sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

johannstock
yaşam ne kadar değerli değil mi? bir bakıyorsun ki, yaşamın içindesin ama zamanla bu kayboluyor, sen de arayıp duruyorsun.

evet, durup dururken gözlerim ve ruhum geçmişe yöneliyor. unutup yitirdiğim anılar birden canlanıp uykuma saplanıyor. asıl üzücü olan ise benim bunları toparlamakta güçlük çekmem.
toparlayamıyorum.
çünkü artık yaptığım çizimlere, dinlediğim müziklere, dostlarıma, okuduğum kitaplara ve en önemlisi yaşamıma gerektiğinden fazla önemi vermiyorum. bu benim suçum değildir belki. belki böyle olması gerekiyor. ne yazık ki ben bu durumu kabullenemiyorum. yıllar önce böyleydi, bundan sonra yine böyle olacak...

vidyodan

taidusar
alışveriş yapabileceğiniz platform. canlı olarak ürünleri deneyip anlatıyorlar. ayrıca kısa kısa videolarla sorulara cevaplar veriyorlar. 7-8-9 eylül de yayınları var. kore ve nude makyaj ürünlerini deneyecekler. indirimleri de güzel oluyor. bu hafta yüzde 70 var bakılır yani.

bonnie

johannstock
kendisi bir gün buralara bakma ihtiyacı duyarsa, ekşi sözlük hesabımı kaybettiğimi bildirmek isterim. hani olur ya, güzel günlerde buluşuruz. bunu bozmak istemediğim için belki beş yıl (belki 4 yıl) sonra buralara uğrarsa benim için makbule geçer...

not: çok uzun yazmak istedim.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

hak yeme hell yeah
Sevgili sözlükcüm..

2017 yılının bir bahar ayında, başımda kavak yelleri eserken tanıştım bu mecra ile... Neredeyse her yerde yazdım ama hiçbir yeri bu kadar benimseyemedim...

4 koca yıl oldu. Hayattan umudu kalmamış ama yine de kendini ispat etmeye çalışan bir üniversite öğrencisiydim buraya ilk adımımı attığımda...

En büyük aşklarımın, acılarımın, arzu ve tutkularımın; kendimce zaferlerimin, mağlubiyetlerimin en büyük tanığı oldu burası. Hiçbir yerde kendimi bu kadar rahat hissetmedim.

Tee ilk günlere döndü de kafam... İnsan gerçekten hamur gibi. Ama Yıllar geçtikçe esnekliğini kaybediyor. Hayat beni ne kadar yoğurur bilmiyorum ama bambaşka bir evredeyim.

Benim gibi biri sevilmek için her şeyi yapar. Yaptım da sözlük. En büyük şahidimsin. Yaptığım tüm hatalar, yanlışlar gösterdiğim her saçma davranış sadece sevilmek içinmiş. Ve biliyorsun sevişmek öcü değildir. Sevilmek değil. Sevişmek. :)))

4 gündür nişanlı bir adamım. Hâlâ alışamadım sanırım. Neyken ne olduk diyorum. Sanki bu tip şeyler benim için hiç olmayacak gibi gelirdi. Her neyse...

Feraha kavuşmak affetmekten geçiyormuş. Her şeye öfke ve nefret kusarken biri gelir ve tüm geçmişi affettirir. Silmez, silemez. Kimse bir alzheimer değil :)) Ama affettirir.

Büyük hırsları olan bir insan olmadım. 17 yaşımda ailemden ayrılıp öyle ya da böyle düşe kalka kendi düzenimi kurdum. Tek bir eksiğim vardı. Beni mutsuz eden buydu. Sırt çantalarımızı alıp koy koy dolaşacağım, yüksek bir tepede ona yıldızları anlatacağım, dokunurken ellerimin titreyeceği bir kadın. Tek mutsuzluğum bu eksikti.

