confessions

turuncu gemi

2. nesil Yazar - Akıllı

  1. toplam entry 582
  2. takipçi 5
  3. puan 5332

günün şiiri

turuncu gemi
BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE BİR BULUTUN

Başımızın üstünde bir bulutun
Güneşe asılmış gölgesi,
Uzakta toz halinde dağılan
Yoğurtçu sesi,
Gün bitmeden başladı içimizde
Yarınsız insanların gecesi.

Ahmet Hamdi TANPINAR

wonderful life

turuncu gemi
en çok sevdiğim şarkılardan biridir. muhteşem bir akustik coverına rastladım ve bayıldım.

the sun's in your eyes, the heat is in your hair
they seem to hate you
because you're there
and ı need a friend, oh ı need a friend
to make me happy
not stand here on my own

yeni bir gün - anlıyorsun değil mi

turuncu gemi
barış manço'nun zamanının çok ötesi güzellikte, hollanda'da çektiği klibidir. oynayan kız gerçekten muhteşem güzellikte bir varlık. klibin bir yerinde, barış abi nikole kidman'ın yüzünde sevdiği kızı görüyor. sevdiği kadınların yüzüne bakınca, nicole kidman'ı gören tek manyak benim sanıyordum. barış abiyle bir ortak yanımız daha çıkmasına çok sevindim.

gönül ferman dinlemiyor

turuncu gemi
muhteşem saundlarla dolu bir barış manço şarkısıdır. sabahın köründe ne uykum var, ne de yapacak bir işim, barış manço kliplerini izlemeye sardım kendimi. bu kilibin sonunda kız ne zaman ölecek diye israrla izledim. ölmedi. kız çok çirkin ve allah tarafından da, işveden, cilveden müstesna yaratılmış bir kız. yahut evrimsel biyoloji tarafından böyle şekillendirilmiş de diyebiliriz. sonra sırf barış abi kliplerindeki bütün kızlar mı bu kadar çirkin diye eser miktarda klibini izledim büyük ustanın. hollanda'da çektiği, ''anlıyorsun değil mi-yeni bir gün'' klibindeki kız eşsiz güzelliktedir. onu da paylaşacağım.

bak şu dünyanın haline...
meyletme dünya malına.
razı oldum hayaline...
kara toprak ver yarimi!

kimi alır kimi satar.
hepsi de yan yana yatar...

özgecan aslan

turuncu gemi
aşağılık siyasetçilerin, ve özellikle her yerden kabak gibi biten belediye başkan adaylarının bugün sahte bir şekilde üzerinden oy devşirmeye çalıştığına şahit olduğum güzel insan. muharrem ince bile tiwiterda kartpostalımsı bir şey yapmış. resimde özgecan'ımızın salıncakta bir fotoğrafı vardı, fotoğrafın altında kocaman puntolarla ''muharrem ince'' yazıyor. bu oy devşirme kirliliği, cinayete yakın bir korkunçluk hissi yaşattı bana.

aynı zamanda hemşerim olan özgecan'ımızı koruyamadık. kendisi benim en çok sevdiğim varlık olan yeğenimin yaşındaydı ve onunla aynı okulda eğitim alıyordu. olayı öğrendiğimde, onun her saç teli bir mızrak olmuşçasına her yanıma saplanmıştı. özgecanımız'dan önceki canlarımızı da koruyamadık, sonrakileri de.

her yandan bir ceraat gibi sızan kadın düşmanlığı, lağım patlaması misali yayılırken ortalığa hiç bir masumu koruyamayacağız. sosyal medyada her siyasi görüşte insandan günümüzde kadın erkek eşitliğinin artık kadınlar lehine fazla olduğuna dair korkunç paylaşımlar görüyorum. sıradan insanlarımız da buna alkış tutuyor. ve artık sanal cumhuriyet kutlamaları gibi sığ laflarla ölüm yıl dönümlerinde özgacan'ı anıyoruz.
ceraat her yerden bir lağım gibi patlamakta. fakat burnumuz bütün pis kokulara çok alışmış. bu bir yaşamın değil, aşağılık bir dramın adıdır.

