kendisine o kadar uzağım ki tez yazmak şöyle zor böyle illallah ettirici diyebilecek bir birikimim bile yok. hani uğraşmış olsam da şikayet etsem keşke. patentini alsam daha kolaydı.
(bkz:sikinin ucuyla iş yapmak)
https://medium.com/@ordaneisivarmis/turk-milleti-ve-sikinin-ucuyla-i-s-yapmak-gerce-i-e7b170699056
" Türk eğitim ve aile sisteminin her anında, yani insanın çıkamadığı yaklaşık 19 senelik bir cam kavanozun her santimetreküpünde öğretilen şudur: her şeyin kolay bir yolu vardır. Hiçbir şeyi tam olarak yapmak zorunda değilsin. Kurallara uymak birkaç “yalaka”nın dışında kimse tarafından yapılması gereken birşey değildir çünkü müeyyideler hiçbir zaman o kadar ağır olmayacaktır. Çünkü müeyyidelerin uygulanmasını sağlayacak sistemi yürüten kişiler de aynı siklememezliktedir. Onlar da birilerinden tırsmakta, onlar da birilerinden nemalanmaktadır.
https://medium.com/@ordaneisivarmis/turk-milleti-ve-sikinin-ucuyla-i-s-yapmak-gerce-i-e7b170699056
" Türk eğitim ve aile sisteminin her anında, yani insanın çıkamadığı yaklaşık 19 senelik bir cam kavanozun her santimetreküpünde öğretilen şudur: her şeyin kolay bir yolu vardır. Hiçbir şeyi tam olarak yapmak zorunda değilsin. Kurallara uymak birkaç “yalaka”nın dışında kimse tarafından yapılması gereken birşey değildir çünkü müeyyideler hiçbir zaman o kadar ağır olmayacaktır. Çünkü müeyyidelerin uygulanmasını sağlayacak sistemi yürüten kişiler de aynı siklememezliktedir. Onlar da birilerinden tırsmakta, onlar da birilerinden nemalanmaktadır.
Hayallerimin çok yıkıcı olduğunu hissediyorum. Onlar için kendimi yeniden yaratsam bile yetersiz geliyor sanırım. İçimdeki gizli narsistin şımarıklığı işi şeyler. Fantastik hayallerim aşka dair, diğerleri daha şiddetli.
İki kişi veya iki bin kişi, insanlar bir araya gerçek için değil iyi için gelir. İyi olduğu faydalı olduğu sürece bir arada kalınır. İdeolojilerin amacı iyi olanı hakikat gibi sunmak. Böylece biz gerçeğe gittiğimizi sanarken faydalı olduğunu sezdiğimize doğru ikna olma duvarlarını indiririz.
Bir uçurumun iki tarafından birbirine haykıran iki insan gelecek olan yanıt kadar kendi cevaplarına bakar. Diyaloglar hep bir zamanlar Beyoğlu'na çıkılırmışcasına iki dirhem Bir çekirdek başlar. Ne kader samimi ya da eksik olsa da. Zamanla eski diyaloglara benzemeye başladığını görürüz. Ama işte amaç akistir, aksisedadır. Yoksa bize özden ve tecrübeden başka kalan yok.
ergen varsa vekil de vardır. insanın zihni insanı kendisinin vekili olabilecek seviyeye gelene dek gelişmeye, dış dünyayı daha fazla anlamaya anlamlandırmaya çalışır. temel amacı başa çıkabilmektir. burada da insanın neyle başa çıkamaduğı ya da neyle mücadele edip başa çıkmak istediği sorusu geliyor. zihin de oraya doğru yelken açıyor o zaman. ta ki insanı ya da bedeni ya da hükmettiği bilinci başka vekaletlerden kurtarana dek.
düştüğünü tökezlediğini gördüğümde benim ayaklarımın kanaması değil mesele olan, senin ayaklarına bir şey saramamak, dudaklarımla bile durdurmaya hazırken.
insanın özü arzu tanrı nın özü kudrettir diye bir söz var. insanın bir bilincinin veya özgürlüğünün olmadığı, bilinçaltından ve arzularından ibaret olduğu düşüncesine yakın olsa da, bazen bu sözü düşününce tek özgür olanın yaratıcı olduğunu düşünüyorum. çünkü insanın bütün kararları ve düşünceleri bir şeylerin örüntüsünden gerilmiş iplere bağlı gibidir.
yeme içme arzusu, korkulardan uzaklaşma arzusu, yaşama arzusu gibi temel arzular. herkes tarafından hakkı verilenler bunlardır, bundan sonra türetilen arzular yargılara dokunmaya başlar.
