zengin itiraf

azrailin regl donemi
tek başıma evde bir şeylere standart bir yer belirleyip, elimi attığımda onları bulabilmeyi beceremem. aksine yıllar önce kaybettiğim dolu sigara paketini evde tadilat yapılırken buluyorum. ve rutin aralıklarla ayrıntılı temizlenmesi gereken yerlerin nasıl temizleneceğini bilip evin böceklenmesinin ve küflenmesinin inceliklerini asla öğrenemem. cesaret edebilirsem eğer, belki ayık kafayla da söyleyebilirim bu cümleyi.
sos
az önce mutfakta yukarı dolaplarda 6'lı çay bardağı kutusu gördüm. biraz elimle ittim baktım dolu gibi... gıcır gıcır bardakta çay içeyim dedim. kutuyu alırken aşağı düştü. 1-2 tanesi fırladı falan... epey ses çıktı. davulcudan önce ben uyandırmış olabilirim apartman sakinlerini.

sonuç: çay içiyom
zengin sozlugun fakir yazari
bir sevgili istiyorum sözlük ama mutlu olmak için değil. mutluluğa da yer verebiliriz ama şu hepinizin çektiği o destansı aşk acısını yaşatabilecek, yokluğuyla bütün var olanları yok edecek, varlığıyla bütün yoklukları anlamsız kılabilecek bir şey arıyorum ama arayarak bulunmaz diyorlar hep arama o seni bulur diyorlar.
Bulduğunu nasıl anlayacağım diyorum o zaman bir şey diyemiyorlar. Birilerinin bir şey demesine o kadar alışmışım ki kimse bir şey demediği için aramaya devam ediyorum aradığım için ne o beni ne ben onu bulabiliyorum. böyle garip, saçma, gereksiz bir girdabın içinde sürükleniyorum. Çıkar yol bulamayınca tekrar soruyorum tekrar aynı cevapları alıyorum sonra tekrar süreci başa sarıp aramaya başlıyorum sonra yine aynı gereksiz girdap derken gençliğim gidiyor durduramıyorum ama arıyorum hala.
fiorabella
ergenlik döneminde "it's me" şarkısıyla onu tanımıştım. ilk aşkımdı. halen de aşığımdır ona. her pazar gecesi saat 02 sularında amerika'da bir radyoda canlı yayın yapıyor. türkiye saati ile 11 falan oluyor. onu dinlemek haftasonu sabah erkenden uyanıp yayını bekliyorum. alice cooper aşktır.


sos
bu akşam rezaletin kralını yaşadım.

aslında her ne kadar riske girmek olduğunu bilsem de mecbur kalıp iftar için yemek siparişi verdim. tam yarım saat sonra arayıp sipariş sıkışıklığı olduğunu getiremeyeceklerini söylediler. iftara yarım saat vardı. hemen başka yerden sipariş verdim. tam 1 saat 15 dakika gelmesini bekledim. geldi. bir de ne göreyim? gelen yemekler yenmeyecek derecede. suları poşete akmış. diğer yiyeceklerin üstüne gelmiş hepsi allak bullak olmuş.

ana yemek olarak evdeki yarım petibörle açlığımı yatıştırmaya çalıştım. ara soğuk olarak domates, salatalık yedim. son sıcak olarak çay içtim. çok sinirliyim.

rezaletin akabinde aramıştım az önce çalışan geldi yemekleri geri iade edip parasını geri aldım.

ulan bana bunu reva gören işletmelerin taa... neyse.
azrailin regl donemi
duygusuz piçin tekiyim. o kadar soğukkanlıyım ki özellikle kadınlar duygusuz, sadece olaylara gerçek tarafıyla bakan sinir bozucu bir tip olduğumu söylüyor. ne bekliyordunuz lan? aya halat atıp sana veririm ve sen de onu yersin. içinde çözünür ve ışığı saçlarından yansır güzelim' gibi bir cümle mi kurayım? olur mu lan öyle şey? keyif almıyorum ulan romantizmden. embesil gibi istemediğim biri gibi davranmak istemiyorum sonucu ne olursa olsun.

haydi yallah arabistana. ya da sudana. bilemiyorum altan şuan kafam çok karışık.


