confessions

ihtiras limani

1. nesil Yazar - Harikulade

  1. toplam entry 121
  2. takipçi 27
  3. puan 18241

ben bu yazıyı sana yazdım

cisi gelen sanat tarihcisi
çok güzelsin, mavi gözlerine bakarken, kıbrıs doğumlu olduğun aklıma geliyor ve ister istemez gülümsüyorum.
sen afrodit'sin ve seni zamanında ne kadar rahatsız eden satir varsa, bir zamanlar hayatında olan fanilerin onları uzaklaştırma çabalarının boşa gittiğini görmen bile, benim o satirleri tek tek yok etmem sayesinde farklı olduğumu anlatmış oluyor sana.

bazen bana birilerini gösteriyor, "kesin sen bununla olurdun, bu kadın çok bilgili" diyorsun ya, savaş başlığımı bir tek senin için taktığımdan habersizsin aslında.

bazen, seninle birlikteyken, yaramaz kızına bakıcılık eden baba, bazen de tanrıya sırt çeviren düşen meleklere eşlik eden karanlık bir ruh olarak görüyorum kendimi.

biliyor musun, seninleyken tüm olympos'u mahveden ares gibi hissediyorum... seninleyken herkese sırt çeviriyor olmak beni rahatsız etmiyor, aksine. seninle ruhumun yükseldiğini hissediyorum.

sen afrodit'sin, ben ares'im. ve biz birlikte çok güzeliz.

ben bu yazıyı sana yazdım

azrailin regl donemi
ben bu yazıyı sana yazdım ama sen hiç okuyamayacaksın biliyorum. zaten okuma da okursan benim için çok önemli olduğunu anlayıp geri döneceksin. dönme de zaten. her geri dönüş gidişleri daha kötü yapıyor.

ankara ya geldiğin günü ve sana ankara yı gezdirişimi hatırladım. ne de güzel geçmişti o kış. ankara güzeldi ama seninleyken kardeşim kadar yakınımdayken güzeldi. şimdi ise ankara benim için..

Ankara'da şimdi bir kış günü. kış ama bahar gibi havalar. görüyorsun ya kışlar bile eskisi gibi tat vermiyor.

o yüzden gelsen de eski tadı alamayız. keşke o aldığımız tadı sıradanlaşmış ve heyecanı tükenmiş olarak görmeseydin. farkındalığı o kadar da anlattım oysaki.

taşa konuştum çiçek açtı. kuşlara anlattım dile geldiler ulan. bir sana anlatamadım kendimi.

beyin nakli mümkün olduğu gün kendimi feda edeceğim naklin için. benim gibi düşünebildiğinde ölmek isteyeceksin.

unicorn

warmhole
masum ve saf olduğuna , kanını içene ölümsüzlük getireceğine fakat öldürmenin de lanet getireceğine inanılan, tek boynuzlu at şeklinde tasvir edilen mitolojik hayvan.

kol düğmeleri

mars yolcusu
"O aslında geçici bir heves değil, sen yokken bile varmışsın gibi hayatı devam ettirebilmekmiş.
Cesaret senin gibi yüreklerde gizliymiş.
"Hayatınızın sonuna kadar yaşamadıkça, talihinizden şikayet etmeyin" demiş Çehov.
Bunu sen öğrettin bana.
Unutturmadın.
Ne uzaklıklar engelmiş ne de bir başkası var olanı değiştirebilirmiş.
Kol düğmesi farklı kolda aynı amaçla birleşmeyi bekleyen.
Ve bir gün o da olur denen hiçbir şey aslında avuntu değil gerçeğin ta kendisiymiş.
Bizim gibi der şarkı..yarım kalmışlar için..
Biz kalabilenler için yazılmış.."
(Alıntı)

Kol düğmeleri, bir barış Manço şarkısıdır.


radura işareti

fiorabella
iyonize radrasyon verilerek raf ömrü uzatılan gida paketlerinin üzerindeki işarettir.
yiyeceklere X ışınları, gama ışınları ve hızlandırılmış elektron ışınları verilir. genellikle yüksek dozda radyasyon içeren gama ışınları daha çok kullanılır.

böceklenmesin diye hububatlar, filizlenmesin diye patates, soğan, yumrulu meyve ve sebzeler, kabuklu yemişler ve yağlı tohumlar, baharatlar, ıhlamur gibi kurutulmuş otlar, tavuk, kırmızı et, çiğ balık, deniz ürünleri de parazit açısından bu işleme tabi tutulur.

bu yöntem ülkemizde 1994yılı itibari ile kullanılmaya başlamıştır. ışnlama işlemi ülkemizde iki tesiste yapılıyor. biri Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK) Sarayköy yerleşkesindeki tesisi, diğeri ise özel sektöre ait Co 60 kaynaklı bir gama ışınlama tesisidir.

