confessions

ontolojik sancilarimin merhemi

1. nesil Yazar - O olmasa cahildik

  1. toplam entry 1346
  2. takipçi 58
  3. puan 43237

fiorabella

ontolojik sancilarimin merhemi
Sözlüğün annesi (: zira yoğun ve kâfi miktarda şefkat uyandırıyor bende kendisi. Ya da onda biz. Bakın Bu bir sevgi ironisidir. Kierkigaard der ki; sonluluk bulunan sonsuzluk kavramıyla duyguların açıkça çelişmesinden doğar, sevgi ironileri. Ayak üstü felsefemi kabul et lütfen (:

cinsellik

ontolojik sancilarimin merhemi
erkeklik ve dişilik olarak canlı varlıkların cinsel özelliklerinin tümü.

Cinselliği eskiden çıplaklık yaratırken, insan katmanlarından sıyrılıp yalın, kendi kaldığında çekiciyken, şimdi katmanları için para harcanmaya başladı. İnsanların teni ne zaman birbirine yetmemeye başladıysa cinsellik o gün endüstriye dönüştü.

ruh

ontolojik sancilarimin merhemi
Ruh; bir varlık olarak bir varoluş biçimi, bir fazı, bir hali varsa bile, bize ayan olmaz bu. Ben sanmıyorum ki insan bedenine nefes olan şey, tespit edilebilir bir şey olsun. Madde ve enerji dediğimiz her şeyi test edebiliyoruz. Ruhun farklı bir boyutta "hayata" devam etmesini olası görmek, varsaymak ve bunun üzerinde çalışmak bile bence inancın doğasına ters ama, şu "maddenin sonsuz oluşunu" ruh kavramı için tartışmak biraz daha faydasız gibi. Çünkü; incelediğimiz şey, referans çerçevesi olan bir şey değil. Doğası yok mesela elimizde. O bizim için inanç meselesi. Belirli bir doğası olsa, onun içinde inceleyip diyeceğiz ki, "Hmm, bu burada çalışmıyor, dolayısıyla başka bir boyutta başka bir şekilde var olabilir." Bildiğimiz anlamıyla "nerede/ne zaman" ve "zaman/mekan" gibi ikilikler dahilinde tartışamayız diye düşünüyorum ruhu. Fakat bu düşünemeyişi, 2 boyutta yaşayan bir varlığın 3. Boyutu düşünemeyişine ne benzetmemiz ne de bağlamamız doğru olur. Her şeyden önce bir ayrıklık var gibi seziyorum ben. İçinde olduğumuz varoluştan ayrık. Evrende "mümkünler" vardır, belli başlı kurallarla sınırlanmıştır; fakat ruh için sınırlı bir mümkünat söz konusu değildir.

zavallılık

ontolojik sancilarimin merhemi
Zavallı olma durumu.


hepimiz küçük simülatörleriz. işte biz şu anda kullandığımız (ve 10 milyarlık dünyada taş çatlasın 80 milyon insanın konuştuğu) dilde, varoluşun bize ayrılan çoook kısıtlı bir bölümünü yorumluyoruz (tanımlayamıyoruz). Zavallılık buradan geliyor. Kökü bu.

gelecek

ontolojik sancilarimin merhemi
daha gelmemiş olan zaman, ilerdeki bilinmeyen zaman, ilerde yaşanacaklar.



Gelecekte; insanın akli faaliyetlerinin varacağı noktanın, bir teslimiyet hali olacağını düşünüyorum. Ya edindiğimiz bütün bilgiler bizimle birlikte ortadan kalkacak ya da insani ihtisaslaşmanın en önemli ürünlerinden biri, inanç olacak. Gerçekten inanmaya başlayacağız, belki birer melek/insan gibi Ama bu akli faaliyetleri yürüterek elde ettiğimiz bir şey olmayacak. Sadece ne kadar beyhude şeyler olduğumuzu ve yaptığımızı göreceğiz.

Atom fiziğine de Profluğa da lanet olsun gibi bir şey bu, ama bu kadar zırtapozca değil tabii (:

cehennem

ontolojik sancilarimin merhemi
Michelangelo'nun last judgement adlı eserinde cehennemdeki işkencelerin pek iç açıcı olmadığını gösterir.

Last judgement ( son yargı) : tanrı merhametin yedi kuralına göre yaşamayanları cezalandıracaktır: sizi lanetliler, şeytan ve melekler için hazırlanmış sonsuz ateşe doğru benden ayrılın.

Bu yargıdaki cehennem her zaman kompozisyonun sağ alıntında bulunur. Çünkü isa'nın solunda olmak zorundadır cehennem. Böylece iyiler onun sevdiği sağ tarafından yükselebilirler. Cehennemin girişi dev bir deniz canavarı olan ve genellikle bir timsah, bir balina veya deniz yılanı şeklini alan livyatan'ın açık çenesi olarak gösterilir. El greco'nun allegory of the holy league ( kutsal fersahın alegorisi) adlı eserde livyatan; cehenneme inişi temsil eder.



zenginsozluk.com/foto

yüzyıllık yalnızlık

ontolojik sancilarimin merhemi
Garcia Marquez'in çılgın attığı kitap. Bu kadarı içine alıp, aynı şiddetle dışarı fırlatan başka bir kitap yoktur. Betimlemeler öldürür.

Şuraya kitaptan bir pasaj bırakalım; Yüreğin o giderilemez unutkanlığıyla değil, çok daha amansız ve hiç dönüşü olmayan bir başka çeşit unutkanlıkla unutulmuş olduğunu anladı. Bu unutkanlığı iyi bilirdi, çünkü ölümün unutkanlığıyla bu. İşte o zaman ayıldı.
0 /