confessions

turuncu gemi

2. nesil Yazar - Akıllı

  1. toplam entry 582
  2. takipçi 5
  3. puan 5332

arkadaşın ölümü

turuncu gemi
(Bundan 2 ay önce kaybettiğim dostum hakkında çektiğim acıları kaleme dökmüştüm. Hüseyin'in anısına saygıyla)

ben bütün canlıları severim. ama beraber vakit geçirmekten haz ettiğim sadece iki insan var yaşamda. ukelalık gibi olacak ama o kadarcık kusuruma bakmayın artık bir de ben üç. bundan çok memnun değilim ama yazık ki ben bir süre daha hayattayım.

bugün o en çok sevdiğim iki dostumdan birini kaybettim. ben kimsenin yanında ağlayamam, bu anonim platformlar hariç pek kimseye derdimi de anlatmam. yanında ağlayabildiğim bir kaç insandan birini kaybettim ben bugün. vefatını öğrenir öğrenmez içimden hemen onu arayıp dertleşmek geçti. nasıl bencil bir insanım ben yahu.

2007'den beri her şeyim olmasa da, bir çok şeyimdi hüseyin benim. arabaya atlar uzun uzun tatillere çıkardık. delikanlılıkta sayısız kavgaya dalmışlığımız var onunla, ve tabii sayısız dayak da yemişliğimiz.

ben küfür etmeyi bilmezdim de sevmezdim de onunla tanışmadan önce. o çok küfür ederdi ve yakışırdı da ona küfür etmesi. bir yolculuğumuzda çok kızdırdı beni. ağza alınmayacak küfürlerle sövmüştüm ona. durdu durdu ''ahlakını skym senin memo, ne pis ağzın var senin'' dedi. küfür etmeyi öğrendiğim insanın bana bunu söylerken ki tatlılığı her zaman aklıma geldikçe güldürmüştür beni, şu anda bile göz yaşlarımın içinde o anımız gülüyor.
otlakçı bir insan değildi hüseyin. ama benim sigara paketimden, elimde içtiğim su şişesine kadar otlanmaya bayılırdı. buna çok sinirlendiğim olurdu arada. o zamanlarda meşhur sakinleştirme cümlelerini yazıyorum;

''memo hani abd'li bir aktör vardı, adı neydi onun? (bruce wilis'i kast ediyor) sen ona acaip benziyorsun''

bunu dediklerini yer ve sakinleşirdim.

bunun sonraları bir gün evleneceği tuttu. gerçekten de çok iyi bir eş ve baba oldu. eşi de bana çok iyi bir ablaydı her zaman. onlar benim güçlü sığınağımdı. benim babam ben doğmadan ölmüş, hüseyin gerektiği zaman öyle güçlü bir insandı ki, bana da az babalık etmemiştir sağ olsun. hala sağ olsun çıkıyor gayrı ihtiyari ağzımdan ama bugün babamın öldüğü yaşta öldü hüseyin.

5 ay önce dünya tatlısı bir kız çocuğu daha olmuştu. o günden beri başında dönmelerle ağrıların dans ettiğinden dert yanıyordu. ben de ona diyordum ki ''oğlum yeni beben oldu normaldir, pskikolojik olarak olur böyle şeyler. en fazla panik ataktır sendeki. bir ara bir nöroloğa baktırırız.''

beş ay bana başının ağrıdığını neredeyse iki güne bir söyledi durdu. 3 güne bir çalıştığım hastaneye ya çayımı içmeye, ya da bir yakınını muhayeneye getirirdi. kulağından tutup da sokmadım hüseyinimi bir nörolog muhayenesine.

on gün kadar önce kaynanasını getirmişti hastaneye. bundan on lira para istedim. normalde cebinde akrep vardır vermez, kaynanası yanında diye utandı verdi. otomatik makinadan kahve aldım o parayla, son bir kahve kalmıştı makinede, hüseyinime de çay aldım. ben kahveyi içtikçe ''lan memo ne kadar güzel koktu o kahve'' dedi durdu. ben de gözüne soka soka gıcık vererek içtim o kahveyi. sonra günlerce vicdan azabını çektim bunun. dört gün önce yine gelmişti yanıma. hastanede kahve bulamadım ona ikram edecek.

3 gün önce eşi aradı. önce istifrağ etmiş. hastaneye yetiştirmişler. beyin kanaması geçiriyormuş. ameliyat falan derken yoğun bakımda yatıyordu hüseyin'im. doktorlar eşine ''her an her şeye hazırlıklı olun'' dedi.

ben ise ''yenge bu doktor cahilliğinden böyle konuşuyor, hüseyinim kalkacak merak etme'' dedim. kadını o neşeli ve umutlu haliylen bıraktım.

bugün sabah vefat etti hüseyinim. oysa ben o uyandıktan sonra en iyi fizik tedavi uzmanından, konuşma terapistini bile hazırlamıştım.

seni hiç unutmayacağım hüseyinim. zaten sen unutulacak adam değildin. söz veriyorum çok geç kalmayacağım ben de. gelince kahveler söz veriyorum benden. on liranın üzerini cebe atmıştım, onu da helal et olum artık.

sizi sevmiyorum

turuncu gemi
muhteşem bir ahmet telli şiiridir;

sesimden arındım ve ufku
bir harmani gibi giyindim
kahraman bir korkaktım
kavmimin kadim tarihinde
ki onlar için umutsuzluk
kendim için haramiydim

böyle bilindiydi bu hikâye
yarından bugüne kaldıydı

tersine akan bir ırmaktım
sözün şaşkın serinliğinde
kendi deltasında boğulandım
ve sizi sevmiyorum ey kavmim
yakın beni rüzgârın ıslığa
ıslığın hükme döndüğü yerde

derim ki ey kavmim, zulmünüz
payidar, yurdunuz çığlığımdı
ki hükmümü kendim veriyorum
yakın beni sesim sorulara dönmeden
küllerimin altında kalacak
mutluluk sandığınız ne varsa

böyle yaşandıydı bir ömür ve söz
giyotindi sözün belleğinde

ahmet telli

turuncu gemi
memleketimizin 72 yıllık ulu bilge şairidir. bugün hacettepe üniversitesinde bir ete kemiğe saldırdığını sananlar bilsinler ki, bilgeliğe saldırmışlardır. yazık ki çağ böyle bir çağ.

