confessions

singur

1. nesil Yazar - Gayretli

  1. toplam entry 319
  2. takipçi 7
  3. puan 6629

han-ı yağma

fiorabella
tevfik fikret'in muazzam şiiridir. bugünleri düşünerek yazsa ancak bu kadar olurdu.

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin.

çocukken yapılmış iş girişimleri

fiorabella
ticaret yeteneğimin olmadığını gözüme sokan başlığı görünce koştum geldim. benim kafa bebelikten 657ye programlanmış. ticaretten anlamıyorum. sanırım esnaf olsam iflas ederdim.çocukken değil de fakültede okurken yaz tatillerinde bari bir kaç bebeye kimya, matematik dersi vereyim okul harçlığım çıksın, aileme yük olmayayım dedim. bir kaç ilkokul, ortaokul bebesi buldum. bebelere ders verdim. ama para almaya utandım. para almadım. onlara test kitapları da hediye ederek ilk ticari girişimimi noktaladım.

veysel'in dizeleri

mars yolcusu
-Talih çile kadar sözü bir etmiş-

"Gülmedim dünyada gülenler gülsün
Derdim yüreğimde eller ne bilsin
İsterse dünyası ziynetle dolsun
Ayrılık gözümde ölüm kaşımda"

Halk ozan'ı âşık Veysel'e ait olan dizelerdir.

ramazan davulcusu

sos
bu güzel ayda bu bereket ayında tek sinir bozucu olan güruhtur.

bu sefer de bahşiş istemeye gelirse birisi tokmağı elinden kapıp kafasına hunharca vurabilirim. bunu yapabilirim.

taa fi devrinin geleneğini adamlar sırf para için 2018'de sürdürmeye çalışıyorlar. bir de yüzsüz gibi para istemeye geliyorlar. ulan parayı hak edecek ne icra ettin ki?

edit: davul çalmayacaksa eğer o zaman bahşiş verebilirim bak. çalmadığı için...

israil ürünleri boykotu

fiorabella
başını cola'nın çektiği boykottur. israil menşeili ürünleri sen alma, ben almayayım ama alan bir sürü insan var. içeceği yere dökmekle boykot edilmez. onu yere dökmek için satın alıyorsun sonuçta.
israil'in canı sıkıldıkca "vadelmiş topraklar bizim" ayağına sivil halkı ve bebeleri öldürmeye devam ediyor. ortadoğu ülkeleri sadece kınıyor. eyy israil tarzı efelenmeler yapıyor.

ben de efeleneyim "eyy israil senin kafanı gözünü kırarım" çok da duydular. demem o ki kişisel olarak değil, hükümet bazında radikal yaptırımlar gerekiyor. yoksa vatandaş istediği kadar cola döksün, cola şişesi bıçaklasın. adamların totoloları duymuyor bile.

filistin halkı 60 yıldır kan döküyor. bu gidişle 10 yıl sonra filistin diye bir yer kalmayacak bile. herkes koltuk derdinde vatandaş desteklediği lideri savunma derdinde. açığını kapatma derdinde. insanlık bu değil gerçekten değil. bırakın cola dökmeyi ( bu arada cola içmeyi savunduğum akla gelmesin. tadını dahi bilmediğim içecektir. gazozunu bile evde yapan biriyim ) şov yapmanın zamanı değil. iş içeçekle, çamaşır deterjanınla olacak bir şey değil. bizim insanımız için hiç değil. bakın marketlere kaç kişi israil ürününü eliyor? teknolojik aletler konusuna girmiyorum bile.

satıcı bu ürünleri rafına dizmeyecek ki alıcı gidip almasın. boykot mu? boykotun allahını venezuella devlet başkanı Maduro yaptı. israil mallarının ülkesine sokmadı. büyükelçisini gönderdi.
naduronun 2017 yılındaki efsane konuşması
"Filistinli kardeşlerinizin katliamını izlemeye devam mı edeceksiniz? Arap halkları ne zaman uyanacak? Ve Arap liderleri. Ne zaman uyanıp Filistin halkının sesine ses vereceksiniz? Yerin dibine batsın resmi açıklamalarınız.