bir de çok egoistim sanırım. bazan hayatta birer defo olarak gördüğüm birçok insana ayar veresim geliyor ve çoğunlukla çirkefçe davranıyorum. en belirgin ve sinirime giden de takım çalışması gerektiren işlerde benimle aynı rütbede olan iş arkadaşlarımı kordine etmeye çalışmak gibi bir huyum var. sinir bozucu kısmı da işler benim kontrolümün dışında olunca bu arkadaşlara sinirlenip kalplerini kırıyor oluşum. iyi tarafı da şefler tarafından bu huyum hep sevildi. fakat ara ara öyle dağıttım ki gelecekte benim şef olacağım bu tarz bir çok işi bıraktım. sevmediğim işte bir yere kadar mukavemet gösterebiliyorum. zincir kopunca yok olup gidiyor bu azim. benden adam olmaz. ama Süpermen olabilir.
sos
belediye 50 metre ilerimde iftar verdi. şimdi de anlamsız bir şekilde güldüremeyen ve de düşündüremeyen vasat bir hacivat & karagöz oyunu oynuyorlar. tabii sesleri geliyor sadece bana. gelen sesler çok sinir bozucu lan.

az önce de apartmandan bir komşu apartmanın önüne araba park edenle tartıştı. güya onun park yerine park etmiş. çift arabalık park yerini sahipleniyor kendisi. hatta park etmesinler diye cam falan kırıyor orada. manyağın teki. tabii adamlar tanımıyor son model lastiklerle park ediyorlar. kırdıkları camlar araba lastiklerine zarar veremiyor. son çare olarak arabaları çizecek galiba.

(bkz:burası yine karışacak vaziyet aldım)
sos
dedem ben doğduktan 2 sene sonra vefat etmiş. eşi yani nenem ise 2 sene önce vefat etti. nenemin evinde bizi hiç katmadığı kiler diye adlandırdığımız bir oda vardı. daima kilitliydi. vefat ettikten sonra o odaya girdim. rahmetli dedemden kalma bir günlük buldum. canı sıkıldıkça şiir yazmış dedem. her sayfasında şiir vardı. günlüğü 1963'ten itibaren tutmaya başlamış olsa gerek. çünkü her şiirin altına tarih düşmüş ve ilk şiirin altında aynen şu yazıyordu. "15 kasım 963"

günlük çok berbat kokuyor. sanki üstüne rutubet parfümü sıkılmış gibi bir kokusu var. yani evin içinde bile durması imkansız. ne olur ne olmaz diye her sayfasının fotoğrafını tek tek çektikten sonra mecburen bodrumdaki depoya koydum.

kilerden daha çok antika çıktı. fotoğraf makinesi, dürbün falan...
bonnie
kardeşim beni defalarca bıçakladı. anlamadığım bir zaman diliminde anlamadığım olaylar neticesinde anlayamadığım şekilde gerçekleşti her şey. sanıyorum en çok darbeyi kafama ve kalbime almışım. çünkü bu darbeler birdenbire geldi. hazırlıklı değildim. ummuyordum. 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

o öldü ben yaşıyorum, o yaşıyor ben öldüm.
azrailin regl donemi
son birkaç haftadır her tanıştığım kadın evli çıkıyor sözlük. hani öyle arkadaş olarak da değil. bildiğin flört amaçlı tanıştığım kadınlar. hepsinin de çocuğu var mide bulandırıcı bir durum. toplum ne ara böyle iğrençleşti lan sözlük? yoksa ben götümde bir yerlerde bela mıknatısı felan mı saklıyorum. mide bulandırıcı ve itici. bir de bok var gibi yapışıyorlar ne kadar silksen de yakandan düşmüyorlar. her ne kadar duygusuz bir adam da olsam böyle bir şeyde asla karşımdakine olumlu bakamıyorum. ya da bakmam mı gerekirdi onlara uymak için onu da bilmiyorum. insanlığımızı mı kaybettik? insanlık belki örselendi ama ölmedi umuduyla daha ne kadar yaşayabileceğiz lan sözlük? daha kaç boktan insanın hamam böceği gibi umursamaz, ne kadar terlik ile tehdit etseniz de antenlerini sakin sakin sallayan tavrıyla karşılaşacağız? bu insanlar kendinden bile öylesine bihaber ki bu iğrençliğini kınamak amacıyla yüzüne tükürseniz "napıyorsun salak terbiyesiz??" gibi küstah ve pişkin cümleler kurarlar. anlatamazsın. insanlar öyle saçma bir yapıya büründüler ki hep kendi bencil istekleri uğruna kendisi için aslen neyin değerli olduğu konusunda tekme tokat dövülesi bir aymazlığı kendilerine temel prensip edinmişler.

hepinizden iğreniyorum ve her gün sonunda oluk oluk utanç kusuyorum. adınıza utanıyorum siz insanlığınızı sorgulamazken.

