çöpe atılan kedi yavrusu

fiorabella
4 hafta önce atılmıştır. bir cumartesi günü yeğenim "halaaaa oyuncak al bana" diye tutturdu. evde bir sürü oyuncağı var bebenin. tepindi, kendini yerlere attı. kıyamadım "hadi bebe çıkalım" dedim. yürürken çöp konteynerinde bir ses duydum. konteynerin kapağı açık. tepeleme çöp dolu. hotiç marka bir ayakkabı kutusu kıpırdıyor. kutuyu aldım açtım bir baktım içinde daha 1 haftalık gözleri açılmamış bir kedi yavrusu. nasıl titriyor, nasıl mecalsiz anlatamam. hemen aldım pisiyi kliniğe götürdüm. süt tozu, biberon ,bir de büyük bir kutu alıp eve geldim. gece sabaha kadar saati kurup 2 saatte bir kalkıp minnağı besledim. hayata tutunsun diye ismini thor koydum. artık odin bir şey demez sanırım

insanlar ne kadar cani ve ne kadar kötü. minnak bir yavruyu kutunun içinde çöpe atacak kadar aşşağılık duruma gelmişler.
thor artık bizimle yaşayacak. oğluşum merk başından ayrılmıyor minnakla iyi anlaştı.

iyi ki yeğenim o gün oyuncak diye zırlanmış. yoksa yavrunun halini düşünmek bile istemiyorum.

zenginsozluk.com/foto

ince düşünen insan

azrailin regl donemi
günümüz sisteminde kaybetmeye mahkumdur. hep kaybetti yine kaybediyor. önünde bir duvar var aşamıyor. bir aşsa bir atlayıp geçse bu inceliği bütün evrene yayacak cinsten bir yüreği var. güçlü de pezevenk, pes etmiyor.

bir arkadaşımdan bahsediyorum elbette. biraz aveldir de kendisi.
siz de kendimden mi söz ettiğimi mi sandınız? ben odunun tekiyimdir kimse umurumda değil. bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. canınız cehenneme!

iğrençsin ve korkunç bir erkeksin

azrailin regl donemi
yaptığınız iş yüzünden bir kadın tarafından söylenendir.

-ne iş yapıyorsun?
+alım-satım yapıyorum.
-ne alıp satıyorsun?
+at alıp satıyorum.
-ya atlar satılır mı hiç! en sevdiğim hayvan.
+napiyim kızım çok para ediyor.
-iğrençsin ve korkunç bir erkeksin!

olay 10 dakika önce gerçekten de yaşanmıştır.

sanırım izdivaç teklifimi kabul etmeyecek. beyaz kadın ticaretine mi başlasam acaba.. o zaman sever mi beni?

edit: bir at sever eksiledi. ben de severim atları öyle önyargılı olmayın canım.

1 ekim 2018 elektrik ve doğalgaz zammı

fiorabella
ticari yüzde 18, meskende yüzde 9 ile faturalarımıza yansıyacak zamdır. cüzdanda bayağı bir hafifleme söz konusudur. hem biz sefiller zaten sarayın ve doğu bölgesinin kaçak elektrik faturasını ödemeye alışkınız. mum yakarız ne güzel öyle romantik, romantik takılırz.
doğalgaza gelince kombiyi sökün gitsin. koıydumcular veriyorum mehteri.
kaynak


fiorabella

azrailin regl donemi
(bkz:#82171)
insanlar geç kaldıkları randevularına, işlerine, kendince bencil sebeplerine ulaşmak için sağa sola, öteye beriye bakmadan duyarsızca koşuştururken "vaktim yok, işim var!" demeden dünyayı minik bir damla da olsa güzelleştirebilen bir insan. evren için bir hiç bu yaptığın belki. ama o canlı için büyük önem taşıyor. işte senin gibi düşünen ve senin gibi yaşayan insanlar sayesinde türlü olumsuzluklara rağmen dünya bir nebze de olsa güzel. iyi ki varsın.

türkiye neden uzaya çıkmıyor

azrailin regl donemi
çünkü paraları yok. mesela ben haftada bir uzaya düzenli olarak çıkarım. ama bi bok yok uzayda. her hafta bir şey olacak diye çıkıyorum iki yıldız, iki göktaşı o kadar, deniz manzarası bile yok azizim. bir kere de bayan bir uzaylıyla sevişmiştim ama o çok başka bir hikaye. sonra anlatırım.

