confessions

turuncu gemi

2. nesil Yazar - becerikli

  1. toplam entry 1430
  2. takipçi 11
  3. puan 12787

doktorluk

turuncu gemi
ufak bir operasyonda bile adamın kassığından girip daşşaklarındaki damarları hizalayacak kadar muhteşem psikopatiye sahip olmazsa olmazımız insanlarımızdır. her yerimle minnetarım kendilerine.
aynı zamanda hayatımda tanıdığım en güler yüzlü ve humanist meslek grubudur. iyi ki varsınız lann.

şaşıfelek çıkmazı

turuncu gemi
1998 yılında ablam iskenderun'a memur olarak atanmıştı. ben lise 2'ye gidiyordum o dönem beni de ablanın başında erkek bulunsun zorlamasıyla yanına göndermişlerdi zorla. memleketim antakya'ya her ne kadar tapsam da iskenderun'u o günden beri sevmem sevemedim.
o yıl bana yaşamaya tek katlanılır kılan şey trt'de haftada bir çıkan şaşıfelek çıkmazı dizisiydi. o gün bugün bu kadar muhteşem bir evrene sahip başka yapım izlediğimi hatırlamıyorum.

dizinin hem yazarı hem yönetmeni olan mahinur ergun hanımefendiyi ve kalemini saygıyla yad etmek isterim. çağan ırmak o zamanlar mahinur ergun'un çırağıydı.
güzel günlerdi vesselam.

ameliyat olmak

turuncu gemi
pazartesi günü olduğum çük kadar bir çük ameliyatını anlatmak istiyorum. aslında hastaneye geçen hafta çarşamba günü yatmıştım. dünyanın en yoğun düzeyde iğne fobisi yaşayan müptezellerinden biriyim. üzerine bir de sıkı bir sinema izleyicisi olarak holywood tarafından beynimin karanlık dehlizlerine zerk edilen ameliyat fobisini de koy. 30'larıma kadar iyi idare etmiştim aslında. ama işte 30'lardan sonra bünyede hiç bir şey olmuyorsa bile kesin bişeyler oluyor.

rahatsızlığım varikosel diye türkiye erkeklerinde sıkça rastlanan skindirik bir durumdu. testislerde damarların aşırı büzüşüp büyümesi sonucu spremlerin yanması durumu. bu da geçici bir kısırlığa yol açmakta. doktorlar normalde bekar erkeklere ameliyat önermezler. azıcık bir ağrısı olur çek aq onu da derler. benim de son 5 aydır manastırda yaşayan rahiplerden daha bereketsiz bir cinsel yaşamım olmasına rağmen ağrım dayanılmaz boyutlardaydı. son evre varikosel hastalarında bu ağrı sıkça rastlanan bir durummuş. bir gece ağrıdan artık kendi daşşaklarımı kendim kesmeyi bile düşünmüştüm. bu hal ve şeraitte geçen salı aynı zamanda çok da sevdiğim bir manevi abim olan üroloğumun kapısını çaldım.

bir hastane çalışanıysanız hasta olmak bazen muhteşem bir his. herkes sizin için seferber oluyor. doktordan temizlik görevlisi dostlarınıza kadar ayrı bir ilgi ve muamele görüyorsunuz. sözlükteki bütün dostlarıma geçirecekleri operasyonları kamu hastanelerinde gönül rahatlığıyla yaptırmalarını salık veririm. sömürücü özel hastanelere vereceğiniz on binler ziyandır.

geçen çarşamba sevgili doktorum ilgili tetkikler için hastaneye yatışımı verdi. perşembe günü de ameliyata götürdüler. ama allahım nasıl korkuyorum yolda. ameliyat sıra bekleme salonunda potsop mu ne deniyor oraya ateşime bakan hemşirem yüksek olduğunu söyledi. ciğerlerimi dinleyen hekim abim de az üst solunum yolu enfeksyonu var dedi. tekrar pazartesiye kadar yatış sağlandı ve antibiyotik tedavisine geçildi.
sevinçten havalara uçtum. pazartesi hiç olmayacak sandım ama oldu. tetkik için yönlendirildiğim kbb hekimi de ameliyat için uygundur onayı verdi. nedense o kbb hekimine uzun bir süre düşmanlık hissetim ama geçti.