Yerin dibine batsın Uluslar arası protokolünüz. Artık harekete geçmelisiniz. Filistin halkının katillerine cevap vermelisiniz. Durdurmalısınız. Venezuela Devlet Başkanı olarak size sesleniyorum; Yeter artık! Resmi açıklamalarınızdan öteye gidemiyorsunuz, o kadar.

Ses tonumdan dolayı kusuruma bakmayın ama çok derinden konuşuyorum. İçimde saklı olan acı ve öfke beni bu şekilde konuşturuyor. Filistin halkına yapılan katliama seyirci kalmak bana acı veriyor. Artık ölümlere alışmışlar.

DÜNYA KATLİAM KARŞISINDA SAĞIR OLMUŞ

Dünya, katliam karşısında kör ve sağır olmuş. Çoğu korkak lider de resmi bir yazı geçip, olaydan üzüntülerini belirtip kınıyorlar o kadar. 'saldırıyı lanetliyoruz' hepsi bu. 'Çok endişe duyuyoruz.' bir de bu. Mesele bitiyor onlar için. Asıl endişelenen kolunu kaybeden Filistinli çocuklardır. Çocuklarını kaybeden ailelerdir.

Sözde yasaklanan misket bombalarının başlarına ne zaman yağacağından endişe duyan Filistinli çocuklardır. Yeter be artık yeter! Venezuela artık yeter diyor! Chavez'in Bolivarcı Venezuelası, Filistin halkına yapılan katliama artık yeter diyor! Ve Birleşmiş Milletler'i adaleti sağlamaya çağırıyorum. Uluslar arası Ceza Mahkemesi'ni adaleti sağlamaya çağırıyorum. Adalet! Adalet!”

ha biz mi? biz öyle takılıyoruz. öyle ya bazı lobilerden destek alınca konulan posta dilde kalıyor. eyleme geçmiyor.

haksızlığa, dökülen kana göz yuman herkes katildir ve işlenen insanlık suçunda en büyük paya sahiptir.
gene de buraya küçük bir liste bırakayım. en azından alan varsa belki almaz.

İsrail'i destekleyen Alışveriş ve Kıyafet zincileri:
______________
– Starbucks
– Tesco
– M&S
– Disney Shop
– McDonalds
– Hugo Boss
– Sunglass Hut
– GAP
– Giorgio Armani
– Calvin Klein
– Ralph Lauren – Playtex
– Banana Republic
– River Island
– Timberland
______________
İsrail'i destekleyen İçecek firmaları:
______________
– Coca Cola
– Fanta
– Sprite
– Nescafé
– Nesquik – Perrier soda markası
______________
İsrail'i destekleyen Yiyecek ve Çikolata markaları:
______________
– Nestle
– Maggi
– Buitoni
– Crosse & Blackwell
– KitKat
– MilkyBar
– Quality Street
– Smarties – After Eight – Aero
– Lion
– Polo
______________
İsrail'i destekleyen Makyaj/Parfüm ve Kişisel Bakım Firmaları:
______________
– L'Oreal
– Clinique – DKNY
– Tommy (Parfüm)
– Johnson & Johnson (Çocuk yağları v.s.)
– Huggies
______________

abd'nin israil büyükelçiliğini kudüs'te açması

keskin nisanci
abd, neredeyse bütün dünyanın karşı çıkmasına aldırmadan dediğini yaptı ve tel aviv'de bulunan abd büyükelçiliğini kapatıp, büyükelçiliğini kudüs'te açtı. israil'De adeta bayram havası var. bunlar olurken israil polisi ve askeri gazze'de kudüs'te büyükelçilik açılmasını protesto eden sivil filistinlilerin üzerine kurşun yağdırdı. şu ana kadar 43 kişi hayatını kaybetti, 2000'den fazla kişi de yaralandı.

