s. 325 yılındaki konsil sonrası atanasyus'un fikri benimsendi; isa, tanrıyla aynı öze sahipti.

Hristiyan kaynaklar, bu konsilde sadece isa mehdinin tartışıldığını, incil metninden şüphe duyulmadığını, incil metinleri üzerine konuşulmadığını söylerken, islam ilahiyatçıları ise bu konsilde papazların bir yığın incil içerisinden dört tanesinin seçilip hristiyanlığa sunulduğu savını desteklerler.

sports tv

olacak o kadar
sporun futboldan ibaret olmadığını düşünen ben ve benim gibi bünyeleri 4 köşe yapan gerçek spor kanalı.

diğer malum sözde spor kanalları değil bir maç bir pozisyon üzerine 2 saat konuşurken, kendileri maçtan maça, turnuvadan turnuvaya, branştan branşa atlıyor. bir bakıyorsun tenis grand slamleri, oradan hopppp buz hokeyi şampiyonlar ligi, sonra hoop gomelsky cup; efes-olympiakos maçı.

ulaş can'ı beinsports'a kaptirsalar da yine de takipteyiz.

dermorphis donaldtrumpi

olacak o kadar
İklim değişikliğini çok da umursamadığını belirten abd başkanı donald trump'a atfen, ABD'nin Panama eyaletinde keşfedilen bir iki yaşamlı (amfibik) canlıya bilim insanlarınca verilen isim.

''Demorphus donaldtrumpi, iklim değişikliğine en duyarlı canlılardan biri ve isimdaşının iklim politikaları yüzünden nesli tükenme riskiyle karşı karşıya. Başını toprağa gömmek Trump'ın iklim değişikliğiyle ilgili bilimsel mutabakatı gözardı etmesine yardım ediyor."

isabetli olmuş.

christian bale

olacak o kadar
amerikan derin devleti diye bir şey varsa eğer onun en en en tepesindeki adam olan kurt ve bir o kadar da elini, gözünü, kalbini kan ve para bürümüş siyasetçi dick cheney'nin hayatını anlatan vice filmindeki rolüyle büyüklüğünü göstermiş oyuncu.

filmde canlandırdığı dick cheney karakteri ile ilgili olarak "dick cheney rolünü oynamamda bana yardımcı olduğu için şeytana teşekkür ederim" diyerekten vicdanının güzelliğini de ayriyetten ortaya koymuştur.

üçlü birlik kökeni

olacak o kadar
Günümüz hristiyanların çoğunluğu tarafından kabul gören bu inanç, esasında kutsal kitaplarında geçmez. hz.isa sonrasında ortaya çıkmıştır.

Ms 325'de toplanan iznik konsili'nde imparator Constantinus'un psikopaslar üzerinde kurduğu baskıyla ilk defa hristiyanlık aleminde bahsi geçmeye başlamış ve imparatorun, hz.isa'yı tanrılaştırma serüveni başlamış oldu.

Hz.isa'nın Logos yani Tanrı Sözü ile açıklanması tüm bu yanlışın temelini oluşturmuştur.