confessions

olacak o kadar

1. nesil Yazar - Buraları sevdi

  1. toplam entry 645
  2. takipçi 15
  3. puan 9516

1639 büyük sigara içenler isyanı

olacak o kadar
sömürge dönemi amerika'sında gerçekleşmiş isyandır.

bu dönemde sigara çok yaygındı ve ilk sigara yasaları ortaya çıktığında, insanlar bunların arkasında durmadı.

1639 yılında new york kenti hollanda kolonisiydi ve ismi new amsterdam idi. sömürge valisi, wilhelm kieft, sigara ve tütün satışını yasaklayan bir kararname çıkardı. new amsterdam halkı için bu kanun bir eziyetti. ertesi gün, 2000 sigara içen kişi vali konağını bastılar. şiddete başvurmadan daha etkili bir yol seçtiler, herkes bir koltuk kaptı ve sigara içmeye başladı. kieft evini tütün dumanı ile doldurmak uzun sürmedi. kieft nihayet sigara içenlerin karşısına çıktı ve bunu yaparak yasayı ihlal ettikleri bildirdi. durmaları için onları uyardı. sigara içenler bu uyarıya daha güçlü bir şekilde sigara içerek yanıt verdi.

sigara protestosonun ikinci günü sonunda, vali evinin içi ve dışı büyük bir duman bulutu ile kaplıydı. son olarak vali kieft temiz hava istediği için yasa iptal etti. asi sigara içenler barış içinde protestoyu bıraktı ve böylece isyan sona erdi.

intihar notları

olacak o kadar
tarihte en meşhurlarının hikayeleri akıllardan çıkmayacak cinsten olan notlardır;

per ohlin: "kan için kusura bakmayın."
norveçli black metal grubu mayhem'in solisti ohlin'in cansız bedeni, 1991 yılının 8 nisan'ın da bilekleri ve boğazı kesilmiş, silahla kendini vurmuş bir halde bulundu. onun intihar notunda; önce bileklerimi ve boğazımı kestim. ardından öldüğümden emin olmak için kendimi vurdum.

pete ham: "stan polley duygusuz pisliğin tekidir."
pop müzik ikonu pete ham, menejer stan polley ile oldukça kötü bir menajerlik anlaşması imzaladıktan sonra intihar etti. dönemin ünlü şarkıcısı peter ham son notunda ise şunları söyledi: “anne, seni seviyorum. blair (kız kardeşi), seni seviyorum. kimseye güvenemiyorum. sanırım en iyisi bu. stan polley ise, duygusuz pisliğin tekidir”.

r. budd dwyer; “lütfen bu manzaradan etkileneceksiniz odayı terk edin.”
pensilvanya'da maliye müdürü olan bu şahıs rüşvet almakla suçlanmıştı. kendisine bu suçundan dolayı 55 yıl ve 300 bin dolar para cezası verildi.bu durumun karşısında televizyonlardan da canlı yayınlanacak bir basın toplantısı organize etti. fakat dwyer'ın bu organizasyonu onun intihar eylemi olacaktı. toplantısına şu sözlerle başlayan dwyer “saatlerce düşündükten sonra kimseye örnek olmaması gereken bir karar verdim” dedi ve tabanca çıkarttı. dwyer, şaşkın bakışların arasında “bu alet birini yaralayabilir” dedikten sonra tabancayı ağzına dayadı.

christine chubbuck: "yaşamın renkleri içerisinde birini daha göreceksiniz!"
1974 yılında ünlü tv spikeri canlı yayınlanan programının ilerleyen dakikalarında 38 kalibrelik silahını çıkarıp kendini vurarak intihar etti. televizyonda intihar eden ilk ve tek haber spikeri olan chubbuck'ın son sözü ise; "kanalın 40 yılında polisin son haberlerini, son kanlı cinayetleri ve renkli yaşamları aktardık. şimdi bir tanesini daha göreceksiniz.” oldu.

george eastman: "işim bitti, beklemek niye?"
eastman kodak'ın kurucusu olan george eastman da tarihe adını yazdırmış intihar eden kişilerin arasında gelmektedir.annesi tekerlekli sandalyede yaşayan bir kadındı. fakat kader midir bilinmez eastman da hayatının ilerleyen dönemlerinde talihsiz bir hastalık geçirdi ve tekerlekli sandalyeye mahkûm oldu ve bu durumu daha fazla kaldıramadı ve kalbine sıktığı tek kurşunla hayatına son verdi. eastman'ın sevdiklerine bıraktığı notu ise oldukça manidar oldu: “işim bitti. beklemek niye?

john thomas doyle: "çektiğim diş ağrısını saymazsak aslında hiçbir nedeni yok”
49 yaşındaki bu adamın köprüden atladıktan sonra cansız bedeninde bulunan not insanların aklından uzun süre çıkmadı. doyle'nin notu ise şu şekildeydi: “çektiğim diş ağrısını saymazsak aslında hiçbir nedeni yok”.

hunter s. thompson; "futbol ligi bitti"
rolling stone magazin'de yayınlanan son yazısında gazeteci hunter s. thompson, 2005 yılındaki köşe yazısında adeta intiharını lanse etti. aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlısı olan thompson, yayınladığı son köşe yazısında adeta intiharını ihbar ediyordu.

dorothy millette “biliyorsun ki o son gece bir komediydi.”
1930'larda seks sembollerinden olan 21 yaşındaki jean harlow, stüdyo yöneticisi ve kendinden iki kat yaşlı paul bern ile evleneceğini duyurdu. fakat ortada herkes tarafından bilenen bir gerçek vardı paul bern evliydi ve asıl olaylar bundan sonra yaşandı. olayın ardından 5 eylül 1932 yılında bern'in karısı evlerinin banyosunda kendisi vurdu. bern eşini banyoda çırıl çıplak ve parfüm kokusuyla ve bir de notla buldu.

