(bkz:the untouchables)
nev şarkısı :
yazar zenginliği açısından henüz kuraklık mevsimi yaşayan afrika savanı sulağında çamurlu suda oksijen arayan balık popülasyonu gibi iken sözlük, erken verilen ilanlardır. tavsiye : başka bir şekilde sevgili edinin ve sevgilinizi buraya getirin. emin olun eğlenceli bir deneyim olacaktır.
hem ne demişler, insan insanı ya yolculukta ya sözlükte tanırmış.
hem ne demişler, insan insanı ya yolculukta ya sözlükte tanırmış.
16 nisan 2017 referandumu sonrasındaki şaibelerin üzerinden şahlanmış rohirrim ordusu gibi geçen kılıçdaroğlu sözü.
zenginsozluk.com/foto
zenginsozluk.com/foto
zenginsozluk.com/foto
zenginsozluk.com/foto
Salata yapmalıdır. Hem pratik hem keyifli hem sağlıklıdır. Bu iyiliğimi de unutmasın.
(bkz:hurt locker)
Gün itibariyle deyimler sözlüğü halini almıştır. Arkadaş ne pis muhabbetiniz varmış.
" iklmine değil vitrinine" gelen insanları ayırt edemedikleri için ağlarlar önce, sonra da iklimlerinin gerçekten keşfedilmesinin, gerçekten sevilmesinin ne kadar zor olduğunu fark ettiklerinde, oyunu öğrendiklerinde ve beceremediklerini öğrendiklerinde.
insan ilişkileri, yaralı ağızlar bize hep aynı şeyi söylüyor : bencil ol. gerçekçi ol. kendini düşün. sevgiyi boşver, sevilmeye odaklan. günün yaşa.
oysa öğrendiğimiz şudur : bu, bir insan tipini tanımlar, o insan değilsek o insan değilizdir. ister güzel ister yakışıklı ister çirkin ister tipsiz olalım, neysek ve aşkı nasıl seviyorsak öyle yaşarız. ama öğrenmemiz gerek : yağmacılar her zaman vardır ve yaşamak biraz da insanların niyetlerine aşinalık kazanma sürecidir.
insan ilişkileri, yaralı ağızlar bize hep aynı şeyi söylüyor : bencil ol. gerçekçi ol. kendini düşün. sevgiyi boşver, sevilmeye odaklan. günün yaşa.
oysa öğrendiğimiz şudur : bu, bir insan tipini tanımlar, o insan değilsek o insan değilizdir. ister güzel ister yakışıklı ister çirkin ister tipsiz olalım, neysek ve aşkı nasıl seviyorsak öyle yaşarız. ama öğrenmemiz gerek : yağmacılar her zaman vardır ve yaşamak biraz da insanların niyetlerine aşinalık kazanma sürecidir.
her zaman anlayan, dinleyen, darılmayan, kovmayan, her haliyle güzel olan, dertlerimizi hafifletme devasına sahip biricik sevgilimiz.
İnsana bütün gökyüzünü bir nefeste içine çekme arzusu veren mevsim. Çiçekli elbiselerle geldi de geçiyor yine.
yedi güzel adam'ın şiir dünyasına kazandırdığı görselliklerden biri de bu şiirle ilgili :
öpmelerin, sarılmaların, dokunmaların olmadığı, yerini yazıların, seslerin, fotoğrafların aldığı ilişki türü. eskiden insanlar tanışır daha sonra uzaklaşmak zorunda kalırlar ve ilişki devam ederdi. bu ilişki de buradan doğmuştu denebilir. oysa artık ilişkiler uzaklarda başlıyor, uzaklarda gelişiyor. uzaklardan öpüşülüyor, seviliyor, sevişiliyor.
her yer yatak seninle
yaşamanın yorgunluğundan soyunup
varlığının sıcaklığıyla uzanılacak
her mekan bir defter
notlarla ve anılarla dolacak nefeslerden
sen,
zirvelerde bulunmuş
saklı bir vadi gibi
yaşam dolu ve sıcakken
korkmuyorum çürüyen hiçbir şeyden
etimden, zamandan ve bilincimden
sen,
hiç kapanmaz bir gökyüzüyken
kanatlarım kalbini hissetmekle varolacak..
yaşamanın yorgunluğundan soyunup
varlığının sıcaklığıyla uzanılacak
her mekan bir defter
notlarla ve anılarla dolacak nefeslerden
sen,
zirvelerde bulunmuş
saklı bir vadi gibi
yaşam dolu ve sıcakken
korkmuyorum çürüyen hiçbir şeyden
etimden, zamandan ve bilincimden
sen,
hiç kapanmaz bir gökyüzüyken
kanatlarım kalbini hissetmekle varolacak..
ben kendimi haluk levent'e değil de gerideki vokale eşlik ederken buluyorum bu şarkıyı dinlerken. sanki şarkıya asıl tadı o veriyor, asıl dokunuşu o yapıyor gibi. mükemmel sözlere sahip olması da cabası.