fatih terim'i savunan sosyalist

turuncu gemi
çekilin buradayım ve o sosyalist benim kardaş. hesapladım da, fatih terim'i galatasay tarihinden çıkartırsak, şampiyonluklarımızın yarısı da beraberinde gidiyor. bu şampiyonluklarımızı, mafya bilmemneleriyle açıklayan arkadaş olursa çok pis sitem ve teesüf ederim. işin içine ''fetö'' karıştırırsa, bence karıştırmasın. sırf fenerbahçeye eyyamcılık ayağına icat edilen playoof döneminde bile, galatasaray şampiyon olmuştur. hem ligi lider bitirmiştir, hem de playoof saçmalığını lider bitirmiştir. bunu onlarca dakika uzatılan maçlara rağmen başarmıştır. tamam bize iki kupa vermeyin, saraçoğlun'da şampiyonluk turu izlemesi dünyanın en keyifli olayıydı bizim için.

fatih hocayı türkiye futbolundan çıkartın geriye ne kalır peki? sevgili mustafa denizli ve şenol güneş hocalarımızın da, türkiye futboluna büyük katkıları için hürmetlerimi sunar, ellerinden öperim. fakat bu fenevliler hep böyle işte. son günlerde başarısız oldukça, diilerine vuruyor. fatih hocaya bile dil uzatıyorlar. hatta bir ara, şenol güneş'i balçıkla kapatmaya çalıyorlar. adamı öldürmeye kast ettiniz be, bu neyin utanmazlığıdır.

değerli pederiniz aziz yıldırım yok artık. hakem döverek, teşvik primleri yağdırarak bile şampiyon olamadığınız yıllar çok uzaklarda. demek ki o çirkefliklerin olmadığı bir türkiye liginde, fener'in yeri kümeymiş de habarımız yokmuş.

yasemin mori

turuncu gemi
Az önce çalıştığım kurum yemekhanesinde, "gel" şarkısına maruz kaldığım şarkıcımsı. Kelimeleri öyle bir tonluyor ki şarkıda sadece "ge" diye bir şey anlayabildim, "l" harfine tahminlerim sonucu çıkarttım. Bu hususta "g" harfinin gayet vurgulu bir harf olmasının da payı büyük. Bir de dansımsı, mansımsı bir garip hareketler yapıyordu klipte. Zaten bir sırt var kadında, sanki bizim hal pazardan hammal muhuttin abi gibi.

Gerçi ben son dönemde, 30 yaş altı bir çok şarkıcının tonladığı sözcükten bir halt anlamıyorum. Bu halleriyle seksi mi olduklarını sanıyorlar. Bence daha çok embele benziyorlar. Korkarım bu çağda, bir çok hususta, embesillik geçer akçe olmuş durumda.

karanfil

turuncu gemi
bence çok güzel bir ahmet haşim şiiridir;

karanfil

yârin dudağından getirilmiş
bir katre âlevdir bu karanfil,
rûhum acısından bunu bildi!

düştükçe, vurulmuş gibi, yer yer
kızgın kokusundan kelebekler,
gönlüm ona pervâne kesildi...

ahmet haşim

fakat orhan veli ustamız, haşim'in bu şiirini, yine çok güzel bir şiirle diline dolar,

hakkınız var, güzel değildir ihtimal
mübalağa sanatı kadar
varşova'da ölmesi on bin kişinin
ve benzememesi
bir motörlü kıtanın bir karanfile,
"yarin dudağından getirilmiş".

iki büyük şairin tartışmasından bağımsız olarak, ismet özel'de karanfil imgesini yaz mutluluğu şiirne ustaca yerleştirmiştir.

sen bir karanfilsin, delisin
içlisin de, bükersin hemen boynunu
mendilimin içindeki kirazdır
mendilimin içi kiraz
bilmem ki ne desem, yaz mutluluğu.