Ne zaman tamamlayacağım desem hayat sağlı sollu geçirdi. Beni mutlu edecek şey gerçekten hayatımda birinin olmasıydı. Telefonumda bir uygulamada değil. Çabuk kanan bir insan olduğum doğru.. Dönüp baktığımda gerizekalı gibi aylarımı çalmasına izin verdiğim insnalara olan öfkemin dinmesi imkansızdı... Dindi insancıklar.. Hepinizi bir kuş gibi gökyüzüne saldım...

Dedim ya, artık bitti, tamamlandı. Benim için artık eksik yok... Sırt çantaları alındı, bisikletlere binildi, yıldızlar seyredildi, omuzlarda ağlanıldı, dudaklar öpüldü... Bitti. tamamlandı.

Hiç bu kadar eksiksiz hissetmemiştim sözlük... Dediğim gibi. Burada büyüdüm. Ya da hâlâ büyüyorum ya da hiç büyümedim. Bilmiyorum... Ama her evremi seninle yaşamak çok güzeldi. Sözlük... Senin, benim hayat sayfalarımsan hiçbir farkın yok.

2021

hak yeme hell yeah
Benim için karmaşalar senesi oldu...

Çok kötü başladı... Bu hale alıştığım için çok takmadım. Belki de olgunlaştım bilmiyorum. Bana hâlâ çocukmuşum gibi geliyor...

Derken her şey değişti. Radikal bir karar alıp her şeye sıfırdan başladım. Çok iyi bir firmada çok iyi bir iş teklifi aldım ve İstanbul'a yerleştim.

Eşyalarımı toplamak için geri döndüğüm gün sahilde son kez yürümek için dışarı çıktım. Ve hiç hesapta yokken hayatımın aşkıyla, ömrümü yanında tamamlamak isteyeceğim kadınla tanıştım.

Zaman gerçekten yavaşladı. Buz mavisi gözlerini kırpışını, sapsarı saçlarının uçuşunu ağır çekimde izledim... Gecenin bir vakti, tanrıça gibi bir kız öyle oturup kumlara denizi izliyor. İnanın bana deniz olmak istedim. Ne oldu ne bitti derken, o deniz oldum. Ona baktığımı fark edip bana baktı. Normalde utançtan kıpkırmızı olmam ve bana bakınca aniden kafamı çevirmem gerekirken bakmaya devam ettim. Aynı anda birbirmize gülümsedik. 5 dk bakışmanın ardından kalkıp bana doğru yürüdü. Tanrım! Hayat ağır çekimde akıyor resmen... Attığı her adımda kalp atışımın şiddeti daha fazla büyüyor. Kalp atışımın sesinden kulağım sağır olacak gibi. Bana gelip İngilizce 'elimle işaret edip seni çağırıp saygısızlık etmek istemedim. Bana katılmak ister misin' diye sordu. Ah! Birini eliyle çağırmak bile onun için saygısızca... Halbuki 'gel lan buraya tipik' dese koşa koşa gideceğim.

Uzatmayacağım... Gittim. Konuştuk. Adımı sordu, adını öğrendim... Ve biliyor musun sözlükcüm, beni gördüğünden beri denize hiç bakmadı...

Alkolün de bize verdiği yetkiye dayanarak o gece öpüştük. Birkaç ay geçti. Onu öptüğüm yerde evlenme teklifi ettim. Onun gibi, sade, duru bir teklifle ve diz çökmeden... Bilmiyorum evliliği kaldıracak kadar olgun muyum ama dedim... Birlikte büyürüz dedi. Üç gün sonra nişanımız var.

Ama öyle acı dolu olacak ki her şey... Çünkü onu ilk gördüğüm, ilk öptüğüm yerde bize eşlik eden orman kül oldu. Ve biz oradaki her ağacı, sahili, denizi birbirimizi sever gibi sevdik...

