confessions

sos

1. nesil Yazar - neşeli

  1. toplam entry 1344
  2. takipçi 24
  3. puan 24575

anne

fiorabella
çok özledim. tarif edemeyeceğim kadar çok özledim. içim yanıyor. annemi unutmak mı? işte o imkansız. hergün daha çok acı veriyor yokluğu. her şeyde sen varsın anne, her şey sen kokuyor hala. seni Resüsitasyon odasına aldıklarında küpelerini, kolyeni ve yüzüğünü bir lastik eldiven içinde elime vermişlerdi. benim ömrümden sana gelsin diye onları hemen takmıştım. biliyor musun o günden beri boynumdan, parmağımdan, kulaklarımdan hiç çıkartmadım
anneciğim.
ne kadar çok anı biriktimişiz. ilkokulda mezuniyet günü vardı. şarkılar, gösteriler falan. son kapanışta herkesin babasını sahneye davet ettiler. "ben annemle dans edeceğim" diye babamla dans etmemiştim ve sen benimle bu şarkıyla dans etmeştin. ne zaman bu şarkı çalsa kazık kadar bebe olsamda hep seni dansa kaldırıp evde fır fır döndürürdüm.

seni unutmak mı? asla anneciğim. ben artık yarım yaşıyorum. bir tarafım seninle birlikte gitti. acı çok acı. dolmayacak kocaman bir boşluk.


ochie chernie

fiorabella
"karanlık gözler" anlamına gelen en ünlü rus halk şarkısıdır. sözleri Ukraynalı şair ve yazar Yevhen Hrebinka'ya aittir. şarkının günümüze gelen melodisi Adalgiso Ferraris tarafından bestelenmiş ve 1910 yılında Rusya'da, Alman şef Otto Kuhl ile birlikte "Schwarze Augen" (Kara Gözler) olarak yayınlanmıştır.

şarkının türkçe arajmanı ajda pekkan'dan dinlediğimiz "bir günah gibi"dir. melodisi çeşitli müzik türlerine de uyarlanmıştır ve hepsinin de dinlenmesi keyiflidir.

caz soundu ile dans etmek isteyenler için buraya bir adet" Louis Armstrong" yorumu bırakıyorum.

cinsel organın isminin ilk öğrenildiği an

azrailin regl donemi
insanı hayatı boyunca bunalıma sokacak olan andır.

ilk okula henüz başlamamıştım. sanırım ilk bahardan yaza geçiyorduk, hava sıcaktı. her çocuk gibi ben de sokakta oynamaya çıkmıştım. seksekiydi, yakar topuydu, futboluydu coştukça coşuyorduk. haliyle gün boyu sokakta olduğumuzdan çişimiz de geliyordu. eve gidip gelmek yerine arsadaki büyük taşa işiyorduk. nasıl olsa küçüktük..
yine böyle bir günde o taşa işerken birden yanıma 2 tane benden küçük kız belirdi ve *mını gördük' dedi. *mını gördük *mını gördük diye bağırıyorlardı. her ikisi de gün boyu *mını gördük *mını gördük diye koşuşturdular. birbirlerine beni gösterip şu çocuğun *mını gördük diyorlardı. neydi bu *m? içimi büyük bir merak kaplamıştı. öğleden sonra annem eve yemeğe çağırdığında dayanamayıp sordum. bana öyle bir baktı ki! kesinlikle evde sormamam gerektiğini anladım.

o günden beridir ne zaman bir *m görsem içimi bir korku kaplar.. hep o günü hatırlarım.

yorgan mafyası

azrailin regl donemi
yasa dışı yorgan temin eden yasa dışı oluşum. geceleri herkes uyurken yorganlarını gizliden çalarak veya yeni kayıt dışı yorganlar üreterek vergiden muaf, kaynağı belirsiz para kazanma amacı güder. elyaf ve yün yorganlar favorileridir.

yıllardır gizemi bir türlü çözülememiştir.

akit

fiorabella
iki bacaklı çomarların kağıt müsvettesi. bunlar atatürk kuduzu olmuş. hepsine birer doz beyin yazıyorum. beyinsiz yaşayan tek canlı denizanası sanırdım ahan da bu insanımsılar da beyinsiz yaşıyor.

leyladansonra.com

fiorabella
yüreği güzel insanların, insan gibi insanların bu kadar kötülüğe, kokuşmuşluğa rağmen var olduklarını gördüğümüz gönüllü oluşum. çapa tıp fakültesinde üç tıp öğrencisi tarafından başlatılmış güzel proje. lösemi, felç vb gibi ağır hastalıklarla mücadele eden, hastane odalarında çocukluklarının en kötü günlerini yaşayan masumlara bir el uzatıyorsunuz. yooo bağışda falan bulunmuyorsunuz. çocukların tuttuğu bir dileği gerçekleştiriyorsunuz.
öyle kocaman, yüklü dilekleri yok. bir bebek, bir araba, boya kalemleri ünlü biriyle tanışmak dışında bir dilekleri yok.

