confessions

rene

1. nesil Yazar - Tatlı

  1. toplam entry 266
  2. takipçi 5
  3. puan 3071

julian assange

turuncu gemi
yüz yılımızın en delikanlı güzel abilerindendir. korkusuzca açıkladığı belgegelerle dünya'yı yerinden oynatmıştır.haddi zaatında halkların, devletlerinin işlediği günahları bildiği ''sırlar'' vardı belgelerde. bunların bilinmesiyle, halkların iktidarları yerle bir etmek umudunu elbette taşımıştır yakışıklı abimiz fakat çok fazla da hayal kırıklığı yaşadığını sanmıyorum sonrasında. nazarı itibarımda, halkların burnunun direğinin ne kadar sağlam ve soyulduklarından çok da umursamadıklarının utanmazlığının da delili olmuştur bu belgeler. özellikle abd halkının, devletlerinin umarsızca yüzler yüzler cinayet işlediğinin belgelerini görüp de kılını kıpırdatmaması bu yüz yıla çalınan kara bir leke olmuştur. bu pislik bizim yaşadığımız çağa özgü bir pisliktir. 60'lı, 70'li yıllarda bu kadar pislik ortaya saçılsa mutlaka devrim olmuştu. çağımız insanının kahir ekserisinin insanın onuru için dünyaya gelip yaşadığı hakkında kanaatleri yok. başkasının derdini dert edinmeden bi haberler.

assange'nin kaderi şimdi dünyanın en büyük ikinci mafya örgütünün elinde. keşke çok sevdiği halkların elinde diyebilseydik. lakin bruno'da yakılırken yalnızdı. halk onu belki de en çok da cesaretle hakikate işaret ettiği için hatta hiç de mecaz kullanmayarak söyleyebilirim ki, başlarına icat çıkardığı için lanetliyordu. fakat adı tarihe altın harflerle geçmiştir.

ölüm kararını bruno'ya bildiren yargıç, ondan şu cevabı almıştır:
"ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz"

"ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."

julian assange, çağdaşı olmaktan gurur duyduğum insandır.

sena şener

blackandwhitememories
Türk müzisyen.

1998 doğumlu bu genç arkadaşımız oldukça sadık bir kitleye sahip. Sesi inanılmaz, özellikle ülke dışında olsaydı nasıl parlardı diye çok fazla yorumla betimleniyor. Yani yine acaba bizdeyken harcanıyor mu diye düşünülenlerden biri.

evrencan gündüz ile birlikte söylediği 'back to black' şarkısıyla tanıdım. Aslında benim için rastgele kazanılmış değerli sesleden biri diye de konuyu bitireyim.

hubris sendromu

olacak o kadar
gücü elinde tutan kişi ya da topluluğun kendine aşırı güven duyması, kendi gibi olmayanı, düşünmeyeni de küçümseme duygusu. bi' nevi güç zehirlenmesi zira kelime kökeniyle Hubris, antik Yunan'da kibir manasına gelir.
hoş, madde madde açıklayacağım ama geçim ve gelecek kaygısı had safhada olan güzel memleketimin güzel çocukları bu konuya zaten fazlasıyla hakim.
copy-paste
-kendisinden üçüncü tekil şahıs zamiriyle ya da “biz” diye söz etmek.
-kendisiyle ulusu ya da kurumu özdeşleştirmek, kendi bakışı ve çıkarlarıyla ulusun/ kurumunkini özdeşleştirmek.
-bulunduğu makamda güç gösterisinde bulunmanın ve zaferler kazanmanın çok önemli olduğunu düşünmek.
-hakkındaki algıyı iyileştirmek için kendisini hep iyi gösterecek durumlarda bulunmaya eğilim, kötü gösterecek durum ve yerlerden kaçınma.
-imaj ve görünümle ilgili orantısız kaygı.
-basit eylemlerinden bile imkânsızı başarmış edasıyla ve abartarak bahsetmek, yüceltilmeye ihtiyaç duyma.
-kendi yargılarına aşırı güven, aynı zamanda başkalarının öneri ve eleştirilerini küçümsemek.
-her şeyi kişisel olarak başarabileceğine dair mutlak inanç.
-çevresindeki insanlara ya da halka değil, tarih ve tanrı'ya hesap vereceği inancı.
-tanrı ve tarih karşısında haklı bulunacağına dair sarsılmaz inanç.
-sıklıkla artan bir yalnızlaşmanın eşlik ettiği gerçeklik duygusunun kaybı.
-huzursuzluk, acelecilik, düşünmeden kararlar alma
-kibirli tarzından dolayı rasyonel kararlar alamama ve dolayısıyla başarısızlık.

akp'nin seçimde usulsüzlük yalanı

frante
ne olursak olalım nasıl biri olmamamız gerektiğini tekrar hatırlatan yalan zinciridir. tüm gazeteleri, tüm sahte ve gerçek hesapları, tüm televizyonlarıyla yalan söylüyorlar. hiç de rahatsız değiller bu durumdan. dün gece saatlerce sessiz kaldıktan sonra ekrem imamoğlu'nun kazandığı kesinleştikten sonra bir süre daha düşünüp kısıtlı iq'larıyla böyle bir yola başvurmaya başladılar.

