lazanya

paintblack
İtalyanların pizza ile birlikte dünyaya en büyük armağınıdır. Hamurunun aslında bizim marketlerde satılanlarla alakası yoktur. Lazanya hamuru bizim su böreği hamuruna çok benzer. Hamur merdane yardımıyla inceltilip daha sonra çiğ haliyle suda haşlanır. Her kata beşamel sos ile birlikte bolonez, milanez, napoliten ya da kendi damak zevkinize göre hazırladığınız başka bir sos ekleyerek kat kat hazırlanır en üste de beşamel ve peynir konarak fırında pişilir.

anlaşılmak

zeitgeist
belirli bir yaşa kadar arzulanan, yaş ilerledikçe de artık önemini yitiren insani isteklerden biri. zira anlaşılmak denilen hede bir çok şeyin doğru yaşanması bakımından önemlidir, lakin bir süre sonra çok da önemli olmadığını kavrayabiliyor insan. yaşama hevesiyle doğru orantıda gittiğini sanıyorum.

istiridye

paintblack
Orjinalinde çiğ tüketilmesi gereken yiyecek. Üzerine bol limon sıkılarak ve kesinlikle çiğnenmeden tüketilmelidir. bu kabuklunun çok ciddi afrodizyak etkisi vardır. Bir öğünde 5-6 taneden fazla tüketirseniz sabaha kadar duvarları tırmalarsınız.
Not: içecek olarak şampanya tercih edilmelidir.

mama said

davy jones
metallica'nın load albümünden bir parça


sözleri;

Mama she has taught me well
Told me when I was young
"Son your life's an open book
Don't close it 'fore it's done"

"The brightest flame burns quickest"
That's what I heard her say
A son's heart's owed to mother
But I must find my way

Let my heart go
Let your son grow
Mama, let my heart go
Or let this heart be still
Yeah, still

Rebel, my new last name
Wild blood in my veins
Apron strings around my neck
The mark that still remains

Left home at an early age
Of what I heard was wrong
I never asked forgiveness
But what is said is done

Let my heart go
Let your son grow
Mama, let my heart go
Or let this heart be still

Never I ask of you
But never I gave
But you gave me your emptiness I now take to my grave
Never I ask of you
But never I gave
But you gave me your emptiness I now take to my grave
So let this heart be still

Mama, now I'm coming home
I'm not all you wished of me
A mother's love for her son
Unspoken, and helped me be
Yeah, I took your love for granted
And all the things you said to me
I need your arms to welcome me
But, a cold stone's all I see

Let my heart go
Let your son grow
Mama, let my heart go
Or let this heart be still

Let my heart go
Mama, let my heart go
You never let my heart go
So let this heart be still

Never I ask of you
But never I gave
But you gave me your emptiness I now take to my grave
Never I ask of you
But never I gave
But you gave me your emptiness I now take to my grave

So let this heart be still

zengin sözlük yazarlarının isyanları

feminen
zengin sözlük yazarlarının sayısız olaya, olguya ya da kişiye kaldırdıkları kazanlarıdır! ilk ben başlıyorum!

çalıştığım kurumda en genç ve söylenilene göre en çok göze hitap eden ben olduğum için; her türlü seminere, anmaya, kutlamaya, şenliğe ve etkinliğe ben gidiyorum, kurumumu temsil etmek için! ki ben, feminist bir kadınım, bedenimin teşhir edilmesi ve kadın olduğum için saygı görmem duruşuma o kadar ters iken, benim amirimin istediği şey benden tam olarak da bu! ah, bu arada özel sektörde çalışmıyorum, bildiğiniz devlet kurumu! kuruma, müfettişler ya da şube müdürleri sınav önceleri bir görünmek için geldiklerinde müdür bey ön saflara beni sürüyor, okulumuzun öğretmenleri genç ve dinamik, bu yıl 2 katı fen lisesine öğrenci çıkarabileceğiz diyor! ulan, genç ve dinamiğim de, acemi değil miyim ben, nereye öğrenci çıkarıyoruz? 2 ay önce, bir seminer oldu, 15 temmuz konulu, idarecileri bilinçlendirerek bunu öğrencilere ve velilere nasıl pazarlayacaklarını anlatan, ve okul panolarında destansı yazılımı için neler yapılabilir temalı! koskoca okul idarecilerinin bulunduğu yerde, fetöcüler konuşuldu, düşünün eğitim sistemini! neyse işte, müdür bey ne yaptı dersiniz? ah, evet, tabii ki beni çağırdı! neymiş, diğer idareciler bir sonraki hafta seminere gideceklermiş kep projesi kapsamında, işler aksamasın diye öğretmenlerden birisi eşlik etsin istemiş, evli olmadığım ve çocuğum olmadığı için beni uygun görmüşmüş, evlenince anlarmışım! iyi de, farz edelim ki evlenmeyi düşünüyorum, ben bu şartlarda nasıl evleneceğim ki? bu stresle feromon mu kalır insanda? nefret ediyorum, kadınları her ortamda aşağılayıp da prestijiniz için onları kullanmanızdan, evli ve çocuklu olmadıkları için her çalışana ekstra eziyet etmenizden!

vicdan azabı

zeitgeist
herhangi bir etik anlayışa sahip olmayan, ahlak yargısı ya da kanunları önemsemeyen insanları da çoğu zaman kötülükten alıkoyan yegane faktörlerden biri. vicdan azabı duymayan bir insanı kötülükten alıkoyacak çok fazla şey yoktur aslında, bu bakımdan var olması güzel bir etken.

finger bowl

paintblack
Yurt dışında "tavuk, balık, kelle bunlar yenir elle" atasözünden yola çıkarak icat edilmiş sofra adeti. Bizim sonradan görmelerin çatal bıçakla didiklemeye çalıştığı bir çok yiyecek avrupanın yüksek sosyetesinde direk elle yenir. Sonrasında bu küçük kasenin içindeki aromalı suyla eller yıkanır. Lisedeyken turizm haftası sebebiyle okulumuzda bir yemek vermiştik davetliler arasında turizm bakanı da var. Menüde de ızgara çupra var. Elle yerler diye herkesin servisine gülsuyu finger bowl da eklenmişti. Sayın turizm bakanımız balığı yiyip gül suyunu da üzerine afiyetle içince bir daha hiç bir davette kullanmadık.

anna maria swaegel

blackandwhitememories
almanya'da cadı avına kurban giden isimlerden biridir.

aslında 1714 yılında cadı mahkemelerine son verilmiştir ama 1775'te almanya'da idam mahkumu olarak yerini almıştır. ayrıca 1714 yılından sonra da idamlar ve cezalandırmalar devam etmiştir. nihayetinde son olay polonya'da hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen cadı katli 1793 yılında gerçekleştirilmiştir. anna goddi, anna maria swaegel ve birçok isim 1714'ten sonra "hukuka uygun olarak görülmüş" ve cadı olarak ilan edilip idam edilmiştir.

bu gibi tarihe izini bırakmış birçok kadın hakkında bilgi almak isterseniz eğer okumanız gereken eserlerden bir tanesi the northeastern dictionary of women's biography'dir.