çocukluk masumiyettir. masumiyetini çoktan yitirmiş dünyada onların dileklerini belki sen, ben, o yerine getirebiliriz. birimize ağır geliyorsa hepimiz toplanıp bir bisiklet, bir akülü araba alabiliriz. mutlu ettiğimiz bir çocuğun sevincinde kendi çocukluğumuzun mutluluğuna da gideriz.


buradan leyla'nın hikayesine ve dilekleri olan bebelere ulaşabiliriz. bir inceleyin derim.

zingua

fiorabella
1600'lü yıllarda yaşayan angola kraliçesidir. tarihin gördüğü en acımasız kadınlardan biridir. erkeklerle ilişkiye girdikten sonra onları öldürmesiyle tanınır. işin tuhaf yanı onunla birlikte olacak erkekler öleceğini bile bile onunla birlikte olmuştur.
karadul örümceğinin insan versiyonu.

istanbul havalimanı

frante
yaklaşık 2 yıl boyunca belli aralıklarla şantiyelerden bir kısmında dolaylı olarak çalıştığım havalimanı. gelip giderken "burası bitmez" diyordum sürekli. bitirmişler.

her gidişimde birilerinin öldüğünü/yaralandığını duydum. "bu kadar riskli bir iş ise siz neden çalışıyorsunuz?" diye sorduklarım genelde işsizlikten, maaşların yüksekliğinden, kalacak yerlerinin bile olmadığından bahsediyordu. inanılmaz bir personel sirkülasyonu vardı zaten. yabana atılmayacak miktarda arap, gürcü de çalışıyordu şantiyelerde. hatta zaman zaman konuşup anlaşabileceğim birini bulmakta zorlanıyordum. o derece.

askerde o yaratığımsıları dahi yemiş pis boğaz bir insan olarak ben bile buradaki yemekhanelerin kokusu, pisliği ve yemeklerin kötülüğünden dolayı yemekhanede doğru düzgün yemek yemedim. ha şimdi diyeceksin ki "ulan adamlar ölmüş sen iki tas çorbanın peşindesin!!" öyle değil. buradaki çalışma şartlarının elle tutulur hiçbir tarafı yoktu. hiçbir insanın mecbur kalmadıkça çalışacağı bir yer değildi.

keskin bir doğal katliam da yaşandı havalimanı inşaatında. karadeniz'e uzanan köylerin çevresinde tıraşlanmış araziler, kaderine terk edilmiş köpekler.. korku filmi gibiydi. şimdi düşündükçe aklıma çakıyor teker teker. hani kimsenin ölmediğini bilsen ve bu tabloyu görsen dahi "yere batsın uçağı da dünyanın en büyük havalimanı da kapatın gidelim burayı" dersin.

konumu zaten istanbul'da yaşadığını iddia eden insanların yüzde doksanının gitmek istemeyeceği bir uzaklıkta.

çok tuhaf. bununla övünülmesi nasıl bir sirkin içinde yaşadığımızı gösteriyor. normal bir adalet düzeninde cumhurbaşkanı falan götürürdü şurada dönen işler.

arkadaşlarının bir bir evlenmesi

the champion
Çoğu bekarda iç titremesine sebep olur.. Bunuda kaybettik ya..yalnız kaldık ya..ulen evde kaldık yaa.. Gibi.. Beni bu kısım çok şaapmıyo "eee senin düğün ne zaman?" "sıra sana geldi şampiyon ehehe" gibi evlendirme meraklısı akrabaların hunharca sorularına maruz kalmak yaralıyo..

bitki çayı

fiorabella
toprak ve hava kirliliğinden bitki mi kaldı ki çayı faydalı olsun. bir sürü kimyasal işlemden geçip poşetleniyor. o değil de elinde kupa bitki çayı içen erkekler bana çok itici geliyor.

orhan veli kanık

fiorabella
Ölümünün 68.yıldönümünde saygıyla anıyorum.