En mutlu günüm olacakken bu acıyla hatırlayacağım her şeyi. İkiye bölünmüş gibiyim. Bir yanımda heyecandan ve mutluluktan insan eli değmemiş nehirler, ormanlar, ağaçlar ve kuşlar varken; diğer yanımda cehennem ateşlerini kıskandıracak ateşler yanıyor.

çok güzel anılar biriktirin

icgqhs
zaman hızla akıp gidiyor derken bile akıyor...
bunun daha ne kadar edebiyatı yapılır bilinmez fakat yaş biraz geçince ve kendin sakin bir yerde bulduğunuz ilk an, tüm anılarınız depreşiyor. geçmişe olan özlem ya da geçmiş günleri anımsayıp mutlu olma çabaları arasında kalıyorsunuz.
geçmiş hep bu kadar güzel değildir elbette fakat, güzel geçen her bir zaman dilimi biriktirilen en büyük servettir.
hayat akıp gidiyor.
güzel yaşayın, mutlu edin ve yarına umut bağlamayın.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

hak yeme hell yeah
3 harika günün ardından yine her şey karanlığa gömülmüş gibi...

Bugün ülkesine uçtu. Arkasından baktım. Hayatımda hiç bu kadar genç, enerjik ve mutlu hissetmezken; dudakları dudaklarımdan, ayrılıp gözümden kaybolurken birden yaşlandım...

Zaman öyle yavaşladı, adımlarım öyle ağırlaştı ki, ben eve varana o çoktan evindeydi.

10 gün , sadece 10 gün sonra yine kavuşacağım. Ama sanki 5 yıl bekleyecekmişim gibi... Birkaç altın sarısı saç telinin olduğu tokası, su içtiği şişe kaldı elimde.

Aah doğa anne! Benim için böyle güzel bir Sürprizin olacağını bilseydim 27 yıl sadece beklerdim. Tepeden tırnağa nasıl yenilenmiş, nasıl baştan yaratılmış hissediyorum kendim anlatamam. Görenler bile şaşırıyor, yüzümdeki ışıltıya, gözlerimdeki gülümsemeye.

Her şeye anlam yüklemekten kafayı yiyeceğim. Kumsalda ayaklarının altına yapışıp tekrar düşen kum tanelerini bile tek tek toplamak istiyorum, bulup. Ve ben, bendeki bu delilik halini çok seviyorum.

axl rose

can you see
tam adı, William Bruce Rose Jr olan Guns N' Roses grubunun vokalistidir. rock müziğin çılgın çocuğudur. konserlerinde genelde etek ya da kmini şort giyer. eh bacakları bayağı güzel. grubun delisidir.her konserinde küfüretmişliği vardır. çatallı sesi şarkılarına değişik bir enerji verir.çılgın grubun ve axl'ın gençken yemediği halt kalmamıştır. şimdilerde yaşlansa bile akıllarda eski, çılgın halleri kalmıştır.ortaya karışık bir video bırakayım buraya.

recep ivedik'e gülen insan

hak yeme hell yeah
İnsanların bütün aşağılamalarına inat, yüksek bir tepeye çıkıp ' benim' diye bağırmak istiyorum. Çünkü o benim.

Gayet komik lan. Buna güldüğüm için bana kültürsüz diyen insnalardan da çorabım bile daha kültürlüdür amk. Recep ivedik'in her serisini sinemada izledim. Özellikle 2. Filmin final sahnesinde de hüngür hüngür ağladım.

Siz bilmezsiniz 2006-2007 yıllarında recep ivedik bir skeç karakteriydi. Sırf o günlere olan vefamdan ötürü yine izlerim.

Ayrıca hönkürerek güldüğüm bir sahneyi şuraya bırakayım.

korku filmi klişeleri

can you see
kurban ya kendini banyoya klitler ya da üst kata kaçar. seks yapan bir çift bu filmlerde mutlaka bulunur. korku bu abi korku erotik film izlemiyoruz. ikisini bağdaştıran yönetmenler bunu hangii mantıkla yapmış halen anlamış değilim.

nemesis

hak yeme hell yeah
Ne zaman dinlesem, aklıma Kayseri'nin sokaklarında gece vakti ellerim cebimde ağzımdan buharlar saça saça ağır ağır yürüdüğüm anları getiren albis şarkısı.