çarpıcı ve etkileyici söz.
aforizma bence sahne tutkusu gibi bir şey. aforizma söyleyenin hazzı sahne ışıkları ona döndüğünde, söylediği büyük sözün kendisi merkez olmak üzere bir dalganın yayılışı gibi zihinlere yayılması çarpması etkilemesi, kalabalığın hayranlığı ve çekip gidiş. alkışı beklemez, takdirleri toplamaz. aslında bu sözün birine bir şey katıp katmayacağını bile önemser değildir, etkileyici olmuş olmanın hazzını aradıkça aforizmalar keskinleşir, gittikçe daha sert uyuşturuculara yönelen bir müptezel gibi. tehlikelidir sevdası.
aforizma bence sahne tutkusu gibi bir şey. aforizma söyleyenin hazzı sahne ışıkları ona döndüğünde, söylediği büyük sözün kendisi merkez olmak üzere bir dalganın yayılışı gibi zihinlere yayılması çarpması etkilemesi, kalabalığın hayranlığı ve çekip gidiş. alkışı beklemez, takdirleri toplamaz. aslında bu sözün birine bir şey katıp katmayacağını bile önemser değildir, etkileyici olmuş olmanın hazzını aradıkça aforizmalar keskinleşir, gittikçe daha sert uyuşturuculara yönelen bir müptezel gibi. tehlikelidir sevdası.
kelimenin kökeni fransızca, etimolojisi latinceye uzanıyor. cinsel birleşme anlamında kullanılması fransızca, ingilizce ve türkçe için de 1900 lü yılların ilk yarısına tekabül ediyor. bundan önce cinsiyet anlamında kullanılıyor.
türkçede net karşılığı yok. cinsel birleşme, aşk yapma, bunların başka karşılıkları var yabancı dillerde. yeni yüzyılın kavramı yani, tüketim toplumu, haz toplumu, hedonizm.. ne cinsel birleşme gibi mekanik, ne aşk yapmak gibi hislerden tenlere uzanan bir anlamı var. hem mekanik, o an sadece o düşünülüyor, hem bireyselci, seksi olmak ve seksi olanı elde etmek için uğraşan bunun için kendini sürekli yeniden düzenleyen ve en çok bunun için kendini yetiştiren insanı oluşturuyor. hem hafif, hem ağır ve ham. diğer kavramlar fantazileri, renkli hayalleri, kısa ve uzun dönemli planları kapsamıyor o kadar da. seks hem bir eğlence, hem en temel ihtiyaç olarak zihinimize her yerden pompalanıyor, ve en büyük değerlerden biri seksi olmak artık.
kafamızın içinde ne kadar dönere dönsün, metalaşmamak ve metalaştırmamak için, gün içinde canımız sıkıldığında, mutsuz olduğumuzda mutluluk hapı gibi atmak istesek de bunu özel insanlara ayırmak istiyoruz, çünkü biliyoruz ki seks sadece seks değildir.
türkçede net karşılığı yok. cinsel birleşme, aşk yapma, bunların başka karşılıkları var yabancı dillerde. yeni yüzyılın kavramı yani, tüketim toplumu, haz toplumu, hedonizm.. ne cinsel birleşme gibi mekanik, ne aşk yapmak gibi hislerden tenlere uzanan bir anlamı var. hem mekanik, o an sadece o düşünülüyor, hem bireyselci, seksi olmak ve seksi olanı elde etmek için uğraşan bunun için kendini sürekli yeniden düzenleyen ve en çok bunun için kendini yetiştiren insanı oluşturuyor. hem hafif, hem ağır ve ham. diğer kavramlar fantazileri, renkli hayalleri, kısa ve uzun dönemli planları kapsamıyor o kadar da. seks hem bir eğlence, hem en temel ihtiyaç olarak zihinimize her yerden pompalanıyor, ve en büyük değerlerden biri seksi olmak artık.
kafamızın içinde ne kadar dönere dönsün, metalaşmamak ve metalaştırmamak için, gün içinde canımız sıkıldığında, mutsuz olduğumuzda mutluluk hapı gibi atmak istesek de bunu özel insanlara ayırmak istiyoruz, çünkü biliyoruz ki seks sadece seks değildir.
geçenlerde rüyamda gördüm kendisini. laptopu ağırlaşmış, ayrıca 1x5 usb çoğaltıcısı da çalışmıyormuş. bir hallet şunu yaa dedi. tabii syn cumhurbaşknm dedim. denetim masası-programlar-program kaldır dan yandex in baş belası eklentileri falan vardı kaldırdım, çalışmakta olan programlardan gereksizleri durdurdum, usb driverları da güncelleyince mis gibi oldu. söylendi biraz birilerine ama mutlu oldu.