hz. lut

olacak o kadar
Kur'ân-ı kerîm'de ismi bildirilen peygamberlerden. İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. İbrahim aleyhisselam ve ona inananlarla birlikte Nemrûd'un memleketinden hicret edip Şam'a geldikten sonra, Lut Gölü yanındaki Sedum şehri halkına peygamber gönderildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselamın dînini tebliğ etti.

peygamber olarak gönderildiği kavim, ahlaksızlık ve yakışıksızlık noktasında çok ileri gitmişlerdi. Bu insanlar, kadınlar yerine erkeklere karşı şehvet duyguları besler ve hiç utanmâdan bu duygularını açıklarlardı. İnsanlığın fıtratına ters olân bu duygu, söz konusu insanları hayvandan çok âşağı dereceye düşürmüştür.

hz. lut'un tüm uyarılarına rağmen ahali azginliklarina devam etti. Kavim helak olurken içlerinden Hz. Lut ve sayıları ancak "bir ev halkı" kadar olan iman edenler kurtarıldı. Hz. Lut'un karısı iman etmemişti ve o da helak edildi.

sodom ve gomore

olacak o kadar
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nu romanidir.

İncil'e göre Ürdün'ün iki şehri olan “Sodom” ve “Gomore” ahlaki bakımdan iyice çöktüğü ve çürüdüğü için Allah'ın gazabına uğrar ve yerle bir olur.

mütareke yıllarında İstanbul'daki bazı çevreler de ahlaki, milli ve manevi değerlerini kaybetmiş; bu yönüyle İstanbul bu eserde Sodom ve Gomore ile özdeşleştirilmiştir.

Romandaki tüm tipler olumsuz ve çıkarcı tiplerdir, sadece Necdet iyidir.

yakup kadri'nin bu eseri milli eğitim bakanlığı tarafından önerilen kitaplar arasında yer alır.

1963 senesinde Sodom and Gomorrah adında bir film de gösterime girmiştir.

israil'in iranlı yöneticileri

olacak o kadar
mevcut siyasi konjonktür ve siyasi söylemlere zıt gibi görünse de genelkurmay başkanından cumhurbaşkanına i̇srail'in pek çok liderinin içerisinde bulunduğu listedir.

i̇srail'de yaklaşık 135000 i̇ran asıllı yahudi yaşıyor. bu yahudilerin çoğunun i̇ran kültürünü sevdiği ve çocuklarına da farsça ve i̇ran kültürünü öğretmeye çalıştığı söyleniyor.
yahudiler i̇ran'ın efsanevi kralı kiros'u kurtarıcı olarak adlandırır ve bu i̇ranlı kralın adı yahudilerin kutsal eski ahit kitabında musevilerin kurtarıcısı olarak geçer. bu nedenle i̇srailli yöneticiler her fırsatta i̇ran- i̇srail milletlerinin bölgede en yakın halklar olduğunu öne sürerler.

muşe katsav: 1945'de i̇ran'ın yezd şehrinde doğan moşe katsav i̇ srail'in 8. cumhurbaşkanıdır. 5 yaşındayken i̇srail'e göç eden moşe katsav farsça'yı anadili seviyesinde konuşmaktadır. i̇ran'da eski adı musa kasap ile tanınır. onun döneminde i̇ran'ın cumhurbaşkanı da yezd doğumlu hemşerisi i̇ranlı şii din adamı muhammed hatemi idi! katsav i̇srailli maariv gazetesine verdiği bir demeçte vatikan'da papanın cenaze töreninde hatemi ile görüştüğünü ve aralarında yezd hakkında farsça diyalog geçtiğini öne sürmüştü. i̇ran dönem cumhurbaşkanı hatemi doğal olarak bu iddiayı yalanlamıştı.

şaul mofaz: aslen i̇ran'ın i̇sfahan şehrine ait olan ve 1948'de tahran'da doğan şaul mofaz i̇srail devletinin 16. genelkurmay başkanı ve eski savunma bakanıdır. bir hayır kuruluşunu açan mofaz kendi köklerini de unutmamış ve yüzlerce i̇ranlı öğrenciye de burs temin etmektedir. 800 i̇ranlı yahudi öğrenci onun bursuyla üniversitede okumaktadırlar.

dan halutz: 1948'de i̇ranlı bir anne ve babadan doğan halutz i̇srail'in 18. genelkurmay başkanıdır. i̇ran- irak savaşı sırasında irak'ın nükleer santralını yok etme operasyonunda komutanlık yapmıştır.

rita cihanfuruz: 1962'de tahran'da doğan rita 1970'de ailesiyle i̇srail'e göç eder. i̇ran ve fars kültürüne sevgi besleyen rita “i̇ran kültürünün gerçek yüzünü göstermeye çalıştığını” söyler. 1990'da euruvision şarkı yarışmasında i̇srail'i temsil etmiştir.

michael ben- ari: i̇srail devletinin yasama organı (knesst'in) üyesi ben- ari aslen i̇ranlı- afganistanlı bir aileye mensuptur.

mordechai zar: 1914'de i̇ran'ın meşhed kentinde doğmuş. : i̇srail devletinin yasama organı (knesst'in) eski üyesidir.

deng xiaoping

olacak o kadar
çin halk cumhuriyetinde mao döneminde yönetimde söz sahibi olan nadir insanlardan biriydi.
ekomominin kötü yönetildiğini gördüğü anda mao'ya ekonomik açıdan alternatif bir yolların olması gerektiğini söyledi. yönetimle ters düştüğü için sürgüne bir traktör fabrikasına gönderildi.üniversitede başarılı bir öğrenci olan oğlu pufang kızıl askerler tarafından yakalandı ve babasının suçunu itiraf etmesi için bir odaya kapatıldı, darp edildi ve buradan çıkış yolunun sadece pencere olduğu söylendi. pufang bu pencereden kendini aşağıya attı ve belden aşağısı felçli kaldı, daha sonra babasının yanına bu haliyle gönderildi.daha sonra deng hiçbirşey yokmuş gibi tekrar yönetim kadrosuna alındı, mao'nun ölümünden sonra yönetimi tek başına eline aldı ve komunist sistem ile kapitalist sistemi birleştirerek çin'in her sene % 10 büyümesini sağlayan ekonomik sistemin temellerini attı.. 2008 pekin olimpiyatlarının düzenlenmesinde oğlu pufang yer aldı ve büyük bir hayır kurumunun başında görevini sürdürmekte.. sene 2017 çin ekonomik olarak deng' in kurduğu sistemin meyvelerini yemeye devam ediyor.

