confessions

ruzgara karsi iseyen adam

1. nesil Yazar - Tatlı

  1. toplam entry 252
  2. takipçi 8
  3. puan 3172

wake up

kadin kismisi cok yazmaz
uzun bir süre adının bu olduğunu sandığım bir steve miller band şarkısı.
gerçek adı space serenad olan şarkı 1975 çıkışlı, sanırsam..
sözleri ise şöyle
Did you see the lights
As they fell all around you
Did you hear the music
Serenade from the stars
Wake up, wake up
Wake up and look around you
We're lost in space
And the time is our own
Whoa, whoa
Did you feel the wind
As it blew all around you
Did you feel the love
That was in the air
Wake up, wake up
Wake up and look around you
We're lost in space
And the time is our own
Whoa, whoa
The sun comes up
And it shines all around you
You're lost in space
And the earth is your own
Whoa, whoa
Whoa


edit: bi de benim nikahımda çaldıydık bunu ehueueue

thor

fiorabella
isveçli Prof. Dr. Sven Lagerbring türkçe ve isveçce dilinin ortak noktalarından ve mitolojilerindeki benzerliklerden yola çıkarak odin ve thor'un türk, isveçlilerin türk kökenli olduğunu söylemektedir. tor, Türkçe TUR kelimesinden, Odin de türkçe OT-İN (inen ateş) kelimesinden türemiştir.

şimşek tanrısı thor iki keçisi ile yolculuk yapar acıktığında keçilerini yer ve kemiklerine dokunarak onları tekrar diriltir. yakışıklı ama oburdur.
yavru kedimin adını thor koymuştum. isminin özelliklerini almış. çok yakışıklı ve bir o kadar da obur.


zenginsozluk.com/foto

bu da benim yakışıklı thor'um.

zenginsozluk.com/foto

misafir odası

kadin kismisi cok yazmaz
(bkz:İkna odası) ndan sonra en gülünç gelen odadır. İnsanımızın kendini hiç sevmeyip, başkalarını ise sever gibi döşediği oda. Sehpa deposudur. Zigon denilen lanet olası içiçe geçmiş sehpaların adeta ev sahiplerinin iç dünyası gibi griftleştiği, mümkünse tek renk tonlarında dekore edilmiş, vitrin isimli mal varlığı teşhiri sahasında bir önceki bayramdan kalma bayat şekerlerin saklandığı, mobilya kokuku oda.

boşanmak

adini yavsak koydum taylan in yolu
Hayatta en korktuğum şeylerin başında gelen durum.

Çok sevdiğim bir abim vardı. Eşi ile aşırı problemliydi. Boşanma kararı aldılar ve ayrı yaşamaya başladılar. Ayrı yaşadıkları dönem adamın yüzüne bildiğiniz nur inmişti. Aşırı mutlu, aşırı derecede pozitif ve ruh sağlığı çok iyiydi. 2 ay sonra boşanma davası oldu ve tek celsede boşandılar.

O mutlu adam, adliyeye girerken kazanacağı kesin bir savaşa giriyor gibi davranan adam adliyeden çıkınca ağır ağır yürüyüp en sonunda dizlerinin üzerine çöküp haykıra haykıra ağlamaya başladı. O süreden sonra da bildiğiniz yürüyen enkaza dönüştü. Yıllar geçti hâlâ toparlayamadı kendini.

