sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

hak yeme hell yeah


uzun zamandır şüphe ettiğim ama artık emin olduğum bir şey var. ben hiçbir zaman mutlu olamayacağım.

hayatım boyunca her zaman ince bir insan olmaya çalıştım. hayatım boyunca kimsenin canını yakmadım. bu kendimle gurur duyduğum bir şey olsa da en sonunda kendime olan saygımı tamamen yitirmeme sebep oldu.

belki fazla hayalperestim. belki de yaşamak istediğim şeyi bazı insanlara yüklüyorum. ama insanlar bana hep bunu yapma hakkını sunmuş gibi bir izlenim bıraktı.

eğer birini seversem her şeyim o olur. onunla konuşmak, onunla dertleşmek, onunla sevişmek, o neredeyse orada olmak ve ben neredeysem onun da orada olmasını isterim. ondan başka hiçbir şeyi umursamam.

sevdiğim insan bana öyle bağlı olsun ki benim olmadığım yerde mutluluğun m'sini bile düşünmesin. çünkü aynı şekilde ben de onun olmadığı hiçbir yerde mutlu olamam.

ya tepelerde ya da yerin yedi kat dibinde yaşıyorum bu hayatı. hayatım boyunca da böyle oldum. bundan sonra da değişeceğimi sanmıyorum. sadece artık gücümün tükendiğini anladım. devam edemiyorum daha fazla.

belki de hastalıklı olan benimdir. ne kadar kabullenmek istemesem de. ama bana kalırsa sevgi denen şey yoldan geçen insana da aynı şekilde göstereceğiniz nezaket ve toleranstan fazlası olmalıdır.

sevmek kelimesi işin içine girince aklımı yitiriyorum. istemediğim her şeyi karşımdaki insanın mutluluğu için yapmak bile beni mutlu ediyor. ona karşı yapılmış en ufak bir şeyi kendime yapılmış hissediyorum. onun sevdiği şeyler ve insanlar benim sevdiklerime dönüşüyor, sevmediği şeyler ve kişiler benim sevmediğime.

karşımdaki insandan da aynı şeyleri bekliyorum. sevdiğim insanın benim sevmediğim birini sevmeye hakkı yok, beni sevdiğini söylediği sürece. çünkü bu budur. bazen kendinizden vermelisiniz. sevginin tek ölçütü emek ve fedakarlıktır. fazlası değil. söylenen sözlerin eğer içi boşsa sadece aptal yerine konuyorsunuzdur...

hatta bazen bunu bile bile devam edersiniz ve karşı taraf bunun farkına bile varmaz.

her neyse. 28 yıldır bulamadığım şeyi bu saatten sonra bulacağım konusunda da zerre ümidim kalmadı...

bir arkadaşım vardı kulakları çınlasın, bana demişti ki 'taylan, farkında mısın, insanlar bizi sevmiyor'. bu sözü ömrümün sonuna kadar hatırlayacağım. gerçekten insanlar beni hiç sevmiyor.

ne zaman böyle dımdızlak bırakılmış hissetsem geriye dönüp bakıyorum. ve gerçekten mutlu olduğum anların, mutsuz olduğum anlara kıyasla ne kadar az olduğunu görüyorum.

sevdiğim insan için verdiğim her çaba, boğazıma oturan bir yumruk olarak geri dönüyor. ne zaman bu sefer mutlu olacağım desem, kendimi hep aynı balkonda yalnızlıktan örümcek ağı bağlamışken buluyorum...

coinsw.app

taidusar
kripto paralardaki pump ve dump fırsatlarını öğrenebileceğiniz bir uygulama. pump ve dump noktalarını referans alarak ani yükseliş ve ani düşüşe sebep olma potansiyel 16 farklı etkeni kesintisiz olarak takip edip yapay zeka sistemi ile analiz yapan ve bu analizlerin sonucunda elde ediyor. %80 oranında başarı ortalaması var. uygulama sadece monitoring hizmeti sunuyor ve şifre vs talep etmiyor. https://coinsw.app

akbaba

diablo
akbaba köken olarak akraba dan gelir. Dünyaya bu tanımı kazandıran ünlü düşünür Keriz Hümanistgil şöyle diyor. Ben yıllarca aile bağlarımdan kaynaklanan yakın çevreme bir isim aradım. Bu yakın çevremin bana yaşattıkları doğada bir canlının özellikleri ile örtüşüyordu. Akbaba ların yaşam tarzlarının yakın çevrem ile olan uyumunu görünce Akraba tanımını ürettim ve dünyaya kazandırdım. Az önce tebrik etmek için arayan akrabam 2 gün sonra ödemek üzere 2 bin lira istedi. Teşekkürler

barda

johannstock
bu film hakkında ne yazılsa, ne denilse bilinmez. rahatsız edici diyelim yalnızca.
lakin üç beş kelam edilecek olunursa;

senarist bu filmde çokça mesaj iletmek istemiş, yine de başarısız olmuştur. çünkü iletmek istediği mesajları hikaye kendi kendine boşa düşürmüştür.

