abartılan ayazdır. Evet soğuk olabilir yalnız dışarı adım attıktan 4-5 dakika sonra yürüdükçe ısınır ve havaya alışırsınız. Amma velakin, İzmir ayazını yaşamayan da "Ankara ayazı titretiyor" demesin. Nemli havasıyla bilinen İzmir'de dışarı adım atarsınız, yürüdükçe 4-5 dakika içerisinde ısınacağınızı sanırsınız (yazık) ama ısınamazsınız. Soğuğu hep hissedersiniz. Kaç defa, Alsancak'ta kafayı kelle yaptıktan sonra Cami Durağı'na doğru yürürken ayıldığımı bilirim.
13 yaşımdayken en sevdiğim yemek tavuk dönerdi. "Artık nasıl bir fakirlik geçirdiyse, en sevdiği yemek tavuk döner amk" diye düşünebilirsiniz lakin düşünmeyin. Çünkü ben, 1998 yılında 13 yaşımdaydım ve o yıl "12" plakalı ilimizde ikamet etmekteydim ve o yıllarda, tavuk döner sadece büyük şehirlerde bulunuyordu.
Her ne kadar geyik amacıyla ortaya çıkmış bir şarkı olsa da gayet başarılı bir yapım. Sonuçta içinde groove var. Neyse, sözlerini de paylaşayım tam olsun.
"Man's Not Hot"
Yo, Big Shaq, the one and only Man's not hot, never hot Skrrat, skidi-kat-kat Boom
Two plus two is four, minus one that's three, quick maths Everyday man's on the block, smoke trees See your girl in the park, that girl is a uckers When the ting went quack-quack-quack, you man were ducking (you man ducked) Hold tight, Asznee (my brudda), he's got the pumpy (big ting) Hold tight, my man (my guy), he's got the frisbee I trap, trap, trap on the phone, movin' that cornflakes Rice Krispies, hold tight my girl Whitney (my G) On the road doin' ten toes, like my toes (like my toes) You man thought I froze, I see a peng girl, then I pose (chilin') If she ain't on it, I ghost, hah, look at your nose (check your nose, fam) You donut, nose long like garden hose
I tell her man's not hot, I tell her man's not hot The girl told me, "Take off your jacket" I said, "Babes, man's not hot" (never hot) I tell her man's not hot (never hot) I tell her man's not hot (never hot) The girl told me, "Take off your jacket" I said, "Babes, man's not hot" (never hot)
Hop out the four-door with the .44, it was one, two, three and four (us man) Chillin' in the corridor (yo), your dad is forty-four And he's still callin' man for a draw (look at him), let him know When I see him, I'm gonna spin his jaw (finished) Take man's Twix by force (take it), send man's shop by force (send him) Your girl knows I've got the sauce (flexin'), no ketchup (none) Just sauce (saucy), raw sauce Ah, yo, boom, ah
The ting goes skrrrahh, pap, pap, ka-ka-ka Skidiki-pap-pap, and a pu-pu-pudrrrr-boom Skya, du-du-ku-ku-dun-dun Poom, poom, you don' know
I tell her man's not hot (man's not), I tell her man's not hot (never hot) The girl told me, "Take off your jacket" I said, "Babes, man's not hot" (never hot) I tell her man's not hot I tell her man's not hot (never hot) The girl told me, "Take off your jacket" I said, "Babes, man's not hot"
Man can never be hot (never hot), perspiration ting (spray dat) Lynx Effect (come on), you didn't hear me, did you? (nah) Use roll-on (use that), or spray But either way, A-B-C-D (alphabet ting)
The ting goes skrrrahh, pap, pap, ka-ka-ka Skidiki-pap-pap, and a pu-pu-pudrrrr-boom Skya, du-du-ku-ku-dun-dun Poom, poom, you don' know
Big Shaq, man's not hot I tell her man's not hot (never hot) 40 degrees and man's not hot (come on) Yo, in the sauna, man's not hot (never hot) Yeah, skidika-pap-pap
Düzelti: Düzeltmeden önce, bakınız vererek türk ölçü birimleri başlığına yönlendirmiştim. Yalnız, az önce aklıma takıldı ve araştırma ihtiyacı hissettim. Bardağı ve sunumu itibarıyla çay Türk Kültürü ile bütünleşmiş bir değer olmakla birlikte, tüm dünyada tüketilen bir içecek. Haliyle ölçü birimi olarak da bize ait diyemeyiz. Demek ki neymiş? Aklına gelen ilk şeyi yazmamak gerekiyormuş.
“Bu fotoğraf nerede çekilmişti, Hangi yıldı ve şu kimdi” gibi soruları bertaraf eden yararlı yazılardır. Benim hoşuma giden tarafı ise nevi şahsına münhasır el yazıları ile tanışmanızı sağlar. “A harfi kaç farklı şekilde yazılabilir, 4 rakamını böyle yazan var mıymış" ve "bu nasıl Z amk” dedirtir insana.
Çocukken (biraz salaktım; her çocuk gibi) kantinci ve aynı zamanda hamburgerci olan bir asker abi, hardalın ketçap ile mayonezin karıştırılarak yapıldığını ve kendisinin de öyle hazırladığını söylemişti. Birkaç hafta öyle sandım çünkü o ana kadar hayatımda hardal görmemiştim. Sonrasında hardalın ne olduğunu öğrendiğimde gidip kendisine anlattım ama inanmadı bana. O asker abi terhis olana kadar hamburgerciliğe devam etti ve hamburger siparişi verenlere “hardal da koyayım mı” diye sorardı mutlaka. “istemiyorum” diyenlere ketçap ve mayonezi karıştırmadan sıkardı.
Son zamanlarda mütemadiyen dinlediğim hanımefendi. Aşağıda, icra ettiği birkaç şarkısını ve biyografisini paylaşıyorum.
Gökçe Kılınçer Kimdir?
İstanbul ve Londra' da müzik çalışmalarına yorumcu, besteci, söz yazarı ve gitarist olarak devam eden Gökçe Kılınçer; Gazi Üniversitesi İşletme bölümünde okurken, Londra Metropolitan Üniversitesi'nden kazandığı burs sonrasında kendini Londra'da buldu. Bir çok farklı müzik tınısını barındıran şehrin de etkisi ile profesyonel anlamda müzikle ilgilenmeye başladı. 2012 yılında Roxy Müzik Günleri'ne katılarak, ikincilik ödülü aldı. Müzikal arayışı, onu farklı müzik stillerini keşfetmeye iterek, kendi müzik estetiğini bulmasına yardımcı oldu. Müzik stilini tanımlamak gerekirse, Retro-Pop Gökçe Kılınçer müziğini ifade eder.
Kuzey-doğu Londra'da, Hicaz'ın kurucularından biri olan (yardımsever bir müzik yapım ve ses kayıt stüdyosu) Gökçe Kılınçer'in söz ve müziği kendisine ait olan ilk single çalışması “Aşk Beni Bulunca” Dokuzsekiz Müzik yapımcılığında 10 Aralık 2014' te yayımlandı. Ardından “ O Beni Bilmez ( Mayıs 2015) “ ve "Güneşin Kızkardeşi ( Eylül 2015) isimli teklileri yayınlandı.
Gökçe Kılınçer'in ilk solo albüm çalışması "Kalbimde İzi Var" 11 Mart'da DokuzSekiz Müzik yapımcılığında müzikseverlerle buluştu.
Albümde kendi şarkılarının yanı sıra klasikleşmiş 5 cover şarkıya yer veren Gökçe Kılınçer, kendine özgü vokal tekniği ve etkileyici yorumu ile dikkat çekmekte.