fehmi koru

olacak o kadar
zaman gazetesi kurucularindandir. her devrin adamı sözünün üzerine "cuk" diye oturması başlıca özelliğidir. "dinci" ve " dindar" kimliği ( ki bu iki kavramı iyi ayırt etmek gerekir) ön plana çıkmıştır. hakkında delilleriyle birlikte ne kadar dini önemseyen!!! bir yazı yazılmış. dikkatle okunasidir. öncesinde hatırlatmak gerekir ki, zamanında her bilderberg toplantısına giden gazeteciyi ajan diyerek yaftalamis lakin ilk davet edildiği bilderberg toplantısına koşa koşa gitmiştir. yazdığı bir yazı ile sözcü gazetesine yapılan operasyonun tetikleyicisi olmuştur. 17/25 aralık sonrasında ise pensilvanya'ya arabulucu olmak niyetiyle sık sık gidip gelmiştir. şimdi gelelim hakkında çıkan yazıya;
http://odatv.com/sozcu-fehmi-korunun-ipligini-pazara-cikardi-2405171200_m.html

bu gala daşlı gala

olacak o kadar
3. kıtası sonsuza dek dinlenesi azeri ezgisi.

Dağlara çen düşende
Galbime gam düşende
Ruhum bedenden oynar
Yadıma sen düşende

Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala

Kızıl gül olmayaydı
Sararıp solmayaydı
Bir ayrılık bir ölüm
Heç biri olmayaydı

Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala

Bulağ başı buz olar
Üstü dolu gız olar
Eğil desmalın götür
Ben götürsem söz olar

Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala

Sabir Mirzaev

zeitgeist

olacak o kadar
çok amerikanvari olacak ama cidden dostum cidden senin sorunun ne?

adam gibi şurada, yazar arkadaşlarla değişik bilgiler paylaşalım, bi'şeyler sunalım diye uğraşıyoruz. bir başlığın altına gelip yok abuzittin'e selam söylüyorum... başka bir başlık altına gelip bokunda boncuk bulmam vs. deyip hem moderatoru olduğun sözlüğün kurallarına aykırı davraniyorsun hem de konuları sulandiriyorsun. ya ben sözlüğün kuruluş amacını yanlış anlamisim yahut yolunda gitmeyen bi'şeyler var.

hugo gernsback

olacak o kadar
amerikalı mucit ve dergi yayıncısı,bilim kurgunun babasıdır. yayınladığı "amazing stories" isimli bilimkurgu dergisiyle tamamen bilim kurgu türüne ait yazıları içeren ilk dergiyi çıkarmıştır.

bilim kurguya jules verne ve herbert george wells kadar olan katkılarıyla bilinen gernsback, amatör radyonun da mucidi olarak bilinmektedir. kablosuz iletişim ve radyo parçaları üzerine çalışan hugo, modern electrics isimli telsizler üzerine bir dergi çıkararak döneminde bu konudaki açıklığı gidermiştir. daha sonradan bilim kurguyla harmanladığı bu dergi amatör radyo aletleri, parçaları, kablolar ve telsizler konusuda hobi amaçlı 1908 yılında yayın hayatına başlamıştır. teknoloji destekli bilim kurgu hikayelerini zamanla icada çeviren gernsback'in en ilginç icadı ise isolator adıyla bilinen izolatör olmuştur. izolatör ya da orijinal adıyla isolator, gernsback tarafından 1925 yılında icat edilmiş oksijen borusu yanında olan bir çeşit odaklanma cihazıdır. izolatör insanların yaptığı işe daha fazla odaklanmasını sağlarken, görüş alanını kısıtlayarak tek noktaya odaklanmayı sağlamıştır. görünüş itibariyle işkence cihazını anımsatan izolatör, bu görünüşüyle aslında tek fikir odaklı düşüncelere gönderme yapmaktadır.tek bir noktadan görüş açısı vererek tek satır tek satır okuma yaptıran cihaz, dış dünyayla ilişkiyi de kestiği için zihni bütünüyle odaklamaktadır. izolasyon kaskı olarak bilinen, bilim ve buluş altında incelenen cihaz gernsback tarafından kullanılmış ve reklam afişlerinde böyle tanıtılmıştır.

sonderkommando

olacak o kadar
nazi ss birlikleri tarafından toplama kampı mahkumları arasında seçilerek oluşturulan ve genelde ölümle tehdit edilerek; gaz odalarında veya askerler tarafından kurşuna dizilerek öldürülen insanların cesetlerindeki değerli eşyaları toplayarak onları ss subaylarına teslim ettikten sonra cesetlerini gömen birliklere verilen ad.

bu görevde yahudilerin seçilmesinin altında yatan temel sebep, "sizi öldürdükten sonra cesetlerinizi yine size temizletiriz" şeklinde bir propaganda sistemiyleyahudiler üzerindeki psikolojik baskıyı arttırmaktı. sonderkommando görevlileri asla direkt olarak ölümlere sebep olmazlardı. o güzel !!! görev sadece alman askerlerine aitti. alman askerlerine fiziksel olarak hazır ve güçlü lazımdı. bu sebepten kendilerine ait barakalarda, diğer mahkumlara göre daha temiz şartlarda yaşarlar ve taze gıda maddeleri, ilaç, sigara gibi hiçbir mahkumun ulaşamadığı ihtiyaçlara rahatlıkla sahip olabilirlerdi. hatta genelde sigara ihtiyaçlarını sıradan bir günde alman askerler tarafından öldürülen ve içeriye gizlice sigara sokmuş bir yahudi'nin üzerinden karşılarlardı.

