confessions

azrailin regl donemi

1. nesil Sefil - Bu saatte olur mu insanı

  1. toplam entry 613
  2. takipçi 29
  3. puan 14323

koy amına sat sat sat

azrailin regl donemi
yazıldığı gibi okunduğunda dünyanın en itici insanı bile komik söyleyebilir. güldürür de. hatta yarar. hatta parçalar. ama bir gülmekten ölmek değildir. zira güldüğü için ölen bir insan da görülmemiştir. ama herkes bu deyimi kullanır.

-kanka bir espri yaptı, gülmekten öldüm.

+hani lan! hala yaşıyorsun ama..

gibi saçma sapan esprilerle cevap verilir. neyse işte.. komik kelime bütünüdür. ''gülmekten ölmek'' deyimi değil sözlük!...

şu yani;

koy amına! sat sat sat.

sözlük yazarlarından tavsiyeler

azrailin regl donemi
değerli zengin sözlük yazarlarının tavsiyeleridir.

her şey geçici arkadaşlar. çok da takmayın. hayatınıza bakın, başkalarına değil. herkes geliyor gidiyor işte. yine o doğumunuzdan bu yana yanınızda olan siz kalıyorsunuz kendinize. takmayın o yüzden gidenleri. gerçek hayatta okul hayatının aksine önce sınav oluyoruz sonra ders alıyoruz.

o yüzden kaybettiklerinize ağlamayın be gözüm. tecrübe deyip geçin.

hayatınızda bir kaç şey kötü gidiyor olabilir. sorunlar gelip geçicidir. eğer geçmiyorsa bilin ki bu sorun veya dert değil, yaşam biçimidir. bu yüzden harbiden takmayın. her şeye rağmen hayat bir yerlerinde çok güzel. ben tam da bu gün iyi hissediyorsam, siz de hissedebilirsiniz.

not: len alttaki! seni takmıyorum. hıh! çiş kaka bok.
oley amk!

özlemek diye bir şey var

azrailin regl donemi
özlemek diye bir şey var. bazan boğazında kalır yaşayamadıkların. bazan güzel anların eksik yaşanmışlığı vardır. bazan özlemek mutlu eder. bazan üzer. hatta çoğu kez. ama sevgin, umudun, anlatacakların çoğalır.

özlemek diye bir şey var ki sevdiklerin yakındayken uzakta gibidir.. gerçekten uzakta olmalarına rağmen. sen yakın sanırsın. telefonda konuşurken ses o kadar yakındır ki tutup kendine çekesin gelir.

özlemek annedir. özlemek vatan.

özlemek sevdadır.

bir kadının kalbine dokunabilmek

azrailin regl donemi
sevmeseniz bile mutlu olursunuz. bazen tek yaptığınız sadece bu olur.

3 yıl önce şubat ayı. hava kar yağışlı ama yerlerde kar yok. geziyorum yine. ben bazan salakça gezerim. amaçsızca. kulağımda Kansas'tan dust in the wing çalıyor. tam da ortama uygun bir şarkı. birden bir kadın geliyor, ama genç. adres soruyor. ben de o yöne doğru gittiğimi söylüyorum ve beraber ilerliyoruz. konuşuyor bu arada. bir şeyler anlatıyor ama kafam dolu olduğundan dediklerini anlamıyorum bile. çünkü kulağımdan kulaklığı çıkartmadan önceki şarkı kafamda devam ediyor. ona yoğunlaşmışım adeta. yanımda yürüyen ve bana bir şeyler anlatan bu kadına saygısızlık olur kulaklığı geri takmam. müzik dinlemeyi ne kadar çok sevsem de bazan insanlara saygılı olmak gerektiğini öğrendiğimi farkediyorum o sırada. sonunda lanet ağzımı açıyorum ve adını soruyorum. feyza.. adı buymuş. güzel isim. bana sorular soruyor. her seferinde bir ya da iki kelimeyle cevap veriyorum sorularına. o an başkası olsa bu kadının kendisinden hoşlandığını düşünür ama bazen feci halde odunlaşabiliyorum işte. ama onu mutlu etme isteği geliyor sebepsizce. bu duygularımı hissetmesi için o an o kadar yalvardım ki. ama içimden. onun hakkında hiç bir şey hissetmiyordum ama mutlu etmek istedim alakasızca. nasıl denk geldiyse bir çiçekçi gördüm. beni biraz beklemesini söyledim. gözlerinde beni saatlerce bekleyecek kadını gördüm. hissetim bunu. ama umursamadım. çiçekçiye girdim ve bir tane gül aldım. dükkanın kapısından çıktığım anda karşımdaydı. konuşmadım.. sadece gülü verdim ona. bu kadar alakasız olayın ardı ardına olması yetmezmiş gibi gülü alır almaz gözleri doldu. gülüyordu ama ağlamaklı. ben de güldüm ona. sadece mutlu edebildiğim için mutluydum ben de. ve arkasındaki sokağı gösterdim. sorduğu adresin orası olduğunu söyleyerek. ama harekete geçmedi. hala bana ağlamaklı bakıyordu. bir şeyler demek istedi. ama o kadar duygusuz bir adamdım ki ben ne diyeceği umurumda değildi.
ben üzerime düşeni yapmıştım. en azından onu bir anlığına da olsa mutlu edebilmiştim.
arkamı döndüm ve yürümeye devam ettim. kulaklığı taktığımda sıradaki şarkının adı europe'den ı cry for you olmuştu. verdiğim gülün rengi ise beyazdı..

