zengin itiraf

i am seni yasatirim
Burada zengin eş bulursun dediler o yüzden geldim. Kadın olur, erkek olur fark yapmaz. İtü'de hep aynı malaklar var. Sıktı. İstenen nicki almayı başardım ama bu defa türkçe karaktere takıldık assdfggsaadfgh. Bir de itiraf yapayım adam gibi de hakkını verelim. Tuvalete oturmam. Tünemem de. Ayakta öyle. Oturmam için evimde olmam gerek illa. Bir de çok halsiz, hasta falan olmam lazım. Düşün yani mecbur kalmadıkça evde bile wc ile aram iyi değil. O yüzden de çok yemem içmem. Fakat hala niye göbekliyim çözemedim. Bitti.
davy jones
Hatırlayanlar bilir. Sudafed şurup vardı, öksürük şurubuydu. Tadı berbattı. Annem bana zorla içiriyordu. Sürekli içine reçel meçel katıyordum gizlice, tadı berbat olduğu için.

Gece gece nerden aklıma geldiyse swh
adreanna
Yabancı bir yatakta savunmasız hissediyorum. Akraba evi falan dinlemiyor aklıma türlü türlü senaryolar geliyor. Her an üstüme tavan çökecek, camdan içeri mermiler yağacak, prizlerden alevler çıkacak gibi. Ruh hastasıyım evet. Gidip sigara yakacağım.
pestenkerani
Zengin sözlüğe, "marduk" mahlası ile kayıt olmaya geldim. Fakat malum mahlas üzere kayıt oldum. Öncelikle şaşırdım, bu kerhanecilik nerden nüfuz etti de içime zerk oldu.

Hayaller sözlükte marduk olmak, (ki mezopotamya tanrısıdır zatî âlileri) hayatlar kerhaneci olmak... tanrım sen bana sabır ihsan eyle.

- marduk, rica ederim dualarıma kaynak yapma. Bir şiirde seni bilâhare ulularım.
elfen lied
3 saat uyumuş olmam, göz altı morluklarımın kapatıcıyla kapanmamış olması, 4 yıldır istikrarla girip geçemediğim anatomi sınavında yine beyin omurilik sıvısının toplandığı yeri hatırlayamam falan umrumda değildi. 4 kişiydik metroya bindik, konuşurken durak kaçırdık, modern dünyamızın tüketmenin sosyalleşme alanı saydığı bir avm ye gittik. Boktan bir film izledik . Her şey hızlıca yaşanılıyordu, düşünülmeden. Yolda gelirken hızlı gidelim diye bindiğimiz taksi trafiğe takıldı. Kaza varmış. Parçalanmış bir motosiklet. Kan, fazla kan. Bilmiyorum sürekli kan gören bünyemin neden böyle sarsıldığını. Tüm o koşuşturmanın, planların, yapılacakların içinde bir kaza vb. ölüp gideceğiz ağzını kırayım. Bir anda . Beklenmeyen . Gençti diyecekler . Üzerinde kalan kul hakları dışında ellerin bomboş, yoksun. Bilmiyorum çok salak yaşıyoruz. Hayatı fazla abartıyoruz.
neptune
zengin sözlüğün istatistikler bölümündeki puan sıralaması olayına hastayım. benim gibi istatistik sever bir insan için adeta bir armağan olmuş. kim düşünmüş ise sağ olsun, var olsun.