stalin'in mao'nun dışkısını inceletmesi

olacak o kadar
eski bir sovyet casusunun iddiası.

sovyet lideri stalin'in emriyle gizli polis teşkilatı bünyesinde yabancı liderlerin dışkılarını incelemek üzere özel bir birim bile oluşturulmuş.bu birimin varlığını ortaya çıkaran igor atamanenko'nun aktardığına göre '' o zaman gizli servislerin bugünkü gibi dinleme cihazları yoktu. sovyet uzmanlar, bu yüzden en abartılı bilgi toplama tekniklerini icat etmiş.

dışkı da aranan şey ise: örneğin eğer dışkıda yüksek miktarda amino asit triptofan varsa bu, o kişinin sakin ve ilişki kurulabilir bir insan olduğuna işaret ediyordu. ancak dışkıda potasyum eksiliği varsa, bu o kişinin sinirli bir mizacı ve uykusuzluk sorunu olduğunu gösterirmiş

aralık 1949'da sovyet ajanları moskova'yı ziyaret eden çin lideri mao'nun dışkısını incelediler.
mao için özel tuvaletler yapıldı. bu tuvaletler kanalizasyon sistemine değil, gizli haznelere bağlıydı. 10 gün boyunca kaldığı konuta fazla fazla yiyecek ve içecek getirilen mao'nun dışkısı her defasında hemen alınıp analiz ediliyordu.
stalin'in, dışkıları incelendikten sonra mao'yla anlaşma imzalamaya yanaşmadığı öne sürülüyor.
joseph stalin'den sonra iktidara gelen nikita kruşçev'in dışkı projesini rafa kaldırdığı ve laboratuvarı kapattığı belirtiliyor.

çin'i felakete sürükleyen serçeler

olacak o kadar
komünist lider mao zedung iktidara oturduğunda çin tarımına çağ atlatmak istemesi sonucu ortaya çıkan bir garip vaka.ilk hedef olarak tarlalara zarar veren hayvanlar seçilmişti.

mao bu yüzden 1958'de tarlalara zarar veren serçeler ve haşerelere karşı seferberlik ilan etti.ülke çapında büyük kitleler 24 saat boyunca organize olarak serçelerin yumurtaları ve yuvalarına zarar verdiler.çin kızıl meydanına kim ne kadar serçe getirirse o kadar fazla alkışlanıyordu.serçeleri kaçırmak için on binlerce korkuluk ve kırmızı bayrak üretildi.ülkedeki işçilerin yarısı seferberlikte yer alırken, yarısından da atış ekipleri kurulmuştu.devlet tarafından serçe öldüren vatandaşlara çeşitli ödüller verildi.tam iki yıl sonra 1960 baharında tarlaları böcekler bastığında çinli liderler öldürülen serçelerin böcekleri yiyerek aslında faydalı olduğunu fark etti.öldürülen iki milyar serçeden sonra mao serçeleri 'düşmanlar' listesinden çıkardı.fakat artık çok geçti.çünkü ülkede zararlı böcekleri yemesi beklenen serçelerin soyları neredeyse tükenmişti. ekolojinin alt üst olması ve tarlaların zarar görmesiyle üç yıl sürecek büyük kıtlık başladı. büyük kıtlık boyunca en az 20 milyon kişi açlıktan hayatını kaybetti.

kral jie'nin şarap gölü

olacak o kadar
son antik çin hükümdarının bir garip hayatının bir garip fantezisidir.

anlatılanlardan geriye kalan kral jie'nin inanılmaz fazla olan zulmüdür. zalim ve despot bir hükümdar olarak, hayatta sevdiği üç şey vardı; yemek, kadın ve şaraptı. saltanatı sırasında tüm krallığından en güzel yemeklerin getirilmesini istedi. lezzetli olmayan yemekler geldiğinde sorumlusunu idam ettirdi. birçok eşi ve cariyeleri vardı. büyük ve lüks sex alemlerinin sarayında olması hiç nadir değildi.

her şeyden çok kral jie şarap içmesini severdi. aslında sık sık sarhoş alma noktasını geçmesine rağmen içmeye devam ettiği söylenir. tarihçilerin aktardığına göre bu sınırları geçtiğinde bakanlarının üzerine at gibi biner ve onu odada gezdirmelerini isterdi. bunu kabul etmeyen bakanlar kellesini kaybederdi.

kral jie'nin en inanılmaz isteği sadece onun için yapılan şaraptan küçük bir göldü. kral jie gün içinde bu gölde en sevdiği cariyesi mo xi ile küçük bir tekneyle gezintiler yapar ve sonrasında alemlere katılırdı.

insanlar onun zulüm ve yolsuzluklarindan yoruldu ve shang tang adında bir adamın liderliğinde,eskiden kral jie tarafından yönetilen 40 krallık ayaklandı. bunu üzerine bütün çin halkı kralıjie'ye karşı ayaklandı. kral jie'nin ordusu mingtiao savaşı'nda yenildi ve saltanatının 31.yılında kral jie devrildi.sürgünde hastalıktan öldü.

