confessions

ontolojik sancilarimin merhemi

1. nesil Yazar - O olmasa cahildik

  1. toplam entry 1346
  2. takipçi 58
  3. puan 43237

pit of hell

ontolojik sancilarimin merhemi
hell's pit olarak da geçen, cehennemin başlangıç noktası kabul edilen bir delik ya da çukur. eski ahitte ve judaik inanışlarda mevcuttur. 300 spartalı isimli filmde sparta'da bulunan, içerisine günahkarların ve isyankarların atıldığı geniş ve dipsiz bir kuyu tasfir edilmiştir. bu kuyu pit of hell dir. şu an washington sınırları içerisinde yer alan ve amerika'nın orta noktası olduğuna inanılan compass rose / hole to hell içerisinde bir takım gizli güçler ve kötü ruhların barındığına inanılır. bu noktanın, baykuş şeklinde çizilmiş bir parkın orta noktasında bulunması önemli bir sembolizmdir.

özgürlük anıtı

ontolojik sancilarimin merhemi
the great whore of babylon, günümüzde bu kadın figüründe yeniden hayat bulmuştur. özgürlükten kasıt sonsuz dünya nimetleri ve alabildiğine günah hürriyetidir. elinde tuttuğu kadeh, cup of fornication olarak bilinir. diğer elindeki tablet ise, babil kader tabletleridir. üzerinde romen rakamıyla mdcclxxvi tarihi yani one dollar'da piramitin hemen altında bulunan illuminati kuruluş tarihi yazmaktadır.

anıtın özgürlükten kastı dünyevi sınırtanımazlıktır. elinde tuttuğu zina kadehi, başındaki 7 cehennem kapısını simgeleyen başak taneleri ile bu anıt, başka manalarda bir özgürlüğü ve dünyaperestliği simgeler.

heykeltraş frederic bartholdi bir gizli örgüt üyesidir.

bdsm

ontolojik sancilarimin merhemi
ingilizce bondage / discipline / sado / masochism kelimelerinin kısaltmalarından oluşan, cinselliğe dayanan, terimsel olarak satanist yaşam formu ve alt kültür. sado mazoşits kölelik disiplini olarak türkçeye çevrilebilecek bu yaşam stilinde gönüllü köleler ve efendiler bulunur. efendiler ve köleleri arasında; işkence, acı çektirme, aşağılama ve sadist yaklaşımlardan cinsel haz çıkarmaya dayalı bir ilişki gelişir. fiziksel şiddet yaralanmalara ve sakatlanmalara neden olsa da, bu tarafların cinsel hazlarını arttırmaktadır.

kötülük

ontolojik sancilarimin merhemi
kötülüğün daha 'ilk insan'la başladığını düşünürsek fıtrati bir durum olarak değerlendirilebilir. ideler dünyasından her kavram zıttı ile anlam bulur. kötülüğü 'tanrı' mı yarattı yoksa tıpkı aydınlığın olmadığı yerin karanlıkta kalması gibi sonradan mı oluştu? karanlık bir mahluk mudur yoksa bir sonuç mu? karanlık bulaşıcı değilken, kötülüğün bulaşıcı olması nasıl açıklanabilir? evrendeki iyi ile kötünün mücadelesi, kötü olanı 'tanrı'nın tasarlarladığının bir delili midir? tüm bu soruların cevaplarında kötülüğün gerekliliğinin nedenleri yatmaktadır.

din

ontolojik sancilarimin merhemi
hegel din felsefesi derslerinde özetle şöyle der;

hintli için doğaüstü güç her şeydir, insan hiçtir. yunanlı için insan her şeydir, doğaüstü güç pek az şeydir. hıristiyanlıksa insanda gerçekleşen tanrı düşüncesiyle insan-tanrı birleşimine girmiştir. buna ussal bir biçim verilmesini de felsefe gerçekleştirmiştir.

freaks

ontolojik sancilarimin merhemi
1932 amerikan yapımı korku filmi. korku demek biraz garip kaçıyor aslında. tod browning'in yönetmenliğindeki bu sıradışı film, bugüne kadar 73 ülkede yasaklandı. sinema tarihinde kendi alanında bir kült olması ise çok uzun yıllar gerektirdi. freaks, doğuştan bir çeşit bedensel farklılığı bulunan kişilerin toplumdan dışlanmışlığını onların gözünden anlatıyor. ucubeler şeklinde dilimize çevrilebilecek freaks tabiri bedensel engelden ziyade, bedensel sıradışılığı tanımlamak için kullanılıyor. şimdilerde filmin mevcut kopyasının orijinalinden daha kısa olduğu iddia ediliyor.

zen

ontolojik sancilarimin merhemi
budizm'in meditasyonunun önemini vurgulayan bir koludur. budistler için arzu acının nedenidir ki, bir kenara bırakılması, benliğin hakiki doğasını kavramaya neden olacaktır. zira arzuyu aşabilirsek benliğimizi yitiririz. sartre'nin bilinci hiçlik olarak görmesi gibi budizm de maddi benliğin bir yanılsama olduğuna inanır. zen'in ilk sözcüsü, iddiaya göre dokuz yılını bir duvara bakarak geçiren bodhidharma'dır. bu düşünüş tarzının batıdaki öncülerinden biri schopenhaurer, eski çağlarda ise herakleitos ve pitagorasdıır.

