confessions

quares

1. nesil Yazar - Yorulmak bilmez

  1. toplam entry 498
  2. takipçi 22
  3. puan 9312

ne güzel şey hatırlamak seni

quares


Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Nazım hikmet

zengin sözlük yazarlarının karalama defteri

quares
Bu şiirin bir yerinde ismin geçer belki ve sen de bana kızarsın. Sen kızarsan bana biz seninle göz göze geliriz ve ben bugüne kadar ki tüm kızmaları unuturum. Dur ama benden gözlerine uzun süre bakmamı isteme, bu kadar kafi.
Senin gözlerine bakınca aklıma ece ayhan'ın cehennetinin geldiğini söylemiş miydim sevgilim?
Gözlerin cennet ve cehennem, senin gözlerin devlet parasız yatılıda okuyan ve ateşler içinde uyumaya çalışan bir çocuğun anne özlemi. Senin gözlerin uzun yıllar sonra hapisten yeni çıkmış bir şairin denizi görüp bir şeyler karalaması. Senin gözlerin gezi parkında hiç ölmemiş çocuklar ve hâla piyanonun başında fazıl say! Dur siyaset hakkında asla bir şey yazmamam gerek çünkü annem korkuyor böyle işlerden. Sana da bahsetmiştim annemden biraz evhamdır, aslında merhametli bir ehvamdır. Balatta tanıdığım yaşlı amca da evhamdı ama merhametli degildi. insan evhamken dahi merhamet ediyorsa birine ve merhamet, merhamet... tam buraya uygun bir cümle bulamıyorum çünkü en insanı duygu olan merhameti bile çıkar ilişkisine dönüşturen tüm insanlardan ve özelliklede senden nefret ediyorum. Hemde gayet rasyonel bir nefret bu, tüm kanun ve din kitaplarında da yeri var sana olan bu nefretimin. Öfkeliyim ama bir şey gelmez elimden, bilirsin doğrularımın üzerine gitmektense yanlışlara sığınırım. Bilirsin Çaresiz adamlar hep böyledir işte, merhamet gemisindeyiz hepimiz, ufukta doğruluk limanı gözükmüyor, yanlışa demir atmaktan başka bir şey gelmiyor ki elimizden, o ara da tam demir attığımız o ara gözlerine bakıyorum, gözlerin biraz mahcup, bu yalancı mahcupluğunu bir kenara bırak. O ara da vaktimiz kısıtlı bana doğrulardan bahsetmek zorundasın, dur söyleme ya da bırak böyle kalsın.

Hadi gel de sana mandalina soyayım.

geceye bir şiir bırak

quares
Seni Düşünüyorum


T. K. P.'m benim,
seni düşünüyorum.
Sen dünümüz, bugünümüz, yarınımızsın,
en büyük ustalığımız,
en ince hünerimizsin.
Sen aklımız, yüreğimiz ve yumruğumuzsun.
Dünyada bir anılır şanlı soyun var:
sen küçük kardeşisin V.K.P.(B) 'nin.
Sen bana bugün
Mübarek alnındaki yara yerinle
ve işçi bileklerinde zincir izleriyle göründün.
yürüyorsun dimdik, pırıl pırıl.
Ömrümde yalnız seninle
ve senin safında olmakla övündüm.
Bacımınkiler gibi gök gözlü şehrim,
İstanbul`um
seni düşünüyorum.
Oturmuşum deniz kıyısına,
bakıyorsun limana giren Amerikan zırhlısına.
Hastasın, açsın, öfkelisin.
O da bakıyor sana,
hem de nasıl,
efendinmiş,
patronunmuş,
sahibinmiş gibi itoğlu it.
Bozkırdaki tarlalar sizi düşünüyorum.
Belki karasapanla sürülürdünüz,
kavruk olurdu ekininiz,
kavruktu mavruktu, buğday idi ya,
Amerikan şimdi beton dökmüş oraya,
ölüme uçak alanı yapmış sizi.
Uzun uzun şoseler sizi düşünüyorum.
Üstünüzden kervan geçmez, kuş uçmaz,
ölmeğe, öldürmeğe gidilir yalnız.