zaman kekemeydi
gün bitti, elindeki güller de soldu
anımsanacak neler kaldı bugünden
paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak
belki bir türkü söyleriz geceye karşı
saçlarını tarazlayan bir şafak olur

zaman kekemeydi ve tarihe sızan
soytarılar gördük gencömrümüzde
ölüm peşimize düşende bir göçebeydik
suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına
bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı

rüzgâr suyu soğutsun su terli bedenlerimizi
ve aşkı düşünelim biz, destan yalnızlıkları
konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar
gidersek gülüşler azalır buralarda
kim bulur kayıp adresteki dostları

bir karanlığa bakıyorum bir de zamana
ay büyüyüp bir gül oluyor ellerinde senin
ve ancak yeni bir yorumu oluyor aşkın
saçlarından sızan bu karanlık yağmur
ayın çağıltısıyla tutuşuyor begonyalar

saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü
çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların
ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru
-aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm
kendimi, seni ve bütün dünyayı

herkesin sevgilisi olması

turuncu gemi
geçenlerde istanbul'dan çok sevdiğim bir kadın arkadaşım aradı. kendisi genç, mesleğinde iyi bir kariyeri olan espiritüel kişiliği yüksek bir kadındır. ama yarı şaka yarı ciddi sızlanmaya başladı ''ayy memosh, bu yaşa geldim bir alanım çıkmadı. ayy ben evde kaldım! ay ben mafh oldum, ayy yaşıtlarım evlendi çoluk çocuğa karıştı ben niye böyle kaldım''

bu arkadaşım tanıdığım günden beri bu sözlerle sızlanır durur. ama yani normalde 6-7 cümlesinde bir sızlanırken bu sefer üç cümlesinden birinde böyle sızlanıyordu.
ona dedim ki;
''sen yalnızken mutluluğu öğrenememiş ve başaramamış bir insansın, bunu tek başına öğrenmeden başlıyacağın bir ilişki ve sonrasında ki evlilik ikili mutsuzluktan başka bir şey olmayacaktır.''

bu sefer ''ay ben mutsuz değilim ki böyle, ama yani olsa iyi olurdu'' demeye başladı.

ay şiştim patladım sohbet boyunca. herkesin sevgilisi olmak zorunda değildir. herkesin sevdiği bir insan olsa tabii ki iyi olur. ama yani dünyada yaşayan herkesin sevgilisi olsa da, siz sırf bu temelli bir ilişkiye başlarsanız, emin olun pişman olursunuz.

hemşerim memleket nire

turuncu gemi
sözlüğümüzün ırkçı ve milliyetçi yazarlarına yıkılacakları bir gerçeği açıklamak isterim. biyolojik anlamda ''millet'' diye bir kavram yoktur. hele ki insanlar arasında ''ırk'' diye bir kavram hiç yoktur. biz kendi kendimizi ''milletler'' olarak tasnif etmekteyiz. ve neden 5000 yıldır, dünya milletleri olarak, güzel kültürlerimizle insanları şaşırtıp etkilemenin güzel yolları varken, sığlık içinde birbirimizi öldürüp duruyoruz anlamıyorum. biyolojik olarak ''ırk'' kavramı elbette vardır. fakat bu ayrışım sadece birbiriyle sevişip üreyemeyen türler için geçerlidir. dünyada, her deri renginden, her lisandan insanlar sevişip üreyebilirler. ve bu da mutlaka çok iyi bir şeydir.

barış abinin buna benzer çelişkileri kendince kaleme, notaya döktüğü güzel şarkısıdır.

''zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok''

insanlar kötü müdür

turuncu gemi
insanın dünyaya masum bir varlık olarak geldiği kocaman bir yalan ve safsatadan ibarettir. insan doğaya, her maymun gibi vahşi bir hayvan olarak gelir. erdem, terbiye, iyilik yapmak sonradan öğrenilir.
sorun şu ki, bu çağda insanlığın binlerce yılda yoğurarak insanlık onuru olarak harmanladıı nice değeri çok kimse öğrenme çabası içinde değil. öğrenenler de bu hızlı ve kötü çağda çabuçak unutuluyor.

kendi içinde yalnız olmak

turuncu gemi
aklıma aziz nesin'in ''okul'' şiirini getirmiş başlıktır.

''mapus damı bana çok şey öğretti
ama en çok sabretmeyi
yalnızken kalabalık olmayı
kalabalıktayken de kendimle kalmayı
ve sürekli kavga edip
durmadan kendimle barışmayı
hiç gocunup yüksünmeden
ihanetlere katlanmayı
beş metrede beşbin metreyi yürümeyi
ve duvarların darlığında
dünyaları dolaşmayı
ve hepsinden de çok
bütün yuvarlakları yüreğimde bileyip sivriltmeyi
insan olmayı insan olmayı''

günümüzde evli olsun, bekar olsun, ailesiyle yaşasın yaşamasın herkesin ağzında bir şikayet var yalnızlıktan. yalnızlık bir staj olarak görülmelidir. bir insan yalnız başına mutlu olmayı beceremiyorsa, bir ilişkiye başlama cesaretini nasıl göze alabilir anlamak güçtür. bilikte bir kaos kümesi oluşturmaktansa, her zaman için bir huzur adası kalmak yeğdir. tabii ki ideal olan insanların beraber bir huzur adası kurabilmesidir.