bilen bilir, ameliyat masaları abd filmlerinde milleti zehirli iğneyle idam ettikleri masaların tıpkının aynıdır. bir aklım dedi ki kaç. fakat ameliyat önlüğü harici çırıl çıplaktım. ve çalıştığım hastanedeydim. bir seçim yaptım ve hastane korüdorlarında o halde koşmak daha beter bir rezillik geldi. ama yani bir kaç gramla öyle geldi. önce mantıklı geldiği de olmuştu. damar yolundan ilacı verdiler. ilk saniyeler ''ben buradayım haa hala sizinleyim, abiler ablalar ne olur daha kesmeye başlamayın'' dediğimi hatırlıyorum bir kaç defa. sonrada ''bakın şimdi kas gevşeticiyi verdiniz , narkozu itelemeyi unutmayın sakın'' dedikten sonrası flu. işte bunlar hep holywood'un beyin amcıklamasının tezehürüdür.

ez cümle, ameliyattan korkmayın. bir sağlık sorununuz olduğunda gönül rahatlığıyla hekime gidin. bir ameliyat kararında en önemli unsur hekiminize güvendir. türkiye hekimlerine ve bütün sağlık çalışanlarına güvenin.

dünya sözlük

turuncu gemi
sanal hatim falan filan şeklinde dini caka satan sözlüktür. hakaret manası taşımayan argoyu bile popülist bir konjoktürel kaygıyla yasaklayan sözlüktür. zaten argo ve küfrü alevilere, kürtlere, kadınlara, lgbt bireylerine ve hatta veganlara bir linç eylemi şeklinde yapacaksanız baş tacı edilirsiniz.

şu anda bu dindar sözlükte binlerce girim izinsiz şekilde esirdir. defalarca hakkımı helal etmediğimi ve silmelerini talep etmeme rağmen gerekeni yapmamaktadırlar. işte bunlar için dinin en derinini oluşturan kul hakkı kavramına ermek zahmetli bir eylemdir. iki sanal hatimle bu günahtan da arınacaklarını sansınlar bakayım.

ben seni üzerim kızı

turuncu gemi
bu halin daha fazla olarak ''ben seni üzerim erkeği'' versyonu da mevcuttur. bu hal genelde erkeğin kanında gezen maymun alfalık köklerinden gelmektedir. fakat kızlarımızda durum böyle komplike bir hal barındırmamaktadır. kapitalist modernite hepimizi bir yanından beyin amcıklaması etmiş durumda. ilişkinin ilk 2-3 haftasında kızlarımız yaşadığı kafa karışıklığından erkek bireyleri bu tonda uyarırlar. genelde bir şempazeden bir gömlek üste olmayan erkek beyni bu uyarıyı siklemez. hatta aşk yolunda çektikleri acıyı yüce bir bok sanarlar.
sonrasında ortada kötü pembe dizilerden kötü ikili manasızlıklar çıkar. bu hal ikiliktir asla ilişki biçimi değildir.

ilacı bir miktar kadirzmdir. bir kaç doz kadirzmden kimseye zarar gelmez. elbette ki burada size bunu yapan kadını dövün aq diye bir saçmalıktan bahsetmiyorum. her insanımıza birazcık gururlu olmasını telkin ederim. kendilerine saygı duymaları için yalvarabilirim hatta. bu halinizle çok daha mutlu olacağınızın garantisini de 30 yaş üstü bir sözlük amcanız olarak vermekteyim.

