confessions

turuncu gemi

2. nesil Yazar - becerikli

  1. toplam entry 1452
  2. takipçi 11
  3. puan 12872

selahattin demirtaş

turuncu gemi
nazım hikmet bir şiirinde der ki,

''kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben afrikalıyım''

siz de bakmayın selo'nun kürt olduğuna, o da bizim kadar hepimiz kadar türktür. biz türkler de bin yıldır iç içe geçmişliğimizle biraz kürdüzdür.
siz selo'nun bem beyaz bir oğlan olduğuna da bakmayın, hepimizin kadar kara tenlidir.
ve iktidar farkında olmadan ve tabii ki hiç istemeden yepyeni bir mandella efsanesi yetiştirmektedir.

yazık oldu yarınlara

turuncu gemi
söylenebilecek her şeyi muhteşem şekilde ilhan irem abi söylemiş. daha ben bir tanım yaparsam bu şarkıya çok büyük saygısızlık etmiş olurum.
fakat yine de adet yerini bulsun. şarkıda geçen aşağıdaki bölümü, deli gibi pencereden bağırmak istediğim şarkıdır.

''tanrıdan dileğim bu, sevenler sevilenler, olmasın bizim gibi, yarını bekleyenler, olmasın bizim gibi...''

avazım çıktığı kadar pencereden bağırmak istiyorum bu duayı.

zengin sözlük yazarlarının ruh halleri

turuncu gemi
affedersiniz ama bok gibiyim efendim. hatta barış abiden kopya çekip diyebilirim ki,
sözüm meclisten dışarı dostlar
bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
hani dilim dilim doğrasalar beni
marmara ege karadeniz ve hatta akdeniz cacık olur diyorum

öğünmek gibi olmasın ama dostlar
kendimi hıyar gibi hissediyorum
hani ince kıyım doğrasalar beni akdeniz cacık olur diyorum
ve hatta atlas okyanusu ve hatta hint okyanusu
ve hatta hatta büyük okyanus bile cacık olur diyorum
böyle cacığa rakı mı dayanır
çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar
ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar
zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek...

bugün benim doğum günüm. gece bom bok bir rüya gördüm. bir otobüste çok mutlu bir yolculuk yapmaktaydım. heyecanlıydım. fakat hep aynı mola yerinde bir şeyler oluyor ve hareket etmiyordu otobüs. üst üste bir kaç defa gördüm hatta aynı rüyayı.

dinlemekten akrepler kadar çok korktuğum şarkılar var benim. işe gitmek için hazırlanırken açtım dinledim bir tanesini yaradana sığınıp. hani ezginin günlüğünün;
bir kus ucar gökyüzünde süzülür
bir cocuk bütün oyunlara yazilir
bir gül kokar tüm cicekler ezilir
bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir

yüzünü görmem, yerini sormam
elini tutmam oy oy
seni hic unutmam

tenine degmem, sesini duymam
adini koymam oy oy
sana hic doymam...

üst üste dinledim dinledim zırladım. kimse görmedi. fakat işte birilerinin bari burada bilmesini istedim. zerre gram yaşamak istemiyorum. hayır, intihar falan edecek değilim. içimde bir parça onur taşıyorum. biyolojik ailemin ve beni bir zamanlar çok seven hiç bir insanın benim adıma utanmasını istemem.

böyle işte. bir de babamın öldüğü yaşa girdim.

bir de, iki düğme iki ayrı kolda, bizim gibi ayrı yolda.
bir de, offf barış abii off....

iyi parti

turuncu gemi
180 derece zıddı bir yurtaşım olsa da, meral mommy'yi hep siyasetin en yetenekli insanlarından birisi olarak görmüşümdür. belagat ve hitabeti tayyip erdoğan kadar iyidir. siyaset ve tarih bilgisinde ülkede baya insanı cebinden çıkartır. daha parti bile kurmadan her yerde, sağ kulvardan erdoğan'ı yenebilecek tek insan olduğu kanısındaydım. halkta gerçekten de önemli ölçüde karşılığı olan bir insandı. fakat erdoğan'dan tek eksiği, onun kadar cesur olamaması ve ezber bozamaması oldu sanırım.
bir ara televizyonda, kötü bir peruk takmış fatih terim gibi konuşuyordu acıdım.

