confessions

rene

1. nesil Yazar - Alıştı gibi sanki

  1. toplam entry 421
  2. takipçi 6
  3. puan 4752

joan cornella

rene
Joan Cornellà Vázquez; rahatsızlık veren, absürt, mantık dışı çizimleriyle dikkat çeken 1981 doğumlu İspanyol karikatürist. Kendisini yıllar önce Facebook'da keşfetmiştim, bayılıyorum çizimlerine, insanın en gerçek en gizlediği, hayvansı, halinin absürt bir teknikle tasviri gibi hep çizimleri. Kitaplarını bulamadım Türkiye'de. son kitabı yeni çıkıyor, Everyone dies alone. bulan elinde olan paylaşmak isteyen varsa büyük iyilik yapar bana. Hadi bekliyorum, canımsınız ?


zenginsozluk.com/foto
zenginsozluk.com/foto

ekşi sözlük'te şule çet başlığına erişim engeli

rene
Gerçekten trajikomik bir karar. Haydi dava başlıkları tamam da neye dayanarak kızın bireysel isim başlığını engelleyebiliyorlar. Ve koca Ekşi sözlük bunun peşine niye düşmüyor, alınan karara itiraz etmiyor veya bir açıklama yapmıyor. Yazık gerçekten.

utanmaz herifler, bir deliğe girip sonsuza kadar orada saklanmaları gerekirken, küstahça tutuklu yargılandıkları yerden ekşide ki "şule çet" başlığı da dahil hepsini mahkeme kararıyla engelletmişler, sildirmişler. milyar dolarınız da olsa içeride bir yığın yıkığın, pisliğin, tecavüzcünün arasında hak ettiğiniz yerde çürüyeceksiniz buna alışın.



mustafa yücel özbilgin

rene
17 Mayıs 2006'da danıştay'a yapılan saldırıda hayatını kaybeden danıştay 2. daire üyesi, yargıç, hukuk şehidi. Evli ve iki çocuk babasıydı.

danıştay 5.daire başkanı salih er'in dokunaklı konuşması:

sayın başkanlarım

sayın başsavcılarım

sevgili meslektaşlarım,

değerli konuklar...

"türban" konusunda aldığı kararla, şeriatçı basının baş hedefi durumuna gelen danıştay ikinci dairesine, 17 mayıs günü yapılan silahlı saldırı, hepimizi derin bir acı ve kedere boğdu.

yaşamını yitiren değerli üyemiz mustafa yücel özbilgin ve saldırıya uğrayan mustafa birden, kamuran erbuğa, ayfer özdemir, ayla gönenç ve ahmet çobanoğlu ile beraber, o gün aynı binaya girdik. danıştay ailesi yeni bir güne başlıyordu.

cumhuriyetin yargıçları, birbirlerine günaydın deyip yerlerini aldılar. çaylarını içiyorlardı, belki siz de gördünüz. dosyaları tartışıyor, karar veriyorlardı; belki siz de gördünüz. saatlerin 09.51'i gösterdiği anda, karanlık bir adam, devletin egemenlik alanında, kurşunlarını hak ve adalete, hukukun üstünlüğüne sıkmaya başladı.

mustafalar oradaydı; kamuran, ayfer, ayla, ahmet oradaydı.

ayrılık, mustafa'nın masanın üzerinde dirseğini dayadığı yerdeydi.

sizler orada yoktunuz, ben de yoktum. danıştay saldırıya uğramıştı. ve mustafa'nın gözleri, dumanlı dağ gölleri gibi kapandı ağır ağır.

danıştay 141 yıllık bir kuruluş. dile kolay, 141 yıl

bir kurumun 141 yıl yaşayabilmesi, toplumun gereksinimlerini karşılamasıyla olanaklı. size danıştayı tanıtmama gerek yok, siz zaten o'nu tanıyorsunuz. temel hak ve özgürlüklerin korunması, savunma hakk, hak arama özgürlüğü, sosyal güvenlik hakları, memur güvencesi, eşitlik konularında verdiği kararlarla tanıyorsunuz. hukukun üstünlüğü inancının yerleşmesindeki, hukuk devletinin gelişip güçlendirilmesindeki çabaları ve katkıları sonucu toplumda kazandığı saygınlığı ile tanıyorsunuz. anayasanın ikinci maddesinde anlatımını bulunan cumhuriyetin niteliklerine sahip çıkmadaki kararlığı ile tanıyorsunuz.