sözlük yazarlığı

turuncu gemi
genelde ruh halim yerlerdeyken yaptığım eylemselliktir. profilimdeki binlerce giriye bakarsanız da genel ruh halimin yıllardır dipliğini görebilirsiniz. ilginç ki bu halimden şikayetçi falan değilim. bir kaç haftadır ilginç ki çok güzel ve mutlu günler geçiriyordum pek yüzüne bakmadım buraların. allah çarptı tekrar geldim.
geçirdiğim çük kadar bir çük ameliyatı vesilesiyle de uzun zaman raporluyum. allah size yardım etsin.

devlet bahçeli

turuncu gemi
türkiye siyasetinin en zeki figürlerinden biri olduğunu defalarca ispatlamış arkadaştır. yaşamış en çok oturup rakı içmek istediğim insanlardandır. muhtemelen rakı sofrasından sonra beni cellatlara boğduracaktır ama olsun mahsuru yoktur.

herkesin malumudur ki en son uzun boylu sevgi insanımız kendisini evinde ziyarete gitmişti. az önce t 24'de okuduğum habere göre gazetecilerin ''görüşmede masaya hangi konular yatırıldı?'' sorusunu ''evde masa yoktu aq!! diye cevaplamış. ''aq'' yi demece ben eklesem de hareketin liderinin bunu içinden söylediğine yürekten inanıyorum.

hastayım sana devlet baba.

ahmet erhan

turuncu gemi
ben yenildim, öyleyken de saçlarım uzarmış
anladım
hayatım ve tırnaklarım
bir cenin umuduna aldandım
yalnızım sapına kadar. ya erenler
hüznümün alnımda münhal bir arsası var
ölüm iki parsel, hayata kandım

ben yenildim, böyleyim, tüyübitmedik ölüm
ardımdan konuşur ve bankadaki hesabıma
göz diker
ben yenildim, 60 x 1,72 olarak yere serildim
ipim yok, ilacım eski. intiharı erteledim

muhteşem dizelerinin yazardırır.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

turuncu gemi
bu gece ahmet erhan zaten söylemenmesi gereken her şeyi söylemiş ruh halim için. ben ne konuşsam gevezelik olur;

boğulmak benim hünerimdir
yağmurlara uzak o topraklarda
de ki öldü bu adam
halk diktatörlüğünün birinci yılında

boğulmak benim hünerimdir
su geçirmez şemsiyeler gibi kollarımı açıp da
yeni geldim, kurundum, şöyle ne oldum
o mel'un yalnızlığın çorak sayfasında

kendimi koşuya saldığım bir mevsimdir
yağmur beni kovalar, ben yüzümü yıkarım
kirliyim, arınmam, üç beş kadeh atarım
üstüne de bir cigara yakardım, ben adam olsam

derin uçurumlara tutkun bir ağaç gibi

boğulmak hüner midir ah, bir elimi tutsan.

gecenin şiiri

turuncu gemi
gözlerin ipekyoludur ömrümün
akasya yüklü kervanlar geçer
çan sesleri arasında bir fener
yanar söner yanar söner yanar söner
gözlerin ipekyoludur ömrümün

kentin en kalabalık yerlerinde
dört nala koşan bir at gibi
çılgınlığa akan yalnızlığa ölüme
yazılmış şiirleri yeniden yazmak bütün
hayatı teğellemek yepyeni bir güne
ve sonra sökmek uzun uzun

gözlerin ipekyoludur ömrümün
yalnızlıktan gelir yalnızlıklara gider
düşülür her şeyin altına bir tarih
soluksuzum günlerdir geceler uzar
yaşamak dünyayı ödüllendirmektir artık
kendimi öldürdüğüm yerlerde beni kan tutar

başıma gelecekleri bile bile yürürüm
hilton oteli'nde hu çekerim huu...
işte hırkam ben de bir dervişim
asamı vestiyerde bırakmak zorunda kalırım
nescafeyi konyakla kardığım günler gecelerdir

bakarım gözlerine eğnim silkelenir
döktüğüm acılar yıllar kederlerdir
alnıma bir avuç tuz atılır düşünemem
konuşamam ağlayamam bağıramam
neden gece her gecenin ardından gelir

gözlerin ipekyoludur ömrümün
gözlerin tarihçesi yaşayıp öldüğümün
ıhlamur ağaçları altında bir saraybosna hatırası
sen ben ve deniz bir de rüzgarın örttüğü gençliğimiz
sen ben ve deniz. sen ben ve deniz..

