umrunda olmamak

mızrabımda ızdırap
mevzu bahis kişinin zihninde, kalbinde yer almamak gibidir. gözlerin ümitvar bakışları, yürekten telaffuz edilme isteği büker boynunu, arkasına dönüp gider tüm umutlar. giderken de hala ardından bir dur sesi gelecek diye bekliyor insan yine de değil mi? bekliyor ama yalnızca...

umrunda olmamak

acunay
Sanırım son zamanlarda yaşadığım durum.

Umursamaz biriyim, umursanmamayı bile umursamam ama bu öyle garip bir şeymiş ki... sinirlerimi tepeme çıkartmayı başarıyor.

Belki o bilmez ama ona gideceğimi derken ağlıyordum, beni kararımdan tek bir şey dönderecekti. O da; onun bana gitme demesi. Onun yerine bir başkası gitme dedi, tabii bir nebze de olsa kararımdan dönmem sağlandı. İkisinin gözümde bir farkları yoktu elbette ama artık o farkı görüyorum.

Şimdi gemileri yaktım, bekliyorum. Son bir bekleyiş, ya o ya ben. Seçimini yapmak zorunda.
Ya acunay gidecek sonsuza dek, ya da o pislik yalancı.

zengin sözlükün doğum günü kutlama özelliği

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
Sağ profil resminde aşağıya bakan oktan 'ayarlar'a basıp, ayarlarda 'kişisel bilgilerim' kısmındaki 'doğum tarihi'ni sözlük yazarı doğum tarihini gün ay yıl olarak doğru girerse doğum gününde saat 00:00 iken sözlük yazar sözlük penceresinde üstteki gibi bir 'happy birthday' yazan bir resim, 1:18 dakikalık bir 'happy birthday to you' diyen bir ahalinin ses kaydı ve resmin dışında uçan konfetilere tanıklık ediyor.

ödevine zarar verenleri polise şikayet eden çocuk

esdemirei
Fen bilgisi dersi proje ödevi için ev maketi hazırlamış, okula giderken bir grup çocuk arasında Kavaklı Mahallesi'nden geçerken çıkan tartışmada çocukların ödevine zarar vermesi üzerine polis merkezine giderek şikayette bulunan Kocaeli Sanayi Odası Gölcük Dumlupınar Ortaokulu öğrencisi Metehan Şamlı adlı çocuktur. Bu olayla ilgili ifade veren Şamlı, “En güzel ödev olsun diye özenerek yaptım. Bugün bu ödevimi kontrol ettirmek ve puan almak için öğretmenime gösterecektim. Çocuklar 2 gün çalışarak yaptığım ev maketimi parçaladılar. Hakkımı aramak istedim. Öğretmenim durumdan haberdar olmuş, ödevimi almadı ve bana henüz not vermedi.” demiş.

Kaynaklar:
1- Sputnik Türkiye: “Ödevine zarar verenleri polise şikayet etti: Hakkımı aramak istedim” (18 Mayıs 2019)