nasılız ay ışığındaki dostum
bütün bir gecenin uykusuzluğu
bek şimdi her şey bir dengeye uydu
bir domates, birkaç domates hemen hemen tartıldı
bir sancı gibi yerleşti şuramıza özgürlük
kirazlar kirazlar
gözyaşları günbatımının
karanfil kokusu da

sevgilim, canım mendilim
mendilim kiraz dolu
anlatamıyorum galiba
hüzün değil yaz mutluluğu.

edip cansever'in yerçekimli karanfil şiiri de ne muhteşem bir şiiridir;

biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.

görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.

ahmed arif'in ''karanfil sokağı'' sevdalı yüreklerimizin başkentidir.

gheorghe hagi

turuncu gemi
türkiye futbolu üzerinde en çok emeği olan yabancı oyuncudur. hatta kendisine ''yabancı'' demeye de dilim varmıyor, yıllar içinde bizim çocuğumuz gibi olmuştur. (çocuk dediğim de babam yaşında adam gerçi bugün) peki ''alex'i nerene ne edecen turuncu kardaş'' diye soracak olan olursa sormasın. allah onu öyle bir çarpar ki, karakteri şeytan rıdvan'dan beter olur.
alex döneminde, türkiye futbolu dışarıdan kaç kupa kazanmıştır? hagi döneminde, türkiye futbolu iki büyük kupa kazanmıştır. bu kupalarda da en büyük pay sahibi futbolcu hagi'dir. (en büyük katkısı olan kişi benim kanaatimce fatih terim'dir. odin benden alsın ona ömür versin)

bu arada 2 kupayı az bulan olursa, bir tanesini bile başka hiç bir futbol klübünün kazanamadığını hatırlatırım.

gecenin şiiri

turuncu gemi
yetişir

beni hatırladıkça,
arasıra gönlümü al.
sokakta görünce,gülümse,
yanıma yaklaş,
az elin elimde kal.

evine misafir geleyim,
kahvemi sen pişir.
taze doldurulmuş sürahiden
bir bardak su ver
yetişir...

ziya osman saba

hemşerim memleket nire

turuncu gemi
sözlüğümüzün ırkçı ve milliyetçi yazarlarına yıkılacakları bir gerçeği açıklamak isterim. biyolojik anlamda ''millet'' diye bir kavram yoktur. hele ki insanlar arasında ''ırk'' diye bir kavram hiç yoktur. biz kendi kendimizi ''milletler'' olarak tasnif etmekteyiz. ve neden 5000 yıldır, dünya milletleri olarak, güzel kültürlerimizle insanları şaşırtıp etkilemenin güzel yolları varken, sığlık içinde birbirimizi öldürüp duruyoruz anlamıyorum. biyolojik olarak ''ırk'' kavramı elbette vardır. fakat bu ayrışım sadece birbiriyle sevişip üreyemeyen türler için geçerlidir. dünyada, her deri renginden, her lisandan insanlar sevişip üreyebilirler. ve bu da mutlaka çok iyi bir şeydir.

barış abinin buna benzer çelişkileri kendince kaleme, notaya döktüğü güzel şarkısıdır.

''zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok''

domates biber patlıcan

turuncu gemi
amaaann uzun boylu sevgi insanımız duymasın. memleketin daha önemli gündemleri varken domates, biber, patlıcan ne ola ki? gerçi en önemli vitamin deposu olan sebzelerdir üçü de. gerekli enzimleri bu sebzelerden almazsanız, hekiminiz size kutu kutu haplar yazar, kol kol iğneler vurur. bugün şok markette bu sebzeler bana baktı, ben bu sebzelere. dayan yağız memo dayan dedim kendi kendime, tanzim marketler bir açılsın hele sen de yirsin bunlardan tekrardan. işte bugün ilgili sebzelere olan platonik aşkımızın şarkısıdır dinleyeceğiniz eser.

haa bir de, tanzim yerlerinde bu sebzeler karneyle mi satılacak? annem anlatıyor o günleri hep, gerçi meydanlarda da birileri o günlerin hikayeleriyle az oy toplamadı. demokrasi olarak 1940'lara, ekonomik bunalımda 1970'lere gelişimizi elimde kalan son hıyarı mum diye yakarak kutlarım. ben her şeyin retrosunu severim, sıkıntı yok benden yana.

