türkiyeyi terk edenlerin yüzde 63 artması

chivalric
tıpkı intihar gibi, bu göçlerin önemli bir kısmında kalanları cezalandırma duygusu yatar. yapılacak son şey, son isyan ve son sitemdir. denemiştir, anlatmıştır, öfkelenmiştir, oy vermiştir. üstüne aşağılandığını hissetmiştir. kendisine rağmen devam eden bu sistemi reddediştir. burada bir üstünlük psikolojisi olduğunu görmezden gelmemek gerekir. iki taraf arasında adı konulmamış bir şey bu, bir taraf aşağılık psikolijisi içindeyken diğeri üstünlük psikolojisi içinde. ve bu yüzden aşağılık psikolojisi içindeki durumu ne kadar boka batırırsa batırsın tavrında ısrarcı, " inadına oy, çatlasanız da patlasanız da, ne yapsalar boş" bunlar içi boş sözler değil. rte severlerin en sevdiği tezahüratının " ree ceppp tayyyipp erdoğan re-cep tay-yip erdoğan" ın kıskananlar çatlasın tezahüratı ile aynı tonlamada olması tesadüf mü sanıyorsunuz ?

gidenler, kalanlara ve yaptıklarına bakınca gayet zevkle gidiyorlar eminim. ama sevdikleri ülkeye dönüp her baktıklarında da kalpleri sızlıyordur, buna da eminim.

izlenen dizi bitince oluşan boşluk

bonnie
an itibarıyla the handmaid's tale isimli diziyi bitirince bende oluşan tuhaf duygu. 3-5 gün sürer bu boşluk hissi. daha önce de bazı dizilerde yaşadım. geçiyor.

ama kafada bir sürü soru işaretleri bırakıyor. hala izlemeyeniniz var sanıyorum. oturun izleyin bu diziyi.

çivi çiviyi söker misali izlenecek yeni bir dizi bulunca dolan boşluk hissidir bu.

sanat

chivalric
şimdi buna son yüzyıla kadar hep sermayeyi elinde bulunduran iktidar karar verdi. onlar neye sanat deyip para akıttıysa onun adı sanat oldu. rönesans dönemi hristiyanlık figürünü işleyen tablolar, kilise süslemeleri, antik dönemlerde yapılan heykeller, tapınak süslemeleri. sanatın para karşılığı sermayenin yatağına yatmışlığı, karşılığında sahneye çıkarılmışlığı çoktur.

bohemian rhapsody

indolentexistence
bugünki son etrymi de burada yazarak sonlandırıyorum.

müslüm müslüm konuşulurken, 'bakın adamlar da aynısını yapmış' diyen angutlar vardı. bense şöyle diyorum. muhteşem bir konu velhasıl altından kalkamamışlar. ezilmişler altında. müslümle arasında dağlar kadar fark var. küçük dağ :) benzerlik olarak, ikisi de dışarda kalanların müziğini yapıyor diye görüyorum.

filmin yapım aşamasındaki sürüncemesi konusunda kaderlerini benzetebildim sadece. mustafa uslu'da hollywood tarzı çekmeye çalışmış olabilir tabii. öncelikle aslında biyografik sinema (biyopik) çekmek zordur. milyonlarca hayranı olan insanlar. herkes farklı bakıyor. herkes başka tarafından tutuyor hikayeyi. elbette çok zor mükemmel bir şey çıkarmak. melodramatik hayatlar ve yeterince de güçlü değil. bir adam şarkı söylemeye başlar ünlü olur, aids olup ölür. bir filmi götürebilecek dramatik bir çatışma yok burada. dolayısıyla müslüm'de de aynı sorundan muzdaribiz. müslüm aids de olmamıştı üstelik. biz hikayeleştirme de biraz sakatız. onların iyi yaptığı şey bu.

kendimizi zeki hissetmekten vazgeçsek. masal dinlemeyi sevmeyiz. bilimkurguya zaten kafa olarak uzağız. kuklagiller vardı bir zamanlar. sinema diye bir bölümünü izlemiştim. aradım taradım bulamadım. nereye gittiyse youtube'da yok. geriye işte ağlatan filmler kalıyor, onu da yaşadığımız acıyla bağdaştırıp bitiyo gidiyo. filmi değerlendiremeden buraya geldim. gidiyorum ben.

sanal dünya

chivalric
İdealar dünyamız, içimizdeki filmin perdesi, gördüğümüz hayallerin tablosu, avatarımzın bedeninde dirildiğimiz paralel evren. gerçeğin tecavüzünden koruyun.

kozmogoni

chivalric
evrenin kökenine dair efsaneler, mitler, dini anlatımlar. sözlü kültürle oluşmuş bir şey. en büyük ortak kökenlerden biri su .çoğu anlatımda en başta ya sadece su ya da sadece gök var. sonra ikilileşme başlıyor. su ve toprak. toprak ve gök. toprak dişiliği temsil ederken ( bazen su) gök erkekliği temsil ediyor. bundan sonrası her medeniyette farklılaşıyor.