gizli silah bal ve bir imparatorluğun çöküşü

olacak o kadar
romalı general pompey ile pontus krallı mithridate'in karadeniz'deki savaşları sırasında ortaya çıkan dahiyane bir fikrin sonucu olan olay.
çok kuvvetsiz olan kral mithridates geri çekilmeye başlar ancak romalılar takip etmedi, başka bir şey onların dikkatini çekti. saf bal dolusu onlarca fıçı pontus ordusu tarafından terk edilmişti ve romalı askerler hemen tatlı sarı baldan kendilerine ziyafet çektiler. o yıllarda bal sadece zenginler için ayrılmış nadir yiyecekti, fakir yada orta sınıfın pek tadamadığı bir lezzetti. onlar balın kral mithridates tuzağının bir parçası olduğunu bilmiyordu.
orman gülünde grayanotoxin denen kimyasal yüksek miktarlarda bulunur. grayanotoxin balda kalır ve tüketildikten sonda aşırı sarhoşluk ve halüsinasyonlara neden olur. “deli bal” yüksek miktarda tüketilirse koma ve hatta ölüme neden olabilir. bölge insanları binlerce yıl boyunca “deli bal” hakkında bilgiye sahiplerdi ve şarap içine küçük miktarlarda ekleyerek ekstra etki etmesini sağlardı. bu sayede şarap etkisi daha hızlı ve daha kalıcıydı. düzenli ve disiplinli roma ordusu bal tüketim miktarını abartınca hızlı bir şekilde ruhsuz bir serseri çetesine dönüştü.
kısa bir süre sonra kral mithridates ordusu geri döndü ve çaresiz roma kuvvetlerini katlettiler.kral mithridates için bu büyük bir zafer maalesef sadece bir kez çalışacak bir hile idi. orgeneral pompey başka bir ordu ile geri döndü ve pontus krallığı ezdi. kral mithridates m.ö. 63 yılında intihar etti.
ancak bal zehirlenmesi sonucu çok büyük bir güç kaybeden pompey'in imparatorluğu kısa bir zaman sonra julius ceaser tarafından yıkıldı.

osmanlı döneminde idam edilen yüzlerce maymun

olacak o kadar
istanbul'da maymun nüfusunun artması ve halkın maymunları günlük hayatta aktif olarak kullanması iii. murat devrine denk gelir.

öyle ki maymunlar, gemilerde gözcülük yapmaktan tutun da evcil beslenmesine kadar istanbulluların yaşamında bir çok noktaya sirayet eder. üstelik bugünkü azapkapı ve galata, o dönemlerde maymun alım-satımını gerçekleştirilen ünlü pazarların başını oluşturur.

tabi hikaye, istanbul'un bugünkü durumunu da göz önünde bulundurduğunuz da pek de iyi sonuçlanmıyor. o zamanlarda iii. murat'ın itibar gösterdiği, molla abdülkerim efendi ismiyle bir zat anılır. rivayete göre molla abdülkerim efendi yahudi mezarlığına cami inşa edecek kadar haz etmiyor gayrimüslimlerden. sultanın kendisini rumeli kazaskeri yaptığı dönemdeyse o zamanlarda aşağılayıcı olarak nitelendiren kırmızı ve siyah renk elbiselerin gayrimüslimlerce giyilmesi şartını koşuyor.

istanbul'daki maymunların kaderi, molla efendi'nin fatih camii'nde verdiği bir vaazla değişiyor. nitekim molla efendi, bu maymunların “kadınlar tarafınca fena işlerde kullanıldığı” yönünde bir iddiayı ortaya atıyor.

bu vaazla provoke olan halk, azapkapı ve galata'daki maymun satıcılarını basıyorlar ve idam etmek üzere maymunları topluyorlar. tarihçiler o günün vehametini “istanbul'da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı” diyerek aktarıyor.
katliama tanık olan halk o günden sonra molla'ya “maymunkeş” lakabı takıyor. molla'nın ölümüyle de şehirde yaşayan birçok hayvansever kendi arasında kutlamalar düzenliyor.

*konuyla ilgili reşad ekrem koçu'nun “tarihimizden garip vakalar” isimli kitabı önerilir.

theodora

olacak o kadar
kıbrıslı olduğu bilinen inançlı bir ailede büyümüş ve uzun bir süre yoksulluk içinde yaşamış bizans imparatoriçesidir.

küçük yaşlarda ailesiyle birlikte sirklerde çalışmış, büyüdükçe bu gösterilerde vücudunu kullanmaya başlamıştır. kimi kaynaklarda ise babası subay annesi pagan rahibesi olarak geçmektedir. yoksullukları ise babasının ölmesiyle başlamış.theodora'nın sirkteki işinden dolayı adı çıkmış ve kendisinin ahlaksız, fahişe olduğu düşüncesi yayılmıştır.

527-565 yılları arasında bizans imparatoru olan jüstinyen, imparatorluğa en parlak dönemini yaşatmıştır. fakat theodora'ya aşık olmuş bir imparatordur ki kendisi, o dönemler üst makam birisinin adı uygunsuz şekilde çıkan birisiyle evlenmesi yasaktır. bunun üzerine yasa çıkaran hükümdar sonrasında teodora'yla evlenebilmiştir. soylu olmadığı halde imparatoriçe olan theodora, yaşadıklarını unutmamış ve kötü yola düşen tüm kadınların sığınması için kurumlar açmıştır (tövbe etmeleri için manastır açtığı da bilinmektedir). teodora hakkındaki söylentiler uzun süre bitmemiştir ama bunların önüne geçen en önemli şeyler; theodora'nın insanlara yaptığı yardımlar, eşinin vebaya tutulduğunda dahi yanından ayrılmaması ve o dönem imparatorluğu başarıyla yönetmesi, yolsuzlukları engellemesi, iktidara cesaret vermesi ve en önemlisi de günümüzde feminist hareketlerin başını çekerek boşanmalarda kadına tanınan haklar, tecavüz suçlululara ağır cezalar verdirmesi olmuştur. theodora yokluktan gelmiş ve sırtını dayayacak kimsesi olmadığı için sağduyuyla hareket ederek güçlü olabilmiştir ki, bu yüzden gücü nesilden nesile aktarılarak anlatılmaktadır.