Seni düşünüyorum tornacı Rahmi.
Belki bu sabah basıldı evin,
belki şimdi Birinci Şubedesin,
kolların kelepçeli arkadan,

Kan içinde yüzün gözün.
Biliyorum söyletemezler:
“Barış Yolu” dergisini kimden alıp dağıttığını.
Seni düşünüyorum Hasan oğlu Hüseyin.
Mangalardan birinin bilmem kaçıncı eri. Selam vermedin diye,
çipil teğmen, basıyor tokadı sana. Sen sımsıkı duruyorsun,
yüzünde beş parmağın yeri. Biliyorum Hasan oğlu Hüseyin
kaçacaksın, katletmiye gitmeyeceksin Korede kardeşlerini
Seni düşünüyorum Hatçe kadın.
İnsandan çok arık toprağa benziyorsun,
hayır topraksızlığa.

Beş çocuk doğurdun, üçü öldü.
Fakir köy halkını peşine taktın.
gidiyorsun zaptetmeğe
süngülerin ardındaki bey toprağını.
Üniversiteli kız seni düşünüyorum.
İçerdesin bir yıldır,
en az üç yıl verecekler.
Bana bir şiirimi okumuştun,
sesin kulağımda hala.
Seni düşünüyorum sayacı İsmail Usta,
Marşal emretti, açıldı gümrük kapıları,
sen dükkanın kapısını kapattın,
zarf, kaat sattın

Galatasaray da, postanenin orda.
Dilendin sonra,
sonra öldün veremden
ev halkıyla beraber.
Seni düşünüyorum anne.
Büsbütün perde indi mi gözlerine?
Karanlıkta mısın?
Karıcığım, seni düşünüyorum.
Sütün kesildi mi büsbütün,

emziremiyor musun artık tosunumu

Memed'imi?
Ev kirasını bu ay verebildin mi?
Ben aklında mıyım?
Mavi bulutlar geçiyor altın kubbelerin üzerinden,
kırmızı bacaların,
beyaz kulelerin üzerinden mavi bulutlar geçiyor.
Bakıyorum Moskova'nın pencerelerinden birinden

seni düşünüyorum memleketim
memleketim, Türkiye'm seni düşünüyorum
zaten bir dakka çıktığın yok aklımdan,
hasretin dayanılır gibi değil
Moskova'da yaşamanın saadeti olmasa,
burda herkes sormasa seni benden,
Sovyet insanlarından her gün mektup gelmese,
sevmese seni onlar
benim onları sevdiğim kadar.

Nazım Hikmet

2017'ye veda notu

quares
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme 2017
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme 2017

geceye bir şiir bırak

quares
olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
düşüncemizin katlanması mı güzel,
zalim kaderin yumruklarına, oklarına
yoksa diretip bela denizlerine karşı
dur, yeter! demesi mi?
ölmek, uyumak sadece! düşünün ki uyumakla yalnız
bitebilir bütün acıları yüreğin,
çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
çünkü ölüm uykularında,
sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
kim dayanabilir zamanın kırbacına?
zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
sevgisinin kepaze edilmesine
kanunların bu kadar yavaş
yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
kötülere kul olmasına iyi insanın
bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
kim ister bütün bunlara katlanmak
ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
ürkütmese yüreğini?
bilmediğimiz belalara atılmaktansa
çektiklerine razı etmese insanı?
bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
yürekten gelenin doğal rengini.
ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
yollarını değiştirip bu yüzden.
bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.

shakespeare

zengin sözlük puan statüleri

quares
Şevkli de neemiş be? En kötüsü bana geldi.

Sözlük yakışmadı bu! Ben bu işin arkasında ki büyük resmi gördüm, eyyyyyy bilginin en büyük zenginlik olduğunu söylryenler, şevkli ne ya? Ya sırf kendisine şevkli dendi diye intihar eden tanıdıklarım var, hayır kelimeyi de söyliyemiyorsun ki;

+senin statün ne?
- şeeli bir şeyler.
+ne?
-şevket yok yok şevkit yok lan yok şevki hayır be şevkli.

Hdjdh bu statü derhal değiştirilsin ve ismimin yanına "yaşar kemal okuyan elaman" statüsü getirilsin!

Dediklerimi yapmazsanız olacaklardan ben sorumlu değilim de, umre kayıtları başlamış diye bir reklam çıktı aşağıda sırf bu reklama saygımdan susuyorum...

geceye bir şiir bırak

quares
Şimdi sen karşımda öylece dururken,
Bakmayışından kırk başka anlam çıkaran ben,
Yanılıp da baksaydın bir kez kafanı kaldırıp
Sevincimden muhtemelen aklımı yitirirdim..