ara ara bakıyorum böyle, sanki lig puan cetvelini inceler gibi. hep orta sıralardayım. bu açıdan kendimi hep gençlerbirliği takımı gibi görüyorum. yani şampiyonluğa oynamam ama küme de kolay kolay düşmem gibi. şimdi sözlük çok yeni tabii ama ilk 3 için kafamda belirlediğim isimler bile mevcut. o derece sevimli o derece tatlı bir sıralama. dur bir daha bakayım, yine heves ettim.
climax
madem zenginim bari itirafları yapayım dediğim başlık.
- lise 1'den yüksek lisansa kadar öss dışında bütün sınavlarda kopya çektim, verdim.
- aynı anda 2 kadına birden vuruldum, sevgisi bol bir insanım.
- bir sevgilimden "sen benim hiçbir zaman aldatmadığım sevgilim olmak ister misin?" diye sorup evet cevabının ardından ayrılmıştım. yıllarımı duygulardan arınmış geçirdim. (iyi ki yıllar içerisinde hissedebilme yeteneğimi geri kazandım).
monster degree
Sevdiğim bir insanın sildiğim bir insanla iletişim kurduğunu görünce sevdiğim o insan da sildiğim insanlar arasına kolayca giriveriyor.

Acı ama fazlasıyla gerçek...

quares
Küçükken , evde tek başına filminden çok etkilenmiştim . yatmadan önce odamın kapısının önüne misketler döküp yatmıştım . hırsız falan gelirse takılıp düşecek ve ses çıkacaktı . neyse gece bi anda ses geldi , misketlere takılıp düşen hırsız babamın ta kendisiydi .

not: ulan milletin çocugu 7 yaşında nasa'ya mektup yolluyor benim 7 yaşında uğraştığım işlere bak hahaha
quares
küçükken poseidonculuk oynardım . evet evet yanlış duymadınız poseidonculuk . denizle konuşur dalgaları oluşturup denize hüküm ettiğimi düşünürdüm hahahahahah

abi ne zeki oyunlar bulup oynuyormuşum lan vay be .
davy jones
Az önce dört tane polo şekeri aynı anda atıp çatır çutur yedim ve üstüne soğuk su içtim. Su bogazimi yara yara mideme indi. Çok yakıyor ama nedense bayılıyorum bu hisse.
ontolojik sancilarimin merhemi
acımasızlaşıyorum bazen. içimdeki hayvana yenilen bir insan olup çıkıyorum. sanırım eksik yaşadım ve o hayvana yeniliyor olmam bu yüzden. kimsesizliğe sığınacak değilim. yalnızlığa sığınmayı zaten bıraktım.. yalnızlık; içimdeki hayvanın ateş saçan gözlerinde. daha neyi zorlayacağım. hayvanlaşıyorum gittikçe. ve sorun insanlıktan çıkmak değil, insanlıktan çıkılmaz zaten.. seçtiğimiz bir şey değil bu. insanımsı doğuyoruz insanımsı yaşıyoruz ve insanımsı ölüyoruz. yani girmediğim bir şeyden çıkmam da söz konusu değil. kelime oyunu yaptığımı sanıyorsun değil mi? değil işte..
elfen lied
Sosyal medyada yaptığınız paylaşımlar midemi bulandırıyor çoğu zaman. Bugün anneler günü evet paylaşın anneniniz fotoğrafını, altına onu ne kadar sevdiğinizi falan yazın. Herkesin annesi yok ya da herkesin annesi sevgi, merhamet sahibi değil. Mutluğunuzu , sevginizi annenizle paylaşın, ikinize özel olsun o bağ. Farkında olmadan birinin kalbinde mahzunluk vermeyin.
dave
aslında eda güzel kız. akıllı, sakin, çok iyi bir kız. hani derler ya tam da evlenilecek kız diye heah öyle birisi eda işte. gel gör ki kafa olarak apayrı yerlerdeyiz.