erkekler seksten başka ne düşünür

azrailin regl donemi
çok şey.

seks şöyle bir kenarda dursun. bir erkek çok şey düşünür.

sevdiği kadının ne yapmaya çalıştığını düşünür. ailesini düşünür. annesini, kardeşini, dostlarını düşünür.. babasını düşünür.

neden hep kaybettiğini düşünür. kaybetmenin verdiği acıyı da. kazanmak ister. kazandığında hissedebileceklerini düşünür.

bir erkeğin kafasında sadece seks olmaz her zaman. hayatın daha anlamlı şeylerle daha güzel olabileceğini de düşünür bir erkek.

mesele düşünmekse eğer bir erkek çok şey düşünür.

seksi düşünmez, uygular..

sevgili için yapılabilecek en büyük fedakarlık

azrailin regl donemi
böbreğinizi vermektir.

1 ay önce internetten güzel bir kızla tanıştım. bir anda bibirimize aşık olduk. o kadar çok seviyor ki beni.. onun için her şeyi yapabilirim. kendisi bulgaristanda. 2 hafta önce babasının ameliyatı için 20 bin lira lazımmış. içim hiç rahat etmedi o an. hemen gidip kredi çektim ve yolladım sevdiceğime. babası şimdi çok iyi öyle dedi sevdiceğim. şimdi de evlerine icra gelmiş, evleri elinden gidiyormuş. aşkım bana 100 bin lira lazım dedi. ben o kadar parayı nerden bulurum? böbreklerini satabiliriz dedi. çok mutlu oldum o an. sevdiceğimin benden kendisi için bir şey istemesi beni mutlu etti be arkadaşlar. kabul ettim ben de seve seve.

şimdi soğuk karanlık bir yerdeyiz. yanımda böbreğimi alacak olan sevdiceğimin arkadaşları var. çok iyi insanlar. bana iskender ısmarladılar gelmeden önce. sigara da verdiler. allah razı olsun. sevdiceğimin ailesi dağılmıycak diye çok mutluyum.
birazdan böbreklerimi alıcaklar arkadaşlar burası biraz soğuk. ameliyattan sonra sıcak bir yere geçince haber ederim size. görüşürüz.

gece 1'de yaprak sarması getiren dul komşu

azrailin regl donemi
karnınızı iyice doyuracağınız anlamına gelir.

gece evinizde huzurlu bir şekilde televizyonda dizi izlemektesinizdir. karnınız acıkır ve ne yesem diye düşünürken kapınız çalar.
kapıyı açarsınız ve karşınızda üzerinde dekolteli gecelikle alt kattaki dul komşu teyze vardır. sizinle beraber yaprak sarması yemek istediğini söyler. siz de namuslu bir erkek olarak komşular ne der düşüncesiyle yaprak sarmasını alır ve dul komşu teyzeyi eve gönderirsiniz.

korkarsan kaybedersin

azrailin regl donemi
mutlak kaderdir.

kaybedersen korkarsın, korkarsan kaybedersin. bu durum tıpkı kuyruğunu kovalayan bir köpek gibi..