bunlar yaşanırken açılışa telekonferans ile katılan donalp trump utanmadan ortadoğu'daki barışı koruma çabası içinde olduklarını söyledi. şu artık net ki trump'un sonunu ortadoğu politikaları getirecek ve kuvvetle muhtemel kendiyle birlikte abd'yi de bataklığa gömecek.

günün şarkısı

fiorabella
günün anlam ve önemini yüklediğimiz şarkıdır. bu gün anneler günü. annemsiz ikinci anneler günü. eminim anneler gittiğinde bizi bir yerlerden görüyorlardır ve eminim halen bizi düşünüyorlardır.

Bugün sen çok gençsin yavrum
Hayat ümit neşe dolu
Mutlu günler vaad ediyor
Sana yıllar ömür boyu
Ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son

beşiktaş taraftarlarının müge anlı'ya küfretmesi

fiorabella
bir tribün taraftar kim olursa olsun küfür etmemeliydi. beşiktaş taraftarının yaptığı bu hareket gerçekten onur kırıcı. müge anlı fanatikliğini bir yana bırakıp, başka bir anneye edilen küfürün karşısında durabilseydi keşke.
küfür ezik insan işidir. anneye küfür ne demek? bir kadına küfür ne demek? ne oldu? küfür ederek ödül mü aldınız nedir?
bir cimbomlu olarak yazıklar olsun diyorum.

yemekteyiz

fiorabella
yurdum insanını uyutmaya yönelik programlardan biri. bir kere denk geldim. kamera eşliğinde alışverişe gidildi, kamera eşliğinde yemek yapıldı. en şık takımlarla sofralar hazırlandı. masanın mumu, çiçeği, şamdanı unutulmadı. önemli konuklar geldi. onlar gurmeydi

daha yemek gelmeden sofra tenkit edildi. çorbadan bir kaşık alındı daha mideyle buluşmadan beğenilmedi, diğer yemekler için aynı ritüeller yapıldı ve hiç bir yemek beğenilmedi. allahın nimeti olarak ekmek dahil her yiyeceğe köpek maması muamelesi yapıldı.

yav he. hepiniz hergün ingiltere kraliyet sarayında yemek yiyorsunuz sanki. yer sofrası açıp soğanı yumrukla ezip cücüğünü yiyen bir milletiz. ne güzel mis gibi samimi, doyurucu sofra işte. sohbetleri güzel, yemekleri leziz. nedir bu özentilik anlamıyorum.

hayır yani oraya katılanlar evde hergün o sofralarda ve 5 çeşit yemekle mi doyunuyorlar? kısacası rezalet programlardan biri.oraya katılanlar eminim buram buram özenti, çıkar, sinsilik, tenkit, plan kokuyordur.

kısa boylu geniş kalçalı instagram fenomeni kadın

ihtiras limani
değişik bir trend.

medyada, sosyal medyada, kısa boylu, bisiklet pompasıyla şişirilmiş gibi kalçalara sahip kadınlar güzellik abidesi, cazibe merkezi, seksapalitenin sözlük karşılığı gibi servis ediliyor. her yerden instagram üzerinden adını duyuran bir ismin fotoğrafları çıkıyor.

ekrana saf saf, şaşkın şaşkın, ürkek ürkek bakıyorum. bu kadınlar gerçekten seksi mi bulunuyor ? kalçasından bir yaratık çıkacak ve başka bir konak beden bulup, onun kaçlasına yavrularını bırakıp öyle öyle yayılacakmışcasına üçüncü sınıf gerilim filmi karakterine benzeten bir tek ben miyim bunları ? kısa kadına değil sözüm ama, bu biçimsiz, bu anlamsız, spor salonundan çıkmayan üzerlerinde yırtılacak gibi taytlar jeanler giyen kadınlar gerçekten seksi mi ?