Kafan ki nasıl güzeldir üç duble çaydan sonra
Gözlerin, kim bilir..
Yok yok gözlerinden hiç bahsetmemem lazım.
Daha önce bana baktıkları gibi bakıyorlarsa sağa sola
Yok dedim, gözlerinden bahsetmemeliyim.

Ellerini gördüm sol çaprazdan, canımın içi ellerin..
Allahım onlar else benimkiler ne?
Kararlıyım, gözlerinden bahsetmeyeceğim
Allah belasını versin kulpunu tuttuğun kupanın.

Kafanı kaldırmadın ya hala, inna sabirin..
Ama bu böyle olmaz dönüp dolaşıp,
Dönüp dolaşıp gözlerine geliyor laf,
Çürümüş çimen yeşili gözlerin..
Yapma, merhamet et söz verdim
Gözlerinden söz etmemeliyim.

Şu an, tam şu an
Şu an Calvino görse beni kesin roman yazardı.
Kafam içinden geçsin Dorian Gray'in Portresinin
Ki severim aslında Oscar Wilde'i
Sevmem artık kulplu kupayla beraber
onun da allah belasını versin..

Sen içeri girmeden önce bir süreliğine,
bir süreliğine seni aklımdan çıkarmıştım
Yeni yeni şeyler düşünmeye başlamıştım sen içeri girmeden
(Söyle yanındakine, çeksin elini omuzundan
çeksin elini omuzundan yoksa,
yoksa ne yaparım hiç bilmiyorum,
bilmiyorum iyisi mi çeksin elini omuzundan)
Evet yeni yeni şeyler düşünmeye başlamıştım sen içeri girmeden..
Genç yaşta ölen dansçı, son okuduğum Metin Çakır polisiyesi, Mısırdaki ayaklanma falan..
Sırasızca gelip geçiyorken aklımdan.
Mendil satan çocuğa bakıp toplumsal duyarlılığımı kabartmıştım bir ara.
Doğurup doğurup sokağa salıyorlar cık cık..
Cıkcıklarken tam, sen içeri girdin gördüm.
Sen beni görmedin.
Ben seni gördüm.
Sahi görmedin mi sen beni?
Ben seni gördüm.
Ben seni gördüm ve o an!
Ve o an..
O andan sonra..
Dansçı kızın da Mısır'ın da, mendilci çocuğun da
bir süre sonra kulpunu tutacağın kupanın da
hepsinin Allah belasını versin o andan sonra.

(Sakız mı var ağzında? evet evet sakız var,
rabbim alsana canımı bir sakız nasıl böyle güzel çiğnenir?..)
Yanındaki baktı bana, hafifçe selam verdi.
Ben o an orada değildim, farketmedi selam verdi
Ben çoktan gitmiştim More'nin ütopyasına
O farketmedi kalktı bana selam verdi.
Hafifçe selam verdi, tanışıyormuşuz..
Tanışıyormuşuz da,
Sokarım tanışıklığına.
Az önce sol çaprazdan gördüğüm,
az önce sol çaprazdan gördüğüm sağ omuzunu saran kol onun koluysa
başlarım tanışıklığına..
Masadaki herkesle göz göze geldim,
bir seninle gelmedim.
Mahsus mu yapıyorsun?

(Yanındaki selamlaştığım adam,
yanındaki selamlaştığım adama söyle
söyle ona, öyle sokulup durmasın sana)

Ben dahil hepimizin allah belasını versin
derken..
Derken kalktın
Kalktın, kalkarken de bakmadın..
Kalkarken bile bakmadın..
Heyy dur nereye,
gitme..
gitmesene..

Ali lidar

cumhuriyet halk partisi

quares
Ulu önderimiz gazi mustafa kemal atatürk öncülügünde kurulmuş ve her daim halkın yanında olmuş dev bir çınar!

Günümüzde kemal kılıçdaroğlu başkanlığında yoluna devam etmektedir. Hiç kimsenin boyunduruğu ve tekeli altında değildir! Gücünü ve kararlılığını tamamen halktan almaktadır!
0 /