iyi partiye de yazık olmuştur. artık bir tabela partisidir. buna samimiyetle üzülüyorum.

kar ve hatıralar

turuncu gemi
güzel bir cahit sıtkı tarancı şiiridir;

kar yağıyor, yine kar, yine kar, yine mahşer gibi kar.
sanki güller içinde gülen taze kadınlar,
bana beyaz buseler, beyaz buseler yollar;
sanki güller içinde gülen taze kadınlar.

bir rüya görür gibi gözümde sevinçler var.
beyaz bir sükût işte: kar yağıyor, kar, kar, kar;
sanırım ki uçuyor gözümde hatıralar.
beyaz bir sükût işte: kar yağıyor, kar, kar, kar...

vampirlerin haçtan korkması

turuncu gemi
fright night isimli 1985 yapımı, herkese önereceğim muhteşem bir korku filmi vardır. baş rollerinde colin farrel ve david tennant'ın oynadığı 2011 yapımı bir yeniden çevrimi de vardır ama o harika havayı verecek bir iş çıkartamamışlardır.

filmde genç bir lise öğrencisi olan charley'in karşı evine 2 adet yakışıklı vampir dayı taşınır. genç charley bu vampir olaylarına epey meraklıdır. herkese bu eve yeni taşınan dayıların vampir olduğunu söylese de genç ve bekar anası dahil kimseyi ayıktıramaz.

tv'de mavra vampir avı hikayeleri programı yapan peter vincent diye bir dayı vardır. genç charley onun yardımına başvurur. peter'da bunu iplemez. ''ben gerçek vampir avcısı falan değilim yeğenim, trişkadan vampir olayları çekip evde çorba kaynatma peşindeyiz'' der.
ama charley, peter dayısının peşini bırakmaz ve onu vampirlerin evinde onları görmesi konusunda ikna eder.
vampir dayılar peter'ı sıcak karşılar. ''genç oğlan işte 31 çekmekten beyni yanmış, sen gerçekten bu otuz birciyi 46'lık olmaktan kurtarabileceksen gel neremizi muhayene ediyorsan et'' derler. peter vincent evde vampirlerin aynada suretini göremez. o da evden korkuyla ayrılır. makatını vampirlere kestirmek istememiştir.

genç charley, ulu bir imam yüceliğinde gördüğü peter'ın yine ağzından girer, burnundan fışkırır vampirlere bir gece vakti operasyona ikna eder.
öncesinde şu bilgiyi vereyim, bir vampiri haçla korkutmak istiyorsanız, vampirin haçtan korkacağına dair kalbinizde sağlam bir iman olmalıdır. vampir avcısı peter'la, vampir evin merdivenlerinde karşılaşırlar, peter çelikten hacını vampire doğrultur. ama vampir o çelik hacı ''olum senin kalbinde iman yok ki, puşt oğli, kime artiszlik çekiyseeen'' diyerek eritir.

not: bir vampir, siz evinize davet etmedikçe eşiğinizden içeri giremez.

vaazda belediye başkan adayı olduğunu açıklayan imam

turuncu gemi
islam peygamberi muhammed'le ilgili anlatılan çok güzel bir menkıbe vardır. muhammed'in yanına çok uzaklardan bir adam gelir. ona akşama kadar ''şu günah mı, bu günah mı?'' kabilinden sorular sorar. muhammed sabırla cevap verir. akşama doğru artık o da usanır ve şöyle der; ''utanmadıktan sonra her şeyi yapabilirsin, utanmıyorsan hiç bir şey günah değil''

ateist bir vatandaş olarak benim utanacağım hiç bir şey yok bu yapılanlardan. samimi müslüman dostlarım utanıyor mu bu yaşananlardan?

fitilli

turuncu gemi
bir can yücel şiiri;

içerimde bir bokluk var
yıkıyorum, yıkıyorum, yıkılmıyor

yüzümde bir maske var
çekiyorum, çekiyorum, çıkmıyor

böğrümde bir ölü çocuk
ölüyorum, ölüyorum, ölmüyor

gözümde bir çakmak var
çakıyorum, çakıyorum, çakıyor

suratınıza!

bu şiirin kuralsız son sözü

turuncu gemi
muhteşem bir orhan kotan şiiridir. büyük sanatçı ahmet kaya ''gözlerim bin yaşında'' kasedinde bu şiire muhteşem sesini vermiştir.