istanbul'da 532 yılında çıkan nika ayaklanması sırasında imparator jüstinyen kaçmayı düşünmüş ama teodora "tahttın en güzel mezar olduğunu" söyleyip sadece imparator ve eşinin giydiği erguvan rengindeki pelerinin kefen rengi olarak çok yakışacağını dile getirmiştir.ayrıca bu ayaklanmayı bastırmasındaki etkisi çok büyüktür. kanserden ölene kadar pelerinini üzerinden çıkarmayan theodora aynı zamanda tüm dedikodulara inat kadınlar ve yönetim için ölene kadar çalışmış, adına ve makamına da leke getirmemiştir.

franz kafka

olacak o kadar
erken yaşta vefat etmiş çek yazar.

gerçi arkadaşları bu duruma hiç şaşırmadılar. çünkü kafka tam bir hastalık hastasıydı. hayatı boyunca migrenden, uykusuzluktan, kabızlıktan, nefes darlığından, romatizmadan, çıbandan, lekeli ciltten, saç dökülmesinden, göz bozukluğundan, daimi halsizlikten, kimi hayali kimi gerçek birçok rahatsızlıktan yakınıyordu.

sıska olan ve zayıf kaslarından utanan kafka, franz danimarkalı fitness hocası jens peter müller'in talimatıyla açık bir pencerenin önünde vücut egzersizleri yapıyordu. kendini beğenmeyen yazar ayrıca kocakarı diyetlerinin müdavimi oldu. “tabiat çiğnemeyenleri cezalandıracak” sözüne yürekten inanan kafka her lokmasını en az kırk beş kere çiğniyordu.

kafka'nın günlüğünden öğrendiğimize göre yazar her lokmayı öyle bir geviş getirir gibi çiğniyordu ki babası bu çiğnemelerden tiksindiği için yemek masasında gazetenin arkasına saklanıyordu. dedesi koşer kasabı olan kafka sıkı bir vejetaryendi. bir gün bir akvaryumdaki balığı hayranlıkla izleyen kafka, “şimdi sana daha bir iç huzurla bakabiliyorum çünkü artık seni yemiyorum!” dedi.

willie sutton

olacak o kadar
gelmiş geçmiş en büyük banka soyguncularından birisidir.

willie sutton, banka soygunları sırasında kılık değiştirerek bir türün yaratıcısı oldu. toplamda 35 banka soyan ve 2 milyon dolar çalan sutton,bir kez dahi şiddete başvurmamıştı.

soygunlarda kullandığı makineli tüfek hep boş olurdu ve kılık değiştirdiği için onu yakalamak neredeyse imkânsızdı. buna rağmen birkaç kez yakalanmış ve hapse atılmıştı. ancak hapisten kaçma işinde de uzman olan sutton, bu özelliğiyle dört dörtlük bir soyguncuydu.

sonunda bankalar için güvenlik danışmanı olarak çalışmaya başlayan sutton'a neden banka soygunu işine girdiği sorulduğunda, muzip bir şekilde" çünkü para bankada." yanıtını vermişti.sutton'a göre banka soymak onu daha canlı kılan en büyük hobiydi.

hatta daha sonra amerika'da “kazancı muhtemelen yüksek olacak alanlara odaklanma” ve “önce bariz açıklamaları değerlendirelim” kuralları literatüre sutton kuralı olarak geçmiştir.

1980 yılında 79 yaşında emphysema hastalığından dolayı hayatını kaybetti.arkasında ise iki evlilik,bir kız çocuğu ve aile arasında yapılan ufak bir cenaze seremonisi bıraktı.

ludizm

olacak o kadar
yaşamlarını tehdit eden yeni fabrika teknikleri karşısında öfkeye kapılmış 19. yüzyılın tekstil işçilerinin oluşturduğu teknoloji karşıtı harekettir.

ludizm'in isim babası ned ludd'dur. ludd'un gerçekte yaşayıp yaşamadığını kimse bilmemektedir. efsaneye göre ludd 1770'lerin sonunda bir eve girer. içeride bulunan yeni keşfedilmiş dokuma makinalarını parçalamaya başlar. zira bu aletler pek çok tekstil işçisinin işlerini kaybetmesine yol açmıştır. bu olay gerçekten yaşanmış olmasa dahi ”ned ludd did it” yani ”ned yapmıştır” sözü ne zaman son teknoloji ürünler hasara uğramış olsa ingiliz toplumunda söylenen bir deyim haline gelmiştir.

1812 yılında ned'i kral ludd ilan eden bir grup tekstil işçisi ingiltere'nin her yerindeki stoklama alanlarına ve dokuma tezgahlarına saldırılar düzenlemeye başladılar. ilk organize ludist isyanı 1811 yılında yaşanmıştı. isyan ancak 2500 kişilik bir kuvvet eliyle bastırılabildi. kısa süre sonra makina kırmak büyük bir suç haline geldi hatta 1813 yılında york şehrinde yapılan bir yargılamanın ardından 17 kişi bu suçtan dolayı idam edildiler.

ludistlerin ünlü destekçilerinden birisi ingiliz şair lord byron'du. ölümünden sonra yayınlanan ”song for the luddites” adlı ünlü eserindeki bazı dizeler aşağıdaki gibidir;
will die fighting, or live free, – dövüşerek öleceğiz yada özgür yaşayacağız
and down with all kings by king ludd ! – kral ludd sayesinde tüm kralları devireceğiz
modern çağlarda ludizm bir çok olayda atıfta bulunulan ya da referans gösterilen bir kavram haline gelmiştir. öyleki harvard mezunu terörist ted kaczynski namı diğer ”unabomber” başlattığı bombalı saldırılarda bilim adamlarını hedef almış ve basın tarafından çağdaş ludist olarak tanımlanmıştı.

dostoyevski'nin babasına mektubu

olacak o kadar
dostoyevski'nin 17 yaşında kaleme almış olduğu hepimizin gençliğinden birşeyler ortaya koyduğu naif mektuptur.