ne güzel bir dilektir, tutulamayaağı korkusu ama tutma arzusu ile edilen :
" hep aklımda kalacaksın"
ne güzel bir dilektir, tutulamayaağı korkusu ama tutma arzusu ile edilen :
" hep aklımda kalacaksın"
insanın kendi değerleri ile çelişmesi, kendine yanlış yapması üzerine kendini Cezalandırmasıdır. başkasına verilen haklı ya da haksız eziyet sebebiyle duyulan hissin merhamet olduğuna inanıyorum. vicdan azabı kişinin kendini cezalandırışıdır. bu açıdan kendi içinde olup biter, kendini düzeltme ya da kendini kabullenme sürecidir. kişi ya kendine dair algısını değiştirir ya da bu yanlışa düşmesine sebep mekanizmaları kırar. kıramazsa korkar, kendine saygısını yitirmeye başlar. fakat en başta, bana göre kimin acısına bakıp bünyede ortaya çıkıyorsa bu azap, o acı çektirilen kişiye bir faydası yoktur, adaleti sağlamaz. günahınız yokken durduk yere çektirilen bir azapla kişinin kendi ettiği yüzünden kendine verdiği azap karşılaştırılamaz, yer değiştiremez, telafi edilemez. vicdan azabı kişinin kendi içinde bir hesaplaşmadır, dışarıda çeken çektiği ile kalır. hatta vicdan azabı sebebiyle, acı verilene yardım etmek bile aslında kendimize yardım etmek, kendimizi kurtarmaktır.
"anlamak için okuyanların, genellikle okurken not alıyor olmaları; okunan metnin zihinsel olarak kendinin kılındığını, eski deyişle, mananın temellük edildiğini gösterir. okurken not almak ya da okurken yazmak, mananın temellükünde hem bellemeyi, öğrenmeyi, tahsili, hem de metinle bir diyaloğa girmeyi mümkün kılar. metnin daha iyi anlaşılması için sorulması gereken sorular, okurun zihnine takılan meseleler ve neyin nasıl anlaşılması gerektiği konusundaki varsa şayet, belirsizlikler, üzerinde sonradan düşünmek ve cevaplamak için anlaşılanın ya da anlaşılmayanın yazıya dökülmesi şarttır"
" sen yüzüne sürgün olduğum kadın
karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin
bir çocuk boyuna bir suyu söylerdi. mavi.
birtakım genç anneleri uzatırdı bir keman
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa "
karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin
bir çocuk boyuna bir suyu söylerdi. mavi.
birtakım genç anneleri uzatırdı bir keman
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa "
sezai karakoç şiiri. şiirden bir kısım :
" ben herkes için
değişik ve ayrı dozda
soyut bir otobiyografyayım
herkesin yaşadığı bir iç tarih
herkesin yüreğinden geçen bir coğrafya
gidip gidip varacakları
fakat ulaşamayacakları
bir panorama
kaderin zaman zaman
kabaran kanlara uyguladığı
nirengi noktaları batmış
mutsuzca mutlu bir coğrafya "
(bkz:sezai karakoç)
" ben herkes için
değişik ve ayrı dozda
soyut bir otobiyografyayım
herkesin yaşadığı bir iç tarih
herkesin yüreğinden geçen bir coğrafya
gidip gidip varacakları
fakat ulaşamayacakları
bir panorama
kaderin zaman zaman
kabaran kanlara uyguladığı
nirengi noktaları batmış
mutsuzca mutlu bir coğrafya "
(bkz:sezai karakoç)
anlaşılmak güven verir. değmek de öyle. fiziksel veya zihinsel. yalnızlık değememek ile ilgili. korkuyoruz tek başınalıktan.
Bir mağara istiyorum bazen sadece. içinde bir karanlık, İçimde bir karanlık, dizeleri rüzgar rüzgarları dize, bir denize komşu, içimde bir başka denize karışan. Ki bu denizin ufuklarında doğan güneş mavi, suyu siyah, derinliği hissedebildiğin kadar.
İstemiyorum sızmasın ışıkları insanı hayvan eden her neyse, her neyse insanı acıtan, ümitlerinden kanatan, boşluk boşluk gerçeğin üzerinde yaralar açan nefes aldığım yanlarımdan.
İstemiyorum başka ses bir sıcak sessizlikten başka, göğün göğsüne fırlattığım bir nidaydı anlaşılmaya çalışmak, anlamak ve anlaşmakta buluşmuş sıcak bir tebessümün sessiz suskunluğundan başka, istemiyorum başka ses.
İstemiyorum kuşanmak ümit diye, hırs diye, his diye, dürtü diye korkudan ve bencillikten mürekkep silahlar, kanatmak için bir başka insanı.kazanmak diye harcamak için. Tutsak etmek için tutsaklıklarıma. Bir başka düşüncede bir başka kalpte yara açmak hastalık olup..
Bazen sadece duyuyor musun demek istiyorum, görmeden, nerede olduğunu sadece onun bilmemi istediği için bilebildiğimin yanına gidip, dokunup dokunulmak isteyen benliğine, duyuyor musun ? sen beni duyuyorsun biliyorum, duyuyor musun diye sorarken ben.. çünkü bildiriyorsun bana beni duyduğunu.. belki de cevap vermemelisin, birbirimizi duyuyoruz, başka şey istemiyorum.