nazım hikmet ran

turuncu gemi
lambayı yakma, bırak,
sarı bir insan başı
düşmesin pencereden kara.
kar yağıyor
karanlıklara.
kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.
kar...
üflenen bir mum gibi söndü
koskocaman ışıklar..
ve şehir
kör bir insan gibi kaldı
altında yağan karın.
lambayı yakma, bırak!
kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.

dizelerinin sahibi büyük şair.

mory kante

turuncu gemi
çılgın siyahi abilerimizin en çılgınlarındandır. daha çılgını boney m. abimiz mezardadır. sevgili mory kante, beynelmilel bir şöhret uğruna ingilizce saçmalıklar üretmemiştir. kendi ulusal dili ve ulusal onuruyla başarıyı yakalamıştır. müzikalite evreninin en siyah derili güzel insanlarındandır.

sevdiğim ikinci kadınsın sen

turuncu gemi
38 saat hiç uyumadığım bir günün ardından üç saat uyuyup işe geldim. mesainin yarısına doğru dinlenme odama geçip radyoyu açtım ve bu şiir çıktı. sevdiğim onlarca kadın oldu benim ama sadece sevdiğim ilk ve son kadın var. resmiyette ayrıldık, bir seneye yakındır görmüyorum ama eti etimde sanki. hatta kalbimin beyaz kaslarında güzelce uyumuş kalmış sanki.

bu şiirin radyoda çıkmasıyla geçip karşıma oturduğuna yemin edebilirim sevdiğim ilk kadının. hiç konuşmadı ama. ben konuştum tabi ki. bir insan hem şefkatli hem alaycı gülümsiyebilir mi, o hep öyle gülerdi. her mısrada onunla olan yıllara gittim, ona minnettimi anlattım durdum, şiir zaten tamamen onu anlatıyordu.

bir ceyhun yılmaz şiiri beni çarpamaz, bu hale getiremez, bunu ağlarken gülerek anlattım ona. "bugüne kadar hiç birşey anlamadın ve halâ anlamıyorsun" olarak baktı bana. konuşmadı ama sadece baktı. gitti.

bananas

turuncu gemi
büyük usta woody allen'ın yazdığı, yönettiği ve yine muhteşem bir performansla oynadığı 1971 yapımı filmidir. her zaman ekşi sözlükteki yorumları okuyup da bir filmi izleyip izlememe aşamasına gelinmemesi konusunda iyi bir örnektir.

filmde woody allen ''tamam arkadaşım, mahsuni şerif'in dediği gibi amerika katil katil de, her defasında aynı oyunlara gelen halklar hiç mi eşşek değil?'' sorunu da yöneltmektedir.

ve bir woody allen filminde daha, lumpen kadın karmaşası çok iyi bir şekilde perdeye yansıtılmıştır.

modern insanın en büyük problemi

turuncu gemi
yaşam içinde her somut ve soyut varlık diyalektik bahsinin konusudur. yani yaşamda her şey karşıtıyla mahfuzdur. modernite denen kavram da bundan müstesna değildir. modernite denen kavramı da özü itibariyle kapitalist modernite ve sosyalist modernite olarak ikiye ayırabiliriz.
hiç unutmuyorum, eskilerde çok güvendiğim bir büyüğüme "insan ne için yaşar" diye bir soru sormuştum. cevabı tabii ki de "insan şerefi, haysiyeti için yaşar" olmuştu. bu bahsettiğim insan gerçekten de öz yaşamında şeref ve haysiyet için yaşamanın en gerçek örneklerinden birisiydi.

bu çağın insanının en büyük talihsizliği, kapitalist modernitenin en hayâsız haydut nitleğine bürünmesidir. din gibi bir kurumdan, aile kurumuna kadar her olguyu insana savaşta güçlü bir silah olarak kullanabilmekte. kapitalizmin topluma karşı yürüttüğü bu savaş, devlet aygıtı gücüyle de gayet örgütlü bir savaştır.

bunların dışında günümüz insanından çok sıkılmaktayım. bülent ortaçgil bir şarkısında fevkâlade bir cümle etmiştir "bu iş zor yonca, çünkü insanlar yıllar boyunca hiç soru sormadan durur." günümüz insanı merak etmekten çok sıkılıyor. ibni haldun da demiş zamanında "insan ana babasının değil, ezberlerinin çocuğu olmuş" yazık ki günümüz insanı bundan beter yoz bir mahlukâta dönüşmüş ve bu haliyle acayip hayvanlara benziyor. bu durum eskiden bir tek onları çürütüyor sanmaktaydım. artık ben de çürümekten korkuyorum.

düğün yapmak yerine dünyayı gezelim diyen kız

turuncu gemi
benim de kafamda öncesinde "aaaa! ne kadan daa övülmesi gerek bir kız çeşididir" diye şimşekler çaktırsa da, sonrasında "memo feodal düğün isteyen kızı buldun da, istemiyor diye övecek halın mı var senin olum?" diye kafamdan fikirler geçirmiş başlıktır.

bu arada "kız" ne demek? toplumu daha "bayan" sıfatı cinsiyetçiliğinden kurtaramadık, şimdi bir de "kız" la uğraşıyoruz.
evlenme çağına gelmiş her dişi insan yetişkin bir kadındır.

bir de burada bu başlıktaki kadın yaklaşımını öven genç erkek dostlarımı uyarmak isterim.
artık iş ciddi ciddi evlilik yoluna girdikten sonra kızın ayağı pardon kazın ayağı hiç öyle olmuyor. "aşkııımmm, bana kalsa tabii ki düğün değil seninle dünyayı gezmek isterim, fakat annemler, babamlar, teyzemler, teyzem kızları buna çok üzülür" türü yaklaşımlar sizi hayal kırıklığına uğratmasın yolda.

almanya denince ilk akla gelenler

turuncu gemi
19 ve 20. yy'de çıkartmış olduğu büyük filozoflar ve besteciler. frankfurt okulu.

