zengin itiraf

john overmars
Ritimsiz hayat yaşıyorum.sıkıldım başarısızlıklardan yarım yamalak şeylerden.bi yanım aşırı umursamaz bi yanım aşırı patlamak istiyor.yaşlandım iki yılda.yüzümde yorgunluk tatminsizlik hayal kırıklığı gerginlik başarısızlık ve boşa giden gençliğin biraz da 7 8 saatte biten paket sigaranın yıpranmışlığı var.ölemiyorum da.alkol beni çağrıyor. 30 da bitti gitti işte nerdeyse. Haftaya doğum günümü kimse kutlamıycak.hoş artık bi anlam ifade etmiyor.bir yıl daha yaşlandık işte. Öyle saçma bir duygu ki içimdeki ne üzüntü ne öfke ne korku hepsinden biraz ama hiç biri de değil.böyle boğuk tanımsız kötü bir ruh hali.
azrailin regl donemi
ben fena halde istikrarsız bir adamım sözlük. çaba göstersem bile yeteneklerim veya zekam istikrarsızlık yapar. bir arkadaşımın verdiği kitabı halen okumadım. sabah 9da geri vereceğim ve sabaha kadar bitirmem gerekiyor.

hayatta bir kişiden acayip nefret ediyorum ve ne garip ki fena halde de özlüyorum(sen değilsin) ama birçok kişiyi çok seviyorum. herkes hergün aynı kıyafetleri giyiyorum sanıyor ama aslında aynı tşörtten ve pantolondan 8-9 tane var. böyle de siyah seven sakatım ben. bir ara sarıyı çok sevmiştim, senden ötürü. onu da sevmiyorum. gitarımla bakışıyoruz şimdilerde. senden daha çok dinliyor beni ve daha nitelikli cevaplar veriyor.

görüyorsun ya. kimse kimseye ait değil ve kimse kimse ile eşdeğer değil.

ama şimdilerde havalar güzel buralarda. tam da istediğin gibi. gelsen yine pikniğe gideriz. uçurtma da yaparım en büyüğünden.. yaprak sarmalarını özledim. seni değil. yaprak sarması yapar getirirsin. araba yok artık ama otobüsle gideriz.

neyse.. sana yazarsam son bulmaz biliyorum. içim dışıma çıkmış bu halimle çok saçmalayasım var ama kendimi bu sefer durdurmalıyım.

seni sevmiyorum azizem. iyi geceler.

nereden nereye bağladım. yine döndüm dolaştım.. ama tilki miyim ulan ben?
elfen lied
Dün gece uyuyamıyor ve kendimi bunaltıp duruyordum. Arkadaşım "uykun gelsin diye sana kitap okuyayım mı" dedi. Ben de seve seve kabul ettim. Ben uyuyayana kadar kitap okudu. Ona bir şey demesem de aşırı tatlı hissettim, içim mutluluk doldu. Öyle uyuya kalmışım.
Mutsuz geçirdiğim günlerde küçük prens'in sesli kitabını okuyarak uyumak en tatlı terapilerden biri benim için. Sanırım hepsi çocukken gece uyumadan önce masallara duyulan özlemin yansıması.
number eleven
Yolunda, her şey yolunda... İşim, işimin haricinde kendime kalan zamanlarda heyecandan ve mutluluktan tir tir titreten ilgi alanlarım... Ve elimde olanların değerini bilip "belki de hayat bu kadardır" diyerek allah'a minnet duyup şükretmek...

Belki de hayat bu kadardır... Çok mühim bir bakış açısı. Zira, elinde olanların değerini bilmeyip hep daha fazlasını istedikçe, doymak bilmiyor ve her ulaştığın şeyden sonra yeniden daha fazlasını istiyorsun. Sonuç, saçma sapan bir kısırdöngü ve sonu yok. Ama biraz durup sakince hayatını gözden geçirince, sahip olduklarını görüp değerini bilince ve "biraz dur oğlum. Biraz dur ve şükret. Gördüğün gibi her şey gayet yolunda. Şimdi bunların değerini bil. Öyle ya, belki de hayat bu kadardır" demek o kadar huzur ve anlam verici ki...
codeboss
Ben nasıl bir erkeğim anlamıyorum sözlük, evliyim 2 de çocuğum var ama gel görki 3 tane de sevgilim var, hepsini ayrı ayrı seviyorum.
yevgeni onegin
tabi taciz olayını cinsiyete indirgemek de istemiyorum fakat yaşadıklarım fazlasıyla rahatsız edici ve bunu yaşatan insan iş arkadaşım.