10 mayıs, 1838
benim aziz ve iyi babam,
oğlunun senden harçlık istemesi için sana başvurmasını bir fazlalık olarak kabul edebiliyor musun? tanrı tanığım olsun ki, bu ne kişisel ihtiyaçlarım, ne de imkânsızlıkların sonucu. herhangi bir şekilde seni nasıl soyabilirim? onları sıkacağını bildiğim halde, kendi et ve kanıma bana bir iyilik etmelerini rica etmenin ne kadar buruk bir tadı var. kendi kafam ve ellerim var. özgür ve bağımsızım. aslında senden bir kopek bile, istememem gerekir. kendimi acı fakirliğime gömmem gerek. ölüm yatağımdan bana destek olmanı istemekten utanmam gerek aslında. olaylara bakacak olursan seni ancak gelecekle teselli edebilirim. gelecek ki artık uzaklarda değil ve zaman seni gerçekleriyle ikna edecek.
şu anda kelimenin tam mânâsı ile beni anlaman için sana yalvarıyorum sevgili babacığım. hizmet etmekteyim, istesem de istemesem de en yakın çevremin zorunluluklarına uymam gerekiyor. neden bir istisna olayım? böylesine istisnai davranışlar genellikle en büyük hoşnutsuzluklardan doğmaktadır. bunu şimdiden anlamış olman lâzım sevgili babacığım. bunun için de insanlara gerektiği kadar karışmış durumdasın. ve bundan dolayı lütfen söyleyeceğim şeylere önem ver: askerî akademinin her öğrencisinin, kamp hayatı en azından kırk ruble'ye ihtiyaç gösteriyor. (bunu babam olduğunuz için yazıyorum. ) bu kırk ruble'ye çay, şeker ve saire gibi ihtiyaçlar dahil değil. rahatım için değil, ama en zaruri ihtiyaçlarım için bunlara sahip olmam gerekiyor. yağmurda ve rutubette bezden bir çadırda yatmak gerektiği zaman, hele insan, böyle bir havada eğitimden üşümüş ve yorgun dönerse, bir bardak çaya ihtiyacı olacak kadar hasta olabilir ki, bu son yıllarda sık sık tecrübe ile başımdan geçmiştir. senin sıkıntılarını da göz önünde tuttuğumdan ötürü, çay ve diğer şeylerden vazgeçip, senden sadece en zaruri ihtiyacım olan 16 ruble'yi istiyorum. iki çift adi postal için. tekrar ediyorum, kitaplar yazı malzemeleri, kâğıtlarım, çorap ve ayakkabılarım gibi eşyalarımı bir yerde muhafaza etmem gerekiyor. bunun için bir sandığa ihtiyacını var. zira kampta çadırdan başka hiç bir barınak yok. yataklarımız kılıfsız üzerine çarşaf örtülmüş samandır. şimdi sana soruyorum, sandığım olmazsa, nerede saklayabilirim eşyalarımı? şunu bilmen gerekir ki, benim bir sandığımın olup olmaması hazineyi ırgalamıyor. imtihanlar yakında biteceği için artık kitaba ihtiyacım olmayacak. bundan böyle giyimimle ilgilenecekleri için ayakkabı vesaire istemek zorunda kalmayacağım. oysa boş vakitlerimi kitapsız nasıl geçirebilirim? bize verilen postallar öylesine kötü ki, üç çifti, şehirde bile giyilecek olsa, altı aydan fazla dayanmıyor. (burada gerekli ihtiyaçların bir listesi var. )
son para havalenden 15 ruble ayırdım. işte görüyorsun sevgili babacığım, en azından 25 rubleye daha ihtiyacım var. haziran başında kamp bitiyor. eğer oğlunun bu acı ihtiyaçlarına destek olmak istiyorsan, haziran'ın başında ona bu parayı gönder. bu dileğimde ısrar etmeye cesaret edemiyorum: fazla bir şey istediğim yok ama şükranım sınırsız olacaktır.
fyodor

prezervatif

olacak o kadar
antik dönemden beri mısır, yunan ve roma medeniyetleri tarafından farklı isimlerle kullanılan gebelik önleyici.

15. yüzyılda asya'da penisin sadece baş kısmını örten prezervatifler görülürken, bu yöntemin doğum sebebiyle ve sadece üst sınıflar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. japonya'da kaplumbağa kabuğu ve hayvan boynuzundan yapılan, çin'de ise zeytinyağla ıslatılmış ipek kağıt ve kuzu bağırsağından prezervatifler yapılmıştır.

tahmini olarak 1300'lü yılların ortasında ise mısırlı erkeklerin cinsel organlarına süslü kılıflar taktığı bilinirken, bunlar prezervatifin daha gösterişsel bir şey olduğuna dikkat çekmiştir. 16. yüzyılda tıp tarihinde prezervatife değinen ilk kişi italyan anatomist gabriele falloppio olurken, 1490'da avrupa'yı kasıp kavuran frengiyle mücadele edebilmek için prezervatif tezini ortaya atmıştır. penis başını kaplayacak büyüklükteki keten kılıfları kurdele yardımıyla gerçekleştiren falloppi, bu kılıfları kimyasal bir çözeltiyle ıslatmış ve kullanmadan önce kuruması gerektiğini açıklamıştır. bir takım katolik ilahiyatçılar tarafından ahlaksızlıkla suçlamalara hedef olan prezervatif, 1666 yılında doğum komisyonu oranına göre doğumlarda düşüş olduğunu sunmuş ve bu konudaki ilk yazılı belge olmuştur.