(bkz:insan gerçekten hayret ediyor)


film eleştirisi

sos
bir filme yapılan eleştiridir.

eleştiri filmin tamamına yapılır, yapılması lazım. örneğin; cem yılmaz'ın da söylediği gibi sadece "titanik, finalde gemi batıyor, ne biçim film?" demek fevri bir eleştiridir hatta eleştiri değildir.

eleştiri birden fazla yönden incelenerek yapılır.
- sahnelerdeki mekan seçimleri ve ambiansları
- çekim kalitesi
- senaryodaki olay örgüsü
- oyuncuların rollerini nasıl kotardıkları...

daha pek çok madde eklenebilir.

film eleştirisi

fiorabella
herkesin zevki farklı olduğu için filmin kişiye geçirdiği duygu eleştiri değildir. sadece film için düşünce beyan etmektir.
sözüm ona film eleştirmenleri sosyal medyada çokca eleştri yaparlar.
- ööggh filmin yarısında çıktım
-izlemeye değmez paranıza yazık
bla bla tarzı yorumları eleştiri olarak almak yanılmaktır.

reklamından sonra albeni yememek

azrailin regl donemi
"albeni" denen çikolatayı yıllarca zevkle yerken aniden türeyen saçma reklamından sonra bir daha yememektir.

şerefsizim benim başıma geldi bu. çevremdeki insanlarda da buna şahit oldum. artık çok az kişi albeni yiyor. araştırdım ama bulamadım; kesinlikle son 5 yılda satış grafiğinde düşüş yaşanmıştır.

çocukluğum en güzel abur cuburuydu. her gün mutlaka yediğimi hatırlıyorum. ama cidden reklamı çıktıktan sonra nasıl bir antipati yarattılarsa son 5 yılda en fazla 4-5 tane ancak yemişimdir.

hele bir de zara nın o iğrenç sesini duyduğum an televizyonu parçalamak istemiştim. bu reklamdan sonra bir daha albeni yiyemedim.


mezarlık korkusu

fiorabella
öbür dünya ile geçiş kapısı olan mezarlıkların yaşayan insanlar üzerindeki korkusudur. belki öleceğimiz için son durağımızdan korkuyoruz belki de küçük yaşlardan beri cin, peri, ruh, mezarlık hikayelerinin zihnimizin bize oyun oynamasını engelliyemiyoruz.

mezarlıkta sadece ölü insanların kemikleri var. kemik insana ne yapabilir ki? ölüden değil diriden korkmalı. mezarlıkta yatanlar bir şey yapabilecek olsa inanın başta istanbul olmak üzere birçok metropol şehirlerinde kabristanda fuhuş yapanlara yapardı. mezarlıklar, boş şırıngalar ve cinsel aktivitede kullanılan kondomlarla dolu.

videoyu izledim. doğaüstü bir şey yok. saat 22:00 gibi gece fethi kabir işleminde bulunmuş birisi olarak söylüyorum ki korkulacak bir şey yok. korkularımızı kendimiz besliyoruz. sonra bizi esir almalarına izin veriyoruz.

zengin itiraf

fiorabella
bazen hayat anlamsız deyip gitmek istiyorum. bazen hayat çok güzel sonuna kadar yaşamalıyım diyorum, bazen sıkıcı geliyor, bazen bitmesini istemediğim bir rüya gibi oluyor. bazen, bazenlerim çoğalıyor. öyle işte.

sözlükte değerli olduğunu düşünmek

fiorabella
t: bazılarının yapay mutluluk kaynağı olan hede.

Modern tıbbın babası paracelsus der ki;
"her şey zehirdir ve hiçbir şey zehirsiz değildir. yalnız dozunda alınan şeyler, zehir olmaktan çıkar."
20. Yy'ın en büyük ve en önemli buluşlarından biri internet. 21. Yy'da cüzi bir fiyat karşılığı erişim sağlayabiliyorsun. Sonrasında ise bu sana bir dünya hizmet sunuyor. Ama paracelsus ne demişti? "Dozunda alınan şeyler zehir olmaktan çıkar."
Bir genelleme yapacak olursak, Türkiye'de yaşayan belirli bir kesim insanlar için "interaktif sözlük" bir habitus.
Dozunda alamayanlar için yan etkileri de mevcut.

