mersin

diko
eskiden dört bir yanı portakal bahçeleri ile çevriliyken şimdilerde beton yığınına dönmüş şehir. bir 10 sene sonra portakalı dışarıdan ithal eder hale gelirler.

absinthe

pasaj
türkiye'de satışı yasak olan içki %80 alkol oranını düşünürsek iyi ki de yasak. içenlerin ejderha gördükleri bile olmuştur.

edip akbayram

quares
29 Aralık 1950'de Gaziantep'te doğdu. 1968 yılında İstanbul'a gelip profesyonel müzik çalışmalarına başlayan sanatçı, 1972 yılında çıkardığı, ilk bestesi olan "Kükredi Çimenler" adlı 45'liğiyle "Altın Mikrofon Ödülü"nü kazandı. "Aldırma Gönül" ve "Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz" adlı parçalarıyla satış rekorları kıran ve altın plak kazanan sanatçının çeşitli kuruluşlar tarafından veilen 250 kadar ödülü mevcut...

1979 yılında Ayten Akbayram ile evlenen sanatçının bu evliliğinden Ozan ve Türkü adlarında bir oğlu, bir kızı var... 30 yıllık sanat yaşamının 28. albümünü Prestij Müzik'ten, 1998'in Mart ayı başında çıkaran sanatçı, yılların birikimini yansıtan bu çalışmasında, geçmişte hit olmuş parçalarını topladı. "Dün ve Bugün" adlı albümünde yer alan parçaya klip çeken Akbayram'ın hedefi, müzikteki yozlaşmaya karşı verdiği mücadeleyi sonuna kadar sürdürmek...

sibel kekilli

blackandwhitememories
Türk asıllı Alman oyuncu.

Fatih Akın'ın Duvara Karşı filmiyle tanınmaya başlanmış ve Altın Ayı ve Altın Portakal gibi ödüller almıştır.

Ödülleri
2004 Lola Ödülleri - Duvara Karşı, En İyi Kadın Oyuncu
2004 Bambi Ödülleri - Duvara Karşı
2006 Antalya Altın Portakal Film Festivali - Eve Dönüş, En İyi Kadın Oyuncu
2010 Lola Prize - Ayrılık, En İyi Kadın Oyuncu
2010 Tribeca Film Festivali - Ayrılık, En İyi Kadın Oyuncu
2017 − Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı
Kaynak: Wikipedia

Ayrıca Game Of Thrones dizisinin 3. sezonunda Shae adlı karakterle rol almıştır.

mustafa kemal atatürk

shaman
türk halkının en büyük kahramanı, karizmasıyla herkesi kendine hayran bıraktıran eşsiz lider, bu ülkenin çimentosu, türk halkının ortak paydası...

bu güzel insanı her şekilde anlatmak, o'nun düşüncelerini ilgi duyanlara anlatmak çok hoşuma gidiyor. şimdi de anlatacağım. bu defa türk devriminin müzik ile ilgili bölümlerine değinmek istiyorum.

müzik her insanın hayatında şöyle veya böyle oldukça fazla yer tutar. mustafa kemal atatürk'ün müziğe olan bağlılığı ve sevgisi oldukça iyi bilinmektedir. kendisi dikkatli bir müziksever, bilinçli bir dinleyici ve tutarlı bir değerlendiricidir. müzikle ve sanatla ilgili olan hatıraları ve görüşleri bir çok defa karşımıza çıkar. aranması durumunda bulunur bu düşünceler. benim değineceğim husus, atatürk'ün başlattığı türk devriminin müzikle ilgili bölümüdür.

atatürk'ün müzik alanındaki çağdaş ve yenilikçi kişiliği;
1. fransız devriminin osmanlı aydınları üzerinde etki göstermesi ve 1908 yılındaki ikinci meşrutiyetin ulusalcı niteliğiyle,
2. atatürk'ün aydınlanma felsefesine dayanan fransız devriminin ilkelerini benimsemesiyle,
3. ziya gökalp'in ulusal müziğimiz üzerine ileri sürdüğü görüşlerden etkilenmesiyle tanımlanabilir, açıklanabilir.

