ıssız adam

fall
pikap, plak, thomas hardy, anlamazdın anlamazdın, çağan ırmak... evet bunlar hep dönemsel bir moda ikonu gibi yükselip düştüler bu film sayesinde ama olsundu bu film iyiydi be.

en azından bana dokunmuştu ki bana her film dokunmaz, dokunamaz öyle.

masterchef türkiye

fall
dün gece fenerbahçe'nin ersun yanal'la puan kaybı ile birlikte türkiye'nin gündemine oturan bir haysiyetsizin gündeme oturmasını sağlamış varoş kılıklı adamların kendini aristokrat sanmasına yol açan bir diğer acun ılıcalı yapımı program.

o haysiyetsizin adını anarak ya da attığı twitin linkini paylaşarak ibr şekilde bir fazla klik almasını istemiyorum.

yenilenen nevresim takımı ile yaşanan mutluluk

klm
Dün nevresim takımını değiştirip yaşamış olduğum mutluluktur. Uzamadan önce odanın tropikal bir havası vardı. Yeni soyduğum mangoyla viski karışımı yaparken pencereden esen rüzgarın içimi gıdıklamasıyla irkilip arkadan gelen Erman toroğlu sesine kulak vermemle tüm ortamın içine etmiş bulunmaktaydım. Hayaller seyşeller gerçekler aspor..

bana mutlulugun resmini yapabilir misin abidin

ruzgara karsi iseyen adam
Güzel sanatlar okuyan herkesin, hayatında en az bir kez karşılaştığı soru. Genelde arkadaş ortamında oluşan sohbet esnasında, ortamdaki cıvık şahıs tarafından, "ehheee, ihehe" şeklinde çıkarılan şakacı seslerin ardından gelir. Ya da resim yaptığınız esnada, tualin arkasında beliren silüetlerin arasından çıkar bu söz.

Yıllar öncesinde, iki büyük sanatçı arasındaki dostluğun üzerine kurgulanan bu naif söz, günümüzün klişe denizinde bir o yana, bir bu yana savrulmaktadır.

bana mutlulugun resmini yapabilir misin abidin

fall
Abidin Dino, Nazım Hikmet Ran ve çok sevdiği eşi Vera, Paris'te bir otel odasında kalmaktadır. Nazım Hikmet, gecenin bir yarısı eline kalemini almış eşi Vera'ya “Saman Sarısı” adlı şiirini yazmaktadır. Eşi Vera çoktan uyumuştur. Nazım ve Abidin, otel odalarının penceresinden Sen ırmağını gören çatı katındaki otel odalarının pencerelerinin başında oturmuşlardır. Abidin de bir yandan bir şeyler çizmektedir. Nazım'ın şiirinin içindeki şu mısradan anlıyoruz bunu:

“Abidin uçsuz bucaksız hızın renklerini döktürüyor.”

Aynı zamanda Nazım, yakın arkadaşı olan Abidin Dino'nun yaptığı resimlere hayranlık da duymaktadır. Yine o gece yazdığı şiirin içindeki şu mısralardan bu durum fazlasıyla sezilmektedir.

“Yüz elliye altmışın meydanlığında
suda balıkları nasıl görüp suda balıkları nasıl avlayabilirsem
öyle görüp öyle avlayabilirim kıvıl kıvıl akan vakıtları tuvalinde Abidin'in”

Nazım eşine itafen yazdığı “Saman Sarısı” adlı şiirinin içinde Abidin Dino'ya çağrılarda da bulunmaktadır.

“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ?
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne de ak örtüde elmaların
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin”

Nazım'ın Dino'ya bu soruyu sorması zannedildiği üzere, ressamın sanatını ispatlama sorgulaması değildi elbet. Bu soru, gurbet hasreti çeken iki sanatçı arasındaki sıkı dostluğun getirisi olan bir diyalogun ürünüydü. Bu sorudaki amaç, fikir birlikteliğini, pekiştirme amaçlı kurulmuş soru kalıplı cümleler eşliğinde dökmekti mısralara. Esasında Nazım'ın Dino'dan bir resim beklentisi yoktu. Belki o da biliyordu yakın arkadaşının ona vereceği cevabı. Abidin Dino, Nazım Hikmet'in “Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” sorusuna resimle değil de, aynı türü kullanarak Nazım gibi şiirle karşılık vermişti. Çünkü Dino'da biliyordu Nazım'ın sorusunun cevabının olmadığını. Mutluluğun resminin tuvallere sığmayacağını... Ondandır ki Nazım'a yazdığı şiirinin son mısrasında şu sözlere yer vermişti.

“Buna da ne tual yeterdi; ne boya...”

Abidin Dino mutluluğun resmini yapmadı. Çünkü o da biliyordu ki, tek bir kare ile somutlaştırılamazdı mutluluk denen kavram. O mutluluğu sözcüklerle anlatma yolunu seçti. Yaşanmışlıklarının beraberindeki arzularının, hayallerinin içinde olduğu bir şiirle…

Mutluluğun Resmi

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna'nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler...
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tuval yeterdi;
ne boya...

