zengin itiraf

bouii
Bundan önceki telefonumun bir arbede anında ekranı paramparça oldu bu yüzden bir sürü telefon numarasını kaybettim. İçlerinden birisi sözlük ortamında tanıştığım bir kıza aitti ki kendisiyle sürekli her konuda rahatça saçmalar, tabiri caizse anıra anıra gülerdik. İşin garibi kızın adını lanet hafızam yüzünden bir türlü hatırlayamıyorum ve nedense deli gibi bunu düşünüyorum ve evet kafama zıçayım.
Bu başka bir giri konusu ama hazır elim değmişken onu da kusacağım. Beş senede üç şehir değiştirdim ve yine kendimi buraya ait hissetmiyorum. Planım haritadan parmak usulü bir yer seçip oraya taşınmak. Umarım bu kumardan çıkan Yozgat olmaz.
hak yeme hell yeah
Bugün hiç tanımadığım bir çiftin yanına gidip tamamen piçliğine 'beni bu çocukla mı aldatıyorsun. Bravo. Gerçekten bravo' dedim ve az illerdeki masalardan birine oturdum.

10 dakika boyunca kavga ettiler. Sonra dayanamayıp şaka yaptığımı söyledim Ve yoluma devam ettim. Kız arkamdan sövüyordu. Bence hâlâ sövüyordur.
magic mushroom
Ben küçükken bi' gün annemle babam çok büyük bi kavga etmişlerdi. İlk kez öyle görmüştüm onları. Boşanacaklarını düşünüp bütün gece ağlamıştım. O zamanlar beni sevdiğini düşündüğüm bir tanrım vardı ve dua etmiştim ona. Hatta kendimce totem bile yapmış Annemle babam boşanmazsa erik yemekten bile vazgeçeceğim demiştim çünkü mevsim henüz kıştı ve ortalıkta erik falan yoktu. Ve erik benim için çok önemliydi.

Ertesi gün annemle babam barıştılar, ben de çok mutluydum artık boşanmadıkları için. Sonra bahar geldi, erikler yeşerdi ağaçlarda, erik yenmez mi hiç, yedim umarsızca, yaptığım totemi aklıma bile getirmedim. Erik yenmez mi hiç? Ve sadece o bahar değil takip eden her baharda tanrıya verdiğim sözü unutarak hatta tanrıyı da unutarak deliler gibi erik yedim. Hiç yenmez mi yahu erik? Ve annemle babam hiç boşanmadılar. Beni önemseyen bir tanrı da yokmuş zaten, onu öğrendim.

Ama o kış verdiğim sözü tutmadım diye evren kızdı sanırım bana. Sanki benim bu büyük şanssızlığım erikle ilgili gibi geliyor. O kış galiba büyük bi hata yaptım ve kırdım bir şeyleri. Ama elimde değil, çok seviyorum eriği, erik sevilmez mi hiç?
diko
Çok büyük bir hata yaptim. Bu yaşımda bütün düzenimi alt üst edip anami babami karımı amcamı dayımı karşıma alıp ben başaracağım, cocuklarimin hayatini kurtaracagim diyerek Türkiye'den siktir olup gittim. Hayatım sikildj. Canım dediğim insan tarafından kandirilip yaban ellerde sokaklara düştüm. Yol bilmem iz bilmem sağır ve dilsiz bir halde kalakaldim. Şimdi bir depoda allahım sen büyüksün diyorum. Buradan da kalkacagim diyorum ama ben bunu hakedecek ne yaptım arkadaş dediğimde bunun cevabini bulamiyorum. Hayatta her şey insani başına gelirmiş dediklerinde he ya öyledir der geçerdim. Şimdi eşekten düşmüşe dönünce anliyorsun hayati, zorluğu. Elbet bu günlerde geçer diyorum. Geçecek de. Bu bir imtihan olsa gerek. Savaşmak demek. Sonuna kadar mucadele demek.
kombiwankenobi
kendimi buldum gibiyim. ilk kez derslerime bu kadar sarılıp hem duygusal sorumluluk hem hayatımdaki sorumluluklarımın farkındayım. iki yıl önce derslerden kaçmak için yol arayan, bitsin diye dua eden, hemen bıkan biriydim şimdi ise gözümde sabahın köründe kalkmak benim için aşırı zor olsa da imkansız değil. he yine uykum geliyor, stres yaratıyor dersler ama ilk kez bu kadar çabalıyorum. biraz geç oldu ama sağlık olsun.
kombiwankenobi
Sevdiklerime sadece elimde olanı değil elimden fazlasını yapmaya çalışıyorum her zaman. Bu durum bazen beni zorluyor ama olsun diyorum onlar benim sevdiklerim. Onlar da olsa aynı şeyi yapardı. Bu beni bazen hem düşündürüyor hem suçlu hissetmeme neden oluyor.
Acaba yaparlar mıydı?
turuncu gemi
35 yaşımda olmama rağmen jelibon yemeye bayılıyorum. bundan bir sene önce okuduğum bir makale doğrultusunda, hiç bir kilo ve sağlık problemim olmamasına rağmen şekeri mümkün olduğunca hayatımdan çıkardım. bir sene boyunca hiç jelibon da yemedim ve garip ki hiç aramadım.