aşk

turuncu gemi
bundan yıllar evvel sözlüklere sırf ayrılık acılarıma karşı bir terapi niyetiyle yazmaya başlamıştım. aşk acısı var mı bilmiyorum ama ayrılık acısı denen olay kol kırığından bile somut bir acıdır.
bundan iki sene önce yaşayan altı milyar insanın yaşayababileceği acıların toplamından daha büyük bir acıyla boğuştuğumu düşünüyordum.
hz ali'ye sormuşlar ''sen bu güzel ahlakı kimden öğrendin'' diye. hz ali cevaplamış ''ahlaksızdan öğrendim. ahlaksıza baktım ne yapıyorsa tam tersini yaptım''
ben de o dönemde çevremdeki ayrılık acısını düşkünce yaşayan erkekler ne yapıyorsa tam tersini yaptım. içip içip ayrıldığım insana sarmadım. kendi içimde ne kadar zavallı hissetsem de bunu dışarıya bir an bile hissetirmedim. bir ataol behramoğlu şiiriyle 3 gün yemeden içmeden kesilip gözümü kolumda serumla açtığım doğrudur. o da geçmiş ve gelecek bütün aşklara bir saygı duruşu timsali olsun.
bütün acılarımı buraya döktüm. her anımı buraya bağırdım. lakin artık yeni şeyler söylemek lazım.

puşkin'in bir öyküsünde, aşık heykeltraşın çok sevdiği eşi ölür. acısını bronzdan bir heykel yapıp eşinin mezarına dikerek göstermek ister. bir süre sonra bu heykeltraş yeniden aşık olur. aşkının coşkusunu bir tek bronzdan heykelle anlatabileceğine inanır. fakat dünyada hiç bronz kalmamıştır. eski eşinin mezarında bulunan hüznün heykelini eritir ve bu sefer sevgi ve coşkunun heykelini yapar.
sanırım ben de bugünlerde benzer hisler yaşıyorum.

bahsettiğim insanı ilk gördüğümde şöyle bir baktım ve anadolu'da bugüne kadar doğmuş ve yaşamış en güzel kadın olduğunu düşündüm. hititler'den bu yana anadolu'da doğmuş bütün kadınları tabii ki de görmedim. ama eric fromm'un dediği gibi sevmek bir sanatsa, aşk da neden bilim olmasın? bilimde böyle genellemelere yer vardır. yoksa da ben yasalaştırıyorum, göz benim algı benim.
aşk denen uhrevi varlık kanaatimce insanlar arasında olabildiğince somutlaştırılmalıdır. gözü asla kör olmamalıdır aşkın. hatta aşkın elleri olmalıdır. aşk dünyanın emekçi ellerine ve cesur yüreğine sahip olmalıdır. çok şükür çok şükür, bugünü de gördüm ölsem de gam yemem gayrının resmi çizilmelidir evren tualine.

ara sıra evde can sıkıntısından amatör olarak zaman makinası yapmayı düşünürüm. onu görene kadar bütün düşlerim hep geçmişe gitmeye yönelikti. onunla tanıştım tanışalı deli gibi geleceğe gitmek istiyorum. bu hissi herkesin en az bir defa yaşamasını dilerim.

ona buradan seslenmek istiyorum. sevginin bir hak değil ayrıcalık olduğunu bilen bir adam tarafından seviliyorsun. sen iste gökyüzünü her gün değişik güzel bir renkte boyayayım. sen iste çiçeklerihiç solmamaya ikna edeyim. sen iste bulutları örgütleyim.