''gayrı dur durak yok kardeşler
yanında sevgilinin aziz ölüsü
ötede bir köylü militan
uzakta işçi dostlar kurşunlanıyor
ve dünyanın öbür ucunda
bir avuç doların kahpe çarkında
kahraman halklar doğranmaktadır

toprağın ekmeğin hesabıdır bu
zulmün zorbalığın hesabıdır bu
sevdanın hasretin hesabıdır bu
gayrı dur durak yok kardeşler
çınlasın doruklarda kavga borusu''

her şey bitti derken çıkagelen insan

turuncu gemi
son günlerde benim için bütün iyi ve güzel günlerin artık çok geçmişte kaldığı ve bir daha asla kimseyle yaşanmayacağı hissi her yerimi kaplıyor. zor bir umutsuzluk hali bu. aslında geçmişimden hiç bir hayaleti ne çağırdığım var, ne de gelmesini beklediğim. ama işte gelecek her gün artık bir ziyan hissi insanı canlı canlı yakan, mafh eden bir şey. ve tam bu duyguların dibindeyken iyi bir şeyler olacak sanıyorum, yine olmuyor.

bir gelen olursa, mezarıma gelsin. cenazeme yetişirse tabutumu gıdıklamasın.

güzel bir türkümüzde de dediği gibi;

ağlayarak gelme mezar taşıma, uyanıp da sana sana gülemem gayrı...

günün şiiri

turuncu gemi
kaç, kurtul benden

beni mutfak sandalyesine bağlıyorsun
sesi tanrılardan çalıp sana getirmem için


dışardan martıların seslerini yakalıyorum
sadece sen, ben, bugün var.
sadece sen, ben, bugün vardı.


ben
yapacak daha iyi bir şeyim olmadığı için yaşlanıyorum
bugün, herkesin orospusu
ve sen, şiir sevmiyorsun


çıplak baldırımın üzerinde kırmızı kayış
mesela ben senin yalnızlığını sevecekmişim


şimdi kış
mezarların üzerinden soğuk rüzgârlar esiyor


gözlerin yaşlı bir tren gibi yavaşlarken
yakalıyorum seslerini: gıcırtılar, gıcırtılar


sabah erken, sen tanıdığım en güzel gülen sarhoşsun
ve şiir sevmiyorsun


altımızdaki sandalye giderek yabancı bir lisandan konuşuyor
şekspir bakılmak istiyor
kapıyı onun için aralık bırakıyoruz


yokluğunu büyütmeye hazırlanırken yıldızlar
ve işte bak düşüyoruz ne iyi ne iyi


yık gözlerini
kır kulaklarını
öteler dışarda kalsın


çünkü şiir sevmiyosun
bir babanın arkasında bir bıçak gibi kendine sakladığı kız


bıraksalar
götürürdüm seni ölünce piyanoların gittiği yere
ağzında sakız


ama bizi bulduklarında
terini bıçak kullanarak ayırmalılar terimden
bak


başka kimin var
ölene kadar akordeon çalacak


kılıcımı havaya kaldırıyorum
şimdi yırtıcı bir hayvan
gibi zıplayacak gitarın sesi gizlendiği yerden


yine de sen şiir sevmeyeceksin hiçbir zaman
aslında kimse sevişemiyor eminim


zaten sevişmeyecektik ki
yemin ederim sadece incitecektik
birbirimizi en ikinci yerlerimizden


ben senin yalnızlığını sevdim, sevdikçe azalttım
yağmuru dinliyorsun, yağmuru dinliyossun
ama şiir sevmiyorsun


aslında öbürleri de sevmiyor eminim
kaçtın, kurtulanlara katıldın sevilmekten


martılar
tren yavaşlar
altımızda sandalye camda yağmur


hepsi tek tek şarkıya katılıyor
sadece sen, ben, bugün vardı
sadece sen, ben, bugün vardık