Sırf o durumu yaşamamak için evlilikten bile kaçabilirim sanırım.

başkasının yerine karar vermek

zengin sozlugun fakir yazari
Bir annenin varoluş amacıdır. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun annenin haberi olan bir konuda karar veremez. Ağanın poğunun üstüne poğ olmaz misali söylediği söz son sözdür aç değilsen bile yemek yersin, uykun olmasa bile uyursun. Baba versiyonunda ise sözelci mühendis, evli homoseksüel, türbanlı marjinal olma ihtimaliniz vardır.

fitness salonu

azrailin regl donemi
açmayı düşündüğüm mekanlardır. hemen 100 tane zibil tip gelir zaten "abi kas yapmak istiyos biz" diye. her birinden 50 lira alsak ilk ayı kurtarırız. kampanyalar, protein tozları felan da baya motivasyon kaynağı zaten. bu tipler için kas önemli olduğundan 3. sınıf steroit hapları da satarsak el altından işimiz iş.

arz-talep meselesi işte. gidip organik süt ürünleri diye bir yer açacak değiller ya.

big fish

magic mushroom

yaşam ve ölüm üzerine yapılmış en güzel filmlerden.


anlamak isteyen için öyle çok şey anlatıyor ve hikayesi öylesine etkileyici ki, film boyunca sürekli düşünüyor ve sorguluyorsunuz yaşamınızla ilgili. bazen gülümsüyor, bazen hüzünleniyorsunuz izlerken lakin hayatı, aşkı, umudu da iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

özetle hikayesiyle, anlatımı ve oyunculuklarıyla yönetmenin ustalık eserlerinden olan masalsı bir tim burton filmidir.

can sıkıntısı bastığında gelen ölme isteği

azrailin regl donemi
canımın sıkıldığı her an gelen istektir.

hiç bir zaman olmamıştır ki bi meşgalem olmasın, bir işle uğraşmayayım. her zaman yapılacak bir işim vardır mutlaka. nadiren canım sıkılır ama böyle zamanlarda yaşamıma son vermeyi isteyecek kadar derin bir acı yaşarım. ölmek istiyorum şuan.

fiziksel ya da ruhsal acı çekersin ama can sıkıntısıyla bir değildir bu.
aşk acısı mı? can sıkıntısından çok uzak hatta endorfinin bol salgılandığı bir evredir. ölüm isteği asla olmaz. ağlamak ya da üzülmek? bir duygu vardır nihayetinde ve buna sebep olan bir şey.
ama can sıkıntısı hayatında yapabilecek çok şey varken bile yapmak için isteğinin olmamasıdır.

gece yarısı fark etmez, açarım amfiyi gitar çalabilirim. dışarı çıkarım mesela, yapılabilecek çok şey var dışarıda da. kitap okurum, beğendiğim kısımları not ederim ya da saykoca bir şekilde bütün kitabı yeniden yazarım. film izleyebilirim. müzik dinlerim. en olmadı birilerini ararım sohbet ederim.

ama hiç birini yapmak istemiyorum. berbat bir psikolojik sorun bu bende. can sıkıntısına tahammülüm yok! yılda belki bir kez yakalar ama beni öldüresiye acıtır. ölmek istiyorum lan sözlük. bu acıya dayanamıyorum.

mizansen

magic mushroom
fransızca "mise - en - scène" den gelir.

sinemada kadraj içerisindeki oyuncu ve dekorun düzenini yani sahne düzenini ifade eder.

tiyatroda ise önceden kurgulanmış bir oyunu sahnelemek anlamına gelir.

kış mevsimine özgü kokular

sos
duman.

dumansız bir kış nasıl acaba? en merak ettiğim şey dumansız bir kış mevsimidir. bizim ilk evimiz sobalıydı ve muhitte herkes soba yakıyordu. gece dışarıda nefes alınmıyordu dumandan. sonra biz sobadan kurtulduk fakat taşındığımız tüm muhitlerde sobalı ev sayısı çoktu.

elektronik cihazlara şiddet uygulamak

azrailin regl donemi
misafirliklerde yaramazlık yaparsa gayet de yerinde bir davranıştır. sen laptop kalk koskoca kadının kafasına in! sonra kendini karakolda bul! benden buldular yahu.

-komser bey yemin ederim ben atmadım kafasına. kendi uçtu.

donduğunda telefonun kafasına kafasına vurup daha da aptal etmek ve en sonunda bataryayı çıkarmak ülke insanımızın en taktiksel çözümüdür. bunu yapmayanları dövüyorlar lan sanki.