ve ebenize selamlarımı iletiyorum.
sos
iftar saatine yarım saat kala elektrikler kesildi. evde bir curcuna meydana geldi. mum ışığında yemek yedik. elektrikler yarım saat önce geldi.
quares
küçükken oruç tuttuğumda unutur gibi yapıp su içip yemek yiyip aa unuttum diyip oruca devam ediyordum. Sahiden kimi kandırıyormuşum ya töbe töbe jsjsjs millet 8 yaşında nasaya mektup yazıp iş başvuru yapar ben dinimizde açık arıyordum sjjsjsj
sos
bugün iftara 2 saat kala davulcu ve zurnacı geldi. önce apartmanda davul çalmaya başladı. daha zili çalmadan geldiğini gümbür gümbür belli etti. sonra zil çaldı. açtım kapıyı. bahşiş için gelmiştik dediler. yok bahşiş dedim. ben bu adetin kalkmasını istiyorum dedim. tartışma da kavga da çıkacaksa da çıkacaktı artık... beni çok şaşırttılar. zurnacı "bahşiş yok ben bu adetin kalkmasını istiyorum" dediğimde zurnayı üzgün efekti verircesine hafiften çaldı. hani olur ya talk show programlarında ortamda beklenmedik bir şey olunca baterist ortama farklı bir hava katmak için zili çalar veya elektrocu gitarından biraz ses çıkarır falan...

işte zurnayı çalınca hep beraber bir kahkaha patlattık. fakat yine de para vermedim. cimri miyim?tabii ki hayır. artık bitmesi gereken bu davul zurna olayı için para veremem. benim hayat felsefem şudur. 1 tl de olsa 100 tl olsa 1000 tl de olsa... eğer benden çıkacaksa boş yere çıkmasın. bir yardım derneğine bir hayır kurumuna gitsin. para fayda sağlasın. 1 tl dahi olsa o parayı boşa atamam. davulcuya vermek de bana göre parayı boşa atmak.

hayatımda ilk defa entellektüel davulcular gördüm. bakalım neler göreceğiz... bu ramazan beni en mutlu eden bu oldu.
sos
çoğu baba gibi babamın da sosyal aktivitesi akşam ana haber bültenlerini izlemektir. kanal farketmez. herhangi bir ana haber bültenini izler geçer. haberleri sesli yorumlar. hele ki ramazan ayında kesinlikle izler ana haber bültenini. birkaç hafta önce aklıma bir test yapmak geldi. evdeki televizyon açıldığında en son hangi kanal açıksa o kanal açılıyor. televizyonu atv'ye ayarladım. testim başarılı oldu. babam her ana haber bülteni saatinde televizyonu açtı ve bir hafta boyunca atv ana haber bültenini izledi. bir hafta boyunca yaptığı yorumları genel olarak analiz edince iktidarın lehine olduğunu farkettim. sonra televizyonu fox tv'ye ayarladım. yine beklediğim gibi babam her gün fox tv ana haber bültenini izlemeye başladı. neredeyse iki haftadan daha uzun süredir fox izliyor. fox izlemeye başladığı günden beri yorumları değişti. iktidarın aleyhine oldu. hatta fox izlerken daha dikkatli izliyordu haberleri. daha fazla yorum yapmaya başladı.

ben ise bu uzun testin sonucunda algının bu kadar kolay yönetilebileceğine epey şaşırmış vaziyetteyim.

günümüzde internet diye bir teknoloji var. günümüzde farkındalık yaratmak için gerçekleri göstermek için bilgilendirmek için bağımsız muhteşem bir aracı. bizden büyükler gerçekleri öğrenmek hususunda biz kadar şanslı değil. medyanın %99'u yandaş. televizyon izleyerek zaten bir şeylerin farkına varmaları mümkün değil. internete gelince çoğu ya kullanmayı bilmiyor ya da derdini anlatacak kadar biliyor. bu da yetmiyor. çünkü internet ortamında servis edilen en basit yalan habere, çarpıtma habere çok kolay şekilde inanabilirler.

teknolojinin her insanı kapsamadan ilerlemesinin eksi yönleri bunlar bana göre. bir gerçek var ki internetle etkileşimi olan bir insanla olmayan insan eşit değil.
fiorabella
çok sinirliyim sözlük. şiddete dibine kadar karşı olan ben artık hayvana şiddet ve tecavüz olaylarına artık dayanamıyorum. içimdeki insan sevgisini yok etti bu caniler. içimden bir canavar çıkarttılar. asla ve asla küfür eden biri değilim. iki gündür küfür ediyorum. kendimden utandırdılar beni. artık o yaratıkları dövüp video atana ödül verecek hale geldim. iki gündür uyumadım. telefonuma gelen bayram mesajlarına cevap vermedim. merk ile maya'nın yüzüne bakamıyorum. bir toplum nasıl canileşir? çocuk nasıl can yetişir? bir halka ne kadar vurdumduymaz olabilir? sorularına cevap aradım.