günlük yaşamda, tamamen giyinik bir kadını ucuz gösterebiliyor, çıplak bir bedende de anlamsız durabiliyor. ama farklı hatlara sahip bir başka bikiniden veya çamaşırları içinde bir kadında oldukça çekici bir ayrıntı olduğunu söylemek gerek. şubat ayında nereden aklıma geldi bilmiyorum. koyu mavi gökyüzünü özledim sanırım.
dinlediğim bir konferansta, dış görünüşün ilk intiba etkisinin güçlü olduğunu ve uzun sürdüğünü, dış görünüşe göre anket vs gibi çalışmaların başarı oranının değiştiğini anlatmışlardı. dış görünüşten de öte, cinsiyet bile tamamen farklı istatistikler oraya çıkarıyordu.
erkekler kadınlardan daha fazla önem verir gibi görünür dış görünüşe ama hiçbir erkek bir kadın kadar ince ayrıntıları yakalayamaz, didik didik inceleyemez. kadının farkı dış görünüşten fazlasının gerekli olduğunun bilincinde olması. erkeklerin dünyasında fonksiyonellik önemlidir ve erkek dış görünüşle bunun kotarılabileceğini zanneder. sadece dış görünüşe göre karar veren biri dış görünüşün zaman zaman izlemesi zevk veren bir manzaradan farkının olmadığını, ruhu olmayan bir mekanın sıkması gibi bir bedenin de sıktığını er ya da geç anlar.
erkekler kadınlardan daha fazla önem verir gibi görünür dış görünüşe ama hiçbir erkek bir kadın kadar ince ayrıntıları yakalayamaz, didik didik inceleyemez. kadının farkı dış görünüşten fazlasının gerekli olduğunun bilincinde olması. erkeklerin dünyasında fonksiyonellik önemlidir ve erkek dış görünüşle bunun kotarılabileceğini zanneder. sadece dış görünüşe göre karar veren biri dış görünüşün zaman zaman izlemesi zevk veren bir manzaradan farkının olmadığını, ruhu olmayan bir mekanın sıkması gibi bir bedenin de sıktığını er ya da geç anlar.
bereketli elini her zaman her şeyin üzerinde hissediyorum. acının veya tutkunun veya heyecanın. zirvelere çıkmanın çok yüksekten düşüp çok yaralanmak gibi zararları var. ama asıl akılda kalıcı olanı, zirvenin nereden bakarsan bak görünüyor olması. oradaki bir gece ovada geçen aylara bedel olabilir. yine de insan ovaya döner ve zirveyi düşünür. bütün mevsimlerinin bende açtırdığı bir şeyler var. bunu, anılarımıza bakarken daha derinden hissediyorum. gizli bir nehri keşfetmişlik hissim, beni mitlerin ve efsanelerin peşinde koşan bir kaşif gibi dolaştırırdı senin şehirlerinde biliyorsun. gizli kelimeleri çözüp tapınakların gizli odalarında dolaşabildiğim günler, bir kaşifin güzel anıları.
büyük bir ideal uğruna alınan galibiyetler de mağlubiyetler de büyüktür. öğreticidir ve geliştiricidir. insanın kendisini tanımasında küçük mücadelelerden daha etkilidir. asıl güçlü yanıysa kendini tanımaktan öte kendi sınırlarını ne kadar aşabileceğini göstermesidir. diğerleri ancak, sınırların içinde, tıpkı bir çitin içindeki boğanın manevra kabiliyetini ölçebilmesi gibi bir işe yarar.
tecrübeli birinden bunun için en kritik şeylerin ilk ikisinin iyi niyet ve iyi arkadaş sahibi olmak olduğunu duymuştum. ilk başta en temel sorunlar bunlar değil gibi gelse de, çoğu insanın mutsuzluğunun tam olarak temelinde de bunlar var.
"Bilgelik" yalnızca nedenlerin bilimi ya da bilgisi değildir. O, aynı zamanda ilk ve en evrensel nedenlerin bilgisi olmak zorundadır. Çünkü doğal olarak kullandığımız bilgeliğin ölçütlerine en iyi cevap veren bilgi, bilgedir; o, en kapsayıcı bilgidir, bilinmesi en güç olan şeyin bilgisidir.- aristotales.
Neden var olduk, varlık neden var oldu sorularıyla başlayan, nasıllardan çok nedenlere götürsün diye ortaya atılan soruların getirdiği bilgilerdir. Bilim bize nasılların bilgisini açıklarken biz ondan hep nedenlerin bilgisini istiyoruz.
