star wars the rise of skywalker

ruzgara karsi iseyen adam
Her şey 2012 yılında başladı. Bir karadelik gibi önüne geleni yutan disney; Pixar, marvel derken lucas filmi de bünyesine kattı. Star wars serisine gönül verenler bu durumdan endişe duyarken, üzerine klon savaşları nedensizce sonlandırıldı. Ardından j.j.abrams yeni üçlemenin ilk adımını attı. Böylece "uzun zaman önce çok çok uzak bir galakside" geri dönüşü olmayan bir yola girildi. Ve bu yol The Rise of Skywalker ile son buldu.

The rise of skywalker, last jedi filmindeki hataları tekrarlamıyor. Bir ders çıkarılmış, bu çok açık. Yeni üçleme ile kaybedilen bazı degerleri, Star wars ruhunu yakalamaya çalışmışlar. bunu daha çok ustalara saygı duruşu yaparak, gözümüze sokarak yapıyorlar. Ama tüm bunlar filmi kurtarmaya yetmiyor. The rise of skywalker, temelsiz bir alt yapı üzerine inşaa edilen yeni üçlemenin en iyi filmi olsa da, kötünün iyisi olarak vasatın altında kalıyor. Bırakın orjinal seriyi ya da Prequel üçlemeyi, ara dönem filmi olan rogue one'ın kalitesine bile yaklaşamıyor. Keşke bir Mary Sue yaratma kaygısı gütmeden, gerçekci bir ana karakter ile karşımıza çıkabilselerdi. Oysa ki; leia, Jyn Erso ve hatta Ahsoka gibi ciddi, güçlü kadınları izledik star wars evreninde yıllarca. Bunu yapabileceklerini gördük ve tabi ki yapamadıklarını da!