Bir şeyler yazmak için ve bir şeyler okumak için yaratılmış bir platform. Ama insanların arzu ve hedonistliği doğrultusunda evrilmiş durumda.
Nasıl bir evrilme?
Okunması, eleştirilmesi için yazılmıyor artık. Artı alsın, favorilensin, benim ne kadar çok sayısal değerim olduğunu bana yansıtsın kafi.

Artık duyguları hiçbir ehemmiyeti olmayan sayısal veriler kontrol eder oldu.
Sonrasında ise eskiden yaş demek tecrübe ve bunun getirisi olan olgunluk demekti.
Yanlış doz zarardır diyen paracelsus gibi bu internetin bir başka zararı da kavramları ortadan kaldırmak oldu.
30-40 yaşındaki insanlar ben onla küstüm, bunu görmezden geldim, şunu umursamadım lafları eden ilkokul bebeleri gibi davranır oldu.

Hiç düşündüler mi? Kimin umurunda? Sen onu görmezden gelince görmezden gelinen şahıs duşun altında bir buçuk saat hıçkıra hıçkıra mı ağladı zannediyorsun?
İşte hep bu sözlük camiasındaki sayısal verilerin şişirdiği bir iğne darbesi ile yerle yeksan olacak olan şişirilmiş izafi egolar, koca koca insanları bir ekrana kilitliyor ve var olan sayısal verinin çokluğu ya da azlığı ile doğru orantılı olarak kendini önemli ya da önemsiz hissettiriyor.

ikili ilişkilerdeki en büyük sorun

kozmos
Koşulsuz güven.
“Tamam artık ona güvenebilirim.”

Güvenemezsin, öyle bir lüksün yok. Daha ne tür bir kaZık yemen gerekiyor ki bunun nedenini anlayasın?

Hiç güvenme demiyorum Güven, ama her zaman teyit et. Güvensizlik anksiyetesini besle, canlı tut, ama belli etme, izole et. Psikopat gibi buluttan nem kapma ama %100 de olmasın o güven.

Hayat bu şekilde bir miktar daha iyi olacak inan.

beni bırakma

bonnie
söz ve müziği feridun düzağaç' a ait 2008 tarihli uykusuza albümlerde yer alan bir şarkı.


Belki güneş bir gün ikimiz için doğar
Belki korkuları hayallerimiz boğar
O masal günü gelinceye kadar; susuyorum, susuyorum
Susadıkça yüzün düşer aklıma
Korkar oldum düşlemekten

Adını anarım çoğalır sesim
Konuşmaktan, düşünmekten, özlemekten
Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
Korkular da benim umutlar da
Beni bırakma
Beni bırakma

Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la, la la
Korkular da benim umutlar da
Beni bırakma
Beni bırakma

Kimse kimsenin her şeyi olamaz-mış
Dili geçmişten tek yaramsın sen
Sensiz kimse mi kimsesiz miyim bilmem
Hiç bilmek istemem;

Hatta düşünmem
Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la, la la
Korkular da benim umutlar da
Beni bırakma
Beni bırakma

Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la, la la
Korkular da benim umutlar da
Beni bırakma
Beni bırakma

Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la, la la
Korkular da benim umutlar da
Beni bırakma
Beni bırakma

kumkuat

fiorabella
vitamin deposudur. A, B1, B2 ve B3 ve c vitamini ihtiva eder. içerdiği c vitamini ile immun sistemi güçlendirirken, b vitaminleri ile de sinir sistemini düzenler. düzenli tüketildiğinde stresi minimal düzeye indirir. reçeli de çok lezizdir.