şurada daha net anlatım var:

https://eksisozluk.com/entry/88419982

dünya tarihi çok fazla vahşi, cani, ahlaksız topluluk görmüştür. bundan sonra da illa ki görecektir. bosna'da, ırak'ta, filistin'de, vietnam'da, çin'de, polonya'da vs vs. dünya çok katliam gördü, çok insanın bir hiç uğruna organize ve seri şekilde öldürülüşünü izledi. bunu yapanların bir ideolojisi, bir amacı vardı. bu amaç uğruna milyonları gözlerini kırpmadan öldürdüler.

şükür ki türkiye'de -henüz- böyle cani bir topluluk yok.

ama inanın bana şu son 24 saatte yaşananlardan sonra -akp istanbul ve ankara'yı kaybetse bile- insanın midesi bulanıyor. biraz rahatsızdım bugün. burnum tıkanmış, başım ağrıyor, kafamı kaldıramıyorum. geldim eve ahaber'i açtım. izlerken iyileştim. çünkü dedim ki "ulan frante azcık hasta oldun diye sızlanıyorsun. ya bunlar gibi haysiyetini şerefini üç kuruşa satsaydın? o zaman ne yapacaktın ha benim güzel yavrum? mesela baban seni böyle görse kalp krizinden ölmesi mi daha iyi olurdu yoksa yüzüne tüküre tüküre kahrından ölmesi mi?" ve bu düşünce beni iyileştirdi. ahaber'e teşekkür ederim.

küstüğüm, kızdığım arkadaşlarımın da aslında iyi insanlar olduklarını sayelerinde hatırladım. gerçekten teşekkür ederim size akp ve yandaşları. farkında olmadan ve ilk kez iyi bir şeye vesile oldunuz.

smooth criminal

turuncu gemi
güne, rahmetli michael jackson dostumuzun, dans nedir, koreografi ne işe yarar diye ders verdiği bir versyonunu bırakıyorum;
dinlerken insan poposuna hakim olamıyor baştan uyarayım.

özledik reis, dinime imanıma çok çok özledik seni...

ad hominem

indolentexistence
yazalım. hazır açılmış içi boş iken.
rasyonel bütünlüğü bırakıp, savı söyleyen kişiye yönelik itibarsızlaştırma safsatası. Seeennnn!diye başlayan! aslında öyle başlamıyo mu seeennn! daha az entelektüel belirtisi gösterir. mesela burada başıma geldi sanırım. ''çekil başımdan ayten, emineciğim gibi! :))) şaka şaka

sinemada mesela vardır bu, çatışmalar kurulurken entelektüel anlamda olabilecek en düşük çatışma türü. kişiyle toplum kişiyle gelenekler arası gibi ruhsal çatışmalar.

çeşitlerine girem mi bilemedim.

purple lamborghini

peho
skrillex ve rick ross'un birlikteliğinden ortaya çıkan şarkıdır. klipte jared leto'ya bolca yer verilmiştir.

bu klibin koca suicide squad filminden çok daha kaliteli olması hayatımda gördüğüm en tuhaf olaylardan biri.
bir film düşünün ki film için yapılan şarkılar ve klipler filmden daha kaliteli.

söyleyeceklerim bu kadar, suicide squad hayal kırıklığımı hâlâ atlatabilmiş değilim.

yıldırım demirören'in bahis ihalesini alması

miyesmikcih
bir acayip ülke. nba'da doping suçundan ebedi boykot alan sporcudan cumhurbaşkanı danışmanı ve basketbol federasyonu başkanı oluyorsa, tüpçü türk futbolu'nun canına okuyorsa, amerikan bahis bahis şirketiyle ortaklığı yadırganmamalı.
burası türkiye sultanlığı. hırsızların haramilerin saltanatı hüküm sürüyor bu coğrafyada.

çıplak vatandaş

cisi gelen sanat tarihcisi
şener şen'in başrolde olduğu 1985 yapımı bu harika filmin, öyle müthiş bir müziği bulunur ki, bunu anlatmaya gerçekten kelimeler yeter mi bilmiyorum.

abarttığımı düşüneceksiniz lakin ne hans zimmer, ne de vince dicola dinlerken bu kadar ürperiyorum ben, youtube yorumlarından birinde yazıldığı gibi, yemin ediyorum intihar müziği bu!



ellerine sağlık melih kibar.

ayrıca, bu da olmuş sanki