korkarsan, kaybedersin.. insanları kaybetme korkusuyla haklarını çiğnemesine, sana zarar vermesine izin verirsen kaybedersin. sen zaten kaybetmişsindir. korktuğun an kaybetmişsindir.

kaybettiğin an korku başlar. korkaklarsa doğuştan kaybetmiştir.

senin için üzülüyorum genç! ama korkmuyorum.

ben çok kez kaybettim mesela. kaybetmekten korktuğum her şeyi kaybettim. niceleri önemliydi elbet ama ''vakit'' gibi değildi.

sevdiğin insanı kaybetmekten korktuğun an onu kaybedersin. ona bu korkularını hissettirmen onun zihninde bir telkin oluşturur. ya aldatır ya da sevgisi biter. korkularını dile getirme sakın ona karşı. kaybedersin. içinde yaşa korkularını. halka açık dile getirirsen eğer, her şeyini kaybedersin. unutma bunu.
dediklerime kulak ver dostum. çünkü bu dostun çok kez kaybetti. anladı ki hep korkmuş.

sesini kimse için asla alçaltma!

istemekten korkma!

denemekten zarar gelmez hiç bir zaman. kaybedersen de en azından bunun adı tecrübe olur.

hayat sen istersen sana verir. kızlar da öyle.

bazı cümleleri nasıl anladığın da senin nasıl baktığınla alakalıdır.

yanlış anlaşılmaktan korkma! görüyorsun ya. ben kaybetmedim.

aşk bir menfaat içindir

azrailin regl donemi
tüm insanlığın bir varış noktasına hizmet ettiğinin kanıtıdır.

bu dünyada aşk da diğer bütün şeyler gibi bir menfaate hizmet eder. hiç kimsenin aşkı sevgisi gerçek değildir. samimi değildir bunların hiç biri..

aşk çoğalma iç güdüsünden kaynaklanır. üreme içgüdüsüyle hareket etmemiz için mutlaka çocuk sahibi olmayı istememiz ya da her dakika üremeyi düşünmemiz gerekmiyor. bu bizim genlerimizde ve dolayısıyla bilinçaltımızda var.

çoğalma iç güdüsüyle aşık oluruz, üreriz ve çoğalırız.

kendinizi başka hiç bir şeyler kandırmayın.

hayatımızda onlarca hobi, iş, eğlence türü ve aktivite vardır ama bunların hepsi bilinçsiz olarak önce sekse sonra da çoğalmaya varır. amaç budur.

ankara

azrailin regl donemi
güzel şehirdir. kim ne derse desin. kış bu şehirde bir başka güzeldir. çocukluğunuz ve gençliğiniz bu şehirde geçtiyse nasıl kötü diyebilirsiniz ki.

öncelikle İstanbul dan güzeldir arkadaş. evet!! İstanbul planlı değildir. bu yüzden eski köy sokakları zamanla şehir büyüdüğünden şehrin önemli hatları haline geldiği halde çevresindeki evlerden dolayı genişletilememiştir. sonra vay efendim trafik var. İstanbul da trafik yok, yollar hem dar hem de plansız. söz konusu trafik bu yüzdendir.

evet ankara da planlı bir şekilde bildiğin icat edilmiştir. başkent oluşuyla birlikte "burası büyük şehir olacak" denilerek tıpkı bir kareli defter gibi planlı oluşturulmuştur. trafik denen lanet şey bu şehirde asla olmaz. kafanız her daim rahattır. her zevke uygun semtler diğer şehirler gibi parça parça değil getto halindedir.

kız arkadaşın kaslı olması

azrailin regl donemi
her an problem çıkmasına açık bir durumdur.

cafe de oturursun, insanlar size bakar, utanırsın. spora gidersin insanlar hanginizin erkek hanginizin kız olduğunu anlamak için ikinci kez bakar. yabancı kızlar size laf atamaz mesela, olay çıkar. yıllarca kas yapma çalışmalarında bulunan kız
arkadaşınızın egosu da cesareti de kaslarıyla orantılı olarak şişmiştir. önüne gelene saldırır.

ayrılmaya da korkarsın. çünkü bunun için kurulacak cümlelerin sonunda şişli eftal acil servisi sizi misafir edecektir.

kaybedecek hiçbir şeyinin olmaması

azrailin regl donemi
hayatın geri kalanına tamamıyla sahip olabileceğiniz anlamına gelmektedir.

