confessions

sos

1. nesil Yazar - Eski sevgili hüznü

  1. toplam entry 908
  2. takipçi 19
  3. puan 16061

zengin sözlük

sos
uludağ sözlük'te takılırken bir yazarın başlığını canlandırması sonucu tıklayıp geldiğim hemen üye olup entry girmeye başladığım sonrasında yazar olduğum biraz sonrasında "aa iyiymiş, kalayım ben burda." dediğim sözlük. sonrası böyle oldu işte... yuvarlanıp gidiyoruz.

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

sos
1600'lü yıllara kadar paranın belli bir şeklinin, formunun olmadığı…

Bu sebepten, Gümüşten el işlemeciliği ile üretilen bu madeni paraları; dolandırıcıların parçalayarak (aynı paraları) defalarca kullanmaları ve 1696 yılında İngiltere darphanesi'nin başına geçen newton'un (bildiğin isaac Newton) paraları aynı kalıpta, incelikte ve kenarları tırtıklı şekilde yuvarlak olarak ürettirmesiyle bu olaya son vermesi ve dolandırıcılığın önüne geçmesi.

Bugünkü madeni parayı da ünlü fizikçi, astronom ve aynı zamanda darphane müdürü Newton bulmuş arkadaşlar.

bitcoin

sos
(ben gibi) "nedir şu bitcoin anlayamadım gitti bir türlü" diyenlerdenseniz eğer aha da bu videoyu izleyin. %97 anlama garantisi veriyorum. ben bile anladım...

kıtlık

sos
bir yerde okuduğuma göre büyük devletlerde çöpe atılan yiyecekler afrika'daki açlık ihtiyacını fazlasıyla karşılar yazıyordu. gerçekten de tok açın halinden anlamıyor.

anlamadığı gibi şöyle bir örnek vereyim. ben bir dönem markette çalıştım. manav reyonunda çalışıyordum. gelen meyve sebzelerden satılamayanları halen daha yenilebilir haldeyken atardık. bu arada bizim yememiz de yasak ha! benim de içim el vermiyor bu duruma çünkü ya arkadaş muz bile atılıyor. muz muz! (eski jenerasyon iyi bilir muzun kıymetini) bir gün tam atmaya giderken teyzenin biri evladım onları bana verebilirsin dedi. teyzeye verdim meyveleri. sonraları o teyze alsın diye atılacak meyveleri bir köşeye koydum teyzeye de söyledim. bir müddet teyze aldı ordan meyve&sebze... sonra müdürün haberi olmuş durumdan. bunu bir daha yapma dedi. o meyveler derhal atılacak dedi. biz de yiyemiyoruz ihtiyaç sahipleri de yiyemiyor. o meyveler sebzeler direkt çöpe. (arada sırada çaktırmadan bi tane havuç falan aşırdığım oluyodu çaktırmayın)

yani ben sadece işin bu kısmından örnek verdim. varın siz düşünün. ya işte durum böyle...

lodos

sos
bir rüzgar çeşidi. tam da bulunduğumuz günlerde ortalığı kasıp kavuran şu an hunharca esen rüzgar.

benim böyle havalarda kafam sersemleşiyor resmen. hiç sevmem bu lodosu...

tayfun demir

sos
hayvansever, sincapsever bir insan.

ben uzun zamandır takip ediyorum yaptıklarını youtube kanalından. sokakta yaralı halde bulduğu ve alf ismini verdiği sincabı alıp iyileştirip dost edindi. şimdi de iki kolları olmayan karamel ismini verdiği sincaba bakıyor. karamel, ormana kapan kuran hayvan katillerinin kapanına yakalanmış ve kollarını kaybetmiş. sincaplara baktığı, ilgilendiği için de sincabı kendisine götürmüşler.

işte kanalı.
https://www.youtube.com/channel/UCO4Ke287_D5mtbhxfMOABuA/videos

işlerin hep ters gitmesi

sos
genelde aynı gün olan olaylar zincirlemesidir.