neden danıştay sorusuna yanıt arıyorsunuz, yanıtı yukarıdaki belirttiğim çerçevenin içinde saklıdır.

türkiye'de türban sorunu yokken, bu konuyu kaşıya kaşıya günümüze taşıyanlar, bu saldırı karşısında bu gün de düşünmelidirler.

düşünerek yada düşünmeden edilen sözlerin, kurulan tümcelerin sonunun nereye vardığını görerek, bir kez daha düşünmelidirler.

yargı mensupları yerine ulemayı koyanlar, onlara danışarak hareket edenler, bulundukları makamın ağırlığını, sorumluluğunu duymaktan uzak olanlar, bu gün yeniden düşünmelidirler.

öte yandan, katilin geçmişi söylemleri üzerinden sonuca varmayı yeterli görenler, bilgi kirliği ve yönlendirmeler karşısında, düşünce pencerelerini biraz daha aralamalıdırlar.

mustafa'nın yitirilişi bizlere büyük bir acı verirken, diğer yandan hukukçuların kenetlenmesini sağladı. bu duygu seli öncesi pek önemsenmeyen birlik ve beraberliği yeniden tanımlanmasına ışık tuttu. bu cinayeti her koşulda kınayan hukukçuların, artık tek derdi var. karanlık noktaların aydınlatılması ve adaletin sağlanması.

bizler, adalet ve hakkaniyet dağıtan yönetsel yargı çalışanlarıyız. cumhuriyetin yargıçları ve savcılarıyız. en yüce değerlerimiz arasında yer alan adalet duygusu, vazgeçilmelerimizin önündedir. toplumda sarsılan adalet duygusunun, siyasal emeller doğrultusunda, korku salınarak yönlendirilmek, eritilmek istenen adalet duygusunun, mutlak gerçek yerini alacağına ben inanıyorum. sizler de inanın. şimdi gidip göreceğiz ki, mustafa hepimizden çok inanıyor.

dün bir düş gördüm

ülkemin başbakanı, danıştay'a sahip çıkıyor, türban kararından sonra, "bunlar bu gidişle evin içine de karışacaklar", "efendi bu senin işin değil, diyanetin işi", yasamada yürütmede bazı adımları atarız ama yargıdaki adımı bizim atmamız mümkün değil. açık konuşuyorum, danıştay'da bir çok engelle karşı karşıyayız." diyenleri hukukun üstünlüğünü tanımaya çağırıyordu.

ülkemin başbakanı, yargı kararlarına saygı duymayı herkesin içine sindirmesi gerektiğini söylüyor, "saldırganlığa zemin hazırlamamak için başbakan nasıl konuşmalı"nın dersini veriyordu.

ülkemin savcıları, insan onuruna sahip çıkıyorlar, soruşturmaların gizliliği konusunda büyük duyarlılık gösteriyorlardı. sabahın erken saatlerinde evlerin arandığı, anlatımların yandaş basına aktarıldığı, devlete yıllarca hizmet etmiş kişilerin gözaltına alınma sürecinde örselenmiş ruhların bırakıldığı, ceplerinde kalbi kırık ömürler ve tansiyon hapıyla dolaşmaların yaratıldığı dönemleri kınıyorlardı.

geleceğin türkiyesi soruşturmasının savcısı, insan onurunu güvence altına alan bütün kuralların, insan hakları kapsamında olduğunun dersini veriyordu.

dün bir düş gördüm

namusun, yalnızca kadınlarda bulunması gereken bir değer olmadığı; kadınlarımızın, genç kızlarımızın töre cinayetlerine kurban gitmediği; güldünyanın, şemsenin, nicelerinin adının soğuk mezar taşlarına yazılmadığı, pervasız esintili sabahlarda çocukların örselenmediği;

irk, renk, etnik köken, uyruk, din, cinsiyet yada cinsel yönelim ayrımının olmadığı; etnik ve kimlik baskısının yapılmadığı;

yaşı bir gecede büyütülüp idam edilen gençlerin bulunmadığı, "asmayalım da belgeyelim mi diyenlerin", devlet büyüğü muamelesi görmediği;

borsanın, doların, silah, ilaç sanayinin, emperyal güçlerin egemen olmadığı;

özelleştirme adı altında rant transflerlerinin yapılmadığı, cumhuriyetin özellikle son yıllarda elden çıkarılan kazanımlarının gerçek sahiplerine, halka döndürüldüğü,

korku tünelinden özgürlüğün aydınlığına çıkan, sorunlarını demokratik parlementer rejim içinde çözen, hukukun üstünlüğüne inanan bir türkiye gördüm.

bu düş obamanın düşü değil; bizim düşümüz. ulaşmak uzun soluklu olsa da, bu düşün gerçekleşeceğine ben inanıyorum. biliyorum ki, sizler de inanıyorsunuz.