cin

turuncu gemi
cin suresinin tefsirini bir de ihsan eli açık hocamızdan bulup dinlemenizi çok isterim. kendince tutarlı olarak çok yerinde metafizik tespitlerle anlatır.

tanım: arapçada bir çok sözcüğün etimolojisinde yer alan sözcüktür. (cinnet, cenin vb.)

zühre

turuncu gemi
arapçada parlak cisim anlamına gelen sözcüktür. aynı zamanda hz hatice'nin beyaz teni dolayısıyla takılmış lakabıdır. türkçede çok kullanılan bir kadın ismi olan zehra ile eş anlamlıdır.

''sandım ki zühre yıldızı, şavkı beni yaktı geçti''

sorularla

turuncu gemi
muhteşem bir metin altıok şiiridir;

işte yine kapıldım
o can sıkıntısına;
içimde bir tozlu
sarnıç boşluğu,
gitmekle kalmak
arasında karasız
yürüdüm kederle
dağlara doğru.

yüzlerce soru
vardı aklımda,
kulaklarımda
bir garip uğultu
ölümü kullanamazdım;
bir yerlerde
bilmediğim birilerine
belki ayıp olurdu.

belki de hiç
ummadığım
sevgisi tarazlı biri;
koparıp bana ilişik
umudunu
bir kitabın arasında
yamyassı
kuruturdu

bir gazetenin
ölüm ilanlarında
okuyup adımı,
öfkeye dönüştürürdü
sandık kokulu
hüznünü
ve ölümü inatla,
yok yere savunurdu.

ben bunca yıl
bunca insan tanıdım
yüreği zehir dolu;
yine de insanlardan
kesmedim umudu.
insan dedim
yekindim;
paylaştım varı yoğu.

ben neden
dudaklarının arasında
iğneler tutan
bir terzi suskunluğunu
prova ediyorum
şimdi bu yol boyu
kederle yürürken
dağlara doğru?

neden kedi seven
bir insan
olduğumu
biliyorum da
kedisiz ve sevgisiz
getiriyorum
yaşadığım günlerin
yaprak döken sonunu?

cevapsız sorunun
boynu büküktür,
hemen anlar
yetim olduğunu.
ben neden hala
duyuyorum avucumda
bir çocuk elinin
sızlayan boşluğunu?

hipodromda yatıp
kalkan bir adamın
ölü bulunduğunu
yazdı gazeteler
geçenlerde
haber olarak.
tokatlıymış
ya da çorumlu.

bıraktığı nottan
öğrenilmiş
son isteğinin
ölürse terminale
götürülmek olduğu.
hipodromda yatıp
kalkan bir adam
kimin umuru!

acılarla sorularla
tiftikledim
bunca insanın
mutsuzluğunu.
düşündüm kendi sonumu.
hayrettir;
içim içime
nasıl da sığıyordu!

oysa ben kaç yıldır
kaç acı eskittim
unuttum
kaç ölüm gördüğümü.
bir omzumun
alçaklığı ondandır;
taşıdım kaç kişinin
kanayan tabutunu.

yıllar önce
ölümü seçen sevgilim
bunca sevgisizlik içinde
iyi biliyordu
yetmeyeceğini
iki kişinin birbirine.
bu yüzden döşeğinde
ölümle buluştu.

gömdük onu geçiştirip
polis sorgusunu.
onunla birlikte
neleri gömdük;
bir akşam içkisinin
coşkusunu,
sevincimizi gömdük
kürek dolusu

yüzlerce soru
vardı aklımda,
kulaklarımda
bir garip uğultu
ölümü kullanamazdım;
biryerlerde
birilerine
mutlaka ayıp olurdu.

dostlardan uzakta
bir bozgun akşamında
gerisingeri
dönerken kasabaya;
baktım gökyüzü
birden yıldızla doldu.
akşamın serinliği
alnıma vuruyordu...

