confessions

zeitgeist

1. nesil Moderatör - Enerjik

  1. toplam entry 258
  2. takipçi 36
  3. puan 7331

zengin sözlük yazarlarının karalama defteri

zeitgeist
yanlışı anlamak, ne yazık, iltifat değil.

herhangi bir başlangıcı sonundan başlatmak gibi kötü bir huyum vardır, sabırsız olmam değil mesele zaten sabırsız da değilim sadece oyalanmak hoşuma gitmiyor. hoşuma gitmeyen şeyleri yapmaya başladığımda var olanı değiştirmenin huzursuzluğu sarıyor her yanımı, boynumdan yukarıya ince bir acı dalgası ve huzursuz atan damarın titreşimi yükseliyor, yükseliyorum, ateşim çıkıyor, alnımı buzdan hücrelere hapsetmenin hesaplarına düşüyorum, aklımdan yol alıyor ve hatta ruhumdan, ne nasıl olacaksa ve ne olacaksa olsun eşiğini aşıyorum. tehlikeli bir hal alıyorum, aynada gördüğüm gözlerimden çekinip, o gözlerin bir yere değmemesi için çaba harcıyorum, yoruluyorum.

biletin yok: işte budur gerçek yolculuk.

herhangi bir toprak parçası üzerinde, herhangi bir zaman diliminde, ayağım ne kadar basmıyorsa toprağa o kadar süzülüp bir kapı önünde buluyorum kendimi. kapı açık, giriyorum, zemin dağılıyor, tavan çöküyor, bir çift göz bakıyor.. yolculuk ne zaman başladıysa o zaman bitirmiş oluyorum, yolda yürümekten değil, yola çıkmaktan imtina ediyorum. ihlallerden hoşlanmıyorum, ihlal ediyorum, herhangi bir sınır ne kadar aşılırsa ondan katre katre kehribar taneleri dökülüyor merkez noktasına, sınır nöbetçilerini vurup, işgal ediyorum. işgalciyim ben. kendinden azade bir işgalci, uslanmaz, korkmaz..

başımı çevirip size baktım.

ben zahmet etmedim, sen baktığım yerde oldun, dağıttık sonra, dağıldık ve parçalandık. herhangi bir sutre arkası bulabilsem, onu da dağıtır parçalardım, her şey görünür olduktan sonra tehlikenin önemi yok, hayatın, nefes almanın bir önemi yok hem zaten soluksuz ne kadar kalabileceğini bilmiyorsun, tedirginliğin önemi yok.

yaradana giderken anayoldan ayrılan, karanlık bir patika kadar güzeldiniz.

korkunç ince bir boyundan çektiğim koku ruhumu teslim aldı, teslim ol çağrılarına ateşle karşılık verdim, vücudumdan yüzlerce çekirdek çıkardılar, kimisi paslı kimisi geceden parlak, kanım akmadı, ölmedim ben zaten ölmeden çok önce ölmüştüm.

sen olacağı beklenen depremsin; çünkü içindeki fay hattı kırık.

canını yaktım, canın yandığında çıplaksın, sapkın düşlerimden daha çıplak, tenin bile yok, koca bir çatlaktan sızan, şaraptan daha koyu, mağrur, başına buyruk iki damla kanın emaneti üzerimde. ha iki damla yaş ha iki damla kan ikisinin de geldiği yer aynı. düzensiz ritimlerin var, hangi heyecan patlatır damarlarını, korkudan daha büyük, deliyle el ele, tutunduğun her yer sallanıyor, düzensiz ritimlerin var, önce elimde sonra yüzümde hissettiğim. bir çift düzensiz ruhuz o kadar.

keskin bir bedenin var, daha dokunmadan ellerimi yaralıyor.

bir süreliğine önce ruhun, biraz bedenin, biraz da göz kapakların titriyor ve sonra alışıyorsun, zaten seviyorsan üşümeyi, zaten hastasıysan donmanın, kalıyorsun orada, adımlarınla terk edeceğin ana kadar. odada kaldım çıkamıyorum, kaç bin adım attıysam yine aynı yerdeyim, kaç bin yıl geçtiği mesele değil zaman yalan, zaman yok..