16. yüzyılın sonlarında tüm penisi kaplayan bağırsaktan yapılma prezervatifler görülürken, oldukça pahalı olmasından dolayı pek tercih edilmemiş ve zevki engellediği için büyük kesimlerce dışlanmıştır. avrupa'da doğum kontrol yöntemi olarak yüksek satışlar elde eden prezervatif, yine o dönem reklamlarla da yaygınlaşmış fakat yüksek fiyatından herkese ulaşamamıştır. prezervatif, 18. yüzyılda bağırsak yerine deri, kauçuk gibi sentetik maddelerden yapılmaya başlanmış ve savaşlarda askerlere dağıtılan standart eşyalar arasına girmiştir. savaş dönemleri özellikle hastalıklardan koruduğu nedeniyle tercih edilmeye zorlanan prezervatif, i. dünya savaşı sonrası yasallaşarak herkesin daha kolay ulaşabileceği hale gelmiştir.

1900'lerin ortasında modern anlamda lastikten ilk prezervatifi yapan firma goodyear olurken, kauçuktan faydalanmıştır. sonraları gelişen sektörle lateksle yapılan prezervatif günümüzdeki prezervatifin üretilmesine kaynak olmuştur.

yabancı el sendromu

olacak o kadar
kişinin ellerinden birisinin bireyin bilincinden bağımsız, kendi bilinci varmış gibi hareket etmesine sebep olan nörolojik bir hastalıktır. yani kısaca kişinin iki elinden biri, kontrolsüz olarak hareket eder; ancak bu hareket kasılma, fırlama gibi anlamsız hareketler değildir.

tıpkı beyin kontrolünde, sanki kişi gerçekten isteyerek hareket ettiriyormuş izlenimi verir. zira gerçekten de elin hareketlerini beynin yarımkürelerinden biri kontrol eder; ancak o yarımkürenin kontrolü kişinin kendisinde değildir. sendrom, genellikle epilepsi hastalarının semptomlarını rahatlatmak için beynin iki yarımküresinin cerrahi bir operasyon ile ayrıldığı bireylerde gözlenir. aynı zamanda diğer beyin ameliyatları, inme ya da enfeksiyonlar sonucu oluşabilir.

benzer şekilde, kişi eğer depresyona girerse ve sağ beyni ölmek isteği duyarsa, yukarıda gösterildiği gibi el kontrolsüz olarak kişiyi öldürmeye çalışabilecektir.

new jersey'de yaşayan 55 yaşındaki karen byrne'nin başına gelen de tam olarak buydu.“bir sigara yakıyorum, kül tablasına koyuyorum, sonra sol elim sigaraya uzanıp onu söndürüyor. zaman içinde, çantamdan da bir şeylerin eksildiğini gördüm; önceleri, çantamdaki eşyaları kaybettiğimi sandım. ta ki ne olduğunu anlayana kadar.”

bu hastalığın ne yazık ki resmi bir tedavisi yoktur. genellikle bakıcı ya da doktor kontrolünde, elin kontrolüne sahip beyin yarımküresinin sakin ve tatminkar tutulmasıyla etkileri azaltılabilir. örneğin kişi müzikten hoşlanıyorsa (ki sağ beyin bununla ilgilenir) ve sağ beyni kontrol dışındaysa, düzenli olarak kişiyi mutlu eden müzikler dinlenmesi, istemsiz çalışan sol kolun sakin kalmasını sağlayabilir. yeni yapılan bazı araştırmalar, beynin iki yarısını cerrahi olarak düzgün bir şekilde birbiriyle iletişim kurar hale getirerek bu sorunu çözmeyi hedeflemektedir; ancak kesin bir başarıya ulaşılamamıştır.

akıl hastaları tarafından kaleme alınan şiirler

olacak o kadar
itina ile okunulması gereken naif siirlerdir. olamaz böyle bir güzellik.

1961 - 1964 yılları arasında bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'nde personele okuma yazma öğreten bedia tuncer'in ilgilendiği hastaların yazdığı şiirleri derlediği kitap.

nalan
"nalan... nalan...
bu dünyada (aşk) ta yalan!..
sevda da yalan...
ölüm hakikat olan...
unutuluyor en sonunda
aşk izdırabıyla bir gül gibi solan!..
mes'ut kişidir elbet aşk yüzünden mes'ut olan!
melankolik bir beste gibi sevdası ruha dolan!..
nalan!..
aşk! muhakkak ki masal misali
zaman içinde kaybolan!.
leyla ile mecnun oluyor
gönül dertleriyle saçlarını yalan
zaman içinde kaybolan!.
leyla ile mecnun oluyor
gönül dertleriyle saçlarını yalan
günde 16 paket sigara içen r. g. ö. tarafından yazılan şiir

allah muhafaza
"zorba kız kaçırır,
kamarot kurşun kaçırır.
karaborsacı döviz kaçırır
zengin hanım kürk kaçırır
ağa koyun kaçırır
orman eşkıyası kütük ..
ve sonunda kaçırmak için bizlere
elbette akıl kalır.
33-b servisinden y... k..."

tanrım
"tanrım bana sabır ver
tahammülüm yok artık
gözüme bir perde ger
tahammülüm yok artık
bu deliler âlemi
büktü benim belimi
bu bitmeyen elemi
tanrım doldur çilemi
34. servisten g... k..."

günlerim
"günlerim taburcu olmamı beklemekle geçiyor
gençliğim delilere hoş görünmekle bitiyor.
güngüne her gün daha çok eriyorum
güldüğümü rüyamda pek az görüyorum.
6. servisten ü... s..."

vasiyet
"eğer senin sevgine dayanamadan ölürsem,
ben de fâni gibi toprağa gömülürsem
ne olur kabrime getir, birkaç tane karanfil
şu benim son arzumu kendine vazife bil.

getirdiğin bukete iki tane de gül kat,
ister yavaş yavaş koy, istersen uzaktan at,
sadece inan bana sevdim seni gerçekten,
onun için istedim, o sevdiğin çiçekten...
36. servisten i... g..."

unutmamak
"unutmak istiyorum seni
fakat bir türlü gelmiyordu
elimden
fakat şimdi unuttum
işte seni
niye dün gece
rüyama giripde
hatırlattın kendini
33- a servisten g... ö..."
24 /