5 yıldır bu devlete hizmet ediyorum. akşama kadar suçla uğraşıyorum. eskiden cinayetler farklıydı. öfke, husumet, namus, töre adı altında işleniyordu. iki el ateş edilip bıçak saplanan ölüler yok artık. önce kesip biçip öldürüp sonra parçalamaya bıraktılar yerlerini. bu bile toplumun artık canavarlaştığını gösteriyor. dünün kedi, köpek kesenleri bugünün insan keseni oldular. bugün hayvana zarar veren 5 yıl sonra insana zarar verecek. ama bazı ahmaklar bunu düşünmüyor ve malesef sayı olarak bir hayli fazlalar.

son günlerde çok düşünür oldum sözlük. ülkemi çok seven ben, asla gitmem diyen ben artık beyin göçü yapıp bu lanet yeri terk etsem diyorum. ulan ben kime çalışıyorum? verdiği ibibik maaşla anca kendime yetiyorum. yurtdışına gitsem burada aldığımın 10 katını alırım. kaçmıyorum. mücadele ediyorum ama artık bu ikdidar başa gelirse bu ülkeden çekip gideceğim. bari gözüm görmez bu kadar vahşete karşı duyarsız döl israflarını.

hayvan hakları yasa tasarısını sırf muhalefet verdi diye onaylamayan partiyi tanımıyorum ben. toplumu ayrıştırmayı başardılar. bize göre onlar "makarnacı", onlara biz "gavur"uz. abi ben gavur olayım, şeytan olayım, gideyim bir yerlerde ağaç olayım yeterki siz artık bu milletin ayarı ile oynamayın.

islamı kendi yaptıklarına kılıf olarak kullanan zihniyeti artık kabul etmiyorum. allah " hayvanlar benim sessiz kullarım" diye buyurmuş. hani siz dindarsınız ya niye uygulamıyorsunuz? hadi oradan sizin anlayışınızdaki cennete gitmektense cehennemde locam olsun anasını satayım be.

insanları siyasi görüşlerine göre kesinlikle bu zamana kadar yargılamadım. siyasi tartışmalara girmedim. siyasi haklarına saygı duydum. ama yeter. hayvan hakları kanunu senin partin tarafından red ediliyorsa ben de seni red ederim. artık istemiyorum bu zihniyetteki insanlarla bir arada olmayı.

bu benim suçum değil. bu ayrıştırmayı yapan siyasi ayağın ve halen liderine tapınanların suçu.

cezayı fazla bulmuş bunlara oy verenler ne diyorsunuz ha?


zenginsozluk.com/foto


quares
Küçükken mahallede ki tanju abinin oyun kartlarını çalıp mahallede ki çocuklara dağıtarak ilk devrimimi gerçekleştirmiştim. Resmen Mahallede ki mutlak gücün özel mülkiyetini alıp, fakir insanlara eşit bir şekilde paylaştırmışım. Söyleyin a dostlar lenin'den ne farkım var hem de daha 5 yaşımda.
sos
bugün taşındık sözlük. hem de zaten küçücük olan şehrin bir ucundan bir ucuna... şimdi yeni evimizden yazıyorum bu giriyi. kedilerim mahallede kaldı. ben buradayım. uzağım onlara artık. çok kötü bir duygu be! şaka gibi ama gerçek. artık kediler yok... komşu ile beraber besliyorduk onları. artık sadece komşu besleyecek. komşunun onlara iyi bakacağından şüphem olmadığı için içim bir nebze rahat.

merhaba yeni mahalle yeni bakkal yeni ortam...
sos
taşındığımızı söylemiş miydim? yeni eve pek alışamadım. eski ev öyle bir konumdaydı ki benim odamın penceresi doğrudan dağa bayıra bakıyordu. önümde hiç ev yoktu. o nedenle perde çok işlevsizdi. rahattım. penceremden doğayı izliyordum.