kızını ışid'in elinden kurtaran kahraman baba

miyesmikcih
bu baba gönüllü ışid'e katılan ve bir de çocuk peydahlayan melis'in babası oluyor.
büyük bir özveriyle ırak, suriye, hollanda hattında koşturarak, hapis yatarak kızını kurtarıyor.
breh breh breh.
kahraman baba, gerici, katil ışid militanı kızına umarım "kaç kadın, çocuk hatta bebek öldürdün" diye sormuştur.
masum bir aşk melis'in macerası. elde silah, kafada külah katliamlara imza atan bu kız hollanda'da 2 ay hapis de yatmış.
merak ettiğim konu: bu kızımız hakkında türkiye cumhuriyeti adaleti bir işlem başlatmış mı?

hyper loop

indolentexistence
manyetik tüneller. elektrikli arabaların platformların üzerine konuşlandırılarak, tünelin içine bırakılır. hızlı bir şekilde iki nokta arasında manyetik alan farkından dolayı ulaşım sağlanır. elon musk san francisco-los angeles, newyork-washingtondc arasında düşünüyor.

bursada 24 ayar altınlı pizza

bonnie
"insanlar hayatında kaç defa altınlı bir ürün yer?" dedik ve "herkesin altın yemesini istedik" diyen bursa' da italyan mutfağı ustası irfan yalçın' ın açıklaması.

24 ayar yaprak altınlı pizzayı fiyatı 100 liradan satıyorlarmış.

ya ne desem bilemedim. bizdeki bu gösteriş merakı, bu edepsizlik nasıl ve ne zaman ortaya çıktı anlamış değilim. nerede o nahif insanlar, varken belli etmeyen, olmayanı üzmemeye çalışan, budalaca ilgi ve dikkat çekmekten kaçınılan o günlerden bu günlere nasıl geldik?

https://tr.sputniknews.com/yasam/201901131037068843-bursa-altin-pizza-firavun-irfan-yalcin-roma/

quentin tarantino

magic mushroom
1963 doğumlu amerikalı oyuncu, senarist ve yönetmen.

ilk filmi reservoir dogs ile sinemaya başarılı bir giriş yapan yönetmen ikinci filmi pulp fiction ile ise izleyiciyi etkilemiş ve başarısının tesadüfi olmadığını kanıtlamıştır.

tarantino bir video kiralama dükkanında çalışırken başladığı bu sinema serüveninde yaptığı her film ile yeteneğini ve farkını ortaya koyan, bolca kan ve şiddet içermesine rağmen son derece eğlenceli ve sıradışı filmler yapan, film noir türüne farklı bir yorum kazandırmış olan bir yönetmendir.

film şirketinin adı olan a band apart için jean-luc godard'nın bande à part filminden esinlenmiştir.

filmlerinde mutlaka ufak da olsa bir rolle selamlar izleyicisini. tarzı en keskin ve net yönetmenlerden olan tarantino ilk filmini bitiremediği için intihar etmek üzereyken izlediği bir diziyle kararından vazgeçerek sonrasında biraz da şansının iyi gitmesiyle hem kendisinin hem de bizlerin hayatını tamamen değiştirmiştir. Evet Tarantino bir sinema dahisi değildir ve filmleri sanatsal bir ifadeden uzaktır ancak yine de kendi özgün tarzını yaratmış olmasıyla saygıyı hak etmektedir.

Ayak fetişizmi ve uma thurman demeye ise gerek yok sanırım.

substrate

chivalric
bu kelime biyolojiden tanıdık geliyordur, enzim-substrat ilişkisinden. oradaki anlamı enzimin muhatap olduğu madde, besin, şu bu. mimaride şehrin eski dönemlerden kalan, yıkılan veya yığılan, üstünde bir sonraki dönem yapılaşmasının yükseldiği alt katman için kullanılıyor. diğer başka mühendislik uygulamalarında da alt katman, birleştirici ara katman olarak kullanılıyor bu kelime.

80'lerin sonu 90'ların başı

ulduz
güzel türkiyemin içine sıçılmayan son güzel yıllarıydı. o yıllarda doğan biri olarak 8 9 yaşıma kadar güzel bir çocukluk geçirdim diyebilirim. sonra kara bir bulut geldi ve çöktü ülkenin orta yerine.

sarnıç

chivalric
eski şehirlerde su depolama alanı. kemerlerle uzaklardaki kaynaklardan getirilen su buralarda depolanır, kanallarla şehrin çeşmelerine akıtılır. konstantinapolis kuşatmalarda aylar boyunca bu sarnıçlar sayesinde su sıkıntısı çekmedi, bu da şehrin açlık ve susuzluktan düşmesini zorlaştırdı.

roma

chivalric
bazı caddeleri ve sokakları iki bin yıllıktır ve hala aynı amaçla kullanılır. binalar çağın mimarisine göre yeniden düzenlense de doku korunmuştur. önünden geçtiğiniz dükkanın yerinde 2 bin yıl önce de bir dükkan olduğunu düşünün.

chivalric

bonnie
zengin sözlük'e yeni katılmış yazar. nickaltını açayım dedim. kendisinden bir şövalyeye yaraşır biçimde her türlü nitelikte bilgiyi merakla beklemekteyiz.

keyif içinde yazması dileğiyle.