bir de allah yalanı sevmez, hakkını teslim etmek gerekir ki seksenli ve doksanlı yılların muhteşem porno filmleri. bir daha o sade hayal gücü derinliğindeki harkulade filmler yapılamadı. bunu da belirteyim dedim yani üzerime hak geçmesin, bu dünyanın bir de öbür dünyası var.

kavgam

turuncu gemi
dünyadaki her fikir mutlaka sonsuz bir biçimde, bilimsel bir diyalektikte tartışılmalıdır. tartışma, tartışmasız iyidir. tarih boyunca göğün altında söylenmiş hiç bir fikir, düşünce suçu sayılıp yargılanmamalıdır.
lakin bundan sadece faşizm denen habis ur müstesnadır.
faşizm bir fikir bütünselliği değil, nefret suçudur. bütün demokratik ulusların yasalarında ve uluslararası hukukta bu böyledir.

bu habis ur'un kutsal kitabının sözlüğümüzde iyi niyetli de olsa övülmesi beni geleceğimiz adına endişeye sevk etmiştir. günümüz kapitalist modernitesinde, lumpenleştirilmiş ve özünü oldukça zayıf hisseden çok fazla insan var. bu süslü ve güçlü görünen kişi kültünden kendilerine bir güç kimliği devşirmeye çalışıyorlar. korkarım bu çabaları, hayatta amaçsız ve belirsiz kağıt bir gemi gibi savrulan insanımızı daha fazla hasta edecektir.

hitler denen bıyıklı solucanın yahudi soykırımı amaç değil, bir araçtı. masum yahudi halkının bütün varına yoğuna çökülüp bu varsıllığın sağladığı savaş gücüyle dünyaya hakim olmak gibi bir amaç mevzu bahisti. alman halkının beyninin karanlık dehlizlerine bu araç, kutsal soslarla kendilerine sonsuz bir refah sağlayacak bir amaç gibi zerk edilip inandırıldı.

bugün, sonunu hitler gibi karanlık bir bodrumda ucuz bir itmişçesine gebermeyi de göze alarak dünyaya hakim olmak isteyen diktatörlere şunu söylemek isterim. hitler'in arkasında yüzde yetmiş halk desteği vardı. savaşta uzun süre öne geçmesinin en önemli etkilerinden biri de budur. avrupa yahut ortadoğu'da hiç bir diktatör adayı, yüzde 30-35 gibi bir halk desteğiyle böyle saçmalıklara girişmesin.

take the money and run

turuncu gemi
büyük usta woody allen'ın, yazarlığını, yönetmenliğini yaptığı, üstüne bir de muhteşem bir performansla oynadığı 1969 yapımı absürt komedi filmidir. ben normalde absürt komedilerden hiç haz etmem. stanley kubrick'in bile full metal jacket isimli bir absürt komedi filmi vardır ki, sinema eleştirmenleri tarafından öve öve bitirilemez ben onu bile sevmem. kanaatimce absürt komediyi sinemada en iyi kotarmış sinemacı bizim naytuk baytan'ımızdır.

woody allen'ın bu filmi de başarılı olarak gösterilebilecek örneklerdendir.

hayvanlarla konuşmak

turuncu gemi
uzun yıllar hayvan beslemiş bir insan olarak bana garip gelmeyen durumdur. hayvanların bizimle tek farkı bir alfabeleri olmamasıdır. siz de gerçek bir hayvan severseniz bir süre sonra onların ne demek istediklerini anlarsınız. o güzel dostlarımız zaten bizim ne dediğimizi her zaman anlıyorlar.

ayşe hür

turuncu gemi
bizim tarihçiliğimizde bilimsel namusu olan tarihçiyi elde fener aramak lazım gelir bazen. ama sevgili ayşe yıllardan beri bu konuda güzelliğiyle bir ateş gibi parlar. osmanlı ve türkiye tarihini en doğru darvinist bir tarih anlayışıyla ele alan ufuk açıcı bir kalemdir kendileri. tarihi cesur ve bilimsel bir paradigmayla öğrenmek isteyen herkese önereceğim bir bilim kadınıdır.

yaran tweetler

turuncu gemi
96 afşin kazısında latif hoca soğukta dua ederken ağzından çıkan buharları gören nebi dayım;transa geçip ektoplazma çıkardı. demateryalizasyon haline geçince ektoplazma kaybolacak ve levitasyona uğrayıp uçacak deyince latif hoca;beni dua etmeye getirdiniz bu kadar işi yapmam dedi

şeref düzyatanlar.

bonnie

turuncu gemi
Beni zengin sözlükte daha önce hiç bir platformda kimsenin kimseyi karşılayamacağı güzellikte karşılamış güzel insandır.
Bugün hâlâ sözlükler anlamında bir kaliteden bahis edilebiliyorsa, Bonnie ve bir kaç yazar daha sayesindedir bu. Zengin sözlükte en anlamadığım husus, herkes yazmakta çok nazlı. Bonnie ise kaliteden hiç ödün vermeden paylaşımlarıyla bizi zenginleştiren bir yazar.
Beni sadece Bonnie okuyor olsa bile yazacağım bu sözlükte.