bende böyle oluyor. o gün ilk işim veya herhangi bir şey ters gittiyse genel olarak gün boyu diğer şeyler de ters gidiyor. sanki bazı günler lanetleniyorum gibi bir his. o gün ters günümde olduğumu anlamam uzun sürmüyor. kabul ediyorum ve günün bitmesini bekliyorum.

bugün de ters günümdeyim muhtemelen. önümüzdeki günlere bakacağız...

kapıcılar kralı

sos
kemal sunal'ın başrolde olduğu 1976 yapımı kapıcılar kralı filminin geçtiği apartmandaki karakterler ve bu karakterlerin o apartmanda oturma sırası türkiye'yi gerçekten de çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

en üst katta tefeci-sermaye yani kapitalist oturur. kapıyı açması için güzel bir sebep lazımdır.

onun altında asker oturur ki kısa zamanda yönetimi ele geçirecektir. baskıcı yönetimi işçi sınıfına yeni çözümleri, fikirleri hayata geçirmesi için fırsat tanır.

onun altında seçilmiş yönetici oturur ki kısa zamanda baskılara dayanamayarak yönetimi seçimsiz devredecektir.

onun altında memur oturur ki yönetimle çekişmeyle işi yoktur. tek derdi artan masrafları sineye çekip, geçimini sağlamaktır.

en altta işçi-köylü oturur ki şark kurnazıdır. çalışkanlığı, uyanıklığı ve cesareti ile kısa zamanda zengin olacaktır.


lakin ne kadına ne de eğitime saygısı vardır. varsa yoksa kazıklanacak adam, varsa yoksa karaborsadır.

film, türkiye'nin fotoğrafını mükemmel bir şekilde çekmiştir.

taksi

sos
özel hizmete mahsus ulaştırma aracı.

valla yaşadığım yer küçük şehir olduğu için taksi çok uzak bir kelime bu şehre. hatta çoğu büyükşehir insanının yürüyerek gitmeyi mantıklı bulduğu mesafeyi burda halk otobüsüne binerek giden var. halk otobüsleri de boş olur genelde... ki boş olması da pek önemli değil çünkü zaten 10 dakika sonra gidilecek yere ulaşılacağı için... o metrobüslerde bulunamayan boş koltuklar, burda gırla... tenezzül eden yok.

aydın'da vahşet

sos
köpeklerden biri kurtulmuş. fotoğrafında yaşadığı korku gözlerinden okunuyor. bunu yapan inşallah bulunur. gerçi bulunmasından daha önemlisi ne olacak ona? para cezasıyla kurtulacak muhtemelen. keşke ordaki halk tarafından linç edilse.

ince espri

sos
diğer esprilere göre daha bir üst düzey daha bir komik olan anlatımında dolaylı yola başvurulmuş espri türü.

aslında asıl espri budur. espri dediğin ince olur daha başka nasıl olacak zaten?

yerli korku filmleri

sos
korku kategorisinde yer alan yerli filmlerdir.

korku mu gerilim mi pek belli değiller bence.
isimlere bak:
>> şeytan-ı racim
>> 3 harfliler
>> siccin
>> muska
>> düğüm
>> cin tarikatı
>> cin karası
>> bir cin vakası

bir "cin" tüccarlığıdır gidiyor...

edit: eldeki tek malzemenin "cin" olması üzücü be...

not defteri

sos
not tutmak amacıyla edinilen defter. bilgisayarlarda bir sağ tık ile oluşturulabilen defter. kiloyla satılıyor...

bilgisayarda not defterine girilen her bir karakter 1 bayt'a tekabül eder. 1024 bayt da 1 kilobayt'a tekabül eder dolayısıyla 1024 karakter 1 kilobayt eder.

