#film

baba nerdesin kayboldum

oblomov
ahmet karaman yönetmenliğinde, baran akbulut , yıldız çağrı atiksoy , yiğit kirazcı ve bestemsu özdemir'in başrollerini paylaştığı türk yapımı sinema filmi. ABD, İrlanda, İngiltere ve İtalya'da katıldığı festivallerden toplamda yedi ödülle dönen film son olarak ingiltere'de out of the can film festivali'nde beş dalda ödüle aday gösterilmiş. başarılarının devamı dileyerekten burlarda vizyona girmesini heyecanla bekliyoruz.

sevmek zamanı

nalbantyani bezirgan
bir metin erksan filmi.
Adada boyacılık yapan Halil süslemelerini yaptığı evlerin birinde gördüğü bir resme aşık olur. Her gün o eve gelir ve saatlerce oturup resmi izler. Bir gün resimdeki kız birkaç arkadaşıyla birlikte adada kalmak için çıkagelirler. Halil de o sırada evdedir. 1 seneden beri resmine aşık olduğu kızla ilk defa karşı karşıya gelir.
film geneliyle çok da etkileyici değil aslında. Ama bazı diyaloglar var ki, gerçekten aşık olmayı sorgulatıyor insana.
1965 yapımı film, 84 dakika.

"resmin sen değilsin ki, resmin benim dünyama ait bi şey. ben seni değil, resmini tanıyorum. belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın."

sound of noise

sikko
Ülkemizde "yaşamın ritmi" diye çevrilmiş, 2011 yapımı, isveç menşeili film.
6 anarşik davulcunun, müzik için herhangi bir enstrumana gerek olmadığını, müziğin her an hayatımızda olabileceği temelli, müzik piyasasının kölesi olmaktan vazgeçtiklerini çeşitli eylemler çerçevesinde anlatan bir film. Ya da ben öyle yorumladım. müzikten nefret eden bi polis abimizde bunların peşine düşüyo falan... Böyle sürüp gidiyor. Ekteki videoyu filmin sahnelerinden biri, eğer sevdiyseniz severek izleyeceğiniz bir film olacaktır.

cadillac records

sikko
2008 yapımı film. darnell martin tarafından yazılıp yönetilmiştir. Başrolde piyanist filminden tanıdığımız adrien brody, etta james rolünde beyonce yer almakta. Filmin konusuna gelecek olursak;
60'lı yılların meşhur müzik yapım şirketlerinden biri olan chess records'da yaşananlar... muddy waters, howlin wolf, etta james, chuck berry, little walter gibi efsanelerin yaşadıkları, kayıt süreçleri, o zamanki müzik piyasası... Her şeyi gözler önüne seren bir film. Az biraz da rolling stones ve elvis presley içeren bir film. Filmin soundtracklari de harika. Favorimi eke iliştiriyorum.

non ti muovere

nalbantyani bezirgan
2004 yapımı bir Sergio castellitto filmi.
italyan oyuncu ve yönetmen Sergio castellitto'nun Penelope cruz ile başrollerini paylaştığı film, kızı bir kaza sonucu çalıştığı hastaneye getirilen bir doktorun kızı hayat mücadelesi verirken geçmişiyle yaptığı iç muhasebeyi anlatır.
kesinlikle izlenilmesi gereken bir film. 116 dakika.

night on earth

cisi gelen sanat tarihcisi
ne zaman kendimi kötü hissetsem ilk sığınağım olan jim jarmusch filmi.
winona ryder, Roberto Benigni gibi yıldızları kadrosunda bulunduran filmimizin konusu ise, 5 farklı şehirde *los angeles, new york,paris, roma, helsinki*, 5 farklı taksicinin başından geçenler.

ayrıca unutmadan söylemekte fayda var, tom waits ağabeyimiz de
filmin soundtrackleriyle bize eşlik ediyor!