O günleri özler özler dururum... Gizli hazinem gibi bir şey.

ameno

can you see
era üyesi eric levi tarafından yazılan şarkıdır. şarkının nakarat bölümü ingiltere oda orkestarası tarafından seslendirilmiştir. sözleri Pseudo Latince tarzındadır. yani latince jargonu ama anlamı yoktur. müzikal yapısı size gotik bir dünyanın kapılarını açar.
ayrıca mezuniyet törenlerinde de fon müziği işlevi görür.

uzak mesafe ilişkisi

hak yeme hell yeah
Destanlar yazabileceğim bir ilişki türü. Ama yukarıda yazılanlar gibi 'kesin biter, bel bağlamayın' gibi şeylere bakıp üzülmemek lazım. Eğer hatun kişisi yurtdışında yaşıyorsa gayet yürütülebilir bir ilişki türü ahaha.

Eski ilişkimde sevgilim olacak hatun kişisi ile komşu illerde yaşıyorduk, ki birlikte olduğumuz zaman neredeyse, 1 yıldan biraz fazlaydı. Bir kere bile gerçeğe taşıyamamıştık. Hatta bu ilişki öyle bir ilişkiydi ki kız bana telefon numarasını vermemişti ahahah. Hâlâ düşünür gülerim. Telefon numarasını bilmediğim bir kadınla bir yıl boyu sevgili oldum.

Neyse efendim. Öyle veya böyle Türkiye'deki kadınlar bırakın uzaktan olanına yakından olan ilişkiye bile uygun değil. Her şeyden ötesi aileye karşı koşulsuz bir itaat var. Hatırlarım, hatunun yanına gitmek için çırpınırdım. Karşılığında ise hep bir şekilde ertlenirdim.


Gelgelelim bir gün bodrum sahillerinde gezerken rastladım şimdiki sevgilime. İki gün sonra ülkesine döndü. O ülkesindeyken başladı ilişkimiz. Bir hafta geçmedi yanıma geldi. Bir hafta geçmedi yanına gittim. İki ay sonunda ailelerimiz karşılıklı rakı içiyordu.

Demem o ki aşk biraz cesaret ve fedakarlık işi. Uzak mesafe ilişkisi ise biraz daha fazla cesaret ve fedakarlık işi. Ruhunda biraz özgürlük, biraz cesaret ve size karşı koşulsuz sevgi olan biriyle sonuna kadar yürür.

yaran fıkralar

can you see
Temel Trabzon' dan İstanbul' a gelmiş, yürüyormuş. Bu arada 5 dakikada bir top atışları duyuluyormuş. Merak edip sormuş." Hemşerum haçan habu top atişlari neyin nesidur?" diye. Kraliçe Elizabeth 'in gelmesi sebebiyle top atışı yapıldığını anlatmışlar. Aradan yarım saat geçmiş ve top atışları halen sürmekteymiş. Temel yine sormuş bir başkasına." Bu top atışları neyin nesidur hemşerum?" diye. Ayni cevabı alınca söylenmiş:
"Ula, yarim saattir bir kariyi vuramadular da "

19 temmuz 2021 erdoğan'ın müjdesi

can you see
bahiscileri yatırmış müşdedir. sağ gösterip sol vurmuştur reis. büyük müjde kuzey kıbrıs türk cumhuriyetine külliye ve millet bahçesi yapılmasıymış. bu müjde beşli çete ve onlardan para devşirenlerin müjdesi olmuş. bir kıbrıs kaldıydı betonlaşmadık o da olacak. top artık kıbrıs halkında.