hakan yeşilyurt

turuncu gemi
bugün 46 yaşında vefat ettiğini öğrendiğim başarılı sanatçıdır. şarkıları kulağımda her zaman ilk gerçek sevdaların ezgisidir. nazım'ın muhteşem şiirini, harikulade bir emekle müzik evrenimize taşımıştır. kendisinin her zaman eksikliğini hissedeceğiz.

yürek bugün her zamankinden daha fazla kirpiklerimin ucunda.

supernatural

turuncu gemi
14. sezon 15. bölümüyle aşk acısını gözümde damlalar, babasızlık ızdırabını boğazımda düğüm düğüm etmiş dizidir. benim babam da 30 yıl sonra karşıma çıksa ne güzel olurdu diye düşündürmüştür. 35 yıl önce tam da bugün babamın öldüğü yaştayım. bütün babalar acılara karşı, bu kadar güzel gülüşleriyle mi meydan okur?
bütün babaların da bazen sadece gülüşleri bile bir hayat dersi mi taşır?

olur da benim babam da 30 kusur yıl sonra karşıma çıkarsa kendisine verecek çok hesabım var.

ahmet haşim

turuncu gemi
parıltı

âteş gibi bir nehir akıyordu
rûhumla o rûhun arasından
bahsetti, derinden ona hâlim
aşkın bu unulmaz yarasından.

vurdukça bu nehrin ona aksi
kaçtım o bakıştan, o dudaktan,
baktım ona sessizce uzaktan
vurdukça bu aşkın ona aksi...

muhteşem dizelerinin şairidir.

mersin

turuncu gemi
bir zamanlar ülkemizin en eşsiz ve nadide doğasına sahip kentiydi. kentin her yerinde kafanı çevirdiğin yerde denize girerdin. kafanı arkaya çevirip az yürüsen muhteşem toroslar ve limon portakal ağaçlarıydı her yer. kentin her yerinden kendiliğinden biten defne ağaçları size bu dünyada cenneti yaşatırdı. bütün köylerinde mutlaka güzel bir ırmak bulunurdu. şimdi bütün o ırmakların üzerinde dev beton siteler var. akdenize özgü, yasemin ve kolonya çiçeklerinin akşam açan kokuları aşk tanrısının gerçek okuydu burada bir zamanlar. onlar da kalmadı artık. süs bitkisi gibi orada burada bir kaç serpiştirilmiş palmiye var işte.

şimdilerde bütün antik kentlerinin yanına berisine mermer ocakları açıldı. içim yanıyor. yüreğim sızlıyor.

enrico macias

turuncu gemi
fransız müziğinin üstüne doğan bir arap güneşidir. sevdiğimiz saydığımız bir abimizdir. çıgan müziğine de büyük katkıları olmuştur. şarkıda diyor ki;

''eyyy erciyes'in muzlu süt tenli prensesi, beklerim bir tango borcun var bana''

benim fransızcamı beğenmeyen kendisi çevirsin de göreyim.

aşkların en güzeli

turuncu gemi
ilgili acayibimsi şarkıcının çok sevdiğim ve beni ağlatan iki şarkısından biridir. çok kaçınmaya çalıştım bu şarkıyı sevdiğimi kendime itirafa, sonradan direnmekten vazgeçtim. bu geceki nöbette kurt gibi acıkmış bir şekilde yemekhaneye girdim ve müzik kanalında bu şarkı vardı. ne iştah kaldı bende, ne de betimin benzimin rengi kaldı melodisini duyunca. her şeye rağmen tabldotumu aldım oturup yemek istedim, çatalla ağzıma götürdüğüm ilk lokmanın zeytin değil, düğüm olduğuna yemin edebilirim. çektim kalktım terk ettim orayı. şimdi eve geldim ve üst üste kaçıncı dinleyişim ben de hatırlamıyorum. hala hiç bir şey yemedim. boğazımda düğümlenme zehirlenmesinden ölür müyüm, yaşar mıyım bilinmez.