bu işi dallandırıp budaklandırmayalım

esdemirei
13 Mayıs 2019 tarihinde 13 yaşındaki bir çocuğun kurs sonrası evine giderken, okulun güvenlik görevlisi B.K. tarafından çocuğun alıkonulması ve jandarmanın fark etmesi üzerine karakola götürülmesiyle ortaya çıkan, çocuğun babası H.İ.K'nin yaptığı açıklamaya göre İzmir'in Kiraz Belediye Başkanı Saliha Özçınar'ın kendisiyle yaptığı telefon görüşmesinde kullandığı ifade. Açıklamanın tam hâli şu şekildedir: “Pazartesi ve cuma günleri okulda kursa kalıyor çocuğum. Kurstan çıktığında güvenlikçi, ben de sizin o tarafa gidiyorum seni de bırakayım, diyor. Ama benim eve iki kilometre kala başka tarafa dönerek sapıyor ve arabanın kapılarını kilitliyor. Biz de o sırada, çocukta telefon yok, sağa solu araştırıyoruz. Çocuğumuzu arıyoruz, sonra karakoldan aradılar bizi. Karakola gittik ki jandarma suçüstü yakalamış. Sadece eve bırakacaksa o zaman neden yola sapıyor, çocuk 'Burası değil, yanlış yol ben ineyim' dediğinde neden kapıları kilitliyor. Çocuğun telefonu yok, bu yüzden 'Çocuk ailesine haber verdi' ifadesi gerçek değil. Ben sonuna kadar davacıyım. Adam görevden alınmış ama serbest ve Kiraz'da. Çocuk ağlama krizindeydi karakolda. Çocuğumun psikolojisi bozuldu. Okula gidemiyor, 'Arkadaşlarım bana ben suçluymuşum gibi bakıyor' diyor. Bütün gün odasından çıkmıyor. Yemiyor, içmiyor, psikolojisi bozuldu. Ne olacak şimdi? Biz olayın telaşından anlayamadık ilk başta, sandık ki bizim yanımızda. Sonrasında anladık mevzunun üzerini örtmeye çalıştığını. Güvenliğin annesi AKP İlçe Kadın Kollarındaymış, babası İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde şoförlük yapıyormuş. Saliha Hanım bizi susturup onları savunuyor. Biz de sahipsiz kalıyoruz böyle ortada, kimsemiz yok gibi... Baskı amaçlı bu. İlk gün telaşımdan anlamadım Saliha Hanımı. Sonra düşündüğümde öbür tarafı savunduğu için bizi bastırmaya çalıştığını anladım. Yani ben bir vatandaşım, asgari ücretle çalışan bir işçiyim. Benim çocuğumun psikolojisi bozulmuş. Bütün ailemizin psikolojisi bozuldu. Bu işin sonuna kadar uğraşacağım.”

Kaynaklar:
1- Sputnik Türkiye: “AK Parti'li belediye başkanından çocukları istismara uğrayan aileye: Dallandırıp budaklandırmayalım” (17 Mayıs 2019)

futbolda hükumet etkisini yitirdi

miyesmikcih
hangi perspektiften bakıyorsun şaşırmış gibi yaptım. galatasaray divan kurulu başkanı açık seçik beyan etti. "her şey çok güzel olacak" diye.
akp'nin cumhurbaşkanı "başşakşehir spor kulübünü de ben kurdum" diye höykürdü. hatta amatör erok sporu da benim ikinci takımım dedi.
reisinizin fenerbahçeli olduğunu da bilmeyen yok. cumhurbsşkanlığı seçimlerinde "ben davarım, sen davar mışın? reklamlarını yapanlar hangi takımlardandı.
futbol sadece futbol değildir.

huawei

mızrabımda ızdırap
abd tarafından kara listeye alınan çin markalarına karşılık, google'ın da kendisinden elini çektiği marka. bence çin'in, google'ı şaşırtacak bir çıkış daha yapma vakti geldi. zor belki ama imkansız değil. bu arada biz sessiz seyirci tarafıyız, ağzı açık ve çekirdek falan...

mazbata.online

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri olayı sonrasında İstanbul seçim sonuçlarıyla ilgili dönen tartışmalar üzerine yazılımcı Emre Şenkal tarafından 11 Nisan 2019 tarihinde çıkarılan bir oyun serisi. Oyunun sosyal medyayla yayılması üzerine Euronews Türkiye 12 Nisan 2019 tarihinde “Mazbata oyununun yazılımcısı euronews'e konuştu: İkinci bölümde yeni karakterler var” başlığıyla yazılımcıyla ilgili röportajlarını yayınladı.

Oyunun genel amaı, Ekrem İmamoğlu'nun sürekli azalan oy farkında İstanbul'un ilçe sayısı olan 39 sandığa ulaşarak mazbatayı almak. Oyunun başarıyla tamamlanması hâlinde oyunun sonunda İzmir Marşı çalıyor. İkinci oyuna (Büyükçekmece Ciğerimi Söktün Edition) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve sanatçı Atilla Taş karakterleri eklendi. Üçüncü oyuna (Yeeseekaa) AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, ve oyuncu Şahan Gökbakar karakterleri eklendi.