Bir de, bonniecim bir ara muhallebiciye gitme teklifim ne dersin?

akrabalık

turuncu gemi
toplumsal, riyakâr örgütlenme biçimidir. ne ben kimseyi biyolojik bir bağım olduğu için sevmek zorundayım, ne de kimse beni biyolojik bir bağı olduğu için sevmek zorunda. bunun yerini bir an önce gerçek sevgiye dayanan, dayanışma temelli özden ve yeniden yaratılan yeni bir anlayış almalıdır.

devlerin aşkı

turuncu gemi
baş rolerinde savaş başar, kadir inanır ve türkan şoray'ın oynadığı muhteşem bir yeşilçam filmi.
kadirizm hayata karşı böyle dik ve sağlam bir erkek duruşuysa ben en büyük kadiristim arkadaş.

birde kadir inanır'la savaş başar her an öpüşecekmiş gerim gerim germese seyirciyi daha iyi olurdu.
yalnız öpüşseler türk ve hatta dünya sinemasın da bu büyük devrim olurdu.

nikola tesla

turuncu gemi
son dönemde internetin büyük bir bilgi kirliliği nehrine dönüştüğü herkesin malumudur. internetteki bilgi kirliliğiyle ilgili en çok canımı acıtan husus, bir lise talebesinin bile yazmayacağı kadar kötü şiirlerin ve metinlerin, can yücel, nazım hikmet, cemal süreyya gibi yazarlarımızın imzalarıyla dolaşıma sokulması ve insanlarımızın bunu yemesidir.

nikola tesla ile ilgili güvenilir kaynaklardan çok sayıda kitap okumuşumdur. şurası çok enterasan ki, internetin bilgi kirliliğinde tesla ile yazılanların eksiği vardır abartısı yoktur.

sayın tesla, mezun olduktan sonra gencecik bir çocukken hocası onu sağlam bir referans mektubuyla abd'den ahbabı olan edison kapitalist müptezelinin yanına gönderir. halk arasında edison'la ilgili en yanlış bilinen bilgi, edison denen kapitalist kavasın elektiriği bulduğudur. oysa edison elektiriği değil, ampülü icat etmiştir.
tesla abd'ye geldiği günlerde her yerde çirkin bir kablo kirliliği gözüne çarpar. buna çözüm olacak fikrini patronu olan edison'a açar. edison, tesla'ya ''bu fikri gerçekten hayata geçirebilirsen sana üç milyon dolar veririm'' der.

işte o zaman bu gencecik mühendis, bugün hala evlerimizde kullandığımız şebeke elektirğini geliştirir. evlerimizde hala kullandığımız prizler de tesla'nın icadıdır.
yazık ki edison hiç bir zaman tesla'ya vaad ettiği parayı ödemez. tesla başkan buna çok öfkelenir ve istifa eder.
genç tesla, edison'un rakip firmasında işe başlar. o yıl new-york'da çok büyük ve önemli bir fuar yapılacaktır. ihaleyi edison kaybeder ve tesla'nın çalışmaya başladığı firma alır. edison buna öfkelenip ampülün kullanma hakkını bu firmaya vermez. bunun üzerine nikola tesla, üç ay gibi bir sürede ampülden daha az enerji harcayıp, daha çok ışık veren florasan lambayı icat eder.

sayın tesla'nın beynindeki yüksek bilim ışığı kadar, kalbi de halk sevgisiyle çarpmaktaydı. elektirik enerjisinin halk yararına sıfır bir maliyete yakın üretilebilileceğinin farkındaydı. kullandığımız telefonların ana işleme mantığı sesi elektirik enerjisine dönüştürmesidir. bu yolla bütün dünyaya temiz ve ucuz enerji götürebileceğini biliyordu. ama bu yol petrol devlerinin ekmeğine kan doğramaktı. ve oldukça esrarengiz bir şekilde fbi tarafından tesla ortadan kaldırıldı.

aynı zamanda ''din kitaplarını okuyup anlamayanlara dindar, okuyup anlayanlara ateist denir'' özdeyişinin sahibidir.

bana kendisinde en ilginç gelen yanlarından biri de, a seksüel olmasıdır.

boney m.

turuncu gemi
1970 ve 80'lerde muhteşem şarkıları ve harika danslarıyla dünya listelerini sarsmış gruptur. ortada dans eden adamın adını bilmesem de ona ''boney m. ağabey'' demek istiyorum, özel bir sempatim var.

ernesto che guevara

turuncu gemi
komünist olmak yaşamda çok renkli olmayı gerektirir. ernesto yaşamın bir çok renginde harika bir insandı. kendisi bir çocuk hekimiydi. futbolcuydu. şair ve müzisyendi. elde tüfek en önde yürüyen cesur gerillaların en değerli önderiydi. küba devriminin ilk yıllarının dahi ekonomi bakanıydı.

fidel'le venezuela'da tanışırlar. bir avuç insanla küba'da devrim yapabileceklerine o günden emindir. fidel'le sonrasının pazarlığını yapar. pazarlığın mevzubahsi, dünya ülkelerinde devrime ihtiyacı olan bütün ezilen halklara kurtuluşu mümkün kılmaktır.

devrim hareketi bir seçimler hareketinden önce reddedişler hareketidir. ernesto'nun büyük devrimci kalibresi her zaman kötüyü reddetişleriyle ölçülür. o zamanların kominist kılığındaki devlet kapitalist tiranı sovyetlere bile kötülüğünü doğru bir dille haykıracak kadar cesur bir önderdir ernesto.
36 yaşındayken, kolombiya dağlarında bir avuç yoldaşıyla devrim mücadelesi verirken, abd'nin bir müfreze askeri tarafından şehit edilmiştir. şiirimizin büyük ismi ülkü tamer'in dizeleriyle ölümsüzleşmiştir.

bir ormanda tutup onu
bağladılar ağaca
yumdu sanki uyur gibi
gözlerini usulca

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

diz çöktüler karşısında
sonra ateş ettiler
parçalanan yüreğine
yuva kurdu mermiler

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

gelip kondu bir güvercin
ellerine o gece
kırmızı bir çelenk oldu
bileğinde kelepçe

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

gecenin şiiri

turuncu gemi
yetişir

beni hatırladıkça,
arasıra gönlümü al.
sokakta görünce,gülümse,
yanıma yaklaş,
az elin elimde kal.

evine misafir geleyim,
kahvemi sen pişir.
taze doldurulmuş sürahiden
bir bardak su ver
yetişir...