Bir kadın tarafından taciz edildim evet .. ilgisine karşılık vermedim diye dünyamı cehenneme çevirdi.

yeni iş yerimde hevesle tanıştığım arkadaşlardan biriydi. gayet sağlıklı bir birey olarak gözüken de bir insandı. taciz olayını buraya yazmak istemiyorum fakat tamamen kendimden uzaklaştırdıktan sonra yaşanan olaylar ve şu an içinde bulunduğum korku.

yaşadığım olay; bu kadın beni zan altında bırakarak: mafya kılıklı kocasına ona askıntı olduğumu, ilişki teklifinde bulunduğumu ve rahat bırakmadığımı söylemiş. ilk olay iş çıkışı boğazıma sarılması oldu. deveye hendek atlatmanın bu insana laf anlatmaktan daha kolay olacağına eminim.

sonra karakol ve adliye derken peşimi bırakır diye düşündüm. geçen gün arabasıyla önümü kesmesi ve dün önüme tekrar çıkıp tehditler savurması aklımı ve mantığımı kaybetmeme sebep oldu.

artık nereye gideceğime ve ne yapacağıma şaşırdım.

korkudan dışarı çıkamaz oldum.

Darp edilmek koymadı değil, evet çok koydu fakat tacizci damgası yemek de inanın gururlu bir insan için ölümden beter.

Hukuken her şeyi yaptım ama adam elini kolunu sallayarak geziyor ve hâlen beni tehdit ediyor.
arka dortluyu dagitmayan hoca
bugün eşyalarımı düzenlediğimde bazı anıların tekrar farkına vardım sözlük.yıllarca peşinden koştuğum sevdiğimin aldığı kitap ve defteri görünce içimin burkulduğunu hissettim.hiçbir şey hissetmiyorum ama öyle bir burukluk hissettim.ondan sonra hayatıma birini alabilmiştim.çok yakın arkadaşım hepimizin fotoğraflarını ayrı ayrı iplerle birleştirip duvara asabileceğimiz şekilde hediye yapmıştı.o büyük sevgiden sonra hayatıma alabildiğim kız arkadaşım bir zamanlar hayatımı feda edeceğim kızın fotoğrafını görünce trip atıp onu kesip atmamı istemişti.tabi ki hanımcılık kazandı o gün.kestim ama atmadım ona attım diye yalan söyledim.ona karşı söylediğim tek yalandı.sonumuz olmadı onunla inandığım son kişiydi oysa.ona da hediye yapıp yanına gittiğimde götürecektim ama o da elimde kaldı.anlayacağınız anılarda boğuluyorum.günlüğümü de 2 ay önce sobada yaktım ama sanki içimi yaktım.

her şeyden geçiliyor da sözlük anılardan geçilmiyor be.

codeboss
Karımı sevgilimle, sevgilimi ise diğer sevgilim ile aldattım, karımı kıskanmayan sevgilim diğer sevgilimi kıskanıyor. Neyin kafasını yaşıyoruz la biz.
john overmars
Yaşayamayınca ihtimaller tutunur insan.ihtimaller şöyle mi olacak böyle mi olacak.niye şöyle oluyor.niye böyle olmuyor.nerde hata yapıyorum.neyi fazla kaçırıyorum neyi eksik yapıyorum.kafam sürekli dırdır ediyor.beynimi susturamıyorum.gamsız bir odun olmak istiyorum.olmuyor.geçmişi şuanla kıyaslayarak geleceği tahmin etmeye çalışıyorum.yoruldum.huzur yok kafamın içinde.bin bir tilki dolaşıyor. Eskiden her şey o kadar ahenkle ve ritim içindeydi ki o kusursuzluk içinden çıkıp sorunlar ve sorular vadisine inince apışıp kalıyor insan.neyi çözmeye çalışsam çözemiyorum.beceremiyorum.hiç bir şey yolunda gitmiyor.bir süre yolundaymış gibi görünüyor sadece.
adini yavsak koydum taylan in yolu
Yarın tamam mı, devam mı niteliğinde bir sınavım var. Ve ben gecenin bu saatinde tavanı izliyorum. O değil de ne güzel koptuydum şu sözlüklerden lan... mutsuzken ilk sardığım şey oldu. Neyse biraz daha zehir kustuktan sonra uçarım yine uzunca.
mudaran
normal değilim. neyi neden yaptığımı bilmiyorum. kafamın içinde bir solucan var da sanki onunla konuşuyorum. aşığım ama bu gerçekten aşk mı bilmiyorum. şu an yaşadığıma bin şahit gerek. galiba yaşamıyorum. sorumluluklarımı biliyorum ama yapmıyorum, daha doğrusu yapamıyorum, istemiyorum. bu giriyi yazarken bile acayip bir şekilde üşeniyorum. birazdan geçen sene veremediğim mikrobiyoloji sınavına tekrar giricem ama hiç bir bilgim yok dersle alakalı.