lenovo

sos
laptoplarında z serisi gayet estetik ve kullanışlıdır. ben estetik branşında apple'dan sonra lenovo'yu tek geçerim.

güzelim z500 modelini sattım gittim iyi bir laptop alacağım diye farklı marka dandik bir laptop almaya kalktım. pişmanım.

klavye delikanlısı

sos
internet ortaya çıktığında türemeye başlamış ve sayıları gitgide artmış, akıllı telefonlar ile yerini telefon delikanlısına bırakmış, sözde delikanlıları ifade eden sıfat.

sosyal medya öyle bir mecra ki küfürler havada uçuşuyor zaten. herkes birbirine kayıyor. atış serbest mottosuyla... az önce birisi videonun altındaki yorumumun altına küfür etmiş. çocuktur diye yorum atmadım. sonra bu daha da abarttı küfrün dozunu instagram falan vermiş. bir baktım instagram hesabına bildiğin ben yaşta biri. instagram'dan mesaj attım az önceki küfredip instagram hesabı veren sen miydin diye? direkt küfürle başladı zaten söze... bana adresini ver diyor. normalde bu tip şeyleri saçma bulurum. yani internetin analog olduğu dönemde kaldı bu tür atışmalar. sanki aynı ilde yaşıyormuşuz gibi ve ortada daha henüz bir şey yokken adres ver numara ver demek bana saçma geliyor. gerek yok bu tür zırvalıklara. amacın ne kardeş? ama kafam attı gerçekten kızdırdı beni. numarasını verdi. aradım açmadı. sonra neyse kardeş hadi var git yoluna diyor bana. ulan bu kadar hızlı dönülür mü?

yahu durduk yere küfreden sensin. numara veren sensin. arayınca hemen 180 derece dönüyorsun... ne günlere kaldık? çok var piyasada bu tiplerden. artık mahallede mi ezilmiş, okulda mı ezilmiş bilmiyorum ama ezik tipler bunlar. beyefendi biri olunca üslubunuz da beyefendi gibi olunca karşılarındakini muhallebi çocuğu sanıyorlar.

1971 yılına ait istanbul fotoğrafları

sos
1971 yılında çekilmiş istanbul fotoğraflarıdır.
daha doğal bir yaşamdan yansıyanlar... dikkatimi çekti; 6. fotoğrafta migros'un, yıllar geçmişine rağmen logosunda zerre değişikliğe gitmediğini görüyoruz. sanki bu yaz çekilmiş. sonuçta sık rastladığımız markalar da artık bizim tanıdığımız varlıkları oluşturuyor. tanıdık görünce hemen dikkatimi çekti.
















kaynak: https://seyler.eksisozluk.com/1971-yili-istanbuluna-dair-insana-tanimlayamadigimiz-bir-huzur-veren-fotograflar

trt belgesel

sos
Geçenlerde izliyorum bu cennet papağanları diye bildiğimiz kuşları gösteriyor. Bu kuşlar dev kaktüslerin içinde yaşıyor. Fakat kaktüsleri oyabilecek kadar güçlü gagaları yok. Kaktüsleri komşuları olan ağaçkakanlar oyuyor. Tam bir cennet papağanı girebilecek kadar. Cennet papağanı da yuvasına kavuşuyor. Yuvanın kapısı küçük olduğundan diğer yırtıcı kuşlar yuvaya giremiyor. Ha cennet papağanı ağaçkakana "şurayı matkap gibi deliver sana zahmet" demiyor tabii ki. Hayvanlar arasında Allah'ın koyduğu bir bağ var işte. Zaten Avustralya'da pek yırtıcı kuş yok çoğu papağangiller familyasından... sevimli, farklı diye alıp Kafese konulan zavallı hayvanlardan oluşuyorlar. Muhabbet kuşu da orda yaşıyor.