az önce çalıştığım kurumun kantininde gördüm eski dostlarımı. bir paket aldım yedim. hem de en sevdiğim olan solucanlılarından. sonra bir paket daha aldım yedim.
şimdi kalan bütün maaşımı çekip evimi jelibonlarla doldurmak istiyorum.
korkmayın tabii ki yapmayacağım. ama kendimi bunu düşünürken yakaladım.
icgqhs
Üstüme düşen her şeyi yaptıktan sonra başıma ne gelirse gelsin asla dert etmiyorum.
Uğraştım, bütün seçenekleri yaptım. Gerisi mukedderat.
Çokça kaderci olduğumu söylerlerdi.
Ama bütün yolları denedikten sonra hala olmuyorsa başka ne denir ki?
Daha bir rahat olur insanın içi be.
“Umarım şizofrenimdir ve hepiniz hayal ürünüsünüzdür” cümlesinden güzel.
Ah yine mi güzeliz, yine mi çiçek!
turuncu gemi
itiraf değil de, edebi bir öz eleştiride bulunmak istiyorum aslında. bence türk edebiyatının en iyi romancısı ahmet hamdi tampınar, en iyi öykücüsü peyami safa en iyi şairi de edip cansever'dir. fakat dost ortamlarında edebiyat konuşurken en sevdiğim şair olan ahmed arif'den, en sevdiğim romancı olan vedat türkali'den, en sevdiğim öykücü olan aziz nesin'den bahsetmekten daha büyük keyif alıyorum. bir yakınım kitap tavsiyesi istediğinde sürekli bu isimlerden önerilerde bulunuyorum.
bunun sebebi bahsettiğim insanların solda olması ve bana daha çok benzemeleri. lakin olaya objektif bakınca diğer isimlerin çok daha başarılı örnekler verdiğini açık ara görmekteyim. bu alışkanlığımı değiştireceğim.

