sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

hak yeme hell yeah
Sevgili sözlükcüm..

2017 yılının bir bahar ayında, başımda kavak yelleri eserken tanıştım bu mecra ile... Neredeyse her yerde yazdım ama hiçbir yeri bu kadar benimseyemedim...

4 koca yıl oldu. Hayattan umudu kalmamış ama yine de kendini ispat etmeye çalışan bir üniversite öğrencisiydim buraya ilk adımımı attığımda...

En büyük aşklarımın, acılarımın, arzu ve tutkularımın; kendimce zaferlerimin, mağlubiyetlerimin en büyük tanığı oldu burası. Hiçbir yerde kendimi bu kadar rahat hissetmedim.

Tee ilk günlere döndü de kafam... İnsan gerçekten hamur gibi. Ama Yıllar geçtikçe esnekliğini kaybediyor. Hayat beni ne kadar yoğurur bilmiyorum ama bambaşka bir evredeyim.

Benim gibi biri sevilmek için her şeyi yapar. Yaptım da sözlük. En büyük şahidimsin. Yaptığım tüm hatalar, yanlışlar gösterdiğim her saçma davranış sadece sevilmek içinmiş. Ve biliyorsun sevişmek öcü değildir. Sevilmek değil. Sevişmek. :)))

4 gündür nişanlı bir adamım. Hâlâ alışamadım sanırım. Neyken ne olduk diyorum. Sanki bu tip şeyler benim için hiç olmayacak gibi gelirdi. Her neyse...

Feraha kavuşmak affetmekten geçiyormuş. Her şeye öfke ve nefret kusarken biri gelir ve tüm geçmişi affettirir. Silmez, silemez. Kimse bir alzheimer değil :)) Ama affettirir.

Büyük hırsları olan bir insan olmadım. 17 yaşımda ailemden ayrılıp öyle ya da böyle düşe kalka kendi düzenimi kurdum. Tek bir eksiğim vardı. Beni mutsuz eden buydu. Sırt çantalarımızı alıp koy koy dolaşacağım, yüksek bir tepede ona yıldızları anlatacağım, dokunurken ellerimin titreyeceği bir kadın. Tek mutsuzluğum bu eksikti.

Ne zaman tamamlayacağım desem hayat sağlı sollu geçirdi. Beni mutlu edecek şey gerçekten hayatımda birinin olmasıydı. Telefonumda bir uygulamada değil. Çabuk kanan bir insan olduğum doğru.. Dönüp baktığımda gerizekalı gibi aylarımı çalmasına izin verdiğim insnalara olan öfkemin dinmesi imkansızdı... Dindi insancıklar.. Hepinizi bir kuş gibi gökyüzüne saldım...

Dedim ya, artık bitti, tamamlandı. Benim için artık eksik yok... Sırt çantaları alındı, bisikletlere binildi, yıldızlar seyredildi, omuzlarda ağlanıldı, dudaklar öpüldü... Bitti. tamamlandı.

Hiç bu kadar eksiksiz hissetmemiştim sözlük... Dediğim gibi. Burada büyüdüm. Ya da hâlâ büyüyorum ya da hiç büyümedim. Bilmiyorum... Ama her evremi seninle yaşamak çok güzeldi. Sözlük... Senin, benim hayat sayfalarımsan hiçbir farkın yok.

2021

hak yeme hell yeah
Benim için karmaşalar senesi oldu...

Çok kötü başladı... Bu hale alıştığım için çok takmadım. Belki de olgunlaştım bilmiyorum. Bana hâlâ çocukmuşum gibi geliyor...

Derken her şey değişti. Radikal bir karar alıp her şeye sıfırdan başladım. Çok iyi bir firmada çok iyi bir iş teklifi aldım ve İstanbul'a yerleştim.

Eşyalarımı toplamak için geri döndüğüm gün sahilde son kez yürümek için dışarı çıktım. Ve hiç hesapta yokken hayatımın aşkıyla, ömrümü yanında tamamlamak isteyeceğim kadınla tanıştım.

Zaman gerçekten yavaşladı. Buz mavisi gözlerini kırpışını, sapsarı saçlarının uçuşunu ağır çekimde izledim... Gecenin bir vakti, tanrıça gibi bir kız öyle oturup kumlara denizi izliyor. İnanın bana deniz olmak istedim. Ne oldu ne bitti derken, o deniz oldum. Ona baktığımı fark edip bana baktı. Normalde utançtan kıpkırmızı olmam ve bana bakınca aniden kafamı çevirmem gerekirken bakmaya devam ettim. Aynı anda birbirmize gülümsedik. 5 dk bakışmanın ardından kalkıp bana doğru yürüdü. Tanrım! Hayat ağır çekimde akıyor resmen... Attığı her adımda kalp atışımın şiddeti daha fazla büyüyor. Kalp atışımın sesinden kulağım sağır olacak gibi. Bana gelip İngilizce 'elimle işaret edip seni çağırıp saygısızlık etmek istemedim. Bana katılmak ister misin' diye sordu. Ah! Birini eliyle çağırmak bile onun için saygısızca... Halbuki 'gel lan buraya tipik' dese koşa koşa gideceğim.

Uzatmayacağım... Gittim. Konuştuk. Adımı sordu, adını öğrendim... Ve biliyor musun sözlükcüm, beni gördüğünden beri denize hiç bakmadı...

Alkolün de bize verdiği yetkiye dayanarak o gece öpüştük. Birkaç ay geçti. Onu öptüğüm yerde evlenme teklifi ettim. Onun gibi, sade, duru bir teklifle ve diz çökmeden... Bilmiyorum evliliği kaldıracak kadar olgun muyum ama dedim... Birlikte büyürüz dedi. Üç gün sonra nişanımız var.

Ama öyle acı dolu olacak ki her şey... Çünkü onu ilk gördüğüm, ilk öptüğüm yerde bize eşlik eden orman kül oldu. Ve biz oradaki her ağacı, sahili, denizi birbirimizi sever gibi sevdik...

En mutlu günüm olacakken bu acıyla hatırlayacağım her şeyi. İkiye bölünmüş gibiyim. Bir yanımda heyecandan ve mutluluktan insan eli değmemiş nehirler, ormanlar, ağaçlar ve kuşlar varken; diğer yanımda cehennem ateşlerini kıskandıracak ateşler yanıyor.

bonnie

johannstock
kendisi bir gün buralara bakma ihtiyacı duyarsa, ekşi sözlük hesabımı kaybettiğimi bildirmek isterim. hani olur ya, güzel günlerde buluşuruz. bunu bozmak istemediğim için belki beş yıl (belki 4 yıl) sonra buralara uğrarsa benim için makbule geçer...

not: çok uzun yazmak istedim.

çok güzel anılar biriktirin

icgqhs
zaman hızla akıp gidiyor derken bile akıyor...
bunun daha ne kadar edebiyatı yapılır bilinmez fakat yaş biraz geçince ve kendin sakin bir yerde bulduğunuz ilk an, tüm anılarınız depreşiyor. geçmişe olan özlem ya da geçmiş günleri anımsayıp mutlu olma çabaları arasında kalıyorsunuz.
geçmiş hep bu kadar güzel değildir elbette fakat, güzel geçen her bir zaman dilimi biriktirilen en büyük servettir.
hayat akıp gidiyor.
güzel yaşayın, mutlu edin ve yarına umut bağlamayın.