yerleşik yabancı

turuncu gemi
muhteşem bir metin altıok şiiridir;

kiminin dikenleri vardır
katlanamaz üstüne.
hep dikine durur
delmemek için gövdesini.

kiminin yoktur bir tek kemiği,
doğrulamaz ayaklarının üstünde.
ona göre varsa yoksa kendisi,
dürülüdür ütülü bir mendil gibi

ben eğilmem gündüz ama
geceleri kanatırım kendimi

ben bir söz söylediğim zaman,
kendine küçük bir pıtrak edinir.
çok sürmez anlar başına geleceği,
çarşılarda pazarlarda ondan selam kesilir.

ben birini sevdiğim zaman
göğünü durmadan genişletir.
ama herkes rahattır kozasının içinde,
o sevgi artık kimsesizdir.

ölsem ayıptır, sussam tehlikeli
çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.

günün şiiri

turuncu gemi
ben şimdi biraz da
senin için görüyorum;
gökyüzünün parlak,
bakış seken mavisini.

ben şimdi biraz da
senin için duyuyorum;
gecenin o sarsak,
yokuş çıkan ezgisini.

ben şimdi kanayarak
senin için yaşıyorum;
sazan derisi gibi
günlerimi külle soyarak.

metin altıok

27 temmuz 2019 suriyelilerin mitingi

turuncu gemi
ülkemizde yaşayan kimseye zararı olmayan mazlum bir halkın hak arama eylemidir. suç istatisliklerinden de görebilirisiniz ki bizim bu insanlara karşı giriştiğimiz suç oranı, onların bize olan girişimlerinden kat be kat fazladır.

ülkemizdeki suriyeli'lerin yararlandığı hiç bir sosyal hak için bizim cebimizden de bir kuruş çıkmamaktadır. bu insanları her yerde ucuz iş gücü olarak sömürüyorsak, her yerde görmeye de alışacağız.
mitinglerine sunay akın'ın çok eski bir şiiriyle dayanışmamı sunuyorum.

Kabuğunu koparmadan
ne bir elmayı soyabildim
ne de iyileştirebildim bir yaramı
ama karşıma çıkınca
kızmadım hiç elma kurduna
bendim çünkü bıçağı saplayan
onun yurduna

paralel evrenler

turuncu gemi
fizik biliminde, bizim fringe, doctor who gibi muhteşem dizilerde izlediğimiz gibi olmayan bir konudur. yanlışım varsa fizikçi dostlarımın beni uyarmasını dilerim. bilimde bir deneyin birden çok farklı sayıda sonuç verme ihtimaline paralel evrenlerdeki sonuçları diyoruz.

bu sosyal olayı günlük yaşamımıza da odaklayabiliriz. aldığımız veya almadığımız kararlarda, seçtiğimiz veya seçmediğimiz yolların sonuçları kaç paralel evren hayatımızın amına koyar diye önceden uzun uzun hesaplamalıyız.

fakat ben yine de olayın fringe veya doktor who'da ki gibi olma ihtimaline sonsuz inanıyorum. bir ara evde amatör olarak zaman makinası icat etmeye çalışıyordum. sonra düşündüm ki zaman makinasıyla paralel evren yolculuğu yapılamıyor. şimdilerde amatör olarak yapay solucan deliği yapmaya çalışıyorum evde. bana şans dileyin. ve hatta biraz da para gönderin. başka evrenlerde de olsa ödeyeceğime söz veririm. yahut artık bu amatör halimle gezegenimizi bir kara deliğe yutturursam hakkınızı helal edin.

yaaa şimdi para gönderenler olur da ben yapay solucan deliği icat edemezsem ne olacak. tarihin en bilimsel dolandırıcılığı olur. gazete manşetlerini tahmin edebilirsiniz. paralel evrenlere gidemezsem de paraguay'da top kek memetle kanka olurum. sonra gelsin kızıllar gitsin sarışınlar.

gecenin şiiri

turuncu gemi
Pencerede saksılarım var benim de;
Kurulmuş asma bahçem göğün maviliğinde
Acep neden sade yaz günleri taşır
Bir demet çiçek gibi sevgilim.
Çiçekli bir şemsiye elinde?

