Hatırlayanlar bilir. Sudafed şurup vardı, öksürük şurubuydu. Tadı berbattı. Annem bana zorla içiriyordu. Sürekli içine reçel meçel katıyordum gizlice, tadı berbat olduğu için.
Enlemesine olan fotoğrafların tam anlamıyla yüklenmediği hede. Mesela yüzünüzün fotoğrafını attınız diyelim. Fotoğraf enlemesine görünüyor ve sanki olduğunuzdan daha şişmanmışsınız gibi görünüyorsunuz. Bunun çözümü, fotoğrafı kare ebatlarında kırpmaktır. Fotoğrafınız kare olursa tam oturuyor.
Görüntü bozulduğunda ya da yayın kesildiğinde ekranda çıkan siyah beyaz karıncalanma efektinin yaklaşık %1'i, evrenden gelen bigbang dalgalarının fosil kalıntılarıdır.
Yani yaklaşık 14 milyar yıl önce gerçekleşen büyük patlamadan sonra, evrende serbest halde dağılan mikrodalgalar antenden televizyonumuza geliyor.
14 milyar yıl önce gerçekleşen Bigbangi tv'den canlı izleyebilirsiniz yani :)
"sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar" başlığına ek olarak, sözlük yazarlarının an itibariyle uğraştıklarını, karşılaştıklarını görsel olarak atabileceği bir platformdur.
aramızda bayağı bir sempatizanı varmış, eksilerden anlaşıldığı kadarıyla. entry olarak fikrini belirtenlerden iki tanesini engelledim valla iyi oldu. kim kanı bozuk, kim değil bilelim. seviyorum bu turnusol başlıkları...
İnsanlarla konuşurken ciddi olamıyorum. Pek çoğumuz gibi... Ama durum bende biraz farklı. Çok ciddi olmam, karşımdaki insana destek olmam gereken yerlerde bile istemsizce aklımdan saçma sapan şeyler geçiyor. "Hmmm anlıyorum yaa :( çok sıkıntılı bir durum" diyorum. Ama halbuki içimden "heleloy loy loy xd xd pappi papi papiçulo :p" gibi saçma sapan şeyler geçiyor. Hatta tam da bununla ilgili bir karikatür vardı, onu bulamadığım için atamıyorum :))
Karşı yakada gezilesi en güzel semt. İnsanlar sokaklardaki kafelerde kafalarına göre takılır, barlarda eğlenirler, sokakta müzik çalarlar, kimse kimseye pişt kışt demez, sakin bir yerdir.
Ayrıca nazım hikmet kültür merkeziydi sanırım. Orada çok hoş bir kafe var duvarlarda nazım'ın sözlerini yazmışlar çok güzel olmuş. Giderken uğrayınız ☺️
'Fakir' edebiyatı yapıp eğlenmek kimine göre trollükken kimine göre değildir.
Akp propagandası yapmak sana göre trollük olabilir, fakat bana göre değildir.
Cinsel başlıklar açmak sana göre trollüktür. Ama bana göre değildir.
Her başlığın altında bir halt biliyormuş gibi 'tdk'cılık yapmak bana göre trollüktür, sana göre de değildir.
Bu örnekler artırılabilir... Senelerdir çeşitli sözlüklerde yazdım, hâlâ da yazıyorum. Bi "gerçek trollük bu değil!" Muhabbeti koptu gidiyor. Yıllardır aynı kafa...
Gerçek trollük ne o zaman? Gerçek bir troll nasıl oluyor, göster de bilelim...
Trollüğün ölçütü nedir mesela? Bir kalıbı var mıdır?
Bana sorarsanız trollük yaptığını düşünen yazar, yaptığı trollükle eğleniyorsa gerçek anlamda trolldür.
Trollük başkalarını sinir edip, klavyenin arkasından kıskıs gülmek de değil midir?
Küçük bir not: bu entry hiçbir kişiyi refere almadan yazılmıştır. Sonra gelip bana gönül koyulmasın yani.
hindistan'da doğan, babası ingiliz bir subay olan 20.yy'ın en önemli yazarlarından biridir. animal farm ve 1984 kitapları ile bilinir. ikisi de büyük taşlama içeren kitaplardır. 1984'te aslında çok dehşete düşürücü bir distopyayı okuyormuşuz gibi hissetsek de aslında fark edersek, dikkatli okursak bu kitabın günümüze ne kadar da uyduğunu görebiliriz. bir yerden sonra artık tarihi olayların değiştirildiğini, doğru bilgilere ulaşmanın git gide zorlaştığını fark edebiliriz. büyük birader tarafından izlendiğimizi fark edebiliriz, anlayabiliriz.
Film seçerken puanına bakıp da izlediğim internasyonel film-dizi-oyuncu inceleme sitesi... 8 puanın üstündeyse bir şans veriyorum ki genellikle hoşuma gidiyor. Ayrıca izlediğimiz dizileri-filmleri oylayabiliyoruz. Bu da ayrı bir özelliği.