ilk iki maddeyi uzun uzadıya açıklamak yerine, o dönemde fransız devriminin okuma-yazma bilen herkesi (okuma-yazma bilenlerin aydınlandığı varsayımıyla) etkilediğini, devrimin fikirlerinin avrupa'daki bir çok ülke gibi osmanlı devletinde de büyük etki gösterdiğini söylemekle yetineceğim. ancak, üçüncü maddeyi biraz açmak ve ziya gökalp'in atatürk'ü nasıl etkilediğini belirtmek isterim.

türkçülüğün esasları adlı kitabı 1923 yılında yayınlandığında, ziya gökalp büyük bir sansasyon yaratmıştı. ulusalcılık akımının etkisindeki yeni yönetimin, ulusalcılığı destekleyen bu düşüncelerden etkilenmemesi imkansız gibi bir şeydi. ulusal türk müziği ziya gökalp'in kitabında şu görüşle açıklanmıştı: "ulusal müziğimiz, ülkedeki halk müziği ile batı müziğinin kaynaşmasından doğacaktır. halk müziğimizin bize verdiği ezgileri toplar ve batı müziği yöntemleriyle armonize edersek hem ulusal hem asri ve garbi bir müziğe sahip oluruz."

mükerrem kamil su ve ahmet mumcu'nun, türkiye cumhuriyeti inkılap tarihi ve atatürkçülük isimli kitabında, atatürk'ün yurdumuzda müzik sanatının gelişimine ve geleceğine ilişkin görüşlerine rastlamak mümkündür ve kanımca çok dikkat çekicidir. "doğu müzikleri olan osmanlı müzikleri bizans'tan kalmadır. bizim gerçek müziğimiz anadolu halkından işitilebilir. türk toplumu, büyün bir hızla oluşan bir evrim içindedir. osmanlı müziği, türkiye cumhuriyeti'ndeki büyük devrimleri anlatabilecek güçte değildir. bize yeni bir müzik gereklidir. yeni müzik, özünü ulusal müziğimizin gerçek temelini oluşturan halk müziğimizden alan armonik bir müzik olacaktır. bunun için ulusal ince duyguları ve düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce son müzik kurallarına göre işlemek gerekir. türk ulusal müziği ancak bu yolla yükselebilir, uluslararası müzikte yerini alabililir."

görüldüğü üzere, ziya gökalp ve mustafa kemal atatürk müzik devrimi konusunda hemfikir durumdadırlar. elbette, bu düşünceler ışığında bir çok çalışma yapılmıştır. son yıllarda yapılan bir çalışmayı da örnek göstererek yazımı kapatayım. hasan niyazi tura, genç bir keman sanatçısı ve şu anda cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasında birinci kemancılar grubunda çalıyor. kendisinin anadolu ezgilerininden esinlenerek senfoni orkestraları için yazdığı anadolu dansları isimli besteleri var. mustafa kemal atatürk'ün belirttiği çalışma yöntemi tam da budur. anadolu ezgilerini batılı enstrümanlar ve formlarla yeniden düzenlemek...

bu tür çalışmaların yaygınlaşması ve yazılan beste sayılarının çoğalması gerekirken, zaman içerisinde bu hedeften uzaklaşılmıştır.

nato'nun ortadoğuyu parçalamasına izin verilmemeli

putintin
Vladimir Putin'in danışmanı Aleksandr Dugin'den Türkiye'ye işbirliği mesajı...

Dugin, Suriye'nin kuzeyinde ABD'ye ait 6 tane askeri üs olduğu belirterek Rusya ve Türkiye'nin Suriye'de söz sahibi olmasına Amerika'nın karşı olduğunu ifade etmiş.

"Birlikte hareket etmeliyiz. Rusya ve Türkiye Atlantikçilerin Ortadoğu'yu parçalamasına izin vermemeli. Kürtleri ABD'nin eline bırakmamalıyız. ABD hem Türkiye'ye hem de Esad'a karşı PYD'yi kullanıyor."

Kaynak: http://www.ulusalkanal.com.tr/m/?id=162141

otururken yorulmak

monster degree
Son derece normal bir durum, şaşılacak bir şey yok.

Hareketsizlik, eklemler arasındaki sıvının sıkışmasına sebep olur. Bir süre sonra da biriken sıvı hareketlerinizi zorlaştıracağından kolunuzun bile kalkmadığı hissine kapılırsınız.

Hareket edin, dinlenin.