azrailin regl donemi

azrailin regl donemi
yazacak başlık bulamadım kafama göre karalamak için.. burası evim olduğuna göre istediğim gibi park edebilirim diye düşünüyorum..

yılların eskitemediği sadece olgunlaştırdığı, hayalleri umutları ölmeyen; sadece yatalak olan adam.

dışarıdan enerjik ya da çok boş çocuksu tavırları olan biri olarak biliniyorum belki ama içimde yaşlı bir adam var. direnmiyor, savaş açıyor! anlatsam anlayamazsınız demeyeceğim. anlarsınız elbet ama ben anlatmam. şöyle bir bakıyorum da eskilerin çok da önemi yokmuş. an bu anmış! inanın bana eskisi yenisi önemsiz. kararsızlıklar da öyle. siz kararsız kalırken hiç düşünmezsiniz aslında geçmişte bir şekilde karar verip ya da kararsız kalarak şu duruma geldiğinizi. eskilere bakarsanız yanılırsınız da.. geçmiş kararlarınız hep pişmanlıkla doludur. hem de hepinizin. bu durum insanoğlunun mutsuzluktan beslendiği teorisine tekabül eder. mutlu anlarınızı hatırlamazsınız çünkü mutluluk zaten hep olması gereken bir şeydir sizin için. mutsuzluk kötüdür, tercih edilmez. ve hep hatırlanır. çünkü istenmeyenler anımsanır. aşkınızı derinden hissederek hatırlamazsınız mesela. kazık atışını ise bir ömür unutmazsınız. ömrünüzün 365 gün olduğunu varsaysak mutlu anlarınız sadece birkaç saate sığardı. birkaç ufak mutluluk için bir ömür harcıyoruz. ve yaşayabildiğimiz kadar yaşamak istiyoruz. mesela ben şimdi hemen şurada ölsem çok da mühim bir kaybımın olacağını sanmıyorum. çünkü ölüm yoktur. ölüm ne yaşayan ne de ölü ben için yoktur. ölüler ağlamaz, hissetmez. bu bir gün mutlaka gelecek ve ne zaman gelirse gelsin yaşama içgüdüm buna karşı koyacak anlamsız bir şekilde; her yeni dönem ve her yeni yaşta hep yapacak işlerimiz ve hedeflerimiz olacak. insanoğlu cidden çok aptal bir yaratık.

özetle işte bu bilinç insana hiç bir acının gerçek olmadığını ve her ne olursa olsun en fazla basit bir "an" ile bütün bunların son bulacağını bilerek imkansızları dahi olabilitesi yüksek kılıyor. sonra insanlara bakıyorum ve diyorum;

"ne dertler var ya rab!"

aşk acınıza, para sıkıntınıza, işlerinizin kötü gidişatına olan isyanınıza çarpayım!

gerekirse binlerce kadın eskiyecek belki bu bedende ama sevginin şerefi asla yerden kaldırılmayacak!

önceleri bir düştü aşk, gülümserdik uyurken;
sonra bir düştü aşk, dudağından kaldırdık kahpelerin.

önceleri bir düştün güzel kız, ağlayarak uyandım;
sonra bir düştün gözümden, şimdi kupkuru gözlerim.

önceleri bir düştüm, hayat bana imrendi;
sonra bir düştüm, anladım: böyle büyürdü her düş...




öğrenci evi

dante
Arkadaşlarla yapmaya çalıştığımız şey. Dört kızız dört odalı ev bulduk neymiş efendim odalarda ikişer ikişer kalalımmış. Oturma odası olsunmuş arkadaşlarımızı ağırlarmışız da TV izlermişiz. Dört kişilik odada ikiser kalıp boş iki oda bırakacaksak eve neden çıkıyoruz anlamış değilim. Okumaya mı geldiniz televizyon izlemeye mi diye de soracağım olmuyor. Ne salak salak işler bunlar ya.
Valla beyin mıncıklanması geçiriyorum şurada. Beynim dümdüz oldu.