fakat şunu da eklemeliyim ki, toplumumuzda, müzik de dahil kaliteli sanata talep genelde solculardan olmuştur.
lonely samurai
Bütün bir itirafı baştan yapmak çok uzun geliyor o yüzden ortadan dalacağım zaten yazınca içimi boşaltmış gibi hissediyorum, insanlar okusun da derdime ortsk olsunlar filan diye yazmıyorum hatta kimse okumasın. Umurumda değil. Şu anki ruh halim zaten insanların ne düşündüğünü, ne hissettiğini umursayacak durumda değil. Sadece haykırmak istiyorum. İçim çok karanlık sonsuz bir karanlık var ve benim hayat enerjimi emiyor aldığım psikolojik destekler uyuşturucu ya da doping gibi sadece azalan hayat enerjime biraz daha enerji katıp bir süre daha hayatta tutuyor. Önceleri daha uzun süre engellerdi içimde ki bu kötü ve mutsuz yanı şimdi iki hafta bile zor dayanıyor. Hiç bir sorunum yok ama bir şekilde olmuyor, yaşamaya adapte olamıyorum, yaşamayı istemiyorum. Bir şekilde gönül rızasıyla yaşıyorum. Neden yaratıldım, neden varım, neden var olmak zorundayım. İstemiyorum. Her şeyden nefret etmek her şeye kızmak istiyorum. Her şeyi yakmak, yıkmak, kesip doğramak istiyorum. Bana sormadılar bile yaşar mısın yaşamak ister misin diye. Yokken mutluydum ben ya da hiç bir şey hissetmiyordum gene hiç bir şey hissetmemek istiyorum. Var olmamak istiyorum. Bir gün yok olayım kimse de beni hatırlamasın istiyorum. Yaşamak istemiyorum. Psikoloğumun, beni seven bir iki insanın hatırına yaşıyorum. Ben kimseyim ve kimse olmak istiyorum. Boynumda asılı duran idolü koluma bastırdığımda fark ettim acının o tatlı gerçekliğini, ben hiç düşünmemişim kendime zarar vermeyi. Belki de vermeliyim belki de bu bedene zarar vererek onu öldürmeliyim ki içeride sıkışan ruhum ve bilincim özgür kalsın. Dayanamıyorum dayanmak da istemiyorum artık yeter ! Ne yardım istiyorum ne de başka bir şey. Yazıyorum çünkü yazmak hiç yoktan bu siber sayfalara zehrimi akıtmak gibi oluyor. Bunu kimin okuduğu ya da kimin okumadığı umurumda değil çünkü gerçekten bir şeye ihtiyacım var o da yardım değil ölmek. Sevdiklerim çok benciller beni yaşatıp yaşatıp duruyorlar oysa ben sadece ölmek istiyorum, buna ihtiyacım var ama onlar için onların hayatında bir karakterim ve onlardan bu kadar bencil oldukları için nefret ediyorum ama aynı zamanda onlara aşığım böyle de seviyorum o yüzden nefret etsem de bu isteklerinden aptal bir kukla gibi yaşıyorum bıktım artık bıktım. Yaşamaktan usandım neden bu bu kadar sorun ediliyor ölmek neden yasaklanmaya çalışılıyor adeta ?! Tanrı neden hala beni yaşatıyor ? Ben yaşamıyorum sürünüyorum ama bunu kimse görmüyor ve ruhumun göz yaşları kanıma karışıyor. Ben sadece yaşamak istemiyorum.
tanri
Sevgilimin en sevdiği yemeği yapıp ertesi gün sürpriz yapacağım gece terk edildim.
Kahkahalarla yemek yediğim ilk ve son gece olabilir.
lonely samurai
İyi biri değilim, karanlık ve kötü bir tarafım var ve iradesi çok güçlü; zarar vermek, hükmetmek, yok etmek gibi karanlık inanç ve düşünceleri var. Başarabilsem tüm evreni ele geçirir, insanların yarısını öldürür yarısını da köle ederdim en azından karanlık tarafımın bana sürekli fısıldadığı şey bu lakin iyi bir tarafım da var ve bütün bu karanlığa, dehşete, kötülüğe karşı ayakta durmaya çalışıyor, kötülüğü ya da karanlık tarafımı bedenimin en dip, uçsuz bucaksız kısımlarına gömüm asla dışarıya çıkamadığından emin olmak istiyor. Korumak istiyorum herkesi, Tanrıyı, her şeyi, kısaca sevdiklerimi. Çünkü çok tehlikeliyim. Eğer iyileşemezsem, karanlığımı tamamen yok edemezsem son çare olarak kendimi öldüreceğim böylece maddi dünyadan, bu dünyadan ikimiz birlikte gideceğiz. Dünya karanlığımdan kurtulacak. Anlayacağınız üzere intihara meyilliyim fakat bu gerekli.
mudaran
*dikkat aşk acısı içerir*
Ah be kibarcık beni hiç sevmedin. seni o kadar çok sevdim ama bizden bir bo* olmayacağını sende biliyordun. Yaşadığın bütün acıları biliyorum ve senin bütün acılarından kurtulabilmen için bir günah keçisine ihtiyacın vardı. İlk başlarda bu günah keçisi babandı bu konuda bana ihtiyacın yoktu ama anneni kaybettikten sonra kendi yaralarıma döndüm bir ara ne kadar benziyorduk bir bilsen. Kendi kederlerimden kurtulmak için uyguladığım tüm yöntemleri biliyordun dedimki zaten beni tanıyor tekrar açıklamama gerek yok kendimi söylediğim her şeyi anlayacaktır. Hiç bir si* anlamadın. Yargıladın, yadırgadın beni sürekli yetmedi bu sana aldattın beni sonra delirttin kudurttun falan. Ben hep sustum anlamadın hiç bir şey aslında o kadar netti ki her şey görmedin benim nasıl yandığımı. Artık aradığın günah keçisi benim bunu bile isteye bu hale getirdim çünkü tek suçlu ben olursam sen çoğu konuda rahatlayacaksın , düşünmene gerek kalmayacak. Beni her gördüğünde sinir olacaksın ama o kadar olsun . Senin için senden vazgeçtim sende bir zahmet sinir ol. Yakında fark edeceksin sana yaptığım iyiliği bir çok şeyi kanıksamış olacaksın ama kesinlikle beni anlamayacaksın.

"Seni seviyorum ağlıyor musun

sevmenin her türlüsünü bulduk buluşturduk. bir araya getirdik. kendimize kattık. sana arabi'nin aşk teorisi'ni ağlatmıştım bir gün. ikincisini daha bir senmiştin. durup durup anlamalarımı da kendine mal ediyordun. mülkiyet hoş birdi. beni mülkmüştün. gene mülksene.