babası da vermeye razı olm, bende iş yok anasını satayım. salak salak işler yapmasam, gereksiz şeyler düşünmesem olur bu iş hea. ne yapsam bilemedim. ex boyfirendi de yazmaya başlamış kıza. ciddi ciddi evlenecem evlenecem diyor. ulan ara da kalmak çok kötü bea.
lolitta
hiç başka sözlükte yazmamışız gibi çömez muamelesi görmek, bi restoranda şefliğe kadar yükselip işten ayrıldıktan sonra başka bi restoranda tekrar komilikten başladığım günleri hatırlattı bana. boynum bükük.
zeitgeist
haddimi bilmedim, olması gereken yerine hep olmasını istediğim hayatı yaşadım. uçlarda dolaşırken hep, adımladığım o toprak parçasının bir gün kopacağından habersiz de değildim üstelik, dedim ya haddimi bilemedim o kadar. sandım ki her şeye gücüm yeter, sandım ki bu hep böyle gider, bir gün dahi zayıf düşeceğimi aklımın ucundan bile geçirmedim, heyhat hayat.. helak olmadan had bilemedim, helak olduktan sonraymış meğer yeniden doğmak denilen safsata, ben helak olmadan bunu çözemedim. sandım ki ödediğim bedeller bitirmez bende olanı, hep yerine yeni şeyler koyarım, oysa boşluk kendi ham maddesi dışında dolmazmış, yerine bir şey koyamayınca anladım.

kaybettiğim o şey, benden öte benden ziyade, her şey mümkün ve mükemmelken kendini hatırlatan amansız bir ceza. insan değil, güç değil, onlardan daha bambaşka bir şey, adını bir türlü koyamadığım, olmayınca diğer her şeyin önemini yitirdiği bir parça, parçam, bana dair kaybım benden olan. oysa o kadar yolunda ki her şey, en sevdiğim şeyi dahi elde ettim, sıfır sıkıntı. lakin her şey hemen yan odamda olup bitiyor gibi, dahil olamıyorum, her şey olup biterken sanki bir film gibi izliyorum, dolmuyor, yetmiyor, varlığını hissettirmiyor.

ait olduğum bir ev yok artık, kimsenin kolay kolay yaşamak istemediği bir toprak parçasında tam olduğum ama tamam olmadığım bir hayalin peşinden gidiyorum. ilk defa bu kadar heyecanlıyım, mutluyum, huzurluyum ama ilk defa bunlar hemen yan odamda vuku buluyor, cilve-i rabbani.

hayır isyanda değilim, imtihanın farkındayım, şükür binlerce defa, yeniden yaşamaya. içim biraz değişik, içim biraz karmaşa, fırtınayı sevmediğimden değil ya aksine ona olan sevdamdan olsa gerek. yine de bazen zor, kaldıramamak değil, sadece zor işte. insanım lan ben de, öyle ya eksiklikten değil mesele, sadece kendime bir not düşeyim diye.
death is the bitch
az evvel bir fitilin ateşlemesi sonucu 6 ay önce yazdığım yazıyı okudum. bu yazıyı yazarken ağlıyordum, şimdi okuduğumda tekrar gözlerimi doldurmayı başardı. kendi kendimin ağzına sıçtım resmen.




"aşkım,

ne telefonunu ezberledim beni terk ettiğinde aramamak için, ne herhangi bir sosyal mecradan ulaşabilecek bir yol bıraktım kendime.

sen benim beşiktaş sokaklarını ezberleme sebebimsin. sen benim içimde daha önce hiç çıkmayan bir hissi ortaya çıkaran kişisin. sen hayatımda topu topu 1 ay kalıp, bana bir ömürlük yaşama sebebi veren kişisin.

hiçbir koku senin kadar bağlamadı kendine, hiçbir insan gözü bu kadar baktırmadı kendine. hiç bu kadar göz yaşı dökmedi bu gözler senden başka biri için.

sen, her gece yatağa girdiğimde uykumu saatlerce erteleyen, bir başka kadınla göz göze geldiğimde kendimden nefret etmemi sağlayan kişisin.

ne kokun burnumdan bir dakika eksiliyor, ne sarıldığında hissettiğim duyguyu unutabiliyorum. ne gözlerine baktığımda karnımda uçuşan şeyleri unutabiliyorum, ne de beni her gönderişinde vazgeçtiğim gururumu tekrar elime alabiliyorum.

sen sesine, gözüne, gülüşüne, bakışına, kokusuna hayran olduğum. dağarcığımdaki kelimelerin hangisi seni daha doğru anlatır bilmiyorum, bulamıyorum. sana olan hislerimi bilsen bana tekrar döner misin onu da bilmiyorum.