İstemiyorum sızmasın ışıkları insanı hayvan eden her neyse, her neyse insanı acıtan, ümitlerinden kanatan, boşluk boşluk gerçeğin üzerinde yaralar açan nefes aldığım yanlarımdan.
İstemiyorum başka ses bir sıcak sessizlikten başka, göğün göğsüne fırlattığım bir nidaydı anlaşılmaya çalışmak, anlamak ve anlaşmakta buluşmuş sıcak bir tebessümün sessiz suskunluğundan başka, istemiyorum başka ses.
İstemiyorum kuşanmak ümit diye, hırs diye, his diye, dürtü diye korkudan ve bencillikten mürekkep silahlar, kanatmak için bir başka insanı.kazanmak diye harcamak için. Tutsak etmek için tutsaklıklarıma. Bir başka düşüncede bir başka kalpte yara açmak hastalık olup..
Bazen sadece duyuyor musun demek istiyorum, görmeden, nerede olduğunu sadece onun bilmemi istediği için bilebildiğimin yanına gidip, dokunup dokunulmak isteyen benliğine, duyuyor musun ? sen beni duyuyorsun biliyorum, duyuyor musun diye sorarken ben.. çünkü bildiriyorsun bana beni duyduğunu.. belki de cevap vermemelisin, birbirimizi duyuyoruz, başka şey istemiyorum.
başlangıçta onlar ve sen vardın, onlar ve ben vardım. diğer herkesten azade olarak dokunulmayan ve fark edilmeyen iç dünyalarında yüzüyordun. tıpkı benim gibi. yalnızdın ve hissedilmemek soğukluğu içinde, sakin bir denizde kendini temaşa ediyordun. tıpkı benim gibi.
sonra yıldızların ölüm gibi birbirine uzak olduğu kainatta çarpışan ve birbirini yutan iki yıldız misali iç dünyalarımız çarpıştı seninle. denizler karıştı, benim göklerimden senin göklerine esti rüzgarlar.
son halde biz şimdi yıldızların birbirine ölüm gibi uzak olduğu bir kainatta tek bir yalnızlık içinde birleşmiş olduk. soğukluk yerini bir başka ateşe bıraktı.
artık olan ikimizin yalnızlığı, ikimiz ne kadar tek isek başka herşey o kadar uzak gibi. sanki uzaklar aynı mesafede uzak gibi ikimize de. bu aynı nokta üzerinde duruyor olmamız sebebiyle olabilir mi? sence bu yüzden midir başım saçlarının boynunun sıcaklığından ikliminden ruhum ruhunun omuzlarına dayanmış ve kenetlemiş ellerini ellerime, öylece kalsın istemem?
Biz kalabalığız seninle.
sonra yıldızların ölüm gibi birbirine uzak olduğu kainatta çarpışan ve birbirini yutan iki yıldız misali iç dünyalarımız çarpıştı seninle. denizler karıştı, benim göklerimden senin göklerine esti rüzgarlar.
son halde biz şimdi yıldızların birbirine ölüm gibi uzak olduğu bir kainatta tek bir yalnızlık içinde birleşmiş olduk. soğukluk yerini bir başka ateşe bıraktı.
artık olan ikimizin yalnızlığı, ikimiz ne kadar tek isek başka herşey o kadar uzak gibi. sanki uzaklar aynı mesafede uzak gibi ikimize de. bu aynı nokta üzerinde duruyor olmamız sebebiyle olabilir mi? sence bu yüzden midir başım saçlarının boynunun sıcaklığından ikliminden ruhum ruhunun omuzlarına dayanmış ve kenetlemiş ellerini ellerime, öylece kalsın istemem?
Biz kalabalığız seninle.
ataol behramoğlu şiiri :
Kadın ve adam oturuyorlardı
Uzakta beyaz dağlar vardı
Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni
Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
Adam düşündü, düşündü, düşündü
Aşkımız bitmesin isterim dedi
Biralar içildi ve başka içkiler
Kadın ve adam kederliydiler
Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri
Neden, neden sönüp gider bir aşk
Acının silinmez tortusunu bırakarak
Onulmazca inciterek yürekleri
Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
Gözyaşları içinde gülümsedi
Kadın ve adam oturuyorlardı
Aralarında bir masa vardı
Ve hüznün aşılmaz engelleri.
Kadın ve adam oturuyorlardı
Uzakta beyaz dağlar vardı
Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni
Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
Adam düşündü, düşündü, düşündü
Aşkımız bitmesin isterim dedi
Biralar içildi ve başka içkiler
Kadın ve adam kederliydiler
Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri
Neden, neden sönüp gider bir aşk
Acının silinmez tortusunu bırakarak
Onulmazca inciterek yürekleri
Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
Gözyaşları içinde gülümsedi
Kadın ve adam oturuyorlardı
Aralarında bir masa vardı
Ve hüznün aşılmaz engelleri.