ziya osman saba

turuncu gemi

turuncu gemi
14 şubat'a çok üzgün giren ve birazdan uyuyup akşam karanlığa kadar uyanmayacak yazardır. güzel düş görmek falan istemiyorum, gerçekliğe uyanmak fena oluyor. belki kozmoz bir kıyak geçer de kabus görmem. mutlu birlikteliği olan tüm dostların sevgililer gününü kutlarım ve ömür boyu mutluluklar dilerim. güzel şiirler bıraktım sözlüğe okuyup sevdanıza daha çok sarılmanızı da dilerim. bir insanı şiir olmadan sevmek, kitapsız Allaha tapmaya benzer. fakat güzel aşk şarkısı yok bugün size. bu güzel moskof marşıyla idare edin. aşk şarkısı ben de dinlemiyorum ve dinlemeyeceğim bugün.

yaşasın halkların sevişmesi!!!

mansur yavaş

turuncu gemi
ben ülkemi çok severim. şimdi bu da cümle mi diyebilirsiniz, tabii ki herkes ülkesini çok sever, bunun için kimse kimseye madalya verecek değil. fakat ben türkiye'yi, salt kendi ülkem olduğu için sevmem. ben kendi annemi bile sırf annem olduğu için sevmem. türkiye, bu yaşıma kadar gezdiğim onlarca ülke içinde gördüğüm ve yaşadığım en güzel ülkedir. ülkemi neden bu kadar çok sevdiğimle ilgili on binlerce sayfa yazı yazabilirim. fakat konumuz şimdilik bu değil.

ankara benim en çok sevdiğim 4. kenttir. hem çok sevdiğim ülkemin, hem de benim en güzel sevdalarımın başkentidir. mansur beyle siyasi olarak en zıt kutup evrenlerin insanlarıyız. lakin kendisini iyi tanırım. onurlu bir insandır. insanları ayırmadan sever. vicdan sahibi, ahlaklı, halk adamıdır mansur bey. ankara'da da çok sevilir ve sayılır. hatta ankara'nın görevdeki olmasa da, seçilmiş belediye başkanıdır.

bu defa görevdeki başkanı da olacağından hiç şüphem yok. seçimden sonra bu başarıyı kılıştarlıbey hanesine yazan olursa ona çok büyük sitem ve teesüf ederim. ağır da kafa bulurum o kişiyle şimdiden uyarayım. bu başarı kılıştar'a rağmen olacak bir başarıdır.

sevgisinin güzelliğini çok az insanın içinde hissedeceği, hem ülkemin, hem de benim kalbimde atan başkente yakışan başkana selam olsun.

ensest ilişki

turuncu gemi
bilim ve dinin ortaklaşa olarak yanlışladığı konuların başında gelir. gerçi bütün dinlerde insanlar adem ve havva'dan türemiştir. adem ve havva'dan üreyen çocukların soylarını sürdümek için tek çıkarları ensest ilişki olacaktır. hatta burada konu kilittir. buna rağmen dinlerin ona inananlara ensest ilişkiyi yasak kılması bir çelişki midir, değil midir hususunda tartışmayı teist dostlarıma bırakayım. bu benim meselem değildir.

ensest ilişki insan anatomisi ve psikolojisinde ağır tahribatlara yol açan ciddi ve derin bir konudur. yazık ki sosyal medyada üzerinde cahilce şakalar, espiriler dönmektedir. bu toplumda derin sosyal kaos alemetidir. dinlerde, örf adetlerimizde ve modern hukumuzda kişilerin birinci ve ikinci derece akrabalarıyla evlenmeleri yasaktır. hukuki olarak kişilerin kuzenleriyle evlenebilmesi doğan çocukların fizyolojik olarak engelli olması gibi nesilde tahribatlar yapabilmektedir. kanaatimce, büyük bir toplumsal uzlaşıyla kuzen evlilikleri de hukuken yasaklanmalıdır.

ensest ilişkinin kişideki tahribatları aynı zamanda faşist ideolojinin sosyal bilimlerde paramparça edilişine de bir karine oluşturur. insan türü haricinde diğer hayvanlarda ne kadar yakın genlerde bireyler üreme amaçlı cinsel ilişki yaşarsa nesil o denli iyi devam eder. ama insan soyunda genetik olarak bu tam tersi işler. ensest ilişkide üreyen insan nesli fizyolojik olarak kusurlu olacaktır. ama ne kadar uzak genomlardan örnekler bir araya gelip üreme amaçlı cinsel birleşme yaşarsa ortaya o denli iyi sonuçlar çıkacaktır.

sanırım yeni nesil kızların bu kadar güzel olmasını, erkeklerimizin bu kadar yakışıklı olmasını da bu bahsettiğim hususa bağlayabiliriz. eski yıllarda insanlar genellikle ya akraba evliliğiyle ya da aynı il sınırlarında yakın genomlarıyla görücü usulü birleşmelerle nesli sürdürüyorlardı. ama son otuz yılda artan eğitim koşullarıyla birlikte insanlar üniversitelerde birbirinden çok uzak şehirlerden ve farklı etnik kökenlerden genlerin karışımı sonucu nesli sürdürmeye başladılar.
son söylediğim tamamen benim hipotezimdir, henüz bilimsel bir yanı yoktur.

yuvarlağın köşeleri

turuncu gemi
özdemir asaf'tan yine muhteşem bir şiir;

aşka gönül ile düşersen yanarsın.
zeka ile düşersen kavrulursun.
akıl ile düşersen çıldırırsın.
duygu ile düşersen gülünç olursun.
aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
sersem sersem bakınıp durma bir yol seç.

