milenyum

ruzgara karsi iseyen adam
Bilgisayarların tarihlerinin sıfırlanacağı ve böylece hayatın akışını aksatacak şekilde sorunlar oluşacağı iddia edilen dönem. Insanlar ciddi ciddi buna inanmıştı ve dijital bir kaosa karşı hazırlık yapılıyordu.

johann pachelbel

fiorabella
1706 doğumlu alman barok dönem bestecisidir. sade ve zarif notalarında farklı bir sihir vardır. o anda hissettiği tüm duygularını notalar geçirir. teknik, enstrümanın aksine sadece duygulara önem verir. aynı zamanda ünlü besteci bach'ın yol göstericisidir.
en ünlü bestesi Canon Re Major'dür. eser üç keman ile başlar. dinlerken ruhunuzu arındırır.

doğru yalan söylemek

bonnie
az önce bir daha düşündüğüm durum. mesela
- seni çok seviyorum.
- ben de seni. çokk.
- sana söz veriyorum, hep yanında olacağım. söz mü?
-söz.

şimdi bu diyalog çoğumuzun yaşadığı bir doğru. o an için, o zaman dilimi için, o hisler için doğru. ama bu duruma bir kaç yıl sonra baktığımızda yalanmış lannn diyebiliyoruz.

demek ki doğru yalan söylemek, insanın o an hissettikleriyle alakalı, geçerliliği uzun sürmeyecek durum. sonradan,yaşanmışlıklarla birlikte yalan diye nitelendiriyoruz biz onu.

şimdi hangisi yalan, hangisi doğru? bu gece de felsefenin dibine vurduk arkadaş...

fröyd ve fröydizmin içyüzü

kozmos
1992 tarihli ergun göze eseridir. siyaset sosyolojisi bakımından çeşitli noktaları temellendirmesi için frud'a yakın olmak gerekiyordu. kitap, kabaca freud'u, hekimlik geçmişini ve psikanalitiğin temellendirdiği noktaları baltalamak maksadıyla kaleme alınmıştır diyebilirim. söz gelimi, daha kitabın ilk sayfasındaki şu kısım, ilerleyen sayfaların nasıl bir ahvale bürüneceğinin sinyalini yakıyor;

''bir başka yahudi olan marks'ın sistemi komünizm, artık tamamen iflas etmiş bulunmaktadır. förydizm ise eskisi kadar olmamakla beraber hala hüküm sürmektedir. hele bizimki gibi az gelişmiş ülkelerde daha da diktatörce... az gelişmiş ülke demek çünkü, milli geliri değil de daha çok fertleri -zihni kudret bakımından- gelişmemeiş ülke demektir.

değişik bir deyişle, türkiye gibi ülkeler, her şeyin iyisini batıda görüp almaya ve batı'dan gelen her şeyi ''mükemmel'' kabul etmeye alışkın oldukları için, ''förydizm'i de'`:yazarın tabiriyle.` de bir ''bilimsel moda'' olarak gönüllü ve tenkitsiz kabul etmişlerdir.

*
şimdi, elbette ki tenkitsiz kabul, birçok koşulda -hatta hemen her koşulda- ilmi bir yaklaşım, davranış sayılamaz. ancak yazarın neleri veya kimleri temel alıp freudizm'in türk aydınları, düşünürleri, ilmi şahsiyetleri tarafından tenkitsizce ve irdelemeden bütün halinde kendilerine aldıklarını düşündüğü konusu ise meçhul.

güncelleyeceğim burayı.

öyle ağırım ki kendime

kozmos
her insan sosyoloji ve psikoloji haricinde, hatta bilhassa kendisi için bir inceleme alanıdır. ''Tanrı benimle ne demek istemiş olabilir?'' gibi bir soru, gün içinde herhangi alakasız bir şeyle meşgulken de düşebilir akla ancak berrak zihinle daha çabuk filizlenir. var oluş birçok sebeple yorumlamaya tabiidir.
''ben, benim.''

bir erkeğin sesine aşık olmak

azrailin regl donemi
olabilirdir ama sesin sahibine sırf sesinden dolayı hayran olmak aptalcadır. ses önemlidir. ince ya da kalın olsun, net bir ses tonu olmayan kadınlar bana itici geliyor. erkekler de öyle. ama sesi iyi diye sadece sese hayran kalmanın ötesine geçip kişiye de körü körüne hayran olmak ve kişinin her şeyini mükemmel gören insanlar da var. ulan çok gördüm böyle aptalları.

sırf böyle salakça sebepler yüzünden aşık bir kadın bana hep tehlikeli gelmiştir.

nefret ediyorum.

bir kadının sesine aşık olmak

avni
çok iyi şarkı söyleyen bir kadına olunabileceği gibi, annesini hatırlatan anaç bir sese de olunabilir. ayrıca sesi karizmatik olan kadınlara da aşık olunabilir.
sanırım ben bakışına aşık olmayı tercih edenlerdenim. evet. nevi şahsına münhasır o bakışı her zaman yapmadığını ama içimi ısıtan o bakışını yakaladığımda benim için suların sellerin durduğunu hala unutamıyorum.

dil

kozmos
fikrin cezaevi, tin'i gözle görünmez zincirlere vuran gaddar bir şekil. bazı şeyleri dile, cümleye ya da kelimeye dökerken hissetmiş olabilrsiniz, o şeyin anlamını yitirdiğini düşünmüş olmanız yani.
sanki anlatınca, hissedilen sakatlanacak, gerçek anlamı o kelimeler veremeyecek gibi.. bunu hep hissedin, çünkü hep var, hep öyle.

sözlerle konuşmayı öğrendiğimiz günden itibaren değişti kaderimiz. inanmayan dönsün baksın.

doğru yalan söylemek

kozmos
''doğru yalan'' nedir bir defa onu ele almalı.
zira yalan olduğu, yalan kelimesinin varlığından ve sonda oluşundan bariz. söz gelimi, başta olsaydı gene yalan olmayacak mıydı?
doğru içeren yalan, yalan içeren doğru olabilir en fazla ki ikisi de bazı noktalarda aynı şey olup, tek tek yalan-doğru için de böyle bir tanım getirilebilir.

sözlüğe geri dönmek

azrailin regl donemi
sözlüğü bazı nedenlerden bir süre bırakmış bir yazarın geri dönmesi olayıdır. mutlu edicidir. eh yani.

selam arkadaşlar ne zamandır net kapalıydı peder hapise düştü fuhuştan 2 ay tutuklu kaldı evde her şey kesildi elektrik felan, dedem de genç bir kızla kaçtı onun da emeklisini alamadık kaldık aç. ben geceleri işe çıkayım dedim ama annem izin vermedi. neyse şu an dedem geldi babam da geldi yine mutlu bir aileyiz.

demek isterdim ama nerdee. dedem yok benim.

arkadaşımın arabası bozuldu 2 gün arabada yattık. çekiciye para vermeyelim yaptıralım derken bir baktık ki yemekti, sigaraydı derken para suyunu çekti. bu yüzden bugünü aç ve sigarasız geçirdik dağın başında. en sonunda sorunun çok da basit bir yerde olduğunu anladık ve basıp eve geldik.

yaşasın eve dönmek!

naber lan bebeler?