kor

nalbantyani bezirgan
bir zeki Demirkubuz filmi.
bir tekstil işçisi olan emine, kocasının romanyaya çalışmak için gidip bir türlü dönmemesi ve ne haber ne de para göndermemesi yüzünden sıkıntılar yaşamaktadır. Bir gün eski patronu ziya ile karşılaşır.
film aldatma penceresinden, alt kesime dair birçok ahlaki sorguyu sunuyor. İzleyin. çok değil yüz sekiz dakika

abluka

nalbantyani bezirgan
bir emin Alper filmi.
filme yıllar sonra hapis cezası biten kadirin tahliyesiyle başlıyoruz. emniyetteki tanıdığı hamza ağabeyi sayesinde bir iş buluyor kendine. kağıt toplayıcısı kılığında bir muhbir.
kadirin bi de kardeşi var. Ahmet.
ahmet belediyede çalışıyor. bütün işi banliyölerde başı boş gezen köpekleri avlamak. ahmetin yanında bir de arkadaşları meral ve ali var.
filmin gelişme sekanslarından karakterlerin dünyasının distopik bir alternatif türkiye olduğunu anlıyoruz. Yaşadıkları evler, giydikleri kıyafetler, sokaklar, insanlar... Tüm bunların yanında filmdeki koyu etkiyle de kıyamet sonrası bir hava yaratılmaya çalışıldığını hissediyoruz. Ara sıra bombalar patlıyor, büyük polis jipleri sokaklarda devriye geziyor. Kadir'in de muhbirlik görevi zaten çöpleri inceleyip bomba yapımında kullanılabilecek maddeler olup olmadığına bakmak.
olaylar Kadir'in muhbirlik meselesinde obsesifleşmesi ve Ahmet'in bazı garip hareketler sergilemeye başladığını düşünmesiyle git gide girift bir hal alıyor.


pontypool

john overmars
berbat bir film.anladım ki insanlar korku filminden anlamıyorlar.filmle ilgili yok alt metinden girilmiş üst metinden çıkılmış.yok entelektüel zombi filmiymiş gibi ekşide saçmasapan yorumlar okudum.başka yorumlara baktım.film 6.7 imdb de en fazla 2 puanlık film.
arkadaş korku filmi bu sanat filmi veya dram değil.beni germeli korkutmalı heyecanlandırmalı.

oyuncular zaten berbat.b movie standartının bile altında iğrenç bir film.bugüne kadar izlediğim en kötü filmlerde ilk 4 e girer.orijinal blair witch le birlikte izlenmemesi gereken iki net korku filminden biri.

breakfast at tiffany's

tomakhontas
truman capote'nin uzun öyküsü.

kitabın ana karakteri holly golightly, oldukça hareketli yaşama sahip birisi tam da hollywood aktristi olacak düzeyde. zaten filmi de var bu kitabın ve filmde holly'i audrey hepburn oynuyor. holly, erkekleri kullanan birisi. parası için, şöhretine şöhret katmak için kullanıyor erkekleri. erkekler de ona âşık oluyorlar ve ne derse yapıyorlar. holly iyilik timsâli birisi değil, bunu söylememde faide var. gerek fuhuş gerek hırsızlık... her şeyi yapıyor. ve bunları yaparken de en ufak çekincesi olmuyor. ek olarak holly bir ırkçı. böyle davranışlarının olma sebebi ise çocukluğu ile alâkalı.

kitaplığınızda olmaması için hiçbir neden yok, 124 sayfa, sel yayıncılık çevirisi ile çok çabuk bitirebilirsiniz.

adile naşit

bir istanbul trajedisi
17 haziran 1930 doğumlu, türk sinemasının, tatlı, minnoş, sevimli, adile ablası. küçük yaşlarda tiyatro hayatına başlamasının ardından sinema sektörüne geçiş yapmış ve onlarca filmde rol almıştır. akıllarda ise en çok hababam sınıfı filmlerinde ki hafize ana karakteriyle kazınmış olan sanatçı 13 aralık 1987 yılında, 57 yaşında hayata veda etmiştir.
ukteci: keskin nisanci
zenginsozluk.com/foto

kaybedenler kulübü

godisnowhere
filminden önce kısmen bilgim vardı. filmden sonra daha detaylı araştırıp mete ve kaan ile de iletişime geçmeye çalıştım. anlatılanları, kızlarla yatıp, sigara içmek ve " fuck yeah rock n roll baby " kalıbının dışında düşünce olarak kendime yakın buldum. daha doğrusu " benim bu yaşadıklarımı kimse yaşamıyor mu amk? derdimi anlayacak kimse yok mu? " diye düşünürken denk geldim ve etkilendim. bu sevinçle bir süre yaşadım.

