confessions

sos

1. nesil Yazar - işler kalem

  1. toplam entry 1078
  2. takipçi 21
  3. puan 20091

akp seçmeni

sos
bir parti düşünün. sadece genel başkanındaki seçmenin ona yüklediği liderlik fasfı ve dih duruş gibi özelliklerle ayakta. bu arada nasıl bir liderlik fasfıysa daha diğer parti liderleriyle tv'ye çıkabilecek fasfı yok. partinin son yılları türlü türlü rezaletlerle dolu. mecliste kendi sundukları önergeye sırf chp evet dediği için kafaları karışıp kendi sundukları önergeye hayır diyen ve tbmm tarihinde bir ilke imza atan milletvekilleri var. fikir yok, sağlam politika yok, ülkeyi ileriye taşıyabilmek için atılabilecek bir adım yok... yok oğlu yok anasını satayım... koca bir sıfır (0)...

geneliyle siyaset tartışılamaz. çünkü geneli sorgulamaz. geneli sorgusuz sualsiz liderlik fasfı ve dih duruş gibi özelliklere sahip olan rte'ye biat etme derecesinde gönülden bağlıdır. mantıklı fikirlere kapımız açık. fakat bu seçmenin partisi fikir üretemiyor. üretse de 5 fikirden 4'ü mantık dışı oluyor. 4 yanlış 1 doğruyu götürdüğü için o kalan 1 mantıklı fikir de işe yaramıyor.

sesteş kelimeler

sos
kelime bulmaya üşenilmiş veya aynı kelimeyi farklı insanlar bulmuş ve bunun sonucunda böyle olmuş kelimelerdir. (kaynak yok uydurdum)

eğer üşenildiyse:
- sen çayları kat getir de şu akan su götürgecine karşı bir çay içelim
- tamam da buna bir isim bulmak lazım ya böyle olmaz... "su götürgeci" ne lan?
- oğlum biz buraya her geldiğimizde çay içmiyoz mu?
- içiyoz...
- e tamam işte bunun da adı çay olsun amk...
- sahi ya...
- bu arada akan su yerine "akarsu" diyelim. böyle daha iyi gibi. daha bi kulağa hoş geliyo...

zengin itiraf

sos
taşındığımızı söylemiş miydim? yeni eve pek alışamadım. eski ev öyle bir konumdaydı ki benim odamın penceresi doğrudan dağa bayıra bakıyordu. önümde hiç ev yoktu. o nedenle perde çok işlevsizdi. rahattım. penceremden doğayı izliyordum.

yeni evde ise 5-6 metre uzağımda apartman var. odamın penceresi doğrudan karşı apartmandaki pencereye bakıyor. uzun zamandır inşaat halinde olduğundan dolayı karşı binadakiler alışmış rahata galiba. perdeyi çektim odama. yeni evin şerefine sigara içesim geldi gittim sigara aldım. cam tozluydu camı temizlemeye başladım. ağzımda sigara... aşağı sağa sola bakarak hem cam temizliyorum hem sigara içiyorum. karşı pencerenin perdesi açıldı. bir kız bana baktı. sonra perdeyi kapattı ve kaçtı. ulan ben öcü müyüm? hahhahhah kendimi kötü hissettim. kaçtı derken baya baya kaçtı bence 1-2 kilometre gitmiştir.

bana "ulan biz ne güzel iyiydik burada geldiniz keyfimizi bozdunuz" diyemez. demeye hakkı yok. çünkü öğrendim ki iki apartmanın da inşaatı aynı anda başlamış. yani bu durumda iki taraf da birbirine kabahat bulamaz.

saldafest

sos
2016'dan beri iki kez salda gölü'nün kıyısına konuşlanmak suretiyle yapılması planlanan fakat ikisinde de burdur valiliği tarafından iptal edilen festivaldir. saldafest adı altında web sitesi bile vardır fakat daha ortada salda gölü'nde yapılabilmiş bir festival yoktur.

festivalciler salda'yı mahvetmekte, burdur valiliği ise festivali yaptırmamakta kararlı.

gazete

sos
haber, bilgi yazan kağıt.

değişmeyen bir sabah ritüeli. ilk gazete m.ö'nin sonlarına dayanıyor. bunu saymayalım. fakat ilk modern gazete 17. yy'ın başında basılmaya başlanıyor.

asırlara meydan okuyan başka şey yoktur. telefon yokken varmış. televizyon gelmiş tahtı sarsılmamış bile. ulan internet geldi hala satılıyor. (telefon örneğini verme gereğim şu ki; hayata yön veren icatlara bile tanık olan bir nesneden bahsediyoruz.)

demek ki hayatımıza ne kadar teknolojik şeyler girse de bazı alışkanlıklarımızı bizden alamayacak. insan yine o analog olana tutunma ihtiyacı hissedecek. mesela e-kitap da aynı şekilde. e-kitap ilk çıktığında çok tutulmuştu ve hunharca satılmıştı. ardından insanlar e-kitaptan da bıkıp, yine o elle tutulur, gözle birebir görülür ve koklanabilir olan gerçek kitaba yöneldiler.

kitap neyse de gazeteyi tebrik ediyor ve hanesine bir 10 puan daha eklenmesini rica ediyorum.

yağmur

sos
acaba ne zaman bitecek? dediğim doğa olayı. ulan yeter... yağma demiyorum, hobi olarak yine yağ. bir mola ver, bir nefes al. karadeniz'e çevirdin burayı.