şimdi, bu inancımızı bir kez daha paylaşmak üzere anıt kabire, mustafa kemal'e gidelim.

Katil maşa alparslan Aslan'ın mahkeme ifadeleri ;

tsk'ya er olarak giren generalliğe yükselebilecek

rene
Tüm bu değişiklikler bir yana, uzman çavuşların mağduriyetleri giderildi mi o daha önemli, uzman çavuş dediğin TSK'nın bel kemiği ara askeri gibidir, komutanın yardımcısı, eri erbaşı toparlayan adamlardır. Bu adamlar kısa süre öncesine kadar emekli olamıyordu sözleşmeli oldukları için, o durum giderildi mi ben onu merak ediyorum. Bedellinin sabitlenmesi tamamen ticari bir hamle, devlet kasasına yeni ve sürekli bir para kapısı yarattılar böylece. Eskiden olsa bu durumun duygusal, vatani yönü masaya yatırılıp tartışılırdı. Ama günümüzde hakim zihniyet bu olguları başka türlü ele alıyor artık.

ekrem imamoğlu'nun tahammülsüzlüğü açığa çıkmakta

rene
Adam seçilsin, sonra adamın seçildiği seçimi keyfi nedenlerle iptal edin, sandık kurulu ve üyeleri kamu çalışanı değil diye o sandıklara atılan oyları görmezden gelin ve tüm bu süreçte ön planda olan bu insanı yakın markaja alın, basın her hareketini haber yapsın. Adamın elinden bir şey gelemesin, seçim her şeye rağmen yenilensin, seçilmiş olan bu süreci öylece izliyor olsun. Yurttaşın tek demokratik hakkı olan oy verme hakkı dahi hiçe sayılsın. Bence bunca zaman pozitifliğini korumasına şaşırmalı. İnce falan olsaydı şimdiye çat çat ayarı vermişti ekranlarda kaç kere bunlara.

türsak

rene
Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK), sinema, televizyon, güzel sanatlar, basın, iş ve politika dünyasında tanınmış 215 üyenin katılımıyla 1991 yılında kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu.

Uluslararası Üyelikler

C.I.C.A.E (Uluslararası Sanat Sinemaları Konfederasyonu) / Cannes, Mayıs 1993.
IFFS (Uluslararası Sinema Kulüpleri Federasyonu)'na Üyelik / Berlin, Şubat 1994
Avrupa Çevre Festivalleri Birliği'ne Üyelik/ Grenoble Kasım 1997
CICT (UNESCO Sinema Televizyon Konseyi)ne Üyelik/ Paris, 1998

web sitesi : http://www.tursak.org.tr/tursak/index

tunceli tabelalarının dersim olarak değiştirilmesi

rene
Adam ne yapsın daha imajı değiştirmek için, görmek isteyen görüyordur. Ulaşımı ücretsiz yapmış, bu basit geliyor size belki ama şöyle anlatayım; Bazı il ve ilçelerde, sırf minibüsçüler kazansın diye ücretsiz otobüs servislerini dahi kaldırıyor belediyeler. Evet vatandaşa sunulan bu hizmeti başkalarına rant oluşturmak için elinden alıyor. Ulaşım büyük bir rant kapısı Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde. Hatırlarsınız keko taksiciler nasıl yakalayıp dövüyordu ubercileri istanbul da. Yaşadığım ilde ki otobüs ihalesi iktidardan birilerinin damadının bilmemnesine verilmişti mesela.