üç dağa ağıt

turuncu gemi
devrimci bir nihat behram şiiridir.

açlığın
çıplaklığın acısı mı genişliyor
dalları
meyvaya çağıran rüzgâr mı

dalgın bir kuşun ötüşünden
sevdiğinin kalbine düşen âşık mı
yağmuru emen toprak mı derinleşiyor

yas mı tutmalıyım onurlu ölüme
halkın gözlerini dolduran çizgilere
umudu mu çağırmalıyım

ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
sıcak titreyişi varlığını hayata adamışların
gidiyor
öfkenin haykırışları
yasalarıyla gidiyor kahredişin
zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor
toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil
azarlanmış çocukların kederiyle değil
doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor
ölümü donatan arkadaşlarım

ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
durutarak gündüzleri geceleri
durutarak adanmışlığı, mertliği, yüceliği
damıtıp sevdalarına
neferi toprağa aşılamaya gidiyor arkadaşlarım

bulutlar da hafif mi kar taneleri kadar
özgürlüğün borcu mu ödeniyor
yaralar mı açılıyor yoksulluğa
ezilmişliğin isyanı mı sesleniyor

ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
birer rüzgâr uğultusu bırakarak yanan ateşe

en sevilen neyzen teyfik rubaileri

turuncu gemi
kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler...
künyeni almak için, partiye ettim telefon,
"bizdeki kayda göre, şimdi o meb'us!" dediler...

felsefemdir kitab-ı imânım,
taparım kendi rûhumun sesine.
secde eyler hâkikatim her ân,
kalbimin âteş-i mukaddesine.

asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanandır!

hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,
softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine,
yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü.

attila ilhan

turuncu gemi
1999 yılında ödp'nin kuruluşuna sadece ve sadece lgbt-i bireylerinin haklarını tanıdığı için yerden yere vuran şairdir. hayatım boyunca ödp'li falan olmadım. ama türkiye entelektüel hayatının kökleri en derindeki etten kemikten çınarı olan atilla usta'nın sola, sağ yumruklarla çakması beni hep üzmüştür. ödp'nin kuruluşuna can yücel aynı saiklerden iğrenç iğrenç laflarla saldırmıştır.
olsun yine de ben atilla ilhan'ı türk şiirindeki belki de en güzel toplumcu şiiriyle yad etmek istiyorum.

yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
bulutlu siyah ah bulutları eflatun
o boy aynasından çıktı fransızın malı
vişne asidi vardı tadında rujunun
ah sinema yıldızı filan olmalı
ağızlığı kristal son derece uzun

bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
saçlarından incecik su tozu dökülüyor
sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
karartma başlamış ışıklar örtülüyor

ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
çok vapurun battığı bir liman orospusu
bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
ay ışığında deniz akordeon solosu
pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam

görkemli çadırında italyan lunaparkın
sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
sutyenler tutmuyor çılgın göğüslerini
kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
kim görse şaşırır sakalının süslerini

tavana asılmış sosyalist saçlarından
ah sabah sabah omuzları kan içinde
işkence sonrası genç bir kadın militan
yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
adı bile çıkmamış dudaklarından
doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde ...

hastayken kesin ölüyorum sanrısı

turuncu gemi
eğer zırlayıp naz yapacak kimsen yoksa hiç tadı çıkmayacak hissiyattır. zaten şu hayatta 5 seneye bir hasta ya olurum ya olmam. o zamanlar gelir bu sanrı. ama çevremde nazımı çekecek kadar yakın bulduğum kimsem olmaz. o durumlarda duruma pozitif yanından bakıyorsunuz; ''çok şükür lan ölüyorum işte.''
hastanede gözümü açıp da, ''allahım bu güzel adam ölürse ben yaşayaymım ki'' diye bakan bir çift göz gördüğüm de olmuştur bir zamanlar. ve ne kadar güzel gözlerdi allahım, ben iyileşene kadar hiç susmuyordu o gözler.

şimdilerde ara sıra hemorid'im azıyor. ve her yokladığında ağrılar aklımdan şu geçiyor; ''yaşasın lan bu sefer kesin kolon kanseri oldum, doktor arkadaşım da çok. el altından gösterirler kendime saplayacağım doğru iğneleri, çekip gitmek için daha iyi bahane mi olur bu iğreti dünyadan.

nar ekşili salata vs limonlu salata

turuncu gemi
bir antakya'lı olarak söylüyorum ki, süpermarketler size nar ekşisi satarken yasal yoldan kazzıklamaktadır. evinizdeki her hangi bir market nar ekşisini okursanız göreceksiniz ki üzerinde ''nar ekşisi'' değil ''nar sosu'' falan gibi şeyler yazar. zararlı mı ürünlerdir bilmiyorum ama her hangi bir faydası olmadığından eminim.

her sokak başında açılan ''yöresel'' takılı marketlere hiç itibar etmeyin. güzel salatalarınızı hilesiz limonlarla yapmaya devam edin.

not: salata malzemelerini kafam kadar doğramayın, bu konuya az özen gösterin.

taş mı taşıdın

turuncu gemi
çocukken anama okulda çok yorulduğum için bakalla gidemiyeceğimi söylediğimde meşhur ardışık repliğinin ilk soru cümlesidir, ''taş mı taşıdın, kapkap mı kayışladın?''
tabii ki bu polemikten her zaman için annem galip çıkıyordu. ben de bakkal yolunda ''kapkap kayışlamak ne demek'' diye düşünüyordum.

kapkap kayışlamak, antakya yöresinde takunyanın deriden olan aparatını çivilemek anlamına gelir.

songül karlı

turuncu gemi
songül karlı başlığını sol framede görünce aklınıza hemen memeler gelmesin. gerçi songül karlı memeleriyle bir bütündür, bölünemez. meme ne kadar güzel bir organ yahu. hatta göğüs çatalı organından sonra yaratılmış en güzel ikinci organdır kanımca. bende de var memeler ama kimse korkmasın nude atmayacağım.
memeler demişken, songül karlı sen ne güzel türküler halaylar söyleyen şirin bir kızımızdın bir zamanlar.