Gün olur, peşime gider,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş! ...
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi ...

like a prayer

fiorabella
madonna'nın 1989 yılında çıkarttığı albüm ve albüme adını veren şarkıdır. pop temalı şarkı gaspel müziği soundları da içerir.
şarkıya çekilen klip o dönem hıristiyan dünyasını ayağa kaldırmış. yanan haçlar, gözlerinden kan damlayan stigmata ve siyahi isa ile öpüşmesi hıristiyanlık kutsallarına hakaret olarak sayılmış kiliseler ve papalık tepki göstermiş. papa madaonna'ya kınama mesajı yollamış ve kliseden afaroz etmiştir.
(bkz:boş başlıkları dolduralım kampanyası)



kral mausollosun mezarı

fiorabella
diğer adı Halikarnas Mozolesi'dir. dünyanın yedi harikasından biridir. yapıldığı zaman mezarın toplam uzunluğu 45 metre idi. pramiti andıran katlı merdivenler şeklindeydi. etrafında farklı heykeltraşlar tarafından yapılmış olan insan ve haykan heykelleri vardı. o döneme kadar hep tanrıların heykelleri yapıldığı için ilk defa tanrılar hariç insan ve hayvan heykellerinin yapılması bakımından da ayrı bir önem taşır.
1402′de Saint Jean şövalyeleri Bodrum'a geldiklerinde anıtı önce taş ocağı olarak kullandılar daha sonra sökerek bodrum kalesini yapmışlardır.

zıplayan jack

fiorabella
19.yüzyıl ingilteresinde londranın tenha yerleşim yerlerinde efsanevi bir varlık ortaya çıkmıştır. bu varlık, karanlık ve tenha sokaklarda yürüyenlerin üzerlerine atlıyor. onları yaralıyordu. evlerin damlarından atlıyor, zıplıyordu. insan değildi yüzü korkunç ve gözleri pörtlekti.

jack'ı görenler onu kanatları olan, maymuna benzetiyordu. boynuzları vardı. bu boynuzlar metaldi. gece insanların yüzüne mavi ve beyaz alevler püskürtüyordu ve bu yaratık çok güzel kokuyordu.

1845 yılında artık bu canavarın saldırıları artmıştı. herkes korku içindeydi. batı londrayı korku sarmıştı. hampshire'da ve doğu anglia bölgesinde birden ortaya çıkıyor çığlıklar atıyor garip sesler çıkararak posta arabalarının önünü kesiyordu.

1846 yılında caharlen dıckens'ın yedi yıl önce "oliwer twist" adlı romanında tarif ettiği jakop adasında dilenci mahallesinde saldırılar yapmaya başladı. 13 yaşında fahişelik yapan maria davis'in yüzüne önce alev püskürtmüş sonra kızı suya atmıştı. polis cesedi bulmak için çalışmalar yaparken jack kadınların korkulu rüyası olmaya devam ediyordu. hedef kitlesi kadınlardı.

o dönem ingilteresinde bir cadı avı başladı. herkes bu yaratığı yakalamak istiyordu. kimdi bu? yarı insan yarı hayvan biri miydi? şeytan mıydı neydi? göğsünün ortasında bütün üst bedeni kaplayan "w" işareti vardı. bu neydi?

kitaplar yazıldı, teoriler üretildi, filmler çekildi. zıplayan jack olayı efsane olarak literatürde yerini aldı.

kriminoloji tarihinde ingiliz polisinin o dönem kayıt altına aldığı bazı bilgiler günümüz adli tıp teknolojsiyle yeniden değerlendirildi. polis o dönemde bir şüpheliye ulaşmış ve her şeyi kayıt altına almıştı.

şüpheler waterport marki'si hanry de laporte'nin üzerinde yoğunlaşıyordu. marki boksördü, kürek çekiyor, eskrim yapıyordu. sporcu ve eğitimliydi kötü şakaları ile ünlenmişti. bir gece adamlarını toplamış ve bütün mahalledeki evleri kırmızıya boyamıştı. demiryolunda makasları değiştirerek iki treni çarpıştırmıştı. bunun dışında marki de pörtlek gözlüydü ve gözlerine sürekli kan otururdu ( kriminologların birleştiği nokta ve markinin resimlerine bakıldığında, hanry'nin graves hastası olduğu görülür. bu hastalık treoid bezlerinin aşırı çalışması sonucunda gelişir. göz küresinin arkasına madde biriktiği için gözler yuvalarından fırlar ve pörtlek bir görünüm alır)

ayrıca jack'in üst bedenini kaplayan " w " harfi aynı zamanda markinin aile armasıdır. parfümlere merakı ile bilinen marki saldırılarında parfümleri sıkarken kibritle ateşlemiş olabilir. bu da zıplayan jack'in neden güzel koktuğu ve alev çıkardığı hakkında ipucu verebilir.