Kaynaklar:
1- Sputnik Türkiye: “İmamoğlu için 'Mazbata Online' oyunu yapıldı: Kazanınca İzmir Marşı çalıyor” (10 Nisan 2019)
2- Sputnik Türkiye: “Mazbata Online 2: 'Bu bölümde İmamoğlu'nun yardımına Kılışdar da geliyor, gizemli bir karakterimiz daha var'” (23 Nisan 2019)
3- Sputnik Türkiye: “'Mazbata Online' oyununun üçüncüsü çıktı: Ali İhsan Yavuz karakteri açıldı” (22 Mayıs 2019)

sardunyaya ağıt

turuncu gemi
can yücel'in muhteşem bir şiiridir. yenü türkü'nün ada müzikten çıkan ''buğdayın türküsü'' albümünde en az şiir kadar harika bir şekilde bestelenmiştir.
zalimler sanıyorsa çiçekler demire vurulunca zulüm payidar kalacak, hiç öyle sanmasınlar.

İkindiyin saat beşte
Başgardiyan Rıza başta
Karalar bastı koğuşa
Ikindiyin saat beşte

Seyre durduk tantanayı
Tutuklayıp sardunyayı
Attılar dipkapalıya
İkindiyin saat beşte

Yataklık etmiş zaar
Suçu tevatür ve esrar
Elbet bir kızıllığı var
Ikindiyin saat beşte

Dirlik düzenlik kurtulur,
Müdür koltuğa kurulur
Çiçek demire vurulur
İkindiyin saat beşte

Canların gözü yaşta,
Aklı idamlık yoldaşta,
Yeşil ölümle dalaşta
İkindiyin saat beşte

her şey güzel olacak diyen nine

bonnie
ninemin "her şey güzel olacak diyor imamoğlu" dedikten sonra vali ve ekibinin kahkahaları ve "orayı geçelim" lafları ardından gelen bir garip durgunluk, bir soğukluk, ne yapacağını bilememek davranışları.

100 yaşında olan ninem bile her şey güzel olacak diyor. ümit etmek demek ki güzel bir duygu. çıkardığım ana fikre bakın hele.

20 mayıs 2019 minibüs'te bir kadının darp edilmesi

bonnie
korkunun yaptırdıkları olarak düşünüyorum kadının davranışını. bu ülkede koruma altına alınan kadınlar bile ölüyor. kadınlarda sisteme karşı bir güvensizlik var. iki ucu boklu değnek gibi.
umarım sistem gerçekten düzelir de kadınlar güvenecekleri, korkmayacakları, gelecekleri olabileceğini düşündükleri bir şekilde yaşamaya başlarlar.

ibb'nin abd'li yönetmene 6 milyon ödemesi

esdemirei
Yeniçağ Gazetesi yazarı Murat Ağırel'in 18 Mayıs 2019 tarihli “İBB'deki dijital veriler bu yüzden mi saklandı?” başlıklı yazısında bahsettiği olay.

Yazının tam hâliyle şu şekildedir:
Daha önce İBB'deki Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nın iştiraki olan Medya A.Ş.'nin milyonluk faturasını gündeme taşımıştım.

Söz konusu olayda Medya A.Ş.'nin, 30.10.2018 tarihinde (2018/459917 ihale numarası ile) gerçekleştirdiği “İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve Bağlı Birimlerinin Yatırım Org. Tanıtım ve Medya çalışmaları işi” işinden 26.5 milyon kazandığını aktarmıştım.

İş kapsamında “Web Tasarım, Bakım, Onarım, İmaj Film, Video vb.” gibi işlerin yaptırıldığını belgeleriyle yazmıştım. Bu iş için bu kadar para ödenir mi? Aklınız alıyor mu? Hal böyle olunca yazım kamuoyunda çok ses getirdi ve birçok haber bülteninde kullanıldı.

Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ilk yazıma cevap vermişti. Yazdıklarımı doğrulamış, ancak “olay sizin bildiğiniz gibi değil” der gibi bir açıklama yapmıştı. İkinci yazımda sorduğum sorulara ise cevap verilmedi.

Tabi bu süreçte Ekrem İmamoğlu, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'ndaki verileri inceletmek istedi. Bu yetkilendirme sonrası ortaya çıkacaklardan rahatsız olan kimileri yok özel bilgiler dışarıya servis edilecek, yok kim bu kişiler vs. gibi söylemlerle algı operasyonuna başladılar. Ardından İstanbul 4. İdare Mahkemesi başvuru sonucu iki satırlık bir yazı ile alelacele denetleme işini durdurma kararı aldırdılar.

Bu girizgâhla süreci hatırlattıktan sonra ulaştığım skandal belgeleri sizinle paylaşmak istiyorum.

Kahramanımızın (!) ismi Selim Karabulut

İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı.

Karabulut'un, 12 Mayıs'ta iktidara yakın Diriliş Postası adlı internet adresinde çıkan bir röportajına denk geldim. Okurken gözlerime inanamadım. Karabulut, kendisinden şifreyi isteyen denetçilere aynen şunları söylemiş:

“Şifreyi sadece ben biliyorum. Yüksek Seçim Kurulu kararını verene dek ben size şifreyi vermiyorum. Bununla alakalı görevden alabilirsiniz, soruşturma başlatabilirsiniz ama bu şifre benimle beraber yok olur gider. Canımı veririm yine size bilgileri vermem.”

Olayın tanıklarının aktardığına göre Karabulut, ruhsatlı tabancasını göstererek, gerekirse kendisini vuracağını ama yine de verileri kopyalatmayacağını vurgulamış.

Gazetedeki habere göre “İstanbul'un kozmik odasına girilmek istenmişti.” Aradan geçen 48 saatte ise “15 Temmuz'daki gibi bir mücadele yaşandı” denilerek röportaj köpürtüldü.

Hani okuyan insan şöyle anlıyor; “İBB emperyalistler tarafından işgal edilmiş ve sayın Karabulut'ta direnmiş.” Hâlbuki hangi yandaş yalakaya ne kadar para harcandı hepsi o kayıtlarda bulunuyordu.

Yani “vatan millet mücadele” dedikleri biraz da Nazım Hikmet'in “Vatan Haini” şiirinin dizelerinden ibaret: “Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan…”

Bu kadar büyük cesaret(!) ve kahramanlık(!) sergileyen Selim Karabulut'a sormak isterim.

Samet Özdemir'i tanıyor mu?

Bilgi İşlem Daire Başkanlığında İletişim Koordinatörü olarak görev yapan Samet Özdemir'in, çalıştığı yerden, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'ndan hem de ihalesiz, doğrudan temin yöntemi ile iş aldığından haberi var mı?

Yoksa “15 Temmuz gibi” savunduğu o kayıtlarda böyle şeyler mi yer alıyordu?

Karabulut, Samet Özdemir'in “Mes Creative Teknoloji ve Tic. Ltd. Şti” ve “Mahmut Samet Özdemir” (Evet kendi adıyla kurulu bir şirket) isimli iki firmasının olduğunu biliyor muydu?

Soruyorum…

İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Selim Karabulut;

- Mes Creative adına (21.03.2018 tarih ve 2018/103849 ihale numarası ile) “İBB Yapım İşleri dergisinin tasarım, uygulama ve yayınlama hizmeti” işini 136 bin liraya,

- “Mahmut Samet Özdemir” isimli şahıs firmasıyla (15.07.2015 tarihinde 2015/78275 ihale numarası ile) “Dijital yayıncılık, tasarım, uygulama ve yayınlama” işini 135 bin liraya,

- Yine aynı şahıs firması adına (02.08.2018 tarihinde 2018/308877 ihale numarası ile) “İstanbul'un turizm dergisinin tasarım, içerik, uygulama ve yayınlama hizmeti” işini 213 bin liraya aldığını biliyor muydu?