zamanla bu özellikle radyo yayınlarına başlamaları gibi popülist davranışlara girmeleri hatta internet üzerinden yaptıkları yayınları ücretli yapmaları gibi fantastik durumlardan sonra biraz soğudum fakat tamamen silmedim.

sonra bir şekilde internet üzerinden yayınlarına devam ettiler ve bu yayına bağlanan dinleyiciler de popülist ve etki altında kalarak gerzekçe konuşunca biraz daha soğudum.

sonra yayını bitirdiler. bar açtılar. eyvallah gittim. desteğim olsun dedim. bu popülist davranış rahatsız etse de gittim.

bir süre sonra ise " ankaradaki sikindirik bir barın bodrum katında oluşan üniversiteyi yeni kazanmış ergenlerin oluşturduğu boş akımı " desteklemesi tamamen soğuttu. evet hala saygım var fakat gözümdeki seviyelerini bitirdiler.

ha tabi bu benim eyyorlamam.

kaybedenler kulübü

zeitgeist
bir dönemler kaan çaydamlı ve mete avunduk beraberliğiyle yapılan kent fm'deki bir radyo programı. çocukluk zamanlarımda vardı bu, tabii çok sonraları kayıtlardan, şuradan buradan dinleyip keyiflenmedik değil.

filminden sonra özellikle yurdum gencoları bir dönem bunun tribinden kolay kurtulamadı. çorum barlar sokağında kaybetmiş oldukları kadınları bağlanamıyor oluşlarına ve sikko giden hayatlarını alkolün ızdırabına dayandırsalar da aslında iş ondan çok farklıydı, neyse ki kim ulan bu erol egemen diye dibinizde biten tipler azaldı zamanla.

çok sigara içiyorsun dedi.
gözlerine baktım,
öyle güzeldiler ki !
bir sigara daha yaktım...

eşkıya

zeitgeist
başrollerini şener şen ve uğur yücel'in paylaştığı, yavuz turgul yönetmenliğindeki bu film türk sinema tarihi açısından bir dönüm noktasıdır.

eşkıya; en yakın arkadaşının ihanetine uğrayarak hapse düşen eski bir eşkıyanın, sevdiği kadına tekrar ulaşabilmek için verdiği mücadeleyi anlatıyor.

aslında şu replik tam da filmi özetliyor dersek yanılmış olmayız;

"keje.. keje.. beni hapiste vurdular keje, ölmedim, hastalandım, bir ciğerimi orada bıraktım, gene ölmedim. çok dövdüler beni, kan kustum, ama ölmedim. yaşadım... seni bir kez daha görebilmek için yaşadım..."

filmin müzikleri erkan oğur üstada ait, ayrıca bar sahnesinde uğur yücel'in karanlığın içinden şarkısı da es geçilmeyecek bir detay.

kadrosunda ise şu isimler mevcut;

şener şen
uğur yücel
sermin şen
özkan uğur
kamuran usluer
güven hokna
necdet mahfi ayral
kayhan yıldızoğlu
yeşim salkım
kemal inci
settar tanrıöven
ümit çırak
rıza sönmez
kurtcebe turgul
celal perk
can yılmaz
melih çardak
romina
kezban altuğ
ülkü duru


looking for eric

number eleven
Eric cantona'nın yer aldığı harika film. Filmin başlığını 19 gün önce ben açmıştım zaten. Şimdi diğer bazı replikleri yazmak istedim.

cantona: tehlikeye atılmadan tehlikeden kurtulamayız.

cantona: bazen en güzel hatıralar baş etmesi en zor hatıralardır.

cantona: serçeden korkan darı ekmez. zardan korkana düşeş gelmez. sudan korkan denize girmez.