Belediyeye ait arazilerde üretim yapmış, birebir çalışmış, internetten tüm türkiye ye satışını yapıyor, gençler için atölyeler yapmış, sanatı sevdiriyor müziği sevdiriyor. Daha ne yapabilir ki bu adam. Şimdi belediyenin önündeki tabelaya tunceli yerine dersim yazdı diye tu kaka olması manasız. Sonuçta tuncelili seçmiş bu abiyi, tuncelili ne diyor bu duruma, tepkisi varsa gider belediyeye konuşur. Tunceli'li olmayanın kendisine oy vermemiş olanın bu konu üzerinden sosyalizmi veya Fatih başkanı eleştirmesini yersiz buluyorum.

huawei

rene
Google yazılım desteğini çekmiş bu markadan. Rekabetin dozu iyice arttı böylece. Bundan sonra çin ne yapar bilmiyorum. Google yazılımlarının kullanılmadığı bir telefon dünya'da ne kadar tutulur, şu an youtube da ki içerik sayısı ve çeşitliliğe alternatif olacak bir platform yok internette. Bakalım çinliler ne yapacak bu duruma.

doğum vs ölüm

rene
Ölüm garip bir şey. Bir anda gidiyorsun, siliniveriyorsun her yerden. Avengers End Game'de ki gibi toz olup savruluveriyorsun. apartmandan birisi ölmüş geçen gün aklıma takıldı. Yaşını başını almış ölen ve ağırlıklı olarak tuvalette ölen insanlar çok oldu çevremde. Geçen bunu düşündüm, neden tuvalette veya tuvalet çıkışı ölüyorlar. Acaba ölmeye yakın yaşadıkları fiziksel bir değişim, bir baskı, onları tuvalete gitmeye mi yönlendiriyor, rahatlama amacıyla tuvalete gitmeye mi yöneliyorlar. bilimsel bir açıklaması olmalı bunun.

hoşça kal oğlum

rene
İbrahim Tatlıses'in halk nezdinde ki imajı için youtube videolarına yapılan yorumlara bakmanız yeterli, onca yıllık sanat hayatına ve nadir görülen sesine rağmen, her sosyal tabakadan, her eğitim seviyesinden, her yaştan insan tarafından geçmişte yaptıkları nedeniyle eleştiriliyor ve sevilmiyor kendisi. Bu onun ismine bıraktığı miras olarak kalacak. ancak Adam kötü örnek bir insan diye yoldaşı olan cana vedasını bu pencereden eleştirmeyi doğru bulmuyorum. Ben de kedilerime çocuklarım diyorum, oğlum da derim, onlar bir süre sonra sizin ailenizin birer parçası oluyorlar, yoldaşınız oluyorlar. O nedenle ibo veya bir başkası kim böyle bir paylaşım yapsa insan duygulanır ve üzülür. Bir hayvan yoldaşınız olduğunda ve uzun yıllar birlikte yaşadığınızda, öldüğü zaman yaşadığınız acı tıpkı yakınınızdan bir insanı kaybetmişsiniz gibi ağır oluyor çünkü.

gerilla pazarlama stratejisi

rene
Jay Conrad Levinson, Guerrilla Marketing International kuruluşunun başkanı aynı zamanda gerilla pazarlama'nın babasıdır. “Guerrilla Marketing” kitabını yazan Jay'in 30 civarında da kitabı vardır. Jay gerilla pazarlamayı “bütçesi küçük hayalleri büyük girişimciler için olan yaratıcı pazarlama tekniği” olarak tanımış ve şöyle bir örnekte vermiştir:

Küçük bir mobilya mağazasının, sağında ve solunda büyük mobilya mağazaları vardır. Bu büyük mobilya mağazalarının birinde, koca bir afişte “yüzde 60 indirim” diğerinde de “yüzde 75 indirim” yazmaktadır. Küçük mağazanın buna ayıracak bütçesi yoktur. Oda ufak bir pankart yapıp girişe asar. Pankartta yazan “ana giriş kapısı” dır. İşte gerilla ruhu budur.

turk.net

rene
Geçtiğimiz yıllarda bir dönem telekom dışında telekomdan kiraladığı altyapıyı daha uyguna satmak konseptli bir çok firma türemişti. Turknet'in de böyle bir olayı vardı hala var sanırım. O yıllarda her işhanının 2.-3. katında bir "satış ofisi" açılıyordu birileri tarafından. Bu ofisler telefon numaralarını arayarak insanlara internet satmaya çalışıyordu. Bir çoğu sonradan kapandı. Çalışanlarına maaşını ödemeden kaçanlar bile oldu. Açan tipleri hatırlıyorum, köyden indim şehire haldır huldur tiplerdi. Bu adamların internet satışıyle telekomünikasyonla falan ne alakası var diye baya düşünmüştüm o zamanlar. O dönemler böyle bir kolay para sektörü mü açıldı ne olduysa artık. Kısa süre çalışmıştım bu taşeron firmalardan birisinde. Telefonla müşteriyi bağlayan kızlardan sonra kuryeler sözleşmeyi telefonda anlaşılan müşterinin evine götürüyordu. Ama kızlar o kadar çok ısrar ediyordu ki telefonda, çoğu insan baskıdan veya psikolojik olarak tam emin olmadan onay veriyordu. Kuryeler kapıya gittiğinde çoğu insan vazgeçiyordu veya biz böyle bir şey istemedik falan diyorlardı. Gerilla pazarlama stratejisi dedikleri bu işte.

fourth kind

rene
ing. dördüncü tür.