çakıcı affı

fiorabella
devlet bahçeli'nin çıkartmak için yırtındığı durumdur. af diyemiyorum. hele bir de çakıcı denilen mafya bozuntusuna "vatan sevdalısı" payesi vermesi insanları direkt aptal yerine koymasıdır. ne yapmış gidip vatanı savunup gazi mi olmuş? organize suç örgütü kurup yünetmek ne zaman vatan sevdası oldu?

bir parti başkanı düşünün illegal örgüt üyesi için af istiyor ve sayesinde ülke suç cennetine evriliyor. güya tecavüz, kadına şiddet, cinayet, terör gibi suçlardan yatanlar af edilmeyeceklermiş. yahu akıl var izan var. bu mahkumlar ne yapacak soluğu anayasa mahkemisnde alacaklar. eşitlik ilkesi gereğince dilekçelerini verecekler. sonra indirim, tahliye gelecek bahçeli ve akp biz yapmadık anayasa mahkemesi yaptı diyerek sütten çıkmış ak kaşık moduna geçecekler.

ne kadar tehlikeli bir hamle yapıyorlar. yeraltı dünyasını yeniden canlandırıyorlar. kendi topuklarına sıkıyorlar farkında değiller. bahçeli, akp'yi yerel seçim öncesi tehdit ediyor. büyükşehirlerde aday çıkartırız minvalinde.

şimdi düşünün rahşan affı gibi hepsi dışarıya çıkacak. olan bu affı çıkaranlara olmayacak. suçludan korunaklı durumdalar. bu pimi çekilmiş bombalar, senin, benim başımda patlayacak.

azıcık utan bahçeli. kavramına sığındığın "milliyetcilik" mafya babalarını hapisten çıkartmakmış. umarım sana oy verenler bu durumu bir kere daha düşünür.

zengin yazar

azrailin regl donemi
o küçük öğrenci evi muhabbetlerinizi yerim. hatta yalarım ehehe.
bir yerlerden esinlenmeden içerik üretemiyor imişim. imişim dedim ibişim gibi okumayın. 'orijinal' değil imişim. lanet olsun bana o zaman.. gel ben sana asıl 'zengin'liği göstereyim bebeğim.. tanım aşağıda..

hayvan gibi temellere sahip malikanesi olan zengindir. ayol 9.3 şiddetinde deprem olsa duymayacağım arkadaşlar inanır mısınız? o kadar büyük deprem olmasın tabii de, olursa duymam yani. çünkü zenginim, huzurumun kaçması en son isteyeceğim şeylerden biridir. sallanmayı sevmem. ama gel gör ki öğrenci evinde yaşayan fakir ergenlerin hakaret yağmuruna maruz kalmıştır. yahu yıl olmuş 2019a çeyrek kala, siz halen öğrenci evinde mi kalıyorsunuz be fakirim?
acıyorum yahu hallerine. o bir paket makarnayı 2 günlük 7 çeşit yemekte kullanan, evin bir köşesinde unutulmuş elmayı gördükleri anda açlık savaşları veren, memleketten gelen erzak çuvalına ekmek banarak yiyen halleri beni çok üzüyor. parası neyse vereyim de gidin ev alın yahu nedir bu sefalet?

bu fakirler hiç akıllanmıyor azizim, hep benimle uğraşıyorlar yahu! ayağınızı denk almanız için gelin hele size bir fakirle yaşadığım anımı anlatayım.. geçen gün arabamın şarj aleti bozulduğundan şarj aleti almaya çıktım. etraf leş gibi fakir koktuğundan burnuma mandalımı takmış, gerizekalı gibi geziyordum. o sırada bir genç gördüm. tahmini 18-19 yaşlarında, 1.70 gibi kısa ve tam fakirlere uygun boyutlarda, çirkin, sıska bir gençti bu. elinde cips, hatır hutur geziyordu yolda. parmaklarını şlap diye yalaması ilgimi çekmişti. mesela parası neyse verip cips yedikten sonra parmaklarımı yalatabilirdim kendisine. neyse, yanına yaklaşınca kahkaha atmam bir oldu. kutu bildiğin pringles kutusu ama üstünde bıyıklı amcadan eser yok. beni bir gülme tuttu ki anlatamam. genci kıskaca alıp takip ettim ve 20 tane zengin arkadaşımı da çağırıp genci rencide etmek için peşime taktım. ara sokakların birinde kıstırdığımız fakirin suratına suratına gülerek saatlerce rencide ettik. biz her zaman 'orijinal'likten yanaydık...