cantona: insanın farkında olduğundan daha çok seçeneği vardır. her zaman.

glazer'a para yok, sky kanala da
city'nin şarkısı hâlâ kulaklarda
iki united var, ama ruhumuz tektir
busby'nin çocukları dünyada yektir
(bishop ve arkadaşlarının barda söylediği manchester united tezahüratı)

bishop: muhteşem bir şey olmalı altmış bin kişi seni seyrediyor. çığlık atıp adını haykırıyorlar.
cantona: korkutucu bir şey.
bishop: korkutucu mu?
cantona: evet.
bishop:hadi oradan.
eric: ses kesilirse diye korkardım. kalabalığı şaşırtmak hoşuma giderdi. her oyunda onlara bir hediye vermeye çalışırdım. bazen olmazdı, ama oldu mu da...
bishop: sonsuza dek aklımızda kalırdı.
cantona: evet. ama ilk önce kendimi şaşırtmam gerekirdi. risk almak gerekir. kendine çizdiğin sınırla çok alakalı. tehlikeye atılmayacağım dersen, risk alamazsın.

bishop: insan öyle bir coşar ki birkaç saatliğine de olsa hayatın pisliğini unutuverirsin.

bishop: maçları çok özledim. tutuklanmadan sapılabileceğin tek yer orasıdır. bağırırsın, çığlık atarsın, gülersin.
cantona: evet. hatta ağlarsın.
bishop: evet.
cantona: öpüşen ingilizleri görürsün.
bishop: başka nerede arkadaşlarınla birlikte bas bas şarkı söyleyebilirsinil ki?

bishop: peki, en hoşuna giden an hangisiydi?
cantona: bir gol değildi.
bishop: bir gol olması lazım eric. fa kupası'nda liverpool maçının son dakikası. beckham köşe vuruşu kullanır. kaleci çıkar. topu yumrukla uzaklaştırır. top göğsüne çarpar. yerden sektiğinde çakarsın, top ağları havalandırır.
cantona: hayır.
bishop: o zaman wimbledon olmalı. topa doğru koşarsın. top sana doğru gelmektedir. topun açısını, dönüşünü hesaplamaktasındır. rüzgârın yönünü, hızını her şeyi. sağ ayağını uzatıp topu havada durdurursun. top bacağından havalanır. tekrar uzanıp şut çekersin. dünyadaki gelmiş geçmiş en iyi vole kaleye girer. bir gol olmalı. gol olması lazım eric.
cantona: bir pastı.
bishop: pas mı? tanrım. spurs maçında irwin'e verdiğin pas. evet! harikaydı.
cantona: zekiydi, iki ayağını da kullanıyordu. birden kafamda bir şimşek çaktı. ayağımın dışıyla hafifçe dokundum. herkes şaşırdı. koşarken topa çaktı. kalbim yerinden çıktı sandım.
bishop: bir hediyeydi.
cantona: evet. futbolun ulu tanrısı'na bir adak gibi.
bishop: kaçırsaydı?
cantona: takım arkadaşlarına güvenmen gerek. her zaman. yoksa kayboluruz.

cantona: intikamların en asili affetmektir.

cantona: senden hızlılarsa koşup geçemezsin. senden uzunlarsa üstlerinden zıplayamazsın. sol ayakları kuvvetliyse sağlarından geçersin, ama her zaman değil. onları şaşırtman için önce kendini şaşırtman lazım.

nokta

zeitgeist
bir zamanlar işlediği bir suç yüzünden vicdan azabı duyan ve çektiği bu azaptan kurtulmaya çalışan bir adamın hikayesini konu alan derviş zaim filmi. nokta 2008 yapımı olup, 8 Mayıs 2009 tarihinde gösterime girmiştir.

kadrosunda; Settar Tanrıöğen, Hikmet Karagöz, Mehmet Ali Nuroğlu, Numan Acar, Mustafa Uzunyılmaz, Cem Aksakal, Begüm Birgören isimleri yer almakta.

nokta film müziğinin bestecisiyse; mazlum çimen.


zenginsozluk.com/foto




0 /