2009 Amerika yapımı Milla Jovovich, Charlotte Milchard, Elias Koteas, Corey Johnson, Will Patton, ve Mia McKenna-Bruce'nın oynadığı, Olatunde Osunsanmi'nin yönettiği belgeseli çağrıştıran bilim kurgu-gerilim filmi. Beni en çok geren filmler arasındadır. Öyle 8-9 imdb puanlı müthiş bir filmde değil ama, anlayamadığım bir şekilde atmosferi beni germişti izlediğimde.

film Uzaylılar tarafından kaçırılma konusunu işliyor. Hem film hem belgesel havasında ilerleyen filmde gerçek olduğunu iddia ettikleri video kayıtları var, başrolde Jovovich'in canlandırdığı psikolog Abigail Emily Tyler'ın hastalarıyla yaşadığı hipnoz seansları sırasında uzaylılarla bağlantılı bir şeyler keşfetmesini ve bu konunun üzerine gitmesini konu alıyor. Filmin iddiası Abigail'in gerçekten Alaska'nın olayların geçtiği o kasabasında zamanında çalışmış gerçek bir karakter olduğu yönünde. film onun seanslarını ve yaşadıklarını hem gerçek olduğunu iddia ettiği video kayıtlarıyla hem Milla'nın Abigail'i canlandırdığı kurguyla bir arada veriyor.

sirk

rene
Eskiden her sene gelirdi bu sirkler Türkiye'ye bir yerlerden hatırlıyorum. Yaşadığım şehir küçüktü ama buraya bile yılda bir iki kere sirk gelirdi. Şimdi daha az okuyorum medyada geçmişe göre. bunun nedeni ne olabilir dersen, ya sirk ile uğraşan insan sayısı azaldı günümüzde ya da insanların sirklerde gösteriye çıkarılan hayvanların eğitimleri sırasında yaşadıkları işkenceler ve kafeslerdeki hapis hayatları ile ilgili farkındalıkları arttıkça ve buna tepki koydukça kabul görmez oldular. ileride de hayvansız sirk konseptine gireceklerini düşünüyorum. Çünkü hayvanlara yapılan işkenceleri ve tutsak yaşamlarını bir kenara koyarsak Trapezcisi, ipçisi, palyaçoları, pandomimcisi vb. aktiviteleri bir arada sunan oldukça sanatsal, emek isteyen, farklı sanat dallarından performansları bir arada görebileceğiniz, eğlenceli bir görsel şov sunuyor size sirkler.

karma

rene
Karma, evrensel dengeyi temsil ediyor benim için. Geçen gün kardeşim okuduğu kitapla ilgili bir şeyler attı whatsapp dan. Kitaba göre soyunuzda geçmişte birilerine acı çektirmiş, birilerinden halk diliyle ah almış insanların ömründe yaşamadığı buhran otomatikman gelecek nesle aktarılabiliyormuş. Tabi yazar yabancı olduğu için bunu genetik falan gibi farklı konularla açıklıyor, sadece ah olayı da değil, soyunuzun geçmişinde birisi aşk acısı çekmiş mesela ömür boyu, bu tüm hayatını etkisi altına almış ve ona yerleşmişse, bu durum aktarılabiliyormuş ve sende böyle sürekli bir acılanma, sürekli bir mutsuzluk haliyle ömrünü yaşıyormuşsun. Bundan sadece o kişiyi ve olayı öğrenip farkındalık kazanarak kurtuluyormuşsun. bizim memlekette sık yaptıkları küçük çocuklar için tıpkı ona benziyor tıpkı buna benziyor huyları, tavırları, yüzü dedikleri eski akrabalara bakmak lazımmış, Ve çocuğunuza hiç bir şekilde "aa aynı X dedesi, aynı Y amcası" gibi benzetmeler yapmamak lazımmış, bu tarz benzetmeler çocukta geçmişten genetik olarak devraldığı travmayı aktifleştirebiliyormuş.