bir şakadan ibaretse hayatınız, dalınız kalmadıysa tutunacak, yalnızsanız kalabalıklar içinde, anlayamazsa kimse sizi, dünya küçülmüşse gözünüzde, ölümün kolay olduğunu düşünüyorsanız yaşamaktan, hayata karşı ne kadar dürüst olursanız daha da battığınızı hissediyorsanız dibe, hiçbir şey edemiyorsa artık sizi mutlu, en son ne zaman güldüğünüzü hatırlamıyorsanız içten, uyuşukluk hissi bile tatmin etmiyorsa artık, sadece göğüs kafesiniz değil tüm vücudunuz kaplıysa acı ile, göz yaşlarınız tükenmişse akmaktan, aldığınız nefes ferahlatmıyorsa ciğerlerinizi, soğuk işlemiyorsa teninize, ayırt edemiyorsa artık gözleriniz renklerin tonunu, hayat griden ibaretse, doğumunuza bile anlam veremiyorsanız, kalmadıysa umudunuz, kalmadıysa düşleriniz, terk edip gittiyse sizi idealleriniz, savaşmaktan mücadele etmekten yıldıysanız eğer ve yarına çıkamayacakmış gibi hissediyorsanız tam da benim bulunduğum yerdesiniz.

mucizevi derecede güçlü cesaretinizi son bir eylemde bulunmak için kullanmak üzeresiniz.

torku no 1

azrailin regl donemi
Ülker çikolatalı gofreti tahtından indirmiş gofrettir.
Torku genç bir marka olabilir ama tüm ürünleri tartışmasız mükemmeldir. Tüketici abartılmış reklamlara kanmayıp bu markaya yürürse ülker popülerliğini yitirir. Çünkü ürünleri hem doğal hem de 40 yıl hatırı kalacak kadar lezzetli.

kendini gerçekleştiren kehanet

azrailin regl donemi
Harry potter efsanesinin başlama vuruşu olan voldemort'un kehaneti buna iyi bir örnektir. kahinin biri bu burunsuz voldiye seçilmiş bir çocuk sana meydan okuyacak ve seni öldürecek diyor. voldi durur mu hemen basıp gidiyor çocuğu öldürmeye. fakat bu burunsuz piç kehanetin "Karanlık Lord bir çocuğu kendi dengi olarak işaretleyecek, dengi olarak işaretlemesi ile o çocuğa kendine karşı duracak gücü verecek" kısmına kulak vermiyor.

mevzuya gel. yani voldi çocuğu öldürmeye çalışmasa o çocuk karşısına dikilmeyecekti. bu burunsuz piç kendi sonunu kendi hazırladı.

ortada olmayan kehaneti bok varmış gibi anlatan kahin de voldiyi fena keklemiş lan.

böyle yalan yanlış bilgi veren kahinin de allah bin belasını versin.

ben gidiyorum ya.

çalışmak

azrailin regl donemi
sözlükteki anlamı haricinde onlarca alanda birden fazla anlama gelebilen kelime ve karşılıkları vb.

insan doğasında yoktur. mecburiyetten yapılandır. kimisi için de severek.

sevdiğimiz bir insana sevgimizi gösterme çabamız da çalışmaktır.

ha tamam. şu asıl çalışmak! bir işe girip çalışmak değil mi? maalesef hayatı böyle görüyoruz. bir işe girip hayatımızı o işe adamak. aksini söyleyene ve yapana da adam öldürmüş de git teslim ol' der gibi bakıyor insanlar. vaaay amk diyorum.

"gir bi işe de çalış" deyip devamında ne yapmanız gerektiğini söylemezler. günlük 8-10 saatinizi hiç sevmediğiniz boktan bir yerde geçirip o güzel gençlik yıllarınızdaki ruhun yok olup gitmesini isterler. çünkü onlara göre bu toy olmaktır. yaşam enerjiniz onlara ağır gelir. belki de çekemiyorlardır amk git gide buna bile inanmaya başladım.