yeni evde ise 5-6 metre uzağımda apartman var. odamın penceresi doğrudan karşı apartmandaki pencereye bakıyor. uzun zamandır inşaat halinde olduğundan dolayı karşı binadakiler alışmış rahata galiba. perdeyi çektim odama. yeni evin şerefine sigara içesim geldi gittim sigara aldım. cam tozluydu camı temizlemeye başladım. ağzımda sigara... aşağı sağa sola bakarak hem cam temizliyorum hem sigara içiyorum. karşı pencerenin perdesi açıldı. bir kız bana baktı. sonra perdeyi kapattı ve kaçtı. ulan ben öcü müyüm? hahhahhah kendimi kötü hissettim. kaçtı derken baya baya kaçtı bence 1-2 kilometre gitmiştir.

bana "ulan biz ne güzel iyiydik burada geldiniz keyfimizi bozdunuz" diyemez. demeye hakkı yok. çünkü öğrendim ki iki apartmanın da inşaatı aynı anda başlamış. yani bu durumda iki taraf da birbirine kabahat bulamaz.
fiorabella
sinirliyim sözlük. hayvan canlara yapılan vahşet ve bunu önlemeye gücümün yetmemesi beni çıldırtıyor. neden insanlar kötü? sorusuna artık cevap aramıyorum. hayvan sevmiyor olabilirler ama zarar vermek nedir? bayram dahil zombi gibiyim. günün en güzel haberi sözlükte başlığını açtığım müjgan kedinin ameliyatının başarılı geçmesiydi bu saate kadar kozmos,koro sensei ile gelecek mutlu haberi bekledik. haber geldi huzur bulduk. diğer tecavüz mağduru yavru kedinin katili tutuklandı buna da mutlu olduk
geldiğimiz hali düşünüyorum da artık kötünün iyisinden mutlu olur hale gelmişiz.
sos
bunu öğrendikten sonra bana karşı olan duygularınız değişebilir.

public wc'lerde; benzin istasyonları, dinlenme tesisleri, şehir içinde herhangi bir wc farketmez... çişimi yapmak için girdiysem ve eğer tuvaletler temiz değilse veya pisuvar pek temiz gözükmüyorsa çişimi lavaboya yaptım çoğu zaman. tabii tenha zamandaysa yapılabilecek şey sadece bu... ortalığı kolaçan ederim. wc koridorunda biri varsa gitmesini beklerim. bugüne kadar hiç yakalanmadım. dinlenme tesislerinde pek mümkün olmuyor çünkü çok kalabalık oluyor. fakat benzin istasyonları favorim.

eğer taşlanacaksam, ilk taşı, cisi gelen sanat tarihcisi ve ruzgara karsi iseyen adam atsın.

edit: lavabo alçaksa kolay oluyor.

edit 2: yapmıcam bundan sonra. söz.
bozuk saat
galiba renk körü oldum, kaybettim benliğimdeki tüm renk skalasını. Hayat siyah ve beyazın etrafında dönmeye başladı. geçemiyorum bu renklerin dışına. hayatım siyah gibi, tüm renkler birbirine karıştı ve ben siyahın ardındaki hiçbir şeyi göremez oldum. düşerim beyaz , orada hiçbir şey yok, artık bir şeyler düşleyecek renklerim yok. tüm öldü. tümü toplanıp gittiler içimden. nasıl mı hissediyorum? tıpkı bir gri gibi, siyahın pençesine takılmış beyaz gibi. derinlerimde büyük bir kavga var. bir taraf siyahla birlikte kaybolmak istiyor diğer taraf hala beyazın güzelliğini ve saflığını savunuyor fakat sanırım tercih yapma hakkım yok gri benim rengim. ne var olabiliyorum ne de yok...

harmanım içmedim 10 gündür bu durum beni mahvedecek
-khontkar-mary jane
sos
zamanında dekan olan teyzemin bile anneme saatlerce öğretmeye çalışıp öğretemediği "tuşlu telefondan sms göndermek" işlemini anneme sadece 5 dakikada öğretmiştim. sonra akıllı telefona geçti. akıllı telefon dediğim şey samsung'un küçük ekranlı akıllı telefon demeye bile bin şahit isteyen telefonuydu. şimdi yepisyeni geniş ekranlı telefon aldı kendisine. biraz interneti öğretmeye çalıştım. az önce whatsapp'tan teyzem bana yazarak anneme not iletti. ben de teyzem sana bir şey diyor mesaj göndermiş diye anneme mesaj attım. bana "ss at" dedi. bunu duyunca bir şaşırdım, bir afalladım, bir aydınlandım. "ss at" nedir ya? bu kadar hızlı ilerlemeseydin iyiydi. yakında "caps at" demesinden korkuyorum. hatta ekşi'ye girip rezalet başlığı falan açabilir... (bkz:coming soon)
10 /