ışık hızını aştıktan sonra jet lag olmak

sos
- nereye?
+ ışık hızını aşacağım. 5 dakikaya burada olurum kanka.
(50 yıl sonra)
+ e yuh! oğlum ne oldu size? 5 dakikada nasıl yaşlandınız lan? pardon oğlum dedim... amcalarım, dedelerim ne oldu size ya?
- ne 5 dakikası evladım? sen bundan 50 yıl evvel 5 dakikaya geleceğim dedin. öhhö öhöö... (dede öksürüğü) ne diyodum ben ya?
+ 50 yıl evvel falan filan bişiler diyodun dede.
- he... işte ışık hızını aşacam falan filan saçma sapan bişiler dedin. gittin... gidiş o gidiş. aradan 50 yıl geçti... öhhö...
+ ne 50 yılı ya? ben 5 dakika gidip geldim işte?
- lan haylaz! artık senden büyüğüz biz. ee neler yaptın 50 yılda? anlat bakalım.
+ ne 50 yılı dede? hala 50 yıl diyor ya... 5 dakika; birkaç galaksi gezdim, bir sürü uzaylı hatunla tanışıp geldim işte.
- lan yaramaz! sen bizimle dalga mı geçiyorsun? bak bastonu kafana vururum senin! çabuk burayı terket...
+ tamam dede sakin ol ya.

hey you

magic mushroom
ölürken son bir şarkı dinleme şansım olsaydı eğer bu şarkıyı seçerdim sanırım.

bütün o tek başına duvarın diğer tarafında duranlar için, direnenler, direnmeye çalışanlar için. tüm o ait olduğu yere dönmeye çalışanlar, bazen geç kalanlar bazen de zamansız gelenler için.

seslendiğim herkes için bazen sesimi duyuramasam da, dokunamasam da bazen yüreğini gördüğüm herkes için. karanlıkta elimi sıkıca tutan ve hiç bırakmayanlar, bazen de hiç sebepsiz bırakıp karanlığa karışanlar için.

varsa son bir şarkı dinleme şansım, lütfen siz çalın son kez benim için. hayat sadece bir sahneyse eğer, son perdemde sizi ağırlamak isterim tüm görkeminizle.

hey you, out there in the cold
getting lonely, getting old
can you feel me?
hey you, standing in the aisles
with itchy feet and fading smiles
can you feel me?
hey you, don't help them to bury the light
don't give in without a fight

hey you out there on your own
sitting naked by the phone
would you touch me?
hey you with you ear against the wall
waiting for someone to call out
would you touch me?
hey you, would you help me to carry the stone?
open your heart, i'm coming home

but it was only fantasy
the wall was too high
as you can see
no matter how he tried
he could not break free
and the worms ate into his brain

hey you, out there on the road
always doing what you're told
can you help me?
hey you, out there beyond the wall
breaking bottles in the hall
can you help me?
hey you, don't tell me there's no hope at all
together we stand, divided we fall
.

(bkz:gömülürken dinlemek istenilen şarkılar
)

(bkz:high hopes)

zengin sözlük nostaljik müzik saatleri

fiorabella
1974 yılına gidiyoruz. hep derim eski şarkıların sözleri daha gerçekci, daha insan ruhuna işliyor. bu yüzden de ölümsüzler.
meral-zuhal ikilisinden "param yok" ile başlayalım.
Param yok pulum yok
Malım mülküm olmasın ziyanı yok
Aşk dolu şu kalbim
İşte budur benim servetim


grup gündoğarken ve ajda pekkan'dan aşina olduğumuz "sen benim şarkılarımsın" ayten alpman'dan gelsin.


ajda pekkan'dan "sen bir yana bu dünya bir yana"şarkısıyla bitirelim. bu şarkı unutulmaya yüz tutmuşken cem yılmaz'ın arifv216 filminden sonra tekrar dinlenmeye başladı.