şu son günlerde yaşadığım en büyük acı o eski halimdeki hayal dünyası geniş, yaratıcı ve öğrenmeye hevesli olmam ve öğrenme kabiliyetimin artık eskisi kadar iyi olmaması. yok arkadaş. ben yapamıyorum. gençleri sevmediği sadece para kazanmak için çalışacağı işlere yönelten insanların zihniyetini sikeyim.

bazan çalışmak güzel. müziği seviyorsan ve bu yüzden odana kapanıp gitarınla günde 6 saat çalışıyorsan çalışmak güzel. mezun olduğunda kazanacağın parayı değil, aldığın eğitimden zevk alıyorsan ders çalışmak güzel. yazmayı seviyorsan çıkartacağın kitap için çalışmak güzel. ve bu güzel kılan işler asla sizi hayattan soğutmaz. aksine ufkunuzu açar, yaratıcılığınız gelişir en önemlisi de sevdiğiniz işi yaptığınız için asla iş yaptığınızı düşünmezsiniz.

bu ülkenin gelişememesinin ufak bir ayrıntı olsa da bir sebebi de sevmediği işi yapan vatandaşlar barındırıyor olmasıdır.

bu yüzden lütfen.. sevdiğiniz işi yapın dostlarım. 40 yaşınıza geldiğinizde mutsuz bir mühendis olmak yerine dağınık bir hayat yaşayan kendini çeviren bir ressam olun daha iyi. inanın bana daha mutlu olursunuz. yahu para gelir. önünüzde bir duvar yoksa para her türlü kazanılır. ama mutluluğu satın alamazsınız. toplumda bir statü sayılan iyi bir iş, iyi bir eş ve 2 çocukla taçlandırdığınız 40. yaşınızda çocuklar ve eşiniz yüzünden istediğiniz yere gidemediğinizi, gençlik yıllarınızdaki hobilerinize vakit ayıramadığınızı ve hayatınızın ev-iş-ev üçgeninde boku bokuna harcandığını fark edersiniz.

orijinal olun. içinizdeki cevherin farkına varın. üniversite planınız varsa sevdiğiniz işin bölümüne yönelin. severek o eğitimi alın. severek yaptığınız için sadece finallerde değil yılın her gününde işinizle olursunuz. bölüm toplumca dandik sayılsa bile sevilerek verilmiş emeğin karşılığı mutlaka vardır. para gelir işte delirtmeyin beni. orijinal olun dedim ya. evet! toplum, okul-askerlik-iş-evlilik-çocuk sıralaması ile yaşıyor diye asla bunu görevinizmiş gibi kabullenmeyin. asıl içinizdeki insana kulak verirseniz size asla bu sıralamadan bahsetmeyecektir.


bana iyi geliyorsun diyen kız

azrailin regl donemi
kısa bir süre sonra unutacak kızdır. her ilk tanışma ve flört tarzı kaynaşmalar aslında başından bellidir biteceği. tecrübe.. öyle ki şimdi tam da burada birisi ile sohbete başlasam ilk günden ne şekilde gelişeceğini ve son bulacaksa nasıl son bulabileceğini tahmin edebiliyorum. ki bu tahminden ziyade keyif verici; sonunu bildiğim bir deneye dönüşüyor. evet tüm eski tanışıklıklarımda aynı şey geçerliydi. ama ben normal davranıyorum. olayların akışına engel olmuyorum. hatta karşımdaki kişi ile konuşurken keyif alıyorsam bunu açıkça da belli ediyorum.

karşı taraf beni saf delikanlı sanırken aslında içgüdüsel olarak ihtiyaç duyduğu için benimle konuşan ve yoksun olduğu şeye doyduğu giden ve evet yeniden diyorum ki bunların hepsini doğası gereği yapan ve bunların hiç mi hiç farkında olmayan kızımızdır saf ve aptal olan.

insanlar yoksun hissettiklerini arzular. duyguları doyuma ulaştığından diğer yoksun olandan mahrum hissederler. asla anlayamazlar aslında hep bir "b" noktasına koşmakta olan yarış atı olduklarını.

insanlar çok basit. tamamen içgüdüsel yaşayan zayıf canlılar. kadınlar özellikle. anne, abla, bacı ve toplumların değerlerinin mihenk taşı oldukları önemli bir ayrıntı olmaları haricinde ruhlarındaki o zayıf kırılganlık ile kendinde olmayanı bulmak adına diğer sevdiği insanları çiğnemeleri nasıl da çelişkili bir canlı olduklarını ortaya koyar.

aşık bir kadın tehlikelidir. çünkü aşkı tatmıştır ve biraz olsun eksilirse o eksikliği tamamlayana koşmaları kaçınılmazdır.

22 /