bunu karmaya niye yazıyorum çünkü bu konu bana tam olarak karma ile ilgili geldi onunla bağdaştırdım. Başka bir örnek vereyim, örneğin ailenin geçmişinde birisi varlıklı bir adam ve sürekli çalışana ızdırap olmuş, insanlar bıkmış usanmış bu adamdan, küfürler edip, beddualar okuyorlar adama diyelim. Örneğin. İşte bu adamın gelecek soyunda birilerinde "default" olarak varlık düşmanlığı geliyormuş mesela. Bu çocuk uzun süre bir işte çalışamıyormuş, çalışırsa mutlaka işverenle papaz oluyormuş, en ufak bir baskı görsün veya başka çalışanın baskıya maruz kaldığını farketsin atlıyormuş ortaya hemen müdafa etmek için. Ve bu çocuğun hiç bir siyasi, örgütlü veya yaşamsal bir nedeni yok bunu yaparken. Yani bu normal bir çocuk olarak orta halli bir ailede büyüyüp, bir meslek sahibi olup çalışma peşinde normalde. ama bir şekilde Geçmiş nesillerde o adamın aldığı negatif yük bu çocuğa aktarılmış ve böyle ortaya çıkmış.

Neyse böyle anlatınca karmaşık oldu. Kitabı okuyun en iyisi.

kanal tedavisi

rene
Tam olarak çürümemiş kısmen çürümüş ve kurtarılabilecek olan dişe yapılan uygulama. Çekmek yerine bunu yapmak her zaman daha mantıklı oluyor, daha uzun süren bir süreç ve maddi olarak daha pahalı ama en azından kendi orijinal dişinizden olmuyorsunuz. İltihap varsa önce antibiyotik ile o bölgedeki iltihabı temizliyorsunuz, iltihap olduğu sürece müdahale etmiyor dişçiler genellikle çünkü uyuşturucu etkili olmuyormuş ve iltihap varken operasyon yapılmazmış (öyle dediler)

Hiç unutmam 10 sene falan öncesi sanırım. çalışmadığım bir dönem, para yok aktif sigorta da yok. Çiğnediğimiz en arkadaki dişlerimden birisi deli gibi ağrımaya başladı, duramıyorum acısından. sigorta da olmadığı için özel bir muayenehaneye gitmiştim, baktı çekti kanal tedavisi ile kurtarabiliriz bunu dedi. Ne kadar tutar ne kadar sürer falan derken güzel bir para çıktı o zaman için tam hatırlamıyorum. Çekersen ne kadar olur dedim söyledi. Bende çek o zaman diyerek hayatımın hatasını yaptım. Güzelim dişi kütür kütür, asıla asıla, zorlaya zorlaya, üç parça halinde çıkardı ağzımdan kız. İşte bu kadar umursamaz, asi, sonrasını düşünmeyen bir adamdın ben canım. 25 yaşında insan çiğnediği dişi kurtulabilecekken çektirir mi yahu, bu nasıl bir kafa. Ne yapacaksın 30 una geldiğinde porselen mi dizeceksin ağzına, sanki koçun torunu. Şimdi 80'lik dedeler gibi tek taraftan çiğniyorum yemekleri. Hale bak ya.

Kısacası, doktor kanal tedavisi ile kurtarırız diyorsa mutlaka onu yaptırın, en iyi diş kendi dişinizdir.

ropdöşambır

rene
Rahmetli dedemden hatıraydı ropdöşambır. Hani ölünün ardından hatıra bir şeyler alırsınız onu hatırlatan, işte rahmetli perimde bana onu vermişti, bir de saatini vermişti dedemin. Saat kayboldu gitti benim hiperaktif hızlı hayatıma dayanamadı. Ama ropdöşambr benimle ev ev gezdi. hiç giyilmedi ama bir çok gardrop gördü. En son eski eşimin ve benim eski evimin dolabında kaldı artık, çok gezdim burası iyi diye mi düşündü ne yaptıysa.

Geçenlerde, bir kaç seneden sonra whatsapp'dan görüştüğümüzde söyledi, hala duruyor gardıropta o ropdöşambr diye. Dedim sende dursun, ben onu bir yerlerde bırakırım, kaybederim orada daha güvende dedim. Dedemin hatırasını eski eşime emanet ettim yani bir nevi.
2 /