sen
haklılığıma kavuşmak için başladığım bir sarhoştun


ben, seni görür görmez ayrıldım
bugün, hepimizin orospusu
şekspirin bakılmak istediğini herkes biliyordu


yarın hava bulutlu olacak dedin
sustum, yarın yoktu
ve sen şiir sevmiyordun

enis akın

martin scorsese

turuncu gemi
kendisi, francis ford coppola ustamızla birlikte sinemada bir ekoldür. cappola'nın çok sayıda şahaser filmi olduğu gibi, berbat ve fiyasko yapımları da vardır. ama scorsese'nin öyle niteliyebileceğim bir yapımını hatırlamıyorum. bir de bunların brian de palma gibi taklitçi ardılları vardır.
bir de, quentin tarantino gibi bütün ustalardan müthiş öğrenmiş ve üzerine kendi özgün yaratıcılığını ekleyip ustalaşmış ve bugün ekol kabul edilen yönetmenler vardır.

ekrem imamoğlu

turuncu gemi
sağdan ve soldan hangi siyasi görüşte olunursa olunsun bu kalitede bir beyefendilik, kalite ve kararlılıkta olunması gerektiği konusunda ders vermiş siyasetçidir. kendisine teşekkürü borç bilir ve en içten dileklerimle kutlarım.

koyduk mu

turuncu gemi
hayatım boyunca hiç kimseye etmediğim ve etmeyeceğim cümledir. hele ki, benim doğru veya yanlış bulduğum bir siyasi fikre rey atmış vatandaşlara hiç demem.
fakat, epey bir süredir, cahilce, cühelaca biz muhaliflere edildiğine çok tanık oldum. hepsinden tiksindim tiksiniyorum. hee babam hee, koydunuz, başta ekonomimiz ve kardeşliğimiz olmak üzere bütün ülke konspetinin baya baya namına koydunuz yıllardır demek istiyorum onlara.

bugün benim tasvip etmediğim bu cümleyi söyleyen arkadaşlardan tiksinmiyorum. haklarıdır. bir süre istedikleri kadar, istedikleri gibi sevinsinler. lakin gevşemek yok.

seçmen sandıkta ne mesaj verdi

turuncu gemi
hdp olmadan bu ülke siyasetinde denklem kurulamaz. insanları onlarca yıl cezaevlerine atmakla, halk sindirilemez.

bir de, özellikle ekrem imamoğlu şahsında, artık bağırmaya tahamülü olmadığını gösterdi. sandıkta faşizmi gerileten her siyasi partiden arkadaşı selamlıyorum.

böyle bir kara sevda

turuncu gemi
kanımca bir kadın için yazılmış en güzel şarkıyı neşet ertaş yazmıştır. neşet baba türküsünde sevdiği kadına şöyle seslenir;

''kurusa fidanım güllerim solsa
gönlümde solmayan gülümsün benim
yaprakların güzel olsa dökülse
daha taze fidan, dalımsın benim

ağarsa saçların belin bükülse
birer birer hep dişlerin dökülse
kurusa vücudun kanın çekilse
gine şu gönlümün yarisin benim

bülbülün gül için zarı misali
keremin bağrının narı misali
inler garip gönlüm arı misali
dadına doyulmaz balımsın benim''

zeki müren'in bu şarkısının bir yerinde de diyor ki;

''sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına dökülen akla biter,
böyle bir kara sevda kara toprakla biter.''

keşke her seven sevdiğini geçmiş zamanlardaki gibi bu ahitlerle ve hislerle sevse.

sokak köpeği çetesi

turuncu gemi
o kadar da tehlikeli varlıklar değillerdir. topluluk ruhundan kendilerini güvenle sarhoş etmiş gariban evsiz güzel varlıklardır özünde. büyük ihtimal umurlarında bile olmayacaksınız. saldırma tehlikeleri az da olsa vardır. ama öyle bir tehlikeyle karşılaşırsanız kaçmayın. ellerinizi havaya kaldırarak bedeninizi olduğundan büyük gösterip deli deli hareketler yaparak onlardan fazla bağırın. anında kaçacaklardır. kesin bilgidir. yayalım.
23 /