1- hikaye bir grup üniversiteli veya orta sınıf aileden yetişmiş denilebilecek nitelikte gencin serseri bir grup genç tarafından şiddet ve tecavüze uğramasını anlatıyor. burada iki ayrı insan tipolojisi var ama birbirini tamamlayamıyorlar. burada teknik aksaklıklarda var ancak yalnızca eksiklik bundan kaynaklı değil. sınıf ayrımı anlatılmak istenmiş ancak bu iki grup bir sınıfa ait değil. iki grupta anlatıldığı kadarıyla lümpen, maddi sorun yaşamayan ve yaşamı anlama gayretinde olmayan insanlar. yani maddi yaşam koşulundan kaynaklanan bir çatışma hali yok.

2- "neden" diye sorulduğunda yönetmen son sahnede bize ipucu veriyor. egzoscu selim, diğer gruptaki iki genci sarmaş dolaş görünce kinleniyor. onlara bir bakış atıp küfrediyor. yine başka bir sahnede selim, tipini beğenmeyecekleri için bara giremeyeceğini söylüyor. çatışmanın nedenini binevi açıklıyor kendi halince. bunlar yeterli bir neden değil. kimse birini nedensiz yere öldürmez ya da nefret etmez. bunlar bu sebeplerden dolayı zorlama eklentiler olmuş. senarist bu nefretin nedenini açıklamak istemiş ama bir çaba göstermemiş.

3- hikaye kesinlikle net değil. ilk grubun yaşamı az çok biliniyor ama selim ve çetesine dair ufak bir ipucu yok. film bir zaman sonra bulanıklaşıyor.

4- adalet kısmı şaibeli. sanık avukatı hakimle görüşüyor, savcı kendince hukuka aykırı bir çözüm buluyor, hakim kararı okurken bir sanığa "2-3 yıl yatar, çıkarsın" diyor. böyle saçmalıklar olur mu?

sözün özü izlenilebilir fakat eşe dosta tavsiye edilecek bir film değildir. insan iki üç gün etkisinden çıkamıyor...

çok güzel anılar biriktirin

pasaj
güzel anılar biriktirmek lazım. geçmişe saplanıp kalmamak, geçmişe dönüp baktığında ise iyi şeyleri güzel anımsamak en makulü. güzel anılar biriktirerek daima içini ferah tutarak yaşamak, kişi yaşamına pozitif yönde bir seyir sağlıyor, en öncelik verilmesi gereken hususlardan.

can you see

hak yeme hell yeah
Prestij TV gibi kimsenin bilmediği bir ortak noktamız olan yazardır.

Tam o hikayelerden bir hayalet olarak beklerken ikinci hayalet olarak gelip sözlükteki hayalet kotasını doldurmuştur. Bir sonraki adım definecilerin başına bela olmamız olabilir.

Sözlükteki hoş gri rengin tonunu bir doz daha açmış, yarı meslektaşım olan yazar.

hak yeme hell yeah

can you see
onunla korku ve gerilim hikayeleri kapıştırdığımız doğrudur. sözlüğe girince hayalet olarak tek o vardı. eh ben de geldim artık iki hayalet olarak gelenleri karşılamaya hazırız. kendimizden başka korkacak kimse yok değil mi?
tanım: yazılarını severek takip ettiğim yazar kişisi.

düşün ki o bunu okuyor

can you see
aslında o okumuyor, sen okumasını istiyorsun derinlerden bir yerden. söyleyin yüzüne, gerekirse tükürün, dayanma derecesine göre tekme , tokat falan (tabii ki şiddete karşıyım) girişin. orada bitirin. o diye bir şey olmasın kafanızda. şahsen o olduysa artık benim beynimde de yer etmez. unutmak gibi bir huyum var. o ları hatırladıkca onları içinizde büyütür ve sizi ipotek altına almasına izin verirsiniz. mutlu etmiyorsa meşgul de etmesin misali.
not: zengin szlük muhabiri beyin içinden sesleniyor. habercilik zor zanaat. bakın sizin için beyine bile giriyorum. az kıymetimi bilin, maaşıma zam yapın zalımlar.

kedi

pasaj
hayatım boyunca kendilerine hep kayıtsız kaldığım varlıklardandı. hatta bazılarından hoşlaşmadığım da oluyordu. fakat bu kadar süre nasıl kayıtsız kalmışım bu durumu tuhaf karşılıyorum. artık ciddi bir sempati duyuyorum kendilerine. tabii, bazı aşırı şirin kedilere karşı sempatim çok daha fazla oluyor.

diyet bisküvi

pasaj
sanıldığının aksine diyetle anılmaktan çok uzak olduğunu deneyimlediğim bisküvidir. fakat diğer bisküvilere göre yine de diyetteyken aşırıya kaçmadan tüketilebilir, eğer bisküvi yemeden duramıyorsanız.