google adsense

sos
google'ın, anlaştığı satıcıların reklamlarını belli bir rotasyon çerçevesinde, kendi iş ortaklarının web sitelerinde yayınlaması ve reklamları ziyaretçilere tanıtması sonucu satıcı ile müşteriyi bir araya getirmesi ve bundan hem kendisi hem de iş ortaklarının gelir elde etmesi olayıdır.

bilmem anlatabildim mi? anlatamadıysam affola...

entry okunma sayısı

sos
girilerin kaç defa okunduğunu gösteren fakat aynı yazarı birden fazla gösterebilen sayıdır.

entry i editlemek istediğinizde o rakam artar, aynı zamanda entry numarasına tıkladığınızda da artar.

keşke her yazarı -1- olarak kayda alsa... böylelikle giriyi kaç tekil yazarın okuduğu anlaşılır ve sağlıklı bir sayı elde edilir.

benmari

sos
çikolata eritmede kullanılan bir yöntem olmakla beraber bir yemek pişirme yöntemidir.

bir tencereye su eklenir ve ocağa alınır. tencerenin üstüne cam bir kap konulur. kabın içine çikolatalar konulur. çikolatalar kabın suyla temasından aldığı ısıyla erir. isteğe göre kap, suya temas etmeden, sadece sudan aldığı buharla da ısınabilir.

kasap döner

sos
bir döner markası.

türkiye'de "kasap döner yiyenle, yemeyen bir olur mu?" reklamını yapmaya cürmü yetmezken böyle bir reklam yapmış dönercidir. istanbul dışında adana, ankara, izmir ve konya'da şubesi vardır sadece. ülkedeki 30 büyükşehir statüsündeki ilin 25'inde tek bir tane şubesi olmayan bir markanın --televizyonda-- "yiyenle yemeyen bir olur mu?" diye reklam yapması bana çok saçma geldi. yani böyle bir reklam için daha 40 baton döner yemesi lazım.

metal yorgunluğu

sos
Metal Yorgunluğu, Sürekli olarak çalışan veya belirli bir yükün sürekli uygulanması sonucu metal malzemelerin istenilen dayanma özelliğini kaybetmesi olarak açıklanır. Örnek olarak; Bir tel sürekli olarak aynı noktadan aşağı yukarı eğilir ise tel büküldüğü noktadan ısınır ve bir süre sonra kopar. Kopma metal yorgunluğunun son noktasıdır. Nasıl bir uçak ilk yapıldığında hatasız çalışırken, zaman geçtikçe metal kaplamaların gevşeyip kendini bırakması sonucu iş görmez hale gelebiliyor ise insanları da zamanla “ruh yorgunluğu” sarıyor ve hastalanmadıkları halde eski performanslarını kaybediyorlar. İşte bu duruma metal yorgunluğu deniyor.

mil

sos


1,852 kilometredir.

Deniz mili deniz ve hava ulaşımında mesafeyi ifade etmek amacıyla kullanılan özel bir birimdir. Uluslararası Birimler Sistemi'ne (SI) dâhil olmamasına rağmen tercih edilmesinin nedeni Dünya'nın dairesel yapısını dikkate almasıdır. Kara mili ise iki nokta arasındaki doğrusal uzaklığı ifade eder. Bir deniz mili bir meridyen üzerinde bir dakikalık yayın uzunluğuna eşittir. Örneğin Dünya'yı Ekvator hizasından ikiye ayırdığımızı ve elde ettiğimiz çemberi 360 dereceye böldüğümüzü düşünelim. Bu dereceler tekrar 60 dakikaya bölündüğünde elde edilen bir dakikalık yayın ortalama uzunluğu bir deniz milini ifade eder. Kutuplardaki basıklık nedeniyle Dünya'nın şekli tam bir küre olmadığı için bir dakikalık yayın uzunluğu Ekvator'dan kutuplara doğru gittikçe değişir. 1929'da birincisi düzenlenen Uluslararası Hidrografi Konferansı'nda bir deniz milinin değeri 1852 metre olarak kabul edilmiştir.