Ah! Güzel şeyler düşünmeme rağmen
Muttasıl ağlamak geliyor içimden.

Oktay Rifat

boris johnson

turuncu gemi
ingiliz emperyalizmi dünyada bildiğim en büyük düşmanlarımdan olsa da hayranlığımı kazanmış bir kurumdur. planları hep yüz yıllıktır ve yol yol işler genelde. tıkandığı anlarda kıvrak zekalarıyla esnerler de. rus emperyalizmi kadar katı, abd emperyalizmi gibi gevşek değillerdir.

hep de dünyanın en zeki halkının ingiliz halkı olduğunu düşünmüşümdür. dünya sanatına kattıkları, ince espiri yetenekleri ve kumaş ürünü kaliteleri bu zekaya örnek göstermeye yeter de artar bile.

malum ab'den çıkış oylamasında herkes artık britanya yarrağı yedi diye bağırırken ben temkinliydim. bu dünyanın en tehlikeli emperyalizminin halkların canına ot tıkayan yeni bir yüz yıl tasarladıkları endişesindeydim. fakat bugünkü her şeyin geri sarışından görüyorum ki çok yanılmışım. yakın zamanda bunun, trump'ın bir de bizimkinin haylı huylu testesteron gürültüsünden kurtulacak dünya.

tanım: iki koyun verip güddürmeyeceğim tipini sktiğimdir.

gecenin şiiri

turuncu gemi
Yanyana Dalgınlık - Melih Cevdet Anday

Gözlerine bakıyorum
Denizden çıkarılmış bir tabaktaki kuş resmi
Dağınık köy evleri gibi orda burda
Sepetteki sümbül soğanı gibi gölgeli

Yüreğimiz öylesine aşmış ki düşüncemizi
Yarışı başlatan tabanca sesi gibi
Dudaklarımız koşuya çıktıktan sonra
Duyuyoruz söylediklerimizi

melih cevdet anday

turuncu gemi
dünyada geçirdim çocukluğumu
insanlardan eşya yaparlar
kırmızı bir orman iki boyutlu
kendi başına yağardı kar.

gör ki, öldüğümde bilmedim,
elimde bunca sözcük kaldı,
nerde geçecek benim erginliğim
bu dünya bir daha olmalı.

bir dünya daha olmalı, burada
bir yerde, o kadar yakın ki,
seslensem duyulacak belki,
belki başladım onu yaşamaya.

muhteşem dizelerinin yazarıdır.

döneceğim

turuncu gemi
güzel bir melih cevdet anday şiiridir;

döneceğim

ı.

dağıtır saçlarını ve yalvarıp uzaktan
mavi bir iklim gibi çağırır beni sesin,
tertemiz göklerinde dal dal erguvan açan
rüyalarıma ışık ve özlem serpmektesin.

ıı.

bir mayıs sabahını yaşayacak böcekler
çılgın karanfillerle dolacak yeşil saksın,
ve sen bir fidan gibi yeşermiş olacaksın,
serin, çakıl yollarda kuşlar birikecekler.

ıslık çalmak

turuncu gemi
güzel bir melih cevdet anday şiiridir.

balıklar için deniz lazım,
sevişmek için işsiz olmak
ve geceleri yatakta
duymamak için tabanların sızısını
zengin olmak lazım.
halbuki ıslık çalmak için
birşey lazım değil.

ahh be melih hocam. sen ıslık çalmak için bir şey çalmak lazım değil demişsin de bu zamanda mangal gibi yürek de lazım. kürtçe ıslık çaldıkları için onlarca yılla yargılanan zamanlar içindeyiz zira
2 /