hikayeye göre;

herakleitos'un memleketi efes, doğu yollarına açık olan kozmopolit bir ticaret limanı idi. herakleitos kendini dağlara sürgün ederek doğal yaşama döndü, sonunda da geri dönerek bir gübre yığını üzerinde oturmayı ve orada ölmeyi seçti.

yani herakleitos zihnini hiçlik üzerine yoğunlaştırarak aydınlama haline erişti.dindar olmayanlar için stresi azaltmak, zihin ve beden arasında ki dengeyi sağlamak için kullanılabildiği gibi dini yönelişlerde, buda ve tanrıyı tanıma yolu olarak da kullanıldı.

kıyamet

ontolojik sancilarimin merhemi
evrenin düzeninin son bulması anlamına geliyor. bazı teologlar, kıyamet inancının sadece dünyanın sonu ile sınırlı olduğunu iddia ediyorlar. bu nedenle yeni gezegenler bulma düşüncesini bir kaçış olarak görebiliyorlar. evrenin çöküşü, materyalizm ile tezat oluşturuyor. ama yaratılmış olan her şeyin bir saat ve zaman algısıyla işlediğini görebiliyoruz. doğum yaşam ve ölüm döngüsü her şey için geçerli. bir bardak bile üretiliyor, kullanılıyor ve sonunda ömrü bitince kırılıyor. maddenin sonu, yeni bir yaşam formuna geçiş için gerekli kılınmış.

düşüncenin yapı taşı

ontolojik sancilarimin merhemi
ilham olmadan da düşünceler ürer beyinde, ama bir ilham kaynağı varsa fikir çok hızlı filizlenir, çok güçlü köklere sahip olur. Düşüncenin yapı taşı, insanı hayata bağlayan değerler dünyasıdır. bu değerlerin anlamı ölçüsünde insan fikir üretme kabiliyetini geliştirir. Düşüncenin yapı taşı aşktır dersek, dünya aşkla kurulmuştur sonucuna varırız, her şeyin arkasında bir fikir, her fikrin arkasında da ilham kaynağı olan düşüncenin yapı taşı bulunur. benim fikirlerim 'o'ndan ilham alıyor, o olmasa ben de olmam. burdan fikirsizliğin hiçlik çukuruna götürmesine geçebiliriz ama o başka bir başlığın konusu olur.

westworld

ontolojik sancilarimin merhemi
Puzzle gibi dizi. aynı zamanda paradokslarla dolu. Dairesel akıl yürütmeyi sevdiğimden, bu diziyi de sevdim. tekrar eden bir süreç var sürekli. dizinin sonu başına dönüyor. Başı sonu ortası kısaca kurgulanan o dünyada zaman akmıyor algısı yaratılmaya çalışılmış. Yaşanan zamandan geçmişe gidip yeni bir hikaye yaratıyorlar. Fakat geçmişte yaşanmış hikayelerin kalıntıları, bir sonraki hikayede biraz daha tehlikeli olmalarına, güncelleştirmelere karşı bağşıklık kazanmalarına yol açıyor. İzlemeye değer.

özgür irade

ontolojik sancilarimin merhemi
bir irade oluşturma özgürlüğü ; sartre gibi kimilerine göre bir fizikçinin bir şeyleri keşfettiği tarzda bulunamaz. bireyin bilinci tam da hiçlik olduğu için özgürdür. dolayısıyla , benliğin kendisi için kendi üzerinde eylemesinin dışında belirlenemezdi. benlik belirli bir şekilde hareket etmek için belirlenmiş oduğuna inanarak harekete geçiyorsa, sartre eğlenceli bir tarzda acımasızca davranır. hareketlerinin belirlenmiş olduğuna inanan insanlar alçaktır. bunun çok yerinde olduğuna hiç kuşku yok. ama ne demektir bu? insanlıklarını ve bilinçlerini ve böylece iradelerinin özgürlüğünü inkar ediyorlar demektir.

peki ama bir sonraki adımı seçme konusunda o kadar da özgür müyüm? insanların bilinçli bir şekilde özgür olduklarını kabul edersek, bu seçiin determinizmden ayırt edilebileceği anlamına gelmez. bir sonraki aşamada seçtiğim şey, gerçekten de seçim, değerler, araçlar ve amaçlar konusunda kafamda var olan fikirler tarafından belirlenir. zihnimden akıp giden bir çok olasılıktan birini seçen irademdir sadece. ayrıca bu olasılıklardan bazıları ya genetik olarak devralınan (oldukça kuşkulu bir tavır) ya da bilinçaltından, önceden edinilmiş yapılar tarafından belirlemiş olabilir. freud'un psikanalitik yaklaşımı, insan iradesinin büyük bölümünün bilinçli saiklere değil, bilinçaltı saiklere tabi olduğunu izah ederek iradenin tamamı için büyük bir meydan okuma oluşturmuştur.
54 /