Benimki de soru tabii ki biliyordu. Çünkü ihaleler pazarlık usulüne (md. 21F) göre yapılmış. Yani bu şu demek oluyor, idare, bu işi kime verdiğini ya da kime vermek istediğini biliyor demek.

Peki, bu suç değil mi?

Buna göz yummak suç değil mi?

Dahası da var…

Bahçeşehir Üniversitesi ile birlikte 15 Temmuz günü Boğaziçi köprüsünde yaşananları 5 dakikalık video ile canlandırmak için ABD'den getirttiğiniz yönetmene ve ödenen 6 Milyon TL'ye ne demeli?

Sizin övünerek anlattığınız ama aslında yalan olan bu hikâyenizin altında yatan nedenleri çok iyi biliyorum. Yukarıda anlattıklarım sadece bir örnek.

Konu ile ilgili gazetecilik etiği gereği Mahmut Samet Özdemir ile konuştum. Kendisine bu yazdıklarımı sordum ve doğruladı. Sadece kadrolu çalışmadığını İBB'ye iş yapan taşeron bir firmada çalıştığını beyan etti. Selim Karabulut'un ifadelerinin Diriliş Postası tarafından çarpıtıldığını bildirdi.

dondurmanın yanına yakışan tatlılar

bonnie
birincisi benim için çocukluğumdan kalma bir tat olan supangledir. pastaneye gittiğimizde kısaca sup derdik.zamanla "dondurma ister misiniz?" üzerine demeye başlamışlardı. böyle böyle çok sevdim. ancak günümüzde supangle de uyduruktan yapılıyor artık; hazır paket kakaolu pudinglerden.
ikinci favorim de irmik tatlısıdır. o irmik tatlısının lezzetli olması için dakikalarca kavrulması gerekir. irmik tatlısı ılındığında iki top çikolatalı dondurma ile inanılmaz güzel bir tat olur.

oyfşş. özür dilerim valla. oruç tutanlar, tutmayanlar en yakın pastaneye koşsunlar şimdi.

değişik bir şerbet yaptım bir tadın

bonnie
son haftalarda beni en çok etkileyen olaylardan biri. şizofreni üzerine çok film izledim, epey de araştırmıştım vaktinde bu hastalığı. en son hakimin "pişman mısın?" sorusuna "Asla değilim. İşim yarım kaldı. Tamamlayamadım..." cevabını vermiş. burada da siyanürlü içeceği içmeyen 2 kardeşini kastediyor.

şimdi bu insan şizofrense dış dünyayı kendi hezeyanları doğrultusunda algıladığı için giriştiği eyleme karşı sorumlu değil. ancak şizofren tanısı daha önce konulmuşsa ve verilen ilaçları içip içmediği, durumunun ne halde olduğundan sağlık hekiminin sorumlu olması gerekir. böyle bir şey yoksa da benim tavsiyemdir. bu insanlar en az 3 ay, olmadı 6 ayda bir dr takibinden geçmelidir.

ben bugüne kadar 3 şizofren tanıdım. biri kamuda, biri özelde çalışıyor, diğeri de evde iş yapıyor. ve bu insanlar ilaçlarını düzenli aldıkları için onların yanında sadece ne kadar cahilim hissine kapılırsınız.

aile müessesesi bozulursa toplum bozulur

esdemirei
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Konya'da Selçuklu İlçe Müftülüğünün açılış töreninde yaptığı konuşmada kullandığı ifade. İfadenin tam hâli şu şekildedir: “Aile, milletimizin ve toplumumuzun en önemli kurumudur. Aile müessesi ayakta olursa toplum ayakta olur. Aile müessesesi bozulursa toplum bozulur çünkü toplum gökten inmiyor, fertlerden oluşuyor. İdeal bir toplumu oluşturmak için de ideal fertler yetiştirmek lazım. Hep birlikte el ele vererek ideal topluma ulaşmak zorundayız.”

Kaynaklar:
1- Sputnik Türkiye: “Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Aile müessesesi bozulursa toplum bozulur” (18 Mayıs 2019)