Abidin Dino

-ALINTI-

abidin dino

fall
bana mutlulugun resmini yapabilir misin abidin sorusunun muhatabı ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni ve daha fazlası.

gerçek bir sanat insanı. aristokrat bir ailenin çocuğu olarak kültürlü olmak üzere doğmuş zaten. sanat tutkusu çok erken yaşlarında ağır basınca robert kolejde devam eden eğitimini bırakarak resim, karikatür ve yazı alanlarında çalışmalara başladı.
sol görüşü nedeniyle dönem dönem hor görülmüş olsa da genç yaşlarında atatürk'ün de büyük desteğini görmüştür. ünlü sovyet yönetmen Sergey Yutkeviç'in öğrencisi ve asistanı olma şansını atatürk sayesinde elde etmiştir. leningrad dönüşünde avrupaya yerleşmiş picasso dahil pekçok sanatçı ile dostluklar kurmuştur.

kıymeti pek de bilinmemiş gerçek bir sanatçı gerçek bir değerdir.

başka sevgilerde teselli bulmak

fall
ekstrem derecede karaktersizlik gerektiren arayış. aldatmaktan misli daha fazla aldatmaktır. zaten bir ilişki içinde bulunduğunuz bir durumda başka birini ilgi duymak benim de kabul edeceğim üzere aldatmaktır ve suçtur. ancak bu durumla ilgili hafifletici sebepler olabilir mahkemeye de traş olup krvatlı bir takım elbise giyip hakime de pişmanım derseniz beraat bile çıkabilir. ( bu türk adalet sistemi eleştirisi aldatmanın ahlaksızlık olduğu gerçeğini değiştimez)

başka birisinde teselli aramak ise ortada hiçbir sebep olamayacakken daha en başından birini aldatarak bir ilişkiye başlamaktır. yapmayın, yaptırmayın.

zengin itiraf

mudaran
*dikkat aşk acısı içerir*
Ah be kibarcık beni hiç sevmedin. seni o kadar çok sevdim ama bizden bir bo* olmayacağını sende biliyordun. Yaşadığın bütün acıları biliyorum ve senin bütün acılarından kurtulabilmen için bir günah keçisine ihtiyacın vardı. İlk başlarda bu günah keçisi babandı bu konuda bana ihtiyacın yoktu ama anneni kaybettikten sonra kendi yaralarıma döndüm bir ara ne kadar benziyorduk bir bilsen. Kendi kederlerimden kurtulmak için uyguladığım tüm yöntemleri biliyordun dedimki zaten beni tanıyor tekrar açıklamama gerek yok kendimi söylediğim her şeyi anlayacaktır. Hiç bir si* anlamadın. Yargıladın, yadırgadın beni sürekli yetmedi bu sana aldattın beni sonra delirttin kudurttun falan. Ben hep sustum anlamadın hiç bir şey aslında o kadar netti ki her şey görmedin benim nasıl yandığımı. Artık aradığın günah keçisi benim bunu bile isteye bu hale getirdim çünkü tek suçlu ben olursam sen çoğu konuda rahatlayacaksın , düşünmene gerek kalmayacak. Beni her gördüğünde sinir olacaksın ama o kadar olsun . Senin için senden vazgeçtim sende bir zahmet sinir ol. Yakında fark edeceksin sana yaptığım iyiliği bir çok şeyi kanıksamış olacaksın ama kesinlikle beni anlamayacaksın.

"Seni seviyorum ağlıyor musun

sevmenin her türlüsünü bulduk buluşturduk. bir araya getirdik. kendimize kattık. sana arabi'nin aşk teorisi'ni ağlatmıştım bir gün. ikincisini daha bir senmiştin. durup durup anlamalarımı da kendine mal ediyordun. mülkiyet hoş birdi. beni mülkmüştün. gene mülksene.

Ah muhsin ünlü"

düşmek

dante
İki gün önce başıma gelen fiziksel acı verici olay.
Kütüphanenin kimya raflarının arasından çıkmışım salına salına yürüyorum merdivenlere geldim bir kaç basamak indim ne olduğunu anlamadan yuvarlanmaya başladım. Ayağım döndüyse de döndüğünü hiç hissetmedim. Bir baktım merdivenlerde yuvarlanıyorum. Olayın farkına varmam bir kaç saniyemi aldı. Merdivenlerden yuvarlanırken zamandan kazandım ama şu an popom ve sol ayak bileğim çok acıyor. Bir de şişmiş sızlıyor a canım. Yeter artık ne zaman duracağım dedikten bi' üç dört saniye sonra durabildim. Neyse ki kimse yoktu da hiçbir şey olmamış gibi yoluma devam ettim. Acı içinde.

Siz siz olun benim gibi gevşek gevşek yürümeyin. Kameradan izleyen güvenlik de epey eğlenmiştir eminim ki.

anne yarısı olan teyze

leonidass
o zaman anne 2 teyzedir.
anne+baba=çocuk
anne babayla evli olduğu için;
anne=2teyze, baba=2 enişte olur.
a+b=2(t+e) olur.
a+b yerine ç yazarsak
ç=2(t+e)
ç/2= t+e olur.
ailenin 2 çocuğu varsa;
2ç/2=t+e
ç=t+e olur.
demekki teyzemiz ve eniştemiz kardeşimizdir.