yaşamak telaşı

bonnie
bir edip cansever şiiridir ki insanın tüm yaşamak telaşı böyle olsun dedirtir.

hiç böyle ısınmamıştım;
daldaki vişneye,
vitrindeki aydınlığa,
salça kokusuna mutfağımın,
akan dereye, uçan buluta,
hiç böyle ısınmamıştım yaşamaya.

yani olmuyor

bonnie
fırat tanış' ın müzik konusunda da yeteneğini gösterdiği bir şarkı.



sözleri:
Geçtiğimiz yolları arıyor gözüm yine
sanırım şehir uzakta kalıyor
sanırım şehir uzakta kalıyor
ellerimi uzatsam tutmak isterim günü
ama güneş ama her gece her tepemde doğuyor

yani olmuyor olmuyor istesem de
kimse gelmiyor beklesem de
yani olmuyor olmuyor istesem de
kimse gelmiyor...

Yaz kokusu duyardım kışın ortasında bile
Uzun cümleler kurardım konuşurken
Eski filmlerde kaldı böyle sözler deniyor
Ama şimdi filmler bile eskimiyor

Yani olmuyor, olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor, beklesem de
Yani olmuyor, olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor

farketmeden

bonnie
fikret kızılok' un 1995 çıkış tarihli yadigar albümünden bir parça.

bazı insanlar hayatımıza böyle fark etmeden, birdenbire giriyorlar. ve biz ne olduğunu anlayamadan daha bir de bakmışız ki kaptırmışız kendimizi gidiyoruz.

vur vur hoşuma gidiyor diyen mazlum isimli oyuncak

bonnie
2017 yılı ocak ayında satışa sunulan, ancak daha sonra yapılan şikayetlerle üretimi durdurulduğu söylenen, kurduğu şiddet içerikli cümlelerle bunu hangi ebeveyn çocuğuna alır ki dedirten peluş oyuncak ayı.

"çıkışa gel çıkışa", "el el değil balyoz mübarek", "pişt, babalık ne vuruyorsun","vur vur hoşuma gidiyor" gibi cümleler oyuncak ayı çalıştırıldığında ve kendisine vurulduğunda söylediği bir kaç cümleden biri.

üretici firmanın şu an 311 adet çok satan ürünleri arasında 8. sırada imiş.

şiddete eğilimli çocuklar yetiştirmek için bire bir. valla yeni öğrendim böyle bir oyuncağın var olduğunu. cidden bunu çocuğuna alan olabilir mi? yazık gerçekten.

kaynak:
http://www.diken.com.tr/hani-toplatilacakti-vur-vur-hosuma-gidiyor-diyen-mazlum-halen-satista/

hanımcılık

poor
ya amk ben bu işin. yazın bakın ne oldu. eren bülbül'ü hatırlarsınız. çocuk öldürülmüştü. bir arkadaşım hakkında tweet atmış. favladım. whatsapp'tan mesaj attı: "poor ya sen beni favladın ama favlamasan. kız arkadaşım bu ara takık. seni de tanımıyor. öyle her şeye kızıyor. alınma lütfen. biliyorsun. hanımcılık kazanacak. eheh." yazdı.

ben senin gelmişini, geçmişini...

sonra ahiretten bile engelledim tabi dingili.

bir insana hanım ya da bey olduğu için değil insan olduğu için değer verin. partnerinizin hayatını belli ölçülerde kolaylaştırın. sevin, sevilin. gönül yapın. ama insan olun dalyaraklar. sinirlendim valla.