beni neden sevemedin aşkım? belki senin yanına yakışacak kadar güzel değildi yüzüm biliyorum. belki sen sevemedin kokumu seninkini sevdiğim kadar. ama aşkım ben bütün bu hisleri nasıl karşılıksız yaşayabildim? nasıl bu kadar bana aşıkmış gibi yapabildin? ben nasıl seni öyle görebildim? senin için her şeyi göze alabilen bir adamdan nasıl vazgeçebildin aşkım? hayatına girenler seni üzmezler mi? kıymazlar mı sana? severler mi seni benim sevdiğim gibi? tek bir gülüşünü görmek için her şeyden vazgeçebilirler mi?

benim sana olan sevgim sana niye ağır geldi aşkım? ben bütün bu duygularımı nereye bırakayım, kime göstereyim, kimin yüzüne bakıp saatlerce izleyeyim, kimin kokusuyla uyanmak için her gece yatmadan dualar edeyim, kimin yüzüne bakıp ona benzeyen bir çocuğum olsun isteyeyim? ben bütün bu duygularımı nereye dökeyim aşkım.

biz hiç ayrılmıcaz demiştin. gelinliğim kabarık olmasın demiştin aşkım. düğünümüzü bodrum'da yaparız demiştin. gidelim buralardan demiştin aşkım. dandik bir yüzük al annemleri kandır yeter, ben pahalı bir şey istemiyorum demiştin. annenle çok iyi anlaşacaktım. seni sever demiştin. arkadaşların da beni sevmişti. sen niye sevemedin aşkım?

herhangi bir his yok sana dokunduğumda hissettiğime benzeyen. kimsenin gözleri senin gibi değil, kimse sen gibi kokmuyor, kimse sen gibi bakmıyor, kimse sen gibi öpmüyor.

önümde aşamayacağım hiçbir engel yokken sana ulaşamamamın tek nedeninin sen olması ne kadar acıtıyor biliyor musun aşkım? bütün iç organlarını yerinden çıkarıyorlarmış gibi. dünyadaki her şeyini kaybetmişsin de boşuna nefes alıyormuşsun gibi. gururunu, onurunu kaybedip neden nefes aldığını sorgulamak gibi. hayata devam etmek için sebep arayıp bulamamak, ölüm gibi.

neden sevemdin aşkım? neden gittin? ne yapamazdım ben senin için? nerelere gidemezdim, nelerden vazgeçemezdim? neyim yetmedi? neyim fazla geldi? sana kendimi sevdiremediğim için kendimden ne kadar nefret ettiğimi biliyor musun? ne yüzüne bakılacak, ne iki çift laf edilecek biri oldum.

sadece beni sev, benden vazgeçeme istedim. vazgeçmek dahi isteme. benimle yaşlan, benimle öl. beraber büyüyelim, beraber öğrenelim, beraber gülelim, beraber ağlayalım ama ne olursa olsun beraber olalım. iyi günde kötü günde seninle olmak istedim. sen niye istemedin aşkım? niye isteyemedin?

içimdekini nereye boşaltayım aşkım. ne yapayım. kime gideyim. nereye dökeyim. kime anlatayım. kime göstereyim. senden başka.

bugün 2 hafta oldu.
unutma beni."

blackandwhitememories
İtirafların ciddi olması gerekiyor mu bilmiyorum ama içimden geçenleri döksem olur mu diye bi deneyelim.

Bi ortamda aşırı dikkat çeken birini gördüğümde kıskanabilirim ve bazen tokatlamak isterim.

Bonus kafa dediğimiz saç modeline sahip biri olduğunda arkasından gizlice yaklaşıp saç kesme makinesiyle saçının tam ortasından tren yolu yapmak isterim.

Küçük memeleri daha çok seviyorum, en fazla b cup olmalı. İdeal oran.

Aklıma daha fazla gelmedi, geldikçe yazarım ve gerçek bir itiraf bulduğumda belki yazarım.
0 /