beymen

icgqhs
19,950.00 TL 13,965.00 TL (KDV dahil) %30 İndirim 13,965 e düştüğünü görünce hayli sevindim derhal 16 renginden de almalıyım. büyük kazanç sağladım. teşekkürler zengin sözlük.

et yerine tavuk hindi balık yiyin

fiorabella
tarım ve orman bakanı bekir pakdemirli'nin yeni talimatı. "pis sefiller ayda 15 kilo et yiyorsunuz protein zehirlenmesi yaşadınız biraz nötr hale gelin de tavuk, hindi, balık falan yiyin" minvalinde saçma sapan açıklamalarından gına geldi. oldu sen dedin hormonlu tavuk yeriz, politikalarınız sayesinde zehirlenen denizlerimizden çıkan ağır metal yüklü balıkları yeriz. noel yaklaşıyor hindi de hünkar pilavını içine teper onu da yeriz.

heeeyyy bakan bey. bu ülkede insanlar ekmeği zor buluyor. vatandaşla dalga mı geçiyorsunuz ya.
bu arada kişisel olarak kırmızı ve beyaz et tüketmem ben. bu et polemiği de canımı sıkıyor.

kaynak

kadavra bağışı

fiorabella
bedenin ölüm sonrasında anatomi eğitiminde kullanılmak üzere bağışlanmasıdır.

osmanlı döneminde müslümanların üzerinde otopsi ve teşhir işlemi yasak olduğundan sultan abdumecid, tıp fakültesine kadavra temin etmek amacıyla ölen tüm gayrimüslüm ve kölelerin bildirilmesi için ferman çıkarmıştır. kadavra ve teşhirler böyle sağlanmıştır.
günümüzde ise kimsesiz, sahipsiz, özellikle akıl hastanelerine terk edilmiş kişilerin ölüleri kadavra olarak kullanılır.
dünyada kendi bedenini kadavra olarak bağışlayan insanların sayısı bir hayli fazladır. ülkemizde bu sayı minimaldir. bazı ülkelerde ve amerika'da ağır ceza mahkumları da öldükten sonra kadavra olarak kullanılır.

adıyaman'da atatürk büstüne saldıran suriyeli

fiorabella
şerefsiz arap dölüdür. doğru halt olsa ülkesinde kalır savaşır totosuna bakıp kaçmazdı. bu pislik ve bunun gibileri bu ülkeye sokan zihniyet oy uğruna verdiği tavizlerin bedelini halka ödettiriyor.
ulan sen kimsin ki benim ülkemde bu densizliği yapıyorsun? bizde yeteri kadar atatürk düşmanı vardı bir de bunlar eklendi.
arpaları fazla geldi arap tohumlarının.

video ve kaynak

edit: suriyeli olmadığı yönünde açıklama yaplmış onu da ilşltirelim.tık

tecavüz edilen köpek yavruları

fiorabella
sapık canilerin varlığını gözümüze sokan zavallı yavrulardır. bu sapık insanlarla aynı ülkede yaşıyoruz. her seçim zamanı hayvansever oyları için kanun çıkaracağız diyen siyasiler. hiç utanmak yok siz de değil mi? tüm katledilen masumların kanı üzerinize olsun.

ormanlık alanda hayvanları besleyen bir ablamız, sabah gördüğü manzara karşısında şok oldu. içip içip orada yavru köpeklere tecavüz eden pisliklerin o masumlara neler yaptığını görünce artık insanlığımdan çıktım. iki yavru malesef kan kaybından melek oldu.
allah belanızı versin.
videolar ve tecavüz edilip ölen masumlar

berat albayrak

fiorabella
amazon com'dan seks oyuncakları aldığı için cenabet gezmesin gusül abdesti alsın diye hediye edilmiş olabilir bilemiyorum şimdi.
il başkanına gelince biz kısaca bu tiplere çomar diyoruz. hadi oğlum ver bi pati. dört ayaklı çomarların tırnağına kurban olsunlar.

drive in

magic mushroom
amerika'nın 1933 yılında tanıştığı arabalı açık hava sinemalarıdır.

önceleri yalnızca zenginlerin, arabalarının içine monte edilen küçük bir hoparlörden aldıkları sesle arabalarından film izledikleri bu yöntem zamanla yaygınlaşarak çok daha geniş kitlelere hitap ederken 60'larda ise popülaritesini yitirmeye başladı.

günümüzde ise amerika'da yalnızca bir kaç drive-in sinema nostalji amaçlı hizmet veriyor.