ilgi manyağı

fiorabella
sanal mecralarda ve sosyal ağlarda çok gürülendir. ya bir görüşle, ya marjinal duruşla vs vs zilyon tane şekli vardır. hayatları like butonuna bağlıdır. hastaneden resim atanı, ped alıp paketini paylaşanı, dudak büzüp ördek ağız pozvereni say say bitmez. dünya sağlık örgütünün geçen günlerde yaptığı bir açıklamayı okudum. dünya genelinde internet kullanıcılarından deneklerle yaptıkları araştırmalar sonucu oyun ve like bağımlılığının ruhsal bozukluk olarak görülmesine karar vermişler. oyunlarda level atlayamayan, like ve takipci sayısı azalan, youtube kanallarında abonesi az olanlar gibi kullanıcıların intihar ettikleri ve intihara meyilli oldukları gözlemlenmiş.
sanal like butonlarının bir getirisi yok. dislike butonlarının bir götürüsü omadığı gibi. ilgiyi sanaldan beklemek yerine beyin nöronlarına snaps yapmanın bir yolunu bulsalar çok daha mutlu olurlar.

hayat güzeldir

fiorabella
orjinal adı "la vita e bella" olan filmdir. yönetmen koltuğundaki roberto benigni aynı zamanda filmin başrol oyuncusudur. savaşın kötü ve çaresiz yüzünü izleyiciye gösteren, nazi kampındaki kötü olayları çocuğuna bir oyun gibi gösteren babanın hikayesidir.
film 1999 yılında en iyi erkek oyuncu, en iyi film müziği, en iyi yabancı sinema dallarında oscar almıştır. ayrıca bafta başta olmak üzere bir çok ödüle de layık görülmüştür.
baba ve oğul arasında geçen replik.
- buraya köpekler ve yahudiler giremezmiş.
+ Bu dükkanın sahibini tanırım, köpeklerden korkar. Senin korktuğun bir hayvan var mı?
- Örümcek.
-O zaman biz de dükkanımızın kapısına Örümcekler ve Vizigotlar giremez yazalım.

şöyle güzel bir müziğe sahiptir.

bu yıl kışın gelmemesi

bonnie
geçen yıllarla karşılaştırıldığında havaların daha ılık şekilde seyretmesi halidir. doğal gaz faturalarındaki ödenecek tutardaki tl ve her haftada en az üç, dört günün güneşli ve ılık olması sevindiricidir. belki de dünya ile ilgili uzun vadeli düşünüldüğünde üzücü. bilemedim.

bırakıp gittin beni

bonnie
louis aragon' a ait bir şiir.
her okuyuşumda aradaki bazı dizelere takılarak yeniden yorumlamaya çalışıyorum, ne anlatmak istediğine dair farklı çıkarımlarda bulunuyorum. yalnızlığı anlatıyor sanki bazen, bazen terk etmeyi. bazen terk edilmeyi, bazen de uyumsuzluğu.

bırakıp gittin beni bütün kapılarda
bütün çöllerde tek başıma kodun
şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim
vardığım hiç bir yerde değildin
sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam
hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını
denizde dalgakırandan da boş boşluğunu bir günün
seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği

bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz
her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle
düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni
yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin
düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden

başını çevirdiğin için ağladığımı görmedin hiç
bana bakıp görmediğin için
ben yokken içini çektiğin için

ayağına düşen gölgene acıdın mı hiç sen

entelektüel terör

kozmos
Seven years in tibet filminden bir sahneyi akla getirmiş başlık;

sahnelerden birinde heinrich harrer, tibetli bir terzi kıza dağcılık başarılarını, kazandığı madalyaları ve çıktığı zirveleri böbürlenerek, iştahla ve gururla anlatır.

Ama tibetli terzi kız heinrich'in kültürü ile kendisinin kültürü arasındaki farklılığa takılır ve şöyle der;

“siz hayatın her döneminde zirveye tırmanmayı başaranlara saygı duyarken, biz kendi egolarını terk edebilene saygı duyarız.”

Günümüzde ne böyle bir terzi kız vardır, ne heinrich gibi başarılı bir figür. Sadece sefil kıvamda, acınası yüzeysellikte bir kendini ispat çabası ve buna bağlı olarak insanlar tarafından beğenilme isteği vardır. Bu istek haricinde tüm eylemler buna hizmet eder. Anormal değildir bu durum, ama yeterince normal de değildir.