bir ayyaşın dediği gibi: "çok içmek değil, içtikten sonra ayakta kabilmek muamma"

hadi sarhoş olup ayakta kalalım.

ilk müftü nikahının kıyılması

zeitgeist
islama dair her şeyin korkutucu göründüğü bir cumhuriyet tarihi bir takım odakların güç kazanmasının asıl sebebi, tıpkı diğer bir takım şeylerin de öcü olarak gösterilmesi gibi. 38, kürtler, solcular vs... bu zihniyet kaç öcüyü canavar yaptı hala öğrenilmedi, hala koftiden muhaliflik.

adet değil bu, gelenek de değil, bizzat emir! nikah için müslümansan bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor, bunun yanı sıra da resmiyet. ikisinin tek kalemde olması bu kadar da anormal değil, yaşadığın coğrafyanın şartlarında bir şımarıklık olmadığı da kesin. isteyen istediği yerde gider kıyar nikahını, fişlenmek için müftü nikahı en son seçenek olur aldığınız nefes bile biliniyorken.

yanlışlıkla kalçana dokundum

zeitgeist
"yanlışlıkla elimdeki kelebeği sallayıp baldırına sapladım, sonra o ara yanlışlık öyle bir boyuta geldi ki çevirmek durumunda da bulundum ama bütün bu olanlar hep yanlışlık sonucu oldu." şeklinde cevap veren bir hatun tanımıştım bir zamanlar.. kadınlar lütfen sessiz kalmayın, avazınız çıktığı kadar bağırmanız da gereksiz, sadece o an ortamda bulunan insanların duyabileceği şekilde rahatsızlığınızı belirten sözcükler çıksın ağzınızdan, merak etmeyin o durumda rezil olan siz olmayacaksınız.

yalnızlık

zeitgeist
ben en çok yalnızken farkına varabildiklerime tutuldum. ateşin kızılı, yaprağın sarısı, tenime değen rüzgar, ufkumdaki çizgi, cevapları olan ya da daha çok soru sorduran gerçekler, mutlağı harcına kardığım yapılar, var olanlar, olmayanlar, adımladığım ya da bazen koştuğum o yollar, çizgi boyu harcananlar, hiç yer tutmayanlar, peşi sıra özgürlük veya esaret, adı söylenmemesi gerekenler, binlerce yangın sonrası yine aynı duran ve surlarında ölümden bihaber gözcüler barından o kaleler, çocuk, ihtiyar, kadın, erkek, yok hükmünde yer kaplamayanlar, attıklarım ve biriktirdiklerim, bildiklerim ve bulamadıklarım, doğrularım... hepsi ardı sıra, tek tek ve defalarca tekrar tutuldu. bir başına adımladığım yolları çok sevdim ben.

duman gitti yanan közdeyim, uzağım.

daha yüksek yerler var, daha sert kayalıklar, daha çok karanlık, daha çok gün doğumu var.

bilmediğim gerçekler var daha, sormaktan vazgeçtiklerimle halaya duran.

yalnızlık basit bir eylem, sıradan bir sokak, herhangi biri, yalnızlık olsa olsa sigara külü.. daha fazlası değil.

mezarlıkların hissettirdiği duygu

zeitgeist
mutlak sonun gerçekliğini yüze vurması bakımından hayatta yaşanabilecek en realist duyguların arasında sıralamaya oynar hissettirdiği. benim için gerçeğin en katıksız halidir ve vakti geldiğinde artık ikamet edeceğim adresi gösterir, üstelik beni bekleyenlerin varlığından haberdar olarak. öyle ki; murat menteş ruhi mücerret adlı kitabında şöyle der; "mezar taşlarındaki ölüm tarihleri, ölülerin bizi kaç yıldır beklediğini gösterir." hah işte altını çizebilirim defalarca bu sözün. bekleyenlerin var olduğunu bilmenin huzuru mudur yoksa anın bezginliğinden mi henüz çözemesem de oradaki huzuru hiçbir yerde bulamadığımı söyleyebilirim. gerçek huzur verir, mezarlıklar da gerçeğin en katıksız halidir.
0 /