zengin sözlük

sos
yanlış anlaşılmayacağımı umarak değerli yazarlara tavsiyede bulunmak istediğim sözlük. rahatsız edici görüntüleri eklerken görseli doğrudan değil de görsel linki vererek eklemenin daha doğru olacağı kanaatindeyim. hızlı resim, imgbox, resmim gibi siteler bu iş için uygun gibi.

inşaata topu kaçmış efsanevi nesil

sos
nesillerden bir nesildir.

akşam akşam nereden aklıma geldi bu söz söyleyeyim. az önce arkadaşım aradı. ne yaptınız taşındınız mı? falan dedi. yardıma gelecekti sağolsun... gerek yok dedim. kaç kat hangi cephe falan diye sordu. biraz bahsettim kendisine. daha inşaat halinde gibi koridorlar temizlenecek falan dedim. inşaata topun mu kaçtı? diye saçma sapan bir espri yaptı. espri kötü de olsa güldüm.

sonra bir düşündüm de. yahu ben bu kadar pedofili bir söylem daha duymadım. komik gibi bir söz ama bu sözün altında koskocaman bir pedofil gerçeği var. evvelden beri var bu söz. muhtemelen çimentonun icadıyla beraber bu sözü de biri bulmuş. suç bu sözü kullanan herkeste demiyorum. nasıl olmuş da toplumun genelince altında pedofililik yatan bu söz bir espri cümlesi olarak benimsenmiş? bu sözü daha önce de çok duydum fakat hiç üzerinde kritik yapmamıştım.

zengin itiraf

sos
bugün taşındık sözlük. hem de zaten küçücük olan şehrin bir ucundan bir ucuna... şimdi yeni evimizden yazıyorum bu giriyi. kedilerim mahallede kaldı. ben buradayım. uzağım onlara artık. çok kötü bir duygu be! şaka gibi ama gerçek. artık kediler yok... komşu ile beraber besliyorduk onları. artık sadece komşu besleyecek. komşunun onlara iyi bakacağından şüphem olmadığı için içim bir nebze rahat.

merhaba yeni mahalle yeni bakkal yeni ortam...

enjeksiyon

sos
enjektör ile vücuda ilaç enjekte etme olayıdır.

halk arasında eli hafif-ağır derler. halbuki kuralına göre yapılan enjeksiyon acı-ağrı hissettirmez. yani en az seviyede hissettirir. eli hafif olayı da enjeksiyonu usülüne uygun yapmak sonucu olur.

3 kuralı vardır.
- enjektör vücuda 90 derece açıyla hızlıca sokulur
- ilaç yavaş enjekte edilir
- enjektör vücuttan yine 90 derece açıyla hızlıca çıkarılır

verilen ilaçta yağ oranı yüksekse veya yoğun maddeler varsa enjeksiyon doğru yapılsa bile ilacın özelliğinden dolayı ilaç enjekte olurken vücutta ağrı-acı yapabilir.

aslında anlık bir olaydır bu enjeksiyon olayı. bu usül çerçevesinde yapılsa dahi acı-ağrı yapabilir.

mesela serviste staj yaparken hastanede artık emekliliği gelmiş eli ağır hemşire vardı. bıkmış artık batırıp geçiyordu iğneyi. insanlar da aksine stajyerler bilemez diye ona yaptırırlardı enjeksiyonu. halbuki bilmiyorlar ki stajyer daha taze kan daha titiz yapar. allah hastalık vermesin ama enjeksiyon olayında siz siz olun stajyerlere yönelin.

nohutlu pilav

sos
nohutlu pilavdır. (nohutlu pilavın tanımı bu kadar olur )

3 öğündür bunu yiyorum. yapmayı öğrendim. dün yaptım iki öğün yedim. bugün de bir öğün yedim. yanında turşu iyi gidiyor. nohutsuz pilavdan daha güzel bence.

nohutlu pilav yemekten nohut oldum. eğer sözlüğe bir hafta uğramazsam bilin ki nohutlu pilav komasına girmişimdir.

son edit:
hayır ben böyle tanım yapmazdım normalde fakat nohutlu pilav kafa mı bıraktı?

sakarya'da tüm patileri kesilen köpek

sos
çok büyük bir vahşete kurban gitmiş köpektir. ne yazıktır ki bunu yapan veya yapanlar daha bulunamadı. sadece gözaltı haberi var. bu vahşete hapis cezası yetersiz. suçlular bulununca halkın önüne atılsalar da halk verse cezasını keşke. halk cezayı bir kez kesse yeterli. bu tür caniler caniliklerini yapmaya cesaret edemezler. kim bilir kaç cani var bu dünyada. keşke hepsi toprağın altına kireçlenip gömülse.

bir kedinin günlüğü

sos
yine sabah erkenden kalktım. yine amaçsızca dolaşmaya başladım. mart ayını yalnız geçirmenin verdiği hüznü hala atabilmiş değilim. bir dahaki mart ayına da daha çok var. sarı binanın altındaki çöp tenekesinden güzel kokular geliyordu. gittim kahvaltımı yaptım. tekirle kavga ettik. küsüz konuşmuyoruz ne zamandır. mahallenin çocukları önüme bisküvi attı. bisküvi ne amk? bir de yicek mi yemicek mi diye bakıyorlar. gidin kuşlara atın onu. hayri amcanın evinin bahçesinde biraz dinlendim. bu kuşlar çok şerefsiz. yere konuyorlar ben yaklaşınca hemen pır diye uçuyorlar. sanki yicez amk? akşama doğru diğer çöp tenekesine azıcık bakındım. pek bişi yoktu. tam ümidi kesmişken biri bişi attı. biraz baktım kokladım sonra yedim. güzeldi. bugünü de böyle geçirdim işte.
0 /