neden yaşadığımla alakalı en ufak bir fikrim bile yok. bu çok üzücü ama ben o üzüntüyü bile hissedemiyorum.
john overmars
İş buldum bulmasına da elimde patlamasından korkuyorum.çeviri yapmak başka aktif konuşmak başka.üstelik eve yürüme mesafesiyle 2dakika uzaklıkta.ama işte bilmiyorum nolucak.kendi bildiğim en iyi olduüum işi yapmama hayat fırsat vermediğinden ve uzun süredir işsiz olduğumdan deniycem.nasıl şekillenir söylemek güç.
hunyadi
insanların çoğunlukla hayattan istediklerini alamaması beklenti ve gerçekleşen arasındaki uçurumdur. tabi bunu burada yazar olan herkes biliyordur. asıl mesele hayatın içindeyken, olaylar, insanlar karşımızdayken bunu hatırlayabilmek. beklentilerime aldırmadan karşıma çıkan insanlarda farklı dokunuşlar, görülmeye ve gösterilmeye değer ayrıntılar görüyorum. hepsini ayrı ve özel yapan bu ayrıntılarda saklı her şey. bu yüzden gerçekleşen her şeyde farklı bir amaç sizi hayata ve olacaklara karşı sürekli hazırlar.

bir yolculuğa ( yaya durumda ) çıkacağınızı varsayalım. hava şartları kapalı olsun. yağmur yağacağını tahmin etmek için kara bulutlar gerekir. bu kara bulutların gelişini ilk yolculuğunuzda anlam veremeyip, yağmura hazırlıksız yakalandığınızda bilirsinizki kara bulutlar yağmurun yağacağına işarettir. ilerleyen zamanlarda gerçekleştirdiğiniz gezilerde bulutların rengi, yoğunluğu, yerden yüksekliği, şekli size yağmurun ne süreyle yağacağını, şiddetini, kar yağma ihtimali gibi bilgileri eğer yolculukta bulutları ve yağmuru yani etrafınızı gözetlemeye başlarsanız edinebilirsiniz.

hayat da buna benzer. başımıza gelen kara bulutlardan bir şeyler öğrenmediğimiz, o bulutları anlamlandırmadığımız sürece sürekli olarak yağmura kalırız. ne zaman çevremizde gerçekleşen her şeyi anlamaya çalışırız o zaman gelen bulutların, yağan yağmurun, açan güneşin, gelen baharın, dökülen yaprağın bir anlamı olduğunu görmeye başlarız. bu gerçekleşen olayların hepsinin birleştirdiğimizde birbirinden ayrı olmadığını, birbirini tamamladığını görürüz.

burada insan olarak asıl ulaşmamız gereken şey o güneşi elde etmek yerine bu döngüdeki gerçek gezgin olmaktır. peki bu kadar sözcükten sonra "sen nereye ulaşmaya çalışıyorsun Hunyadi bey?" derseniz,

ben artık yürümekten yoruldum.

sadece yukardaki cümleyi bu şekilde yazsam anlamsız olurdu. böyle bir hikaye en azından birazcık da olsa yardımcı olmuştur hissettiklerimi tarif etmeye.
sos
modacruz'dan, orijinal fiyatı 750 tl olan parfümü, 50 tl'ye satın aldım. (zaten 50 tl'ydi yani pazarlık falan yapmadım) geçtiğimiz cumartesi günü, doğum gününde, paketleyip, sıfır ürün görünümünde hediye ettim.

ben kötü biriyim aslında.
kozmos
bazı insanların gerçekten birbiri için var olduğunu düşünüyorum, o insanlar ne yazık ki çoğunlukla birbirinden bihaber nefes alsa, ölse de.

bu noktadan sonra da “doğru insan doğru zaman” kalıbı kafamı kurcalıyor.

parçaları, eskileri potansiyelleri ve şeyleri ele alınca oturur gibi oluyor bir şeyler.

bunu düşünebilen, bilen ve azınlıkta olduğunu düşündüğüm o insanlar birbirlerini tanıyabilseler keşke. geri kalanlara acımaktan, birbirini sevmekten günlük hayatlarını yaşayamazlardı...

