confessions

ruzgara karsi iseyen adam

1. nesil Yazar - Enerjik

  1. toplam entry 548
  2. takipçi 14
  3. puan 7119

muz

ruzgara karsi iseyen adam
Çağdaş sanat adı altında yapılan hokkabazlıklara meze olan meyve.

Maurizio Cattelan isimli bir italyan sanatçı, art basel sanat festivali adı altında düzenlenen sergide, beyaz fonun üzerine koli bantı ile bir muz yapıştırıyor. Ve bu muz, sergide büyük beğeni görerek tam 120 bin dolara satılıyor. Bildiginiz muz. hani heykel ya da modelleme de değil, pazardan aldığınız sıradan bir muz!

120 bin dolara değil muz, anamur'dan muz bahçeleri alırsın. Ah Duchamp ahh! bunlar hep senin başının altından çıktı. Her şey o pisuar ile başladı ve öyle bir noktaya geldi ki; bir sergide, salonda rastgele yere bırakılan gözlük bile diğer izleyenler tarafından sanat eseri zannedildi. Hayranlıkla izlendi ve alkışlandı.

Şimdi, "tüm bunlardan sana ne?" diyebilirsiniz ama yıllarca bu tarz absürt girişimlere tanık oldum. Sanat tarihinde, modern sanat akımlarına öncülük eden ressam ya da heykeltraşların neredeyse hepsinin klasik sanat alanında yeterli olduklarını görürsünüz. Desenleri kuvvetlidir, anatomi bilirler, renk ve biçim kompozisyonuna hakimdirler. Zamanla farklı arayışlar içine girerler ve bu sanatçılar süreç içinde kendi tarzını yakalar. Ama günümüz sanatçıları ya da sanat yaptığını iddia eden kişiler, cin olmadan adam çarpma peşindeler. Emek harcamadan, sözüm ona "zihni sinir" projeleri ile köşeyi dönmeye çalışıyorlar. Biri duvara muz asar, diğeri sergi salonunun ortasına kakasını yapar, öteki peçeteye spermlerini bırakıp, duvara onları asar... nedir bunlar ya! Farklı olmak adına sümüklerinden heykel yapmaya çalışan insan tanıdım ben. https://zenginsozluk.com/kakaizm__109175#

Neyse efendim sinirlendim yine. Bir muzun yolundan nerelere kadar geldim. Maurizio Cattelan'ın meşhur muzunu aşağıya bırakayım da, Günümüz modern sanatının absürt yolculuğuna tanık olun.


zenginsozluk.com/foto

bekçinin öttürdüğü düdük

ruzgara karsi iseyen adam
Çocukluğumu akla getirir. Yaz geceleri geç yatardım. Sokakta, uzaklardan belli belirsiz düdük seslerini duyduğumda ürperirdim, belirsiz bir korku oluşurdu içimde, tedirgin olurdum. Aynı duyguları ramazan davulcusu geçerken de hissederdim. gece sessizliğine şartlandığımdan mı, yoksa uzaklardan gelen seslerin anlaşılmazlığından mı bilmiyorum ama korkardım işte.

sefil

ruzgara karsi iseyen adam
Sözlükte yer alan bir ünvan. Anladığım kadarıyla hesabını sildirmek isteyen yazar, yönetimden talepte bulunuyor. yönetim uygun görürse de hesap siliniyor. Bir ünvan bu kadar gerçekçi olabilir, sefillik budur işte! Başkasına muhtaç kalmadan hesabını dahi silip gidemiyorsun.
Neyse efendim çok uzatmayayım, bu işlemler için kiminle görüşmemiz gerekiyor? Ön başvuruyu kim alıyor?

komikaze

ruzgara karsi iseyen adam
erdil yaşaroğlu'nun çizdiği karikatürlerini paylaştığı köşesinin adı. Sanırım ilk olarak leman dergisinde ortaya çıktı komikaze, sonra penguen dergisinde devam etti. Ayrıca bu köşede çizdiği karikatürlerden derleme albümler yapıldı ve bu Komikaze serisi bir ara 19'a kadar basılmıştı, şuan kaçta bilmiyorum.