''omuz omuza gardaş, omuz omuza yoldaş, bektaşi zeybek dadaş, canlar omuz omuza...''

yok daha memeler...

sütaş

turuncu gemi
rusya'ya ihraç etti ürünlerde hayvanlarda kullanılmaması gereken antibiyotik tespit edilmiştir. şirket yetkilisi açıklamasında ''az bir şey kullandık, ne var ki bunda'' demektedir.
büyük ihtimalle o ürünler türkiye'de iç pazara sürülecektir. saolsun hükümetimiz bizi içkinin, sigaranın, domuz etinin, namaz kılmamanın zararlarından korumakla meşgul şimdilik. çoluk çocuğumuza sigaradan bin kat zararlı ürünleri yedirmemizin dinen bir sakıncası yoktur.

gecenin şiiri

turuncu gemi
çakıl
seni düşünürken
bir çakıl taşı ısınır içimde
bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
bir gelincik açılır ansızın
bir gelincik sinsi sinsi kanar

seni düşünürken
bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
deliler gibi dönmeğe başlar
döndükçe yumak yumak çözülür
çözüldükçe ufalır küçülür
çekirdeği henüz süt bağlamış
masmavi bir erik kesilir ağzımda
dokundukça yanar dudaklarım

seni düşünürken
bir çakıl taşı ısınır içimde.


bedri rahmi eyuboğlu

güven

turuncu gemi
büyük romancı vedat türkali'nin 2 ciltten oluşan en güzel romanının adıdır.

vedat ustamız yaşamı boyunca büyük mücadeleler tarihini en olması gereken biçimde anlatmıştır bize. bu romanı bir gün bir kitapçıda bulursanız mutlaka edinin. kalın iki cilt olması gözünüzü asla korkutmasın. su gibi okutacaktır kendisini.

insan kokusu

turuncu gemi
sunay akın'ın asansör şiirinde bu konuda güzel bir tespiti vardır;

''yalnız kaldığımız anda bile
alırız insan kokusunu.
ıssız adasında
üstünden atamamıştır robinson
yakalanma korkusunu..''

resmi din

turuncu gemi
türkiye'nin yüzde doksan dokuzu müslümandır safsatasıyla meşruuluk kazandırılmaya çalışılan türkiye'de ki egemen devlet islam-sunni anlayıştır. konuyu uzun uzun tartışmak yerine, murathan mungan'ın veciz bir sözünü paylaşmak isterim.

''türkiye'nin resmi dini iki yüzlülüktür''

kıralın adamları

turuncu gemi
güzel bir kemal özer şiiri;

siz bir kıraldınız nasıl hatırlamam
koyacak yer bulamayan ellerine
adamlarının sırtından başka
kıraldınız olmasın mı o kadar da

deniz sizindi düşüp düşüp sarılmalar denizi
ay durduğunda gecenin bir yanına
saçlar varmak üzereyken öteki saçlara
sizindi yan yana uyumak gecesi

kan ise yiğittir bütün bilinenlerden
el ile koymuş gibi yanına vardığınız
nasıl hatırlamam siz bir kıraldınız
adamlar aktı şehrin çeşmelerinden

pejna te naye

turuncu gemi
kürtçede ''sesin gelmiyor'' anlamına gelen cümledir. aynı zamanda sözü ve müziği ciwan haco'ya ait güzel bir şarkıdır. burhan berken'den dinlemesi insanı alır da çok uzaklara götürür. fakat yazık ki geri getiriyor işte.

sesin gelmiyor
aşkında sıtmaya düşmüşüm

sesin gelmiyor, sesin gelmiyor, sesin gelmiyor

pencerenin önünde derinden ofluyorum
derdin öldürdü beni, belaya soktu beni

sesin gelmiyor, sesin gelmiyor, sesin gelmiyor

yiğitçe gel meydana
tut elimden, çıkar zindandan

li ber şibakê ez kûr dinalim, derdê te ez kuştim, kirime belayê

ay gidiyor

turuncu gemi
müzikalite evrenimiz ahmet abimizin 1998'de çıkardığı dosta düşmana karşı albümünden muhteşem bir eserdir. sözleri bu ülkenin en dik duruşa sahip onurlu kadınlarından gülten kaya hayaloğlu'na, müziği gülten kaya hayaloğlu'nun değerli eşi ahmet kaya'ya aittir.
(ben de ahmet kaya'nın gözü suphi)

''kapkara büyürken
geceler derinden
canımı içimden
alıp giden hey

sessizce büyürken
avluda cehennem
güneşi koluna
takıp gelsen hey.''

spor yapmak

turuncu gemi
bütün uzman hekimler, spor yapmayan zayıf bir insan olmaktansa, spor yapan kilolu bir insan olmanın daha iyi olduğunu söylerler. ben de kırk yılın başı bir kendimi öveyim ki, spor yapan iyi vücutlu ve de sağlıklı bir insanım.
az bir epilasyona ihtiyacım var aslında, tamam az değil baya bir epilasyona ihtiyacım var. sayısal loto çıksın onun da çaresine bakarız. bir de gazi paşa bile yanılıyor bazen. sağlam kafa sağlam bedende bulunmuyor her zaman için. yani kendimden biliyorum bunu.

meraklı köfteci

turuncu gemi
türk sinemasında hiç bir zaman hakketiği değeri görememiş filmdir. sinemadan anlayan bir yazar olarak iddia ediyorum ki, bu film avrupa'da çekilse imdb 10'da olur ve yılda bir kez bütün emekçileriyle saygı geceleri düzenlenirdi.
bambaşka bir evrenden fırlamış, fakat bizim aramızda geçen bir filmdir. yönetmeni, aynı zamanda ''bizim aile ve delisin'' gibi avrupa sinemasının yüz akı filmleri de çekmiş olan engin orbey'dir. engin orbey bu yeteneğine rağmen neden sadece altı film çekmiştim nazar-ı itibarımda bir muammadır. orbey'i aslında hepiniz tanımakta ve çok sevmektesiniz. kendisi hababam sınıfında deli müfettiş hüseyin şevki topuz'u canlandıran usta aktördür.