ürün alırken paket üzarindeki armadan ışınlanıp ışınlanmadığını kontrol edebilirsiniz. kişisel olarak bu ürünlerden almamaya dikkat ediyorum.



fuhsabad koftecisi

ontolojik sancilarimin merhemi
Kalitesiz bir troll. Entrylerine denk gelince o lakayt dili geriyor beni. Sözlüğe değer katan sevdiğim bir yazarı markajına almış ve neredeyse bütün girilerinde ondan bahsediyor. Yönetimin bir karar vermesi gerek; biri troll diğeri “yazar.” Kutsal amacı; ille de bilgi olan bir yerde kimin dışarıda olması gerekiyor ? Ayrım yapılmalı. Yahut uyarılmalı.

jean-jacques rousseau

ontolojik sancilarimin merhemi
Eserlerini yazması için küçük bir köşk hibe edilen yazar. Benim için ortalıkta kalmış bir yazardan fazlası değildir. Çünkü kendisi bir çatı katında sığıntıyken, evin sahibi kadını hamile bırakmış, çocuk sahibi olmuş ve çocuklarını da kimsesizler yurduna bırakmıştır. Onun döneminde diğer yazar ve şairler sefaletten, fareler arasında bir parça ekmek bulabilmek için yaşayıp, yazarken kendisi sefa sürmüştür.

victor hugo

ontolojik sancilarimin merhemi
Eşi benzeri olmayan dirimsel bir güce sahip yazar. Bu olağanüstü yazar 60 yıl boyunca sabah saat beşten, öğleye dek masa başında yazmış. Durup dinlenmeden, dilin bütün bağlaşımlarını kullanarak, o kışkırtıcı dili elde etmiş. Yazarken öğrenmeden geri kalmamış. Kendi öz yetkinliğine ulaşması, kişisel alanını koruması ve özgül bir tutum belirlemek için 60 yıl vermiş. Dile kolay.. bizimki de yazmak işte; üretme ve sayısız deneyden geçmeden öylece akıtıyoruz.

kuantum zeno etkisi

warmhole
atom altı ölçekte nesnelerin gözlemden etkilenerek gözlem yapılan sistemde değişimin durması olayıdır. kuantum teorisinin öngörülerinden biridir. seyredilen çaydanlık hiç kaynamaz durumu. ayrıca doctor who izleyenler bilir ağlayan meleklerin olayı da budur.

aşk

moviebird
Şu devirde var mı yok mu diye tartıştığım bir mevzu aşk... Aşkın yerine para geçti. Para uğuna aşk yaşıyoruz diyorlar. Menfaat ise başlı başına bir sorun...
Peki ya ego?
Bakın ne anlatacağım. Babamın bir arkadaşı öldü kısa zaman önce neden mi? Stresten... Karısının terfi edişine ve başarısına tahammül edemedi ve mezarı boyladı.
Böyle bir dünyada aşk olur mu? Siz cevap verin...
İlişkiler vıcık vıcık olmuş. Değerlerimizi yitirdik, yitirmeyenler arada kafayı yiyorlar.
Ne olacak bu işin sonu dostlar?

en iyi türk ölü türk'tür

fiorabella
eski yunan dışişleri bakanı Teodoros Pangalos'un Skai radyosuna radyosuna verdiği beyanatın faşist söylemidir.
tanıdığı tüm türkler kötüymüş. hiç iyi türk tanımamış mış mış. o değil de ben bunlar gibi cırlak millet görmedim. kemençe bizim, baklava bizim, hacivat - karagöz bizim "omo torklor bonloro çoldo" minvalinde uluslararası platformlarda sızlanırlar, o yetmez pontus, bizans davaları güderler. bazıları ise türklere laf atmazsa ölecek hastalığına tutulmuştur.
kaynak

zika virüsü

fiorabella
Aedes aegypti cinsi sivrisineklerin bulaştırdığı Flavivirus grubundan bir RNA Virüsüdür.
İlk olarak 1947 yılında Uganda'da Zika Ormanı'nda bir Rhesus maymununda keşfedilen virüs 1054 yılında nijerya'da insanlarda bulunmaya başlamıştır. ateş, başağrısı, kızarık gözler, döküntü, kas ağrıları ve eklem ağrıları gibi belirtiler gösteriyor.
özellikle hamile kadınları etkiliyor. zika virüsü düşüklere, erken bebek ölümlerine ve Mikrosefali (küçük kafa) sendromlu bebeklerin doğmasına sebep oluyor.

virüs cinsel ilşki ile de bulaşıyor. zia virüsü taşıyan sivrisinekler özellikle türkiyenin kuzeydoğusundaki illerde bulunuyor. türkiye'de sağlık bakanlığına rapor edilmiş 4 vaka var. bu kişilerin virüsü tatil için gittikleri küba'dan taşıdıkları anlaşılmış.