Ah muhsin ünlü"
quares
Kendime cici bebe yaptım sonra cici bebeyi yerken acaba zengin sözlükte neler oluyor diye bakarken telefonu kasenin içine düşürdüm. Sonra telefon açılmadı, kitlendi. Fön makinesinde kurutup açtım ve şuan gayet iyi çalışıyor fakat ses gitmiyor. Yarın telefoncuya götürecegim ama telefonu cici bebeye düşürdüm demeye utanıyorum sjshjshs
magic mushroom
Dün iki ayrı zıt duygu yaşadım sözlük.

İlkinde paramparça olduğumu hissettim. Öyle kandırılmış, öyle zavallı hissettim ki kendimi. İnsanların ne kadar yapmacık, ne kadar samimiyetsiz olduklarını bir kez daha, tokat gibi hissettim yüzümde. Ne yüzü, kalbimde hissettim, kalbimin kırılma sesini duydum ben dün ve çok acıdı sözlük. Yahu ne istiyorsunuz bizden, önce hayatlarımıza giriyor, samimi görünüyor sonra da kendinizce paçavra muamelesi yapıyorsunuz, iyi de siz kimsiniz yahu? Kendinizi ne sanıyorsunuz? Sadece harcadığım zamana üzülüyor, bir kez daha yanıldığıma üzülmüyorum bile artık. Çünkü denemeden, yaşamadan bilemiyorsun. Yanıldığında ise yeni bir tecrübe daha ekleyerek omuzlarına, yükü daha da ağır bir insan olarak devam ediyor, etmeye çalışıyorsun.

Ama işte hayat bu ya, o kadar da acımasız olmuyor bazen. Sürpriiiizz diye bi' anda konfetiler patlatıp, balonlar uçuruyor üzerinde. Yahu dur bi' şakacı şey, daha az önce paramparça etmiştin kalbimi, şimdi mutluluktan nefesimi mi keseceksin diyorsun, duymuyor bile seni. Veriyor umudu, veriyor mutluluğu. Az önce yitip giden umutlarını insana dair, alelacele bir paketle yeniden koyuveriyor önüne. Öylece kalıyorsun. İnansam mı acaba diye içinden geçirirken tereddütle, "inan" diyor dünyanın en güven veren sesi. Evet daha önce de duymuştum ben bu sesi, yabancı değil. İnanıyorsun öylece Küçük bir çocuk gibi, kırmızı bir elma şekerine kanmaya hazır.

Teşekkür ederim hayat! Önce bu kadar üzmesen sonrasında verdiğin hoşluğun değerini bilemezdim belki. Gerçi sen yine de pek kırmamaya çalış kalbimi, biliyorsun çok acıyor.
sos
aşırı derecede titizlik (hastalık boyutunda) var bende sözlük. yıllardır var bu. doktora gittiğimde bu durumuma obsesif k.b demişti. fakat ben bu durumun okb olmadığını, farklı bir şey olduğunu anlattım. beni kovmuştu odasından.

hastanelerde çalışırken başlamıştı bu durum bende. sonrasında azalmak yerine arttı. askerde alışırsın dediler alışamadım. alışamadığım gibi askerdeyken bu hastalığım daha da arttı. şu an zirvelerde. sürekli bir huzursuzluk hissiyle yaşıyorum. yaşadığım durumu anlatmaya kalkarsam çok uzun sürer. o nedenle yaşadığım durumu kabaca şöyle bir örnekle özetle geçeyim; bende bu huzursuzluk hissinin olmaması için, günlük hayatımda sürekli hazırda bekleyen bir sabun ve hazırda bekleyen bir çeşme olmalı. (yolda, sokakta, otobüste, karada, havada, denizde, her zaman ve her yerde) nerede olursam olayım anında bir çeşme ve sabun hemen yanımda bitivermeli. anlık olarak elimi yıkayabilmeliyim. bir de kurutmak için havlu veya peçete. tahminime göre o sabun ve çeşmeyi günde en az 50 kere kullanırım.

not: çok su harcamıyorum. yıkaya yıkaya elim o kadar pratikleşti ki anında köpürtmem ve yıkamam saniyelerimi alıyor. sıvı sabun kullanmam bu arada. sevmem pek.

işte ancak ve ancak böyle çözüm bulabilirim bu durumuma. hastalığım geçmez ama bu durumuma kıyasla %99 oranında daha rahat hissederim.

işin kötü tarafı hastalığımın bir somutluğu yok. yani dün bana temiz gelen yer bugün pis gelebiliyor. temiz alan sayım gün geçtikçe azalıyor.

(bkz:on yüz bin milyon baloncuk mikrop yuttum)
0 /