Neden var olduk, varlık neden var oldu sorularıyla başlayan, nasıllardan çok nedenlere götürsün diye ortaya atılan soruların getirdiği bilgilerdir. Bilim bize nasılların bilgisini açıklarken biz ondan hep nedenlerin bilgisini istiyoruz.
bu durumdaki kişilerden çok sıkı muhalifler çıkabiliyor. elbette yaşam alanlarında değil, yaşam alanları dışında, kanalize edemedikleri, doğru zamanda ve doğru yerde ortaya çıkaramadıkları öfkelerini bir bahane ile başka bir yerde ve başka bir zamanda çıkarıyorlar. etmesi gerektiği yerde edemediği muhalefeti, itirazı, etmesi gerekmeyen yerlerde etmeye çalışıp rahatlarlar. sözlüklerde de görülebilir.
bu oyun türünün dramdan farkı olarak, hikayede kimsenin suçlanamaması gerektiğine dair bir şey dinlemiştim. Kötüler net olmamalı, kahramanların çektiği acılar, kendilerinden öncekilerin lanetleri ve günahlarından kaynaklanır, tanrılar onları cezalandırmak zorundadır ve bu işin tabiatı böyledir. Sonuçta çekilen acı ve keder oyundan izleyiciye ulaşır, ama bu iyi ve kötünün savaşı değildir. Kahramanlar üzerine düşeni yapar, kehanetler gerçekleşir, tanrılar kudretlerini savunur, insanın gücü ve güçsüzlüğü ve arzularu trajediyi oluşturur.
batıda tanrılarla çatışan, çarpışan, onlarla mücadele eden kahraman çoktur. Bazı yarı tanrılar, yeni tanrılar bile eski tanrılarla mücadele eder ve onları öldürür. Batının düşünce kahramanları da kiliseyle çatışır, onun duvarlarını yıkmaya çalışır. Otorite bu sebeple batıda daha kötücül bir şeydir. Mutlak güçten bir şeyler çıkaran, çalan insan veya yarı tanrı bir tür anti kahraman olarak var olur. Aslında kahramandır ama otoritenin düşmanı insanlığın dostudur. Sınırları zorlar ve aşar, orada başka bir güzelliği bulur ve getirir.
Doğuda mücadele tanrı için ve tanrı adına olur. En kötüler bile tanrının adı, kendisi veya gölgesidir. Sultanından isyancısına kadar. Doğuda tanrılarla çatışılmaz, tanrının gücünün hatırlatılması gereken firavunlar ve nemrutlar vardır. Bu yüzden aslında doğunun otoriteye olan düşkünlüğü, boyun eğme arzusu, otoriteyi sevmesi çok eski. Bireyselliğin batıda daha güçlü şekilde yayılıp tutunabilmiş olması, doğuda çok kültürlülüğe rağmen yerini bulamamasına buradan da bakmak lazım.
Doğuda mücadele tanrı için ve tanrı adına olur. En kötüler bile tanrının adı, kendisi veya gölgesidir. Sultanından isyancısına kadar. Doğuda tanrılarla çatışılmaz, tanrının gücünün hatırlatılması gereken firavunlar ve nemrutlar vardır. Bu yüzden aslında doğunun otoriteye olan düşkünlüğü, boyun eğme arzusu, otoriteyi sevmesi çok eski. Bireyselliğin batıda daha güçlü şekilde yayılıp tutunabilmiş olması, doğuda çok kültürlülüğe rağmen yerini bulamamasına buradan da bakmak lazım.
kökeni antik yunan daki daimon, buradaki anlamı bildiğimiz şeytan cinden farklı olarak meleğe, vicdana yakın bir anlamı var. Bir tür iç ses ve manevi güce sahip tetikleyici sürükleyici gibi bir şey. Ortaçağ da insanları etkisi altına alan şer güçler olarak algılanmış.
bir tek bana mı dert oluyor merak ettiğim durum. kar yok, yağmur nispeten az, ülke geneli için de böyle bekleniyormuş. içimden bir ses zorlu bir yaz bizi bekliyor diyor..
(bkz:ağzı hayra açamayacak derecede endişeli olmak)
(bkz:ağzı hayra açamayacak derecede endişeli olmak)
vergilerimizden trt'ye giden payı hak eden hiç olmazsa etmeye çalışan tek trt organizasyonu.
roma hukuku'nda dili anlaşılmayan, konuşamayan hukukun muhatabı olmazmış; çocuklar, hayvanlar ve barbarlar.