confessions

ontolojik sancilarimin merhemi

1. nesil Yazar - O olmasa cahildik

  1. toplam entry 1411
  2. takipçi 58
  3. puan 43330

zengin itiraf

ontolojik sancilarimin merhemi
acımasızlaşıyorum bazen. içimdeki hayvana yenilen bir insan olup çıkıyorum. sanırım eksik yaşadım ve o hayvana yeniliyor olmam bu yüzden. kimsesizliğe sığınacak değilim. yalnızlığa sığınmayı zaten bıraktım.. yalnızlık; içimdeki hayvanın ateş saçan gözlerinde. daha neyi zorlayacağım. hayvanlaşıyorum gittikçe. ve sorun insanlıktan çıkmak değil, insanlıktan çıkılmaz zaten.. seçtiğimiz bir şey değil bu. insanımsı doğuyoruz insanımsı yaşıyoruz ve insanımsı ölüyoruz. yani girmediğim bir şeyden çıkmam da söz konusu değil. kelime oyunu yaptığımı sanıyorsun değil mi? değil işte..

tapmak

ontolojik sancilarimin merhemi

modern, bilimsel kafa yapısına sahip biri olduğunuzu ve ağaca tapanlar arasında yaşadığınızı düşünelim. görüşlerinin yanlış olduğu konusunda onları ikna etmek istiyoruz. kış ve yaz mevsimlerinin ağaçların bulunmadığı bazı çöllerde de hiç bulunmadığını söylüyoruz. yahut rüzgarın daha sert esip esmeyeceğini görebilmek için ağaçların kesileceği bir deney yapmayı öneriyoruz.

ağaca tapanların bunlara verilecek cevapları olacaktır. kışın, çöl bölgelerinin altındaki toprağın sıcaklığının yakındaki, ağacı bol bölgelerdeki yapraksız ağaçlar sayesinde ve rüzgar yoluyla çekildiği şeklindeki bir itirazla cevaplayabilirler. ağaçların rüzgarı oluşturmasının bir nedeni budur: çöller ve denizler üzerinde, onları serinletmek için hava üflemek isterler. tipik olarak kışın rüzgar daha sert eser. öte yandan bu kutsal yaratıklara zarar vermemek için ağaçların kesilmesini içeren bir deneyi de reddedeceklerdir.

inanç kendisine her zaman bir çıkış yolu bulur.

boğuşmak

ontolojik sancilarimin merhemi
İnsan kendi gücüne denk bir güçle boğuşur. yoksa ezer geçer onu.. dertler ve tasalar, korkular ve kaygılar bazen öylesine büyür ve güçlenir ki, onlarla boğuşmak için devleşmek gerekir. bu devleşmeyi sağlayacak güce sahibizdir. tüm bu girdap, karanlık ve pusların tümünün antitezi vardır. gücümüzü aştığını düşündüğümüz bir şeyle başederken daha güçlü bir imge yaratırız zihnimizde. tüm karanlığı yutacak kadar büyük başka imgeler, girdabı dindirecek başka bir esinti, korkuları uçurumlardan aşağı sürecek bir umut ordusu. tüm bunları yaratma gücü bizim gücümüze denktir. boğuşmak artık bu dakikadan sonra yenmeye dönüşür..

the great whore of babylon

ontolojik sancilarimin merhemi
babil inanışına göre babil'in büyük fahişesi. bu figür tabi ki bir semboldür. babil geleneğine göre bu kadın figürü dünya hayatını, şehveti, günahı ve şeytanı simgeler. her zaman 7 başlı bir yaratığın üzerinde resmedilir. bu 7 baş, cehennemin 7 kapısı ve 7 büyük şeytanı sembolize eder. elinde sürekli bir kadeh vardır. bu kadeh fornication, yani zina kadehidir.

günümüzde bu kadın figürü, özgürlük anıtında yeniden hayat bulmuştur. özgürlük anıtı, the great whore of babylon'dur. özgürlükten kasıt sonsuz dünya nimetleri ve alabildiğine günah hürriyetidir.

three wise men

ontolojik sancilarimin merhemi
türkçe tercümesi üç bilge adam olsa da dilimizde müneccimler olarak bilinen mistik babil kahinleridir. isimleri gaspar, melkior ve balthazar'dır. onların bilgeliği bir durugörüden ibarettir. kelime itibariyle wise, tam anlamıyla durugörü tabirine denk gelir. vision bu kelimeden türemiştir. şeytan tapıcılığı ile olan bağlantıları, onları ibrani okültizminde kutsal bir yere getirmiştir. efsaneye göre üç bilge, cehennem bekçisi baal ile iletişim halindeydi. üç bilgeye maguslar da denilir. magus persçe'de sihriyat anlamına gelir. kökeni magi'dir. ingilizce'deki magic de bu kökten türemiştir. büyü geleneği avrupa'ya ortadoğu ve kuzeybatı afrika'dan yayılmıştır. balthazar arap büyülerine, melkior iran büyülerine, gaspar da hint ve budist büyülere hakimdi. three wise men efsanesi sinema'dan heykele, resimden çizgi romana, tv dizilerinden müziğe pek çok alana yansımış ve bir çok sanatçıya ilham vermiştir.


james blunt wise man isimli şarkısında three wise man efsanesinden sözeder:

...look who's alone now,
it's not me. it's not me.
those three wise men,
they've got a semi by the sea.
got to ask yourself the question,
where are you now?...

metodolojik naturalizm

ontolojik sancilarimin merhemi

tanrı'nın yokluğuna dair bir yargı ileri sürmediği için dinlere karşı nötr bir pozisyonda kalmıştır. doğadaki her şeyin sadece doğal sebepler ile açıklanması gerektiğini ileri sürer. bu sebeple din-bilim çatışmasıyla ilgili bir çok sorunun altında bu sistem yatar. doğaüstü sebepler nasıl oluşur , tanrısal müdahale nedire genellikle cevap veremez.

annesi tiflis babası selanikli malatya doğumlu izmirli kız

ontolojik sancilarimin merhemi
Yasak bir şey yediği zaman kendini suçlu hisseden ve orada kimsenin göremeyeceğini sandığı için masanın altına gizlenmiş çocuk gibi hissettim şu an kendimi. İzmir de doğup büyüdüm diyemeyecek kadar korktum.

Boyoz deyince aydınlanma yaşayamıyor, çiğdem dediğinde ruhunun daha ulvi, daha hür, daha sadık bir hale geldiğini hissedemiyorsanız bizim suçumuz ne ?

Tanım : melezdir. Yersen..

bir yazı

ontolojik sancilarimin merhemi
kafamın içinde bilmediğim fotoğrafların izlerini arıyorum. damla damla, şıp şıp akarak ilerleriyorum beynimin henüz bilmediğim kıvrımlarının rengi içinde..

içime bakmaktan daha acıtıcı ne var diye düşünüyorum. ellerimi görüyorum, beynimin kırışıklıklarını açmaya çalışıyorlar. düşümdeki papatyaları buluyor ellerim. hangi bahçe ki orası ? insan bazen merakından yürüyor, çiçeklerle bezenmiş bahçeyi. aşkın yolunda yürür gibi , sırf denemek için çarptırıyor kalbini avuçlarında.. ve biliyorum diyor ; aşk nereye kadar, ne kadar doruğa tırmanmıştır ki, bir taş gibi yuvarlanmıştır en fazla kafa göz, gövde yara yara...


hem aşk dediğin hep aşık olana göre değil midir ki ? karnının içinde bir bebek büyüttüğün duygusunu yaşatacak denli kim sevmiştir ki birini ? kim böyle bir hazla beklemiştir aşkını, aslında olmayan bebeğini ?


karnından utanan ve saklamaya çalışan ne çok insan var.. bir keresinde karnına bıçak sokarak sanki bir balonmuşçasına söndürmeye çalışan birini görmüştüm... karnının içindeki boşluğu, orada ne olduğunu merak mı ediyordu ? yoksa içindeki olmayınca ruhunun kanatlarının uçabileceğini mi düşünüyordu ?

zengin sözlük yazarlarının tespitleri

ontolojik sancilarimin merhemi
Bence filozoflar halt yemişler. tutkuları yönlendirse şahane şekilde yaşayabilir insan. bir tek sanat konusunu doğru yönlerdirme olarak görmüşler. Bilmiyorlar ki insanın sevgilisine, sevdiğine yönelen tutku onunla var olan tutku ne kadar güzeldir. bir çok tutkuyu bir anda tüketip yıkıcı tutkuların içinde buluyorlar kendilerini sonra da tutku bitti diyorlar. Ildırar'ın bir yorumu vardı Almanya'da kaldığı zamanlarda ; bunlar bir şey yer içer gibi öpüşüyorlar diye. e şimdi günümüz modern insanı her şeyi olmadık yerde hızlıca tüketiyor. sabır yok. evlilikler tabii sonra berbat. evliliğe bir şey bırakmıyorlar ki.. bir çok paylaşımı çok hızlı şekilde yaşıyorlar. günün tamamına yakını beraber geçirmek uzun bir süreçte zarar veriyor. eskiden insanların tutkuları niye daha büyüktü ? ulaşılmazlıkla süsleniyordu, her şeye bir anda ulaşan birinin ve hemen tüketen birinin boşlukta kalması cidden şaşırtmıyor. tutkuların neden kaynaklandığını ve bu tutkuları nereye nasıl bağlayabileceğini ve nasıl yaşanacağını bilmiyorlar..

Aşk bir kaçış değil. insanın insana olan Aşkı varoluş içinde bir varoluş. dünya dışına, insan insanın içinde çıkamaz. çıksa bile bir yerden sonra o çıkışın asıl kaynağını görür. dünya dışına yolculukta o yolcuğu güzel hale getiren unsur, insana olan sevda. o kadar güzel ki bilene yörüngede kalmayı daha da kolaylaştırıyor, dengeliyor. günümüz insanın çok eksiği var. modern insan müslümanları dünyadan lezzet almamakla itham eder de asıl hazzı almayı bilmeyenin sadece hazlarda bile arayışlarla ömrünü tüketenin ta kendisi olduğunu bir türlü görmez. yaşamın içinde dünyadan kaçamamış, uzak kalamamış insanın dramı.. özüne dönüşü yani yabancılaşmayı tersine çevirmeyi bilmiyor ya hedonist bir yaşam ile ölümü ve sıkıntılarını unutmak istiyor ya da tehlikeli bir romantizm içinde kayboluyor..

bir delinin günlüğü

ontolojik sancilarimin merhemi
elleri çok güzeldi. Gözleri de. sonra sesi, söyledikleri, tezcanlılığı, tuhaflıkları, aksiliği, tutkuları. tutku dolu oluşu. ya şimdi ? hepsi uzak. hepsi sakin ve tuhaf. gökyüzünde zarif. ama çok uzak. gerçekdışı. her yer sessiz..ç sessiz benle uyumlu. ben, belli belirsiz ve yine gerçekdışı. inanılmaz derecede saf ama heyecan verici. dur! sessizliğin içinde bir şey şekillendi bak. hadi risk al! fırçayı tuvale vur. fırça indi mor tuvalin üstüne. beyazlar titredi ve uzunca bir iz bıraktı. gözlerin renklerin üzerinde dolaştı. zihnine bir düğüm attım. hayalin düğümden atladı. tuval ikiye bölündü. bir yanı uzağa çekildi. öteki yanı durdu. inatla sımsıkı tutundu.. içini yansıtan bir yüze dönüştü. şefkat bulma arzusundan sıkılmış. başka bir bölgeye çekilmiş, taviz vermez bir havayla oraya yerleşmiş gibi. ani bir şey oldu! yüz, durduğu yerden utandı. olağanüstü bir yüzdü. kapıyı çarparak kapattı..

aşk

ontolojik sancilarimin merhemi
insanın yalnızlığa karşı bir direnci olarak zuhur eder, insanlar arası Aşk. bir anlam arama hevesiyle yalnızlığa saplanan ruhu içine düştüğü çukurdan kurtarmak üzere salınan bir ip. insan kendisinden başka bir dünyanın çekimine kapılınca gördüğü dünyadaki her şey onun düşüncesine kapılıyor. bırakın size Aşkınızı tanımlayan yüz binlerce satırı. dinleyin içinizi, şayet Aşk şarabını içtiyseniz. dokunulunca bozulmasından korktuğunuz, aklınızın, zekanızın rasyonel gücünden uzaklaşıp ister tümden gelip ister tüme varan basit adımları büyütüp kendinizi, benliğinizi sevmekten vazgeçti iseniz, tutunun, içinde yaşadığınız o tatlı hisse.

tüm varlığın bir sonu gelirken yaşadıklarınızın sonu gelecek diye üzülmeyin. evet, gelecektir. bir toz bulutu gibi yığılıp dokunuşların arasında bir toz bulutu gibi kayıp gidecek kurduğunuz dünyanız. realist düzen içinde kendi çırpınan kalbinizi duyuyorsanız, ardından gidebilecek çılgınlığa sahipseniz bırakın dağılsın o kumdan kaleler. belki de dağılmayacak kim bilir ? leyla vü mecnun(vü farsça' da "ve, ile" anlamındadır. evet aslı budur. ali şir nevai' den ya da fuzuli' den okuyun can sıkar. algılarınız hızlı ise tarar geçersiniz. biri geçenlerde beni bu konuda hepten cahil sandı. halbuki kendisi sir arthur conan doyle' un eserlerinden bahsederken ki, II. abdülhamid' in ona hayranlığı bilmemekle beraber kendisinin tüm hikayeleri okumuş olduğumuzu da düşünmedi. ne diyebilirim çevirileri okumak sıkıntı değil de orijinal metinden okumak bizi zorluyor kabul etmeli. science of deduction çok etkilidir zihin için. gözlemleme ve analiz yeteneği artar. bu konuda da the definitive book of body language gibi gayet sade basit bir kitap vardı bu konuda insanların beden dilini okumak için faydalı olabilecek. nereden nereye geldim.. neyse bu gibi kitapların sayfalarında hissedilemeyecek bir unsur. kapılar o kadar parlak ki görmeyen kalp utansın, insanın insana olan Aşkını...

iz bırakan kitap cümleleri

ontolojik sancilarimin merhemi
istediğim, denizi yazmak. zümrütlerin, gökyakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini… bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için. yolculuklara, ister gerçek ister düşsel olsunlar, yakıştırdığımız son, öbür kıyıda bitse bile, deniz gene tek kıyılıdır, üzerinde yaşayıp çalışan biri olmadıkça. deniz, kara adamının yalnız sınırlarını kaldırışı değil, sınır düşüncesini içinden çıkarıp atıvermesidir. her şeyin bir aradalığının bir yerde başlaması ya da bitmesidir. istediğim, denizi yazmaktı. her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğimi bile bile.


Altı ay bir güz - bilge karasu..

aşk nedir

ontolojik sancilarimin merhemi
Aşk yitik bir var oluşun,
kaleminde tükenir mi?
sembollere saklı anlamlar,
birleşince vücudu elde eder mi?
sorun yalnız gecelere,
tek bir hata var mı?
bir ışık huzmesi selamlar,
hislerdeki hatayı
gel, gör;
Sen sende değilsin
tut karanlıktan uzanan,
çırpınan elleri
dokunmak zor, söz tükenince
ne elem ne de mutluluk,
buna engel
tırmalar ateşi rüyaları,
gün geçer,
baki kalır candan bir anı
gülümsemenin hatırına;
açılan çiçekler,
sesinle bedene gider..
54 /