Çok sık denk gelmez ama gelirse de böyle mi gelir be amına koyim. bahtıma sokayım.
ya da dur.
sokayım sokayım.
fiorabella
çocuklar ( eğitim, sağlık ), ameliyat olacak hastalar, engeli dolayısıyla sorun yaşayanlar ve hayvanlar dışında kimseye zırnık kadar maddi yardım yapmıyorum sözlük. kurban kesmiyorum onu yerine ücretini mehmetcik vakfına veriyorum. içimdeki insan sevgisini o kadar sömürdüler ki hiç biri umurumda değil artık. öyle çok zengin falan değilim ama hayvan ve çocuk söz konusu olunca maaşımın son kuruşuna kadar düşünmeden harcarım. böyle mutlu muyum? evet çok mutluyum. iyi insanları seviyorum ve onlar da o kadar az ki. kötüleri attım çöpe gitti. boğulsunlar kötülüklerinde.
fag
Karşımdaki kişinin rahatlığından rahatsız olmamak için rahatmış gibi yapıyorum ve yoruluyorum. Bu çelişkiyi şiddetle sonlandırmamak için kendimi zor tutuyorum.
john overmars
beynimi aldırmak istiyorum çoğu zaman.bazen insanın başı değil de zihni ağrıyor.eylemlerin sonuçsuzluğu.2 artı 2 4 etmiyor çünkü araya eksiler artılar 1ler 0lar çarpma toplamalar karışıyor.küsüratlı çıkıyor sonuç.göremiyoruz araya ne karıştığını.kendimizce hesap yapıyoruz tutmuyor, tutmayınca sağlama yapıyor insan ama gizli sayılar ve matematiksel simgeler var hesabı bozan.kaosun içinde debelenip durmak düşünceleri kirletiyor.düşünce yığını kafada fink atıyor işte.ölsem de kurtulsam diyorum.korkuyla ve sonuçsuzluklarla yaşamak zor.
number eleven
2004 veya 2005 olması lazım, steve jobs'ın stanford mezunlarına yaptığı bir konuşma vardı. O konuşmada mezun olan öğrencilere üç hikaye anlatmış ve sonunda kafama bir ettiğim ve asla unutamadığım bir şey söylemişti: "unutmayın, noktaları ileriye bakınca değil, geriye bakınca birleşitirebilirsiniz." Yaşım çok büyük sayılmaz. Çocukluğunu doksanlarda geçirmiş biriyim işte artık tahmin edin. Ama hayatımda şöyle bir geriye dönüp bakınca görüyorum ki, steve jobs haklıymış. Noktalar sahiden de geriye bakınca birleşiyormuş ve, bazı şeylerin anlamı o zaman daha iyi anlaşılıyormuş.

yani demem o ki, Yaşanan bazı olumsuz şeyler o an sıcağı sıcağına belki sağlıklı bir şekilde idrak edilemiyor olabilir. Ama aradan biraz zaman geçince insan geriye dönüp baktığında anlayabiliyor olup biteni. Ve suratında sevimli bir tebessüm oluyor. Örnek vermek gerekirse, bir file yakından baktığınızda onun bir fil olduğunu anlayamayabilirsiniz. Ama biraz uzaklaşıp geniş açıdan bakınca, onun aslında bir fil olduğu görülür. Çünkü resme genişten bakılmış olunur. Allah o kadar büyük ki, umudunuzu hiçbir zaman ve hiçbir şekilde kesmeyin. Ne olursa olsun. Dualarınız elbette kabul olacaktır. Ama sizin istediğiniz zamanda değil, onun sizin için uygun gördüğü zaman. Ha, baktınız kabul olmadı, bilin ki istediğiniz şey sizin hayrınıza değildir. Benim diyeceklerim bu kadar.
azrailin regl donemi
dur şuna 2 tur da ben bineyim..

tüm hayatımı erteleyerek ve para yönetiminde sorunlu bir tip olarak hayatımı harcıyorum. geçmişim zamanı boku bokuna kullanmış olmakla anıyorum. istikrarsız bir insanım. kafam atarsa ve canım sıkılırsa eğer, tüm paramı hızlı bir şekilde yok edebiliyorum. ruh halim negatif etkiler altında kaldığında kimseyi tanımıyorum ve sadece canımın istediği saçma da olsa her şeyi yapıyorum. çok sakinim ve bu uzun süreli sakinlikler ani parlamalara ve ani sönmelere sebep oluyor. sinirli olduğumda kimse umurumda olmuyor. fiziksel zarar vermesem de insanları söylediklerimle kırıyorum.

kimse umurumda değil bu arada. ailemi bile önemsemiyorum diyebilirim. narsistim.

halk arasında utanmam yok. aslında utanmazlık denmez buna. otobüsün içinde saçma sapan bir konuşma yapacak kadar deliyim. arkadaşlarım bu halime gülseler de aslında nefret ediyorlar bunu da biliyorum ve ben de bu durumun iğrenç olduğunu bile bile zevk alıyorum bu halimden.

ayrıntıları iyi düşünebilen bir insan olsam da aslında çok aptalım.

en basit matematik işlemlerini bile yapamıyorum. söz konusu matematik olduğunda tam bir gerizekalıyım.

tamam lan yeter amk!

evet küfür etmeyi de seviyorum.
0 /