Yeşilçam dönemlerinden bu yana arpa boyu mesafe katedememiş sinemadır.
Hep aynı konular etrafında dönen entrikalar, aile dramı, öksüz çocuklar, aşklar, terk etmeler, recep ivedik'ler, kolpaçino'lar...
Bu konular etrafında dönüyor hemen hemen her film. Hani meşhur bir tartışma konusu vardır, "sanat sanat için midir? Yoksa toplum için midir?" Sanat toplum için yapılıyor abi.. hatta endüstriyel, maddi Kaygılar nedeniyle yapılıyor. Üç kuruş kazanmak için sanat yapılmaz. Böyle böyle sinema hiç ilerlemez!
Dikkat ettiyseniz dizi filmlerden bahsetmiyorum. Onlar daha bi katliam. Onlardan bahsedersem küfrederim.
Yeni haberim olan radyo kanalı. Kim ne yayın yapar, ne zaman açıldı nedir inanın bilmiyorum. Fakat Anladığım kadarıyla sözlükte infial oluşturmuş. neden böyle olduğunu anlayamamakla beraber, insanların dinlediği, oyalandığı, vakit geçirdiği mecralar ile birbirlerine patlamasını, gruplaşmasını mantıksız buluyorum.
Misal, elmayı ekşi bulursun ve yemezsin. Elma senin için yenesi bir şey değildir. Ama elma seven insanlara nefret ve haset boyutunda yaklaşmana neden olan düşünce sözlüğe yansıyorsa işte bu sıkıntılı bir durumdur.
İsteyen istediği radyo yayınını, tv yayınını açar. Yayın esnasında sözlükle alakalı bir duruma değinirse, (örneğin sözlük yazarlarının hakkında konuşursa, sözlüğün işleyişi hakkında konuşursa) bu yakışıksız bir durum olur. Fakat adminin kontolünde bir yayın olursa neden olmasın. Çok da infiale neden olan bir durum değil.
"Bunları kim anlattı o zaman amk?" Diyenler için:
Jonestown'dan iki kişi kurtulmuştur. Biri,kulakları ağır işittiği için kulübesinde her şeyden habersiz takılan bir ihtiyar, diğeri, bir gün önceden kamptan firar eden bir genç...
On kişinin takıldığı bir ortamda böyle bir anketin olması şahsımı gülümsetmiştir.
Yanlış anlayamayın "on kişinin takıldığı sözlük" ifadesini küçümseme maksadıyla yazmadım. Bilakis, burada biz bizeyiz, aylar içinde samimi bir ortam oluşmuş, az ve öz, aktif bir sözlük burası.
Böyle anket başlıklarını, çok daha aktif katılımcı sözlük platformlarında yapmak daha verimli olacaktır. Söylemek istediğim tam olarak bu.
Türkiye uzantısının halen erişime kapalı olduğu dünyanın en büyük ansiklopedisi.
Niye yasak? Neden yasak bilmiyorum. Aslında biliyorum ama aklıma getirmek istemiyorum, aklıma geldikçe sinirleniyorum.
Bu denli bilginin bulunduğu bir sitenin erişime engellenmesi, bilgiye, bilime verilen değeri hiçe saymaktır. Ansiklopediler, tarih kitapları geçmişte kalan notable olayları yazmak zorundadır. Nesnel bilgiler kişinin keyfine göre değiştirilemez. Vikipedi de Türkiye ile uzlaşamadı ve bu nedenle Türkiye vikipedi'yi engelledi.
Anlayacağınız sidik yarışı. Sen benim dediklerimi yazacaksın, ben ne dersem o, x değil y yazacaksın tarzı külhanbeyi söylemleri yüzünden vikiyi kullanamıyoruz. Ve kimse de bu duruma isyan etmiyor yürüyüşler yapmıyor. 2011 yılında "internetime dokunma!" Sloganı ile 5809 sayılı kanuna karşı çıkan, sokaklara inen kitleler neden söz konusu Vikipedi olunca karşı çıkmıyorlar inanın bilmiyorum. Böyle dediğimiz zaman gowiki, wiki wand, 0.wikipedia tarzı sikimsonik siteler giriş taktikleri öneriyorlar. Yahu bunları ben de biliyorum. 2017 yılında vpn denilen icattan sitelere giriş yönteminden haberimiz var. İşin komik tarafı bizim vikipediye düzgün bir şekilde ulaşamamamız, ülkemizde yasak olması, bilgiye ulaşırken sanki müstehcen sitelere giriyormuş gibi uğraşmamız... Yoksa biz de biliyoruz vpn'leri. Mağarada yaşamıyoruz netekim.
Bilginin bu denli işlevselliğinin fark edilememesi üzücü. Bilginin gücünün farkında değiliz. Orta çağdan kalma kafalarla aynı ülkede yaşıyoruz. Ne yazık!