önleyici bir aşısı ve tedavisi yok. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'ne bağlı Sağlık Tehditleri Erken Uyarı ve Cevap Dairesi Başkanlığı'nın raporuna göre ülkemizde 7 yıl içinde bir salgın bekleniyor.

bitmek bilmeyen 14 şubat geyiği

sos
aynı güne indirgenmesinin avantajları var...

nispetizm sendromunun yaşandığı bu devirde sude sevgilisinin aldığı pahalı pırlantanın fotoğrafını instagram'a koyar. yine aynı sendromdan hasta olan arkadaşı tuğçe de bunu görür. tuğçe'nin sevgilisi pahada hafif bir şey almıştır.

ve olaylar gelişir...

carmen

fiorabella
fransız yazar Prosper Merimee'nin hikayesinden uyarlanan operadır. opera metni halinde sözlerini Henri Meilhac ve Ludovic Halevy düzenlemiştir. fransız bestesi Georges Bizet tarafından sözleri notayla buluşmuştur.
il kez 3 Mart 1875'te Paris'te Opera Comique sahnesinde izleyicilere sunulduğunda beğenilmemiştir. oynanan eser büyük bir başarısızlığa uğradı. besteci bizzet aynı yıl ölünce eser tanındı ve tüm dünya sahnelerinde başarıya ulaştı.
opera dört perdeliktir. Don Jose adlı bir muhafız çavuşunun Carmen adında bir çingene kızına olan ve sonu cinayetle biten aşkını anlatır.

bir yazı

ontolojik sancilarimin merhemi
kılıcı sağ elinden bırakıp toprağıma sapladığı gün sabaha ermiş gökyüzü yıldızlarla bezeli giysisini çıkardı. Göğsümde gecenin sesizliği. Leş kargaları dağların tepesinden uçurumların dibine düştü. Bugün vadinin tepesinde yanan bir kıvılcımız artık. Dün öyleydik bugün “biziz”.

Dün gecenin sessizliği ve ötekilerin tehditleri arasında zaman geçti. Bir adım ilerledi. Derin bir uykunun ardından uyanan; Sonsuz yaşama mahkum iki ölümsüz ruh. Yeri ve göğü birbirine bağlayan ceiba evimiz olacak şimdi artık. Birbiri içinde eriyip, kabuğun dışına akarak yukarı doğru süzülen bir martı gibi gökyüzüne dönüşeceğiz. Asgard'a vardığımızda yggdra sil'in köklerinin altında nar şarabı içeceğiz. Artık Savaşmak zorunda değilsin. Kaybetme olasılığı yokken kazanmayı niye isteyesinki ?

Biz varız şimdi işte
Biz senle
seni benden, beni senden başka kimse
“biz” kılamaz çünkü.

kısa öykü denemeleri

ontolojik sancilarimin merhemi
Sislerle sarılı görüntüler yerini sabah ışığına bırakmış, Aydınlık düşleri dağıttığı, kentin üstüne altın giysisini yaymıştı. Berrak göğe baktı. Gökyüzüyle deniz arasına asılı buluttan bir tahta oturdu

Birbirine dolanmış yılanların eteğini yaladığı ölümlülerin mezarlığında çiçek toplayan prosperina'yı bulmak belki mümkün olurdu diye iç geçirdi..


Kılık değiştirip kederli karısı penolope'nin önünde yarı çömelmiş bir odysseus'un heykeline gözü ilişti. Ruhların ilahiler okuduğu, aşk şarabıyla yıkanmış çağların içinden geçti. Eski ve gri gökyüzü iç çekip son nefesini verdi. Zayıf ışıkları solmuş, vadilerin ve sel yataklarının üstüne karanlık çöktü. Derin bir uykunun ardından uyanan, gücü yerini bulmuş dev gibi kalktı sislerin içinden..

çayı şekersiz içmek

sos
3-4 senedir gerçekleştirdiğim eylem. kahveyi (her türlüsü) de şekersiz içiyorum. hemen hemen her şeyi hatta her şeyi şekersiz içiyorum. uzun zamandır bir bardağı karıştırdığımı hatırlamıyorum.