barış manço

turuncu gemi
yurdumda bütün aşkların açılış fon müziği ''alla beni, pulla beni, al koynuna yar
gözüm senden başkasını görmez oldu yar
gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar?
alla beni, pulla beni, al koynuna yar!!!

değil midir?

senin için dağları deler, yol açarım yar
senin için denizleri kuruturum yar
senin için gök kubbeyi yerlere çalarım yar
canımı iste, canım bile sana kurban yar!!!

barış abi bu şarkısında yurdum erkeğinin hoyrat ve derin aşkında ilk aklından geçenleri yazar. oysa kadın erkeğine şöyle bağırmaktadır;

''dağlar, taşlar, uçan kuşlar senin olsun yar
deniz, derya, gökler hep yerinde dursun yar
gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar?
alla beni, pulla beni, al koynuna yar''

erkek bu, kadını dinler mi hiç. aklımız fikrimiz kendi söyleyeceklerimizde;

''saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar
bir nefesle güneşleri söndüreyim yar
çıra gibi uğrunda ben yanayım yar
canımı iste, canım bile sana kurban yar''

kadınsa hala umutsuz bir umut, dünyanın en güzel bağlı bir sevgisiyle aynı şeyleri söylemektedir fakat anlayan kim?

''yıldızlar yerinde güzel bırak dursun ya
saçlarımı ellerinle okşa yeter yar
gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar?
alla…''

işte barış manço, sadece dahi bir müzisyen değil, kadını da, erkeği de aşkında bütünleştirmiş büyük bir filozoftur aynı zamanda. doğuyu da bilir, batıya zaten hakimdir. varlık güzelliğini her şarkısıyla bizlere yansıtır.

ve yazık ki her aşk yine her aşkın sonunda sığındıklarımız yine barış abinin aşk ilahileridir;

kara haber tez duyulur, unutsun beni demişsin,
bende kalan resimleri mektuplari istemişsin.
üzülme sevdiceğim bir daha çıkmam karşına,
sana son kez yazıyorum hatıralar yeter bana.

kurumuş bir çiçek buldum mektuplarin arasinda
bir tek onu saklıyorum, onu da çok görme bana
aşkların en güzelini yaşamıştık yıllarca
bütün hüzünlü şarkılar hatırlatır seni bana.

kırıldı kanadım kolum, ne yerim var ne yurdum
gurbet ele düştü yolum, yuvasız kuşlar misali
selvi boylum senin için katlanırım bu yazgıya
böyle yazmışsa yaradan kara toprak yeter bana...

zengin sözlük yazarlarının rüyaları

turuncu gemi
dünya kupası finallerini izlemeye rusya'ya gitmişim. her şey çok güzeldi. maçlar kıran kırana geçti. finale rusya-arjantin kalıyordu. fakat bende maça gidecek bilet parası kalmamış. içim dağ dağ, tepe tepe eziliyordu. bir yandan ülkeye dönünce ''dünya futbolundaki tekelleşmeyi protesto etmek amaçlı son maçı izlemedim'' der hava atarım diye düşünmekteydim. sonra o günün ayın on beşi yani maaş günüm olduğu aklıma geldi. koşa koşa atm'den para çektim. maça 3-4 dakika kalmış. kendi kullandığım eski püskü yavaş bir trenle maça yetişmeye çalışıyordum. o esnada uyandım. umarım maçı arjantin kazanmıştır.

nadas

turuncu gemi
güzel bir hale koray şiiridir;

sevdanın mumu yatsıda söner.
sönecek.
doyan açlık gibi
ansızın
isimsiz bir doyumla
kuralsız bır oyunla
görünmez ellerle
kapkara bır kerpetenle
sökülen yürekten
pastoral sesler bekleme!
beklemeyin kuş sesleri arı vızları
peygamber çiçekleri üzerinde
ses verir yerine. bir konçertodur
yanılsamalar.
korku birinci keman, bas bariton bir çello,
ay geçer, yıl erişir.
nadasa kalır acılar
o esrik tarlada.
bir de ölü bir kuzgunun,
siyahta unutulan telekleri.
'burada bir zamanlar hayat vardı'
gibi duran. öylece sessizce.
2 /