Bugün uğradığım bir sahafta komikaze 4'ü gördüm ve aldım hemen. Akşam evde başladım sayfaları çevirmeye. Espriler güzel. gülüyorum, eğleniyorum derken, ilerleyen sayfaların boşluklarında kurşun kalem çizimleri olduğunu gördüm. Kitabın eski sahibi, erdil yaşaroğlu'nun çizimlerini taklit etmeye çalışmış. Belli ki hevesli ama çok amatör, Çizgileri titrek. Kare kare karikatürleri bire bir çizmeye çalışmış. Konuşma balonlarını bile doldurmuş. Yaklaşık 15 sayfa çizmiş, o kadar. ilk başta yadırgadım ama sonradan çok sıcak geldi bana o çizimler. Hatta çizgisini her zaman sevimli bulduğum erdil'in çizgisinden bile sıcak.

x-men dark phoenix

ruzgara karsi iseyen adam
2019 yapımı x-men filmi. Belki de jean grey filmi demeliyiz, bilemiyorum. Ama ne dersek diyelim, dark phoneix'in şu ana kadar yapılan en kötü x-men filmi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

20th Century Fox yetkilileri gelse, bize bir senaryo yaz dese, inanın daha iyi bir hikaye yazardım. Herhalde fox yetkilileri, nasıl olsa yakında biz x-men'in haklarını disney'e satacağız, o yüzden gider ayak serinin içine edelim, disney aldığına pişman olsun demişler. Ortaya da böyle bir film çıkmış.

Senaryo kötü, cgi kötü, oyunculuk onlardan da kötü. Brie Larson'dan Carol Danvers mı olur diye eleştirirken, Sophie Turner'dan jean grey yapmışlar. Game of thrones'da da sevmezdim turner'ın oyunculuğunu. Kendini hiç geliştirememiş, hâlâ odun gibi oynuyor. Famke Janssen'ın zerafetinden eser yok.

uzay mekiği

ruzgara karsi iseyen adam
Çocukken bir uzay mekiğim vardı. Elime alır ve "vıjjjj, vujj, vuvvvv!" diye sesler çıkararak onu uçurur, oynardım. Plastik, küçük bir şeydi ama gerçekçiydi, severdim oynamayı.

Bir bayram dönemi herzamanki gibi tüm harçlıklarımız ile maytap, kızkaçıran vb. patlayıcılar almıştık. O dönemler bayramda toplanan paralar atari salonlarına ve çatapatlara gömülürdü. Çocukluğun yazılmamış kanunlarıydı adeta bunlar. Neyse, kız kaçırandı, torpildi derken füzeye geldi sıra. Füze dediğim, torpil büyüklüğünde olan ve fitili ateşleyince "fiyuuuuu!" Diye ses çıkararak 5-10 metre yükseğe çıkıp, sonra da patlayan bir zımbırtıydı.

Tam Füzeyi atacaktık ki, arkadaşın biri "lan senin mekiği bağlayıp uçursak ya" dedi. Ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti bu fikir. Aldık mekiği bağladık füzeye. Bir de tribe girip ingilizce geri sayım yaptık. "Ateşşşşş!" diye bağırıp fitili yaktıktan sonra kenara kaçıştık. Sonrası bir "fiyuuuuuuuu!" Sesi Duydum ve sonra da bir "bommmm!" Sesi... Bizim mekik uçmasına uçmuştu ama füze ile birlikte de patlamıştı. Benim mekiğin kaderi şu meşhur Challenger ve Columbia mekikleri ile aynı olmuştu.

miras

ruzgara karsi iseyen adam
Hani bazen, "x kişiye dedesinden arsa kalmış, y kişiye apartman kalmış; bize de (değersiz bir eşya gösterilerek) kala kala bu kaldı!" denir ya, işte bazen böyle dememek gerekiyor. Çöpten tesadüfen kurtulan bir eşya bile, yıllar sonra hazine değeri görebiliyor.

Bütün bu yazdıklarım nereye mi varıyor? Yıllar önce basılan bir dergiden bahsetmek istiyorum. 1939 yılında yayınlanan ve o dönem fiyatı 10 sent olan marvel comics dergisi geçtiğimiz günlerde 1.26 milyon dolara alıcı bulmuş. Müthiş bir rakam olsa da, 2004 yılında 3.2 milyon dolara satılan Action Comics 1 dergisinin yanına bile yaklaşamıyor. Muhtemelen yıllar önce bu dergiler, bir çocuğun okul harçlığı ile alındı ve uzun süre ebeveynlerinden saklanarak evde tutuldu. Şimdi ise birer servet değerindeler.

Karar aldım, bu saatten sonra elimdeki karikatür dergilerini saklayıp gelecek kuşaklara miras bırakacağım. Penguen dergisinin bir action comics kadar etmeyeceğini biliyorum ama, ileride üçe beşe okuturlar işte.

24 kasım öğretmenler günü

ruzgara karsi iseyen adam
Bugün analım öğretmenlerimizi. onlara saygıda kusur etmeyelim, en iyi dileklerimizi sunalım. Nasıl olsa yarın tekrar itibarsızlaştırmaya devam edeceğiz. Tatillerini dilimizden düşürmeden, maaşlarını haketmediklerine dair uzun uzun konuşup, bilmişlik taslayacağız. Ders esnasında öğrencisi olacak ergenin yaptığı terbiyesizliklere, ya da okul çıkışında dengesiz bir velinin fiziki saldırısına maruz kalsa da suçu öğretmende arayacağız.

telefon numarasını hiç değiştirmemiş insan

ruzgara karsi iseyen adam
Muhtemelen telefon numarası 532 ya da 542 ile başlayan insandır. Bir kişi Belirtildiği gibi yılda 5-6 kez telefon numarasını değiştiriyorsa, bu durumdan şüphe duyulabilir. Birinden kaçıyor olabilir, birilerinden, ya da bir kurumdan! Bilemiyorum.

Günümüzde ise telefon numarası değiştirmenin bir anlamı yok, sonuçta aynı numarayı istediğimiz operatöre taşıyabiliyoruz. Ama eskiden öyle değildi. Ilk numaram 532 ile başlıyordu. Askere gidene kadar turkcell kullandım. Sonra dediler ki, burada hep avea kullanıyoruz, personel arasında iletişim kolay ve ucuz oluyor... dedim, tamam. Verin bana bir avea. Bir süre sonra görev yeri değişti, allahın dağından inemez oldum. Arazide de bir tek turkcell çekiyor. Hiç unutmam malatyalı bir uzman çavuş arkadaş vardı, bir tek onda turkcell vardı, bir tek onun telefon hattı çekerdi. Birliği onun telefonundan arar, iletişim kurardık. Adam bizle dalga geçerdi. Sonra baktım olacak gibi değil, attım avea hattı, tekrar turkcell'e geçtim. (Bu kısımlar turkcell reklamı gibi oldu ama, o dönem arazide bir tek turkcell çekiyordu. Şu an nasıl bilmiyorum.) Neyse aradan vakit geçti, sonra dediler ki kamu personeline dair avea'nın yeni kampanyası var, şöyle iyi, böyle iyi... bir şekilde kandırdılar yine avea'nın sıcak kucağına oturttular.

Oluyor işte, çeşitli nedenlerden dolayı insanlar numaralarını, operatörlerini değiştirebiliyorlar. Bir de 532 ile başlayan hat peşinde koşan insanlar var. Bu durum çok vahim! Şaka gibi ama bunu bir statü olarak görüp, dünyanın parasını ödeyip 532'li hat alıyorlar.

klaus

ruzgara karsi iseyen adam
2019 yapımı netflix animasyonu. Filmin yönetmeni Sergio Pablos daha önce görev aldığı Çılgın hırsız ve küçük ayak gibi başarılı animasyonlara göre çıtayı daha da yükseltmiş. Klaus çok iyi bir animasyon, hatta son yıllarda izlediklerim arasında coco ve kimi no na wa ile birlikte en çok hoşuma giden animasyon olduğunu bile söyleyebilirim.

Hikaye, posta teşkilatının gururu(!) Jesper'ın uzak ve oldukça soğuk bir kasabaya sürgün edilmesi ile başlıyor. Jesper'ın yapması gereken, belirlenen süre içerisinde istenilen sayıda posta sevkiyatına ulaşması. Sonrası ise eve dönüş ve büyük ödül! Ancak buzlarla kaplı bu kasvetli adada jesper ummadığı bir ortamla karşılaşıyor. iki düşman klan, hayata küsmüş bir öğretmen ve ormanda yaşayan huysuz bir ihtiyar... klaus klişeler üzerine kurulu, klasik bir kendini bulma öyküsünden; eğlenceli, insanın yüzünde tebessüm oluşturan sıcak bir filme evriliyor. Üstelik yıllarca izlediğimiz bir noel figürüne dair, belki de en güzel orjin hikayesini sunarak!

Son olarak klaus'un görsel kalitesinden bahsedeceğim. Cel animasyon tekniği kullanılmış. Bu tekniği artık büyük amerikan stüdyoları pek tercih etmiyor. Bu derece başarılı kullanan da çok az. Şu an aklıma gelen Bir kaç fransız animasyonu ve anime var, o kadar. Klaus animasyon kalitesi anlamında çok başarılı. Kontür çizgileri bile kullanmadan kontras renklerle çok iyi karakterler yaratmışlar. Mekan çizimleri de bir o kadar iyi.

Sanırım yeterince övdüm klaus'u, kısaca izleyin derim, gayet başarılı bir animasyon.

the mandalorian

ruzgara karsi iseyen adam
spaghetti western tadında başlayan yeni star wars dizisi. Lucas, yarattığı evreni disney'e sattıktan sonra o kadar kötü filmler çekildi ki, uzayda geçen bir arka sokaklar dizisine bile razı olabilecek izleyiciler vardı. Her ne kadar The mandalorian'ın yapım aşamasında olumlu sinyaller alınsa ve beklenti şaşırtıcı derecede yükselse de yine kafalarda bir sürü soru işareti vardı. Ilk bölümü izledim ve henüz konuşmak için erken olsa da, bu sefer olacak gibi!

Hikaye, serinin 6 ve 7. Filmleri arasında bir zaman diliminde geçiyor. imparatorluk kredilerinin artık bir işe yaramadığını gösteren sahne ile bunun altını çiziyorlar. Mekanlar Tatooine gezegenini andırıyor. Hatta daha uzak, kanunsuz ve tehlikeliler! Gördüğüm kadarı ile klasik üçlemeye bir hayli gönderme mevcut. Dikkatli izlenirse Luke ve han solo'nun bazı sahnelerinin benzerlerini görmek mümkün.

ilk bölüm itibariyle bir kelle avcısının maceralarını izleyeceğiz gibi görünüyor ama pedro pascal'ın canlandırdığı karakter ve mandalorian kültürü hakkında daha fazla şey öğrendikçe, hikayenin derinleşeceğini ve ilgi çekici olacağını düşünüyorum.

Bir de yoda bebeği meselesi var. Bu bebek, yoda ırkının normal bir üyesi mi, yoksa usta yoda'dan gelen bir miras mı? Bana ikincisi gibi geliyor ve birileri yine gücün peşinde olabilir. Eger öyleyse Sıkı durun, ortalık fena karışacak!

zaman makinesi

ruzgara karsi iseyen adam
Zaman makinası olsaydı ve herkesin bundan faydalanma şansı olsaydı herhalde dünya çekilmez bir yer olurdu. Döngünün içine ederdik.

Bir anket yapılsa, muhtemelen on kişiden dokuzu geçmişe gidip, milli piyango, loto ya da benzer bir şans oyunu oynayıp köşeyi dönmeyi hayal eder. Hatırlarsanız Geleceğe dönüş 2 filminde vardı böyle bir sahne, Biff Tannen gelecekten gelen dergi ile şans oyunları oynayıp çok zengin bir adam olmuş, meksika kartelleri gibi ülkeyi yönetir hale gelmişti.

Daha naif şeyler için de kullanılabilirdi bu durum. Zamanda aşk filmini hatırlayın. Genç zaman yolcumuz Tim lake, sevdigi kadını etkileyebilmek için ne tür hokkabazlıklar yapıyordu. Sonuçta herkes doktor who ya da Emmett Brown gibi erdemli olmayabiliyor.

v for vendetta

ruzgara karsi iseyen adam
Maskeli anti kahraman. v for vendetta Bir Vertigo yayını. Vertigo, dc comics'in maskeleri ve pelerinleri çöpe atıp büyükler için de bir şeyler yapalım düşüncesi ile oluşturduğu yan kuruluşu. Daha karanlık ve sert hikayeler sunan vertigo'ya yaptığı her işte insanları kendine hayran bırakan alan Moore katılıyor ve v for vendetta gibi bir şahaser ortaya çıkıyor. Alan moore kim derseniz, seksenli yıllarda frank miller ile ana akım çizgi roman dünyasını sarsan ve yaptığı işler ile sektöre cağ atlatan bir yazar. Adam Swamp Thing, the killing joke ve daha da önemlisi Watchmen gibi eserlere imza atmış.

Diyeceğim odur ki, filmi çok beğendiyseniz bir de orjinal hikayeye göz atın. Daha karanlık ve acımasız bir "v" ile karşılaşacağınızı temenni ederim.

kakaizm

ruzgara karsi iseyen adam
Bir an için yeni bir sanat akımı zannettim. Dadaizmin simgesi Duchamp'ın meşhur Pisuvarı olduysa, kakaizmin ne olurdu yazmak bile istemiyorum. Kokunun etkisiyle, plastik sanatların bir çok kolunun aksine farklı duyu organlarını harekete geçireceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Kakaizm demişken, aklıma tatakizm geldi. Diyeceksiniz ki o ne? Tatakizm denilen bir akım tabi ki yok, en azından sanat tarihi literatüründe mevcut değil. ama bir ara öyle bir geyik vardı. Yıllar önce bir karikatürist burnundan çıkardığı tataklardan küçük heykelcikler yapmıştı. Adam bunu sanat için değil, tamamen eğlenmek için yapıyordu. yaptığı işe tatakizm demiş ve figürlerin fotoğraflarını dergisinde paylaşmıştı. (Yanlış hatırlamıyorsam l-manyak dergisiydi)

Neyse bir gün, arkadaş sohbetinde bu konu açıldı. Modern sanat adına türlü hokkabazlıklar yapan insanlar vardır ya, işte tam olarak o kabilenin bir neferi olan arkadaşımın kafasında birden şimşekler çaktı ve ben de tatakizm yapacam dedi. Yapma, etme dedik, yok! Ne desek boş anlatamadık, başladı bu stok yapmaya. Bir insan düşünün, yolda, kafede, evde, sınıfta her yerde burnuyla oynuyor. Bir de işi sululuğa vurup, "sanatta ayıp olmaz, ehehe ehee..." diye espriler yapıyordu. Neyse biraz zaman geçti, çevresinden de yüz bulamadı ve bu absürd fikir bir şekilde son buldu.

zamanda yolculuk mu sonsuz para mı sorunsalı

ruzgara karsi iseyen adam
Zamanda yolculuğun alacağı versus. Sonuçta h.g.wells'in distopik dünyasına yolculuk yapacak değilim ya!

Bu entryi okuyunca aklıma çocukluk ve ergenlik dönemlerimde yaptığım karşılaştırmalar geldi. Hangi süper güce sahip olmak isterdim diye düşünürdüm. Uçmak, görünmezlik, süper güç, çeviklik vb. bir çok şey aklımdan geçerdi. Tek bir seçim hakkım vardı ve çocukluk dönemlerimde genelde uçmayı tercih ederdim.

Tabi ki yaş ilerledikçe tercihler değişiklik göstermeye başladı. Ergenliğe girmem ile birlikte favori süper gücüm görünmezlik olmuştu. Bu tercihin altında tabi ki kirli ergen fantezileri yatıyordu. Detaya girmek istemiyorum, anlayın işte!

the mandalorian

ruzgara karsi iseyen adam
Bu yılın sonunda Disney + platformunda yayınlanacak olan star wars dizisi. bir Mandalorian savaşçısının yaşayacağı maceralar konu edilecek ve son yıllarda yapılan başarısız star wars yapımlarının aksine bu kez bir hayli iddiali bir film karşımıza çıkacak. Rogue one'dan sonra ilk kez umutluyum.

Yeni fragmanı da şuraya bırakayım.

aslı erdoğan

ruzgara karsi iseyen adam
Belçika'da yayın yapan Le Soir gazetesine "Türklere okula başlar başlamaz Kürtlerden nefret edilmesi öğretiliyor" şeklinde demeç veren yazar. Aslı hanım gerçekten de büyük bir yalancı, propaganda yapmak için bu kadar kirli ifadeler kullanmamalı. Şimdi soruyorum sözlük yazarlarına; hepimiz bu ülkenin farklı bölgelerinde, farklı dönemlerde farklı okullarda okuduk, hangimiz böyle bir durumla karşılaştık? Kimse bana gelip kürtleri kötülemedi, onlardan nefret etmem gerektiğini aşılamadı, bunu dikte etmedi.

insan şaşırıyor gerçekten, aslı hanım nasıl bir kazanım peşinde ki, gerçek dışı ifadeler kullanarak koca bir ülkeyi karalıyor!

kedi

ruzgara karsi iseyen adam
En son öğrenciyken kedi sahibi oldum. Küçük bir tekir kediydi, sırt üstü yatırır karnını okşardım. Çok hoşuna giderdi keratanın. Birlikte güzel günlerimiz oldu. Gerçi uyuyan insanın üzerine atlamak gibi bazı tuhaf huyları vardı ama bir şekilde idare ediyorduk. Küçük tekir ara sıra dışarı çıkar; gezer, tozar, kirlenir ve geri dönerdi. Ama bir gün